Kök
فعل
Kur'an'da 108 yerde, 102 ayette geçer.
Önerilen okuma
Kur'an içi çıkarımKısaca
Düşün: Biri “yap” diyor, sen kalkıp o işi gerçekten yapıyorsun. Bu kök, istek ya da emirle başlayan şeyi dış dünyada gerçeğe çevirmeyi anlatır. Allah için kesin gerçekleşmeyi, insan ve melek için emredileni yerine getirmeyi ve uyarılardaki “yaparsanız/yapmazsanız” tonunu taşır.
Türkçedeki izi
- fiil
- Fiil, yapılan iş demek; kökteki yap- anlamını taşır.
- fail
- Fail, işi yapan kişi demek; aynı kökten gelir.
- faaliyet
- Faaliyet, yapılan işler ve hareketler demek; kökle bağlantılıdır.
Tanıdık kelimelerle kıyas
bu kökileعثو()
Fiil kökü nötr bir “yapmak”tır. Evw ise yaygın, ölçüsüz bozgunculuk üretmeyi anlatır. Kısacası fiil nötrdür, Evw kötüyü anlatır.
bu kökileعمل(amel, amele, ameliyat)
Amel daha çok kişinin sürekli işi ve pratiğidir. Fiil tek, belirli bir işi vurgular. Kısacası amel alışkanlık, fiil tek olaydır.
bu kökileصنع(sanat, sanayi, suni)
Sana‘ usta işi, özenli yapımı anlatır. Fiil genel “yapmak”tır. Kısacası sana‘ işçilik, fiil ise gerçekleşme demektir.
Müfessir diliyle
İradeyi dış dünyada vuku bulan bir eyleme çevirip sonucu ortaya çıkarmak.
Kök, emre yahut dileğe bağlı bir tasarrufu sahaya indirip etkisini doğurtmayı anlatır. Allah için “يفعل ما يشاء/فعال لما يريد” ifadeleri iradenin şaşmaz icrasını, “أمر مفعول” ise hükmün gerçekleşmiş/kaçınılmaz oluşunu bildirir (3:40; 11:107; 22:14; 22:18; 4:47; 8:42; 17:5; 33:37). Melek ve insan bağlamında, emredileni uygulamak ve sözü eyleme dönüştürmek öne çıkar (2:68; 16:50; 37:102; 61:2; 26:226).
Somuttan soyuta
Musa’ya atfedilen tekil iş gibi somut bir hareketsellikten (26:19-20; 21:62), kozmik kudretin icrasına ve kesinleşmiş ilahî hükme uzanır (21:104; 4:47; 8:42; 17:5).
Kardeş köklerden farkı
عثوile farkı
‘Evw’ yeryüzünde ölçüsüz, yaygın bozgunculuk üretmeyi anlatır; eylemin niteliği fesatla kayıtlıdır (7:74; 11:85). ‘فعل’ ise nötr bir icra terimidir; olumlu, olumsuz ve ilahî tasarrufları da kapsar (77:18; 2:85).
عملile farkı
‘Amal’ daha çok kişinin meslek edinilmiş/nisbet edilen işlerini ve sonuç doğuran pratiğini gösterir (2:139; 2:140). ‘فعل’ ise belirli bir icrayı, tekil bir hareketin vukuunu vurgular; aynı ayette ‘من يفعل ذلك’ ifadesi tek fiili işaret eder (2:85).
صنعile farkı
‘Sana‘’ usta işi kurgu/imal ve maharetli üretimi belirtir; ‘صنع الله’ ve ‘ما صنعوا’ böyle bir işçilik tonundadır (27:88; 20:69; 18:104). ‘فعل’ ise genel icrayı, emrin/iradenin gerçekleşmesini bildirir (16:50; 3:40).
Anlam alanları · 5
İlahî icraat ve kesinleşmiş hüküm
Allah’ın iradesini şaşmadan icra etmesi ve hükmün gerçekleşmiş sayılması vurgulanır.
Emre bağlı uygulama
Emredileni yerine getirmek, yetkili bir buyrukla icra etmek.
İnsan fiili ve sorumluluk/kayıt
Kişinin yaptığı tekil işler, bunların ahlâkî yükü ve kaydı.
Uyarı ve şart cümlelerinde icra
Şartlı tehdit ve ikazlarda, bir eylemin gerçekleşmesi/gerçekleşmemesi.
Niyet ve icra azmi
Eyleme dönük kararlılık veya plan beyanı.
Biçimlerin kullanımı
- فَعَلَ
- Belirli bir iradenin/planın fiilen icrası; olumlu-olumsuz bütün eylemler için.
- فَاعِل
- İcracı/eyleyici; eyleme niyetli veya onu üstlenen özne (18:23; 12:61).
- مَفْعُول
- İcra edilmiş, infazı/gerçekleşmesi kesinleşmiş; özellikle ‘أمر مفعول’.
- فَعَّال
- Sürekli ve üstün icracı; yalnız Allah için (11:107; 85:16).
- فِعْل
- Eylemin kendisi; hayırların icrası (21:73).
- فَعْلَت
- Tek, belirgin iş/olay; tekil vaka (26:19-20).
Güven: Güçlü · incelenen 61 ayetin 31'i açıklandı (%51) · toplam 102 ayetten dengeli örnek
Kök çok sayıda bağlam ve biçimde geçiyor; ilahî, beşerî ve nahivsel kullanımlar birlikte çekirdeği berraklaştırıyor.
Açık soru: ‘فعل’ ile ‘عمل’ yer yer örtüşür; bazı ayetlerde nüans, bağlamdan ihtiyatla çıkarılabilir.
Bu okuma Arapça metinden ve kökün geçtiği ayetlerden çıkarıldı; meal yalnızca yardımcı olarak kullanıldı. Ayete dayanmayan iddialar otomatik silindi. Ayetlere tıklayıp kendin tart.
Yoldaş kökler
Aynı ayetlerde bu kökle en sık birlikte geçenler. Bu bir istatistiktir, eş anlam iddiası değildir — farkı ders ortaya koyar.
Aldığı yüzler · 42
Aynı üç harf, bu kadar farklı kelime veriyor. Anlam ailesi burada görünür — sözlük anlamıdır, hüküm değildir.
Geçtiği ayetler · ilk 30
- 2:24Yok yapamadıysanız, ki hiçbir zaman yapamayacaksınız, o halde yakıtı insanlar ve taşlar olan, inkârcılar için hazırlanmış ateşten sakınınتَفعَلُواْ
- 2:68Onlar, "Bizim için Rabbine dua et, her ne ise onu bize açıklasın." dediler. Musa, "Rabbim buyuruyor ki, o ne pek yaşlı, ne de pek taze, ikisi arası dinç bir sığırdır, haydi emrolunduğunuz işi yapınız." dediفَٱفعَلُواْ
- 2:71Musa, "Rabbim buyuruyor ki o, ne çifte koşulup tarla süren, ne de ekin sulayan, ne de salma gezen ve hiç alacası olmayan bir sığırdır". Onlar da: "İşte tam şimdi gerçeği ortaya koydun." dediler. Nihayet onu bulup boğazladılar. Az kaldı yapmayacaklardıيَفعَلُونَ
- 2:85Sonra sizler öyle kimselersiniz ki, kendilerinizi öldürüyorsunuz ve sizden olan bir grubu diyarlarından çıkarıyorsunuz, onlar aleyhinde kötülük ve düşmanlık güdüyor ve bu konuda birleşip birbirinize arka çıkıyorsunuz, şayet size esir olarak gelirlerse fidyeleşmeye kalkıyorsunuz. Halbuki yurtlarından çıkarılmaları size haram kılınmış idi. Yoksa siz kitabın bir kısmına inanıp bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz? Şu halde içinizden böyle yapanlar, netice olarak dünya hayatında perişanlıktan başka ne kazanırlar, kıyamet gününde de en şiddetli azaba uğratılırlar. Allah, yaptıklarınızdan gafil değildirيَفعَلُ
- 2:197Hac, bilinen aylardadır. Her kim o aylarda hacca başlayıp kendisine farz ederse; artık hacda kadına yaklaşmak, günah işlemek ve kavga etmek yoktur. Siz hayırdan ne işlerseniz, Allah onu bilir. Kendinize azık edinin. Şüphesiz ki azıkların en hayırlısı Allah korkusudur. Ey akıl sahipleri! Benden korkunتَفعَلُواْ
- 2:215Ey Muhammed! Sana nereye infak edeceklerini soruyorlar. De ki: Hayır olarak verdiğiniz nafaka, ana baba, yakınlar, öksüzler, yoksullar ve yolda kalmışlar içindir. Hayır olarak daha ne yaparsanız herhalde Allah onu bilirتَفعَلُواْ
- 2:231Kadınları boşadığınız zaman iddetlerini bitirdiklerinde, artık kendilerini ya iyilikle tutun veya güzellikle salın. Yoksa haklarına tecavüz için zararlarına olarak onları tutmayın. Her kim bunu yaparsa nefsine zulmetmiş olur. Sakın Allah'ın âyetlerini alay konusu edinmeyin, Allah'ın üzerinizdeki nimetini, size kendisiyle öğüt vermek üzere indirdiği kitap ve hikmeti hatırlayıp, düşünün. Hem Allah'tan korkun ve bilin ki Allah her şeyi bilirيَفعَل
- 2:234İçinizden vefat edip de geride eşler bırakan kimselerin hanımları, kendi başlarına dört ay on gün beklerler. İddet (bekleme) sürelerini bitirdikleri zaman, artık kendileri hakkında meşru bir şekilde yapacakları hareketten size bir günah yoktur. Allah, yaptıklarınızdan haberdardırفَعَلنَ
- 2:240İçinizden hanımlarını geride bırakarak vefat edecek olanlar, eşleri için senesine kadar evlerinden çıkarılmaksızın kendilerine yetecek bir malı vasiyet ederler. Bununla birlikte eğer kendileri çıkarlarsa, kendi haklarında yaptıkları meşru bir hareketten dolayı size bir sorumluluk yoktur. Allah çok güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidirفَعَلنَ
- 2:253O işaret olunan resuller yok mu, biz onların bazısını, bazısından üstün kıldık. İçlerinden kimi var ki Allah, kendisiyle konuştu, bazısını da derecelerle daha yükseklere çıkardı. Biz Meryem oğlu İsa'ya da o delilleri verdik ve kendisini Rûhu'lKudüs (Cebrail) ile kuvvetlendirdik. Eğer Allah dileseydi, bunların arkasındaki ümmetler, kendilerine o deliller geldikten sonra birbirlerinin kanına girmezlerdi. Fakat ihtilâfa düştüler, kimi iman etti, kimi inkâr etti. Yine Allah dileseydi, birbirlerininkanına girmezlerdi. Fakat Allah dilediğini yaparيَفعَلُ
- 2:279Eğer böyle yapmazsanız, o zaman Allah ve Resulü tarafından size savaş açılmış olduğunu bilin. Eğer tevbe ederseniz, sermayeleriniz sizindir. Haksızlık etmezsiniz, haksızlığa da uğramazsınızتَفعَلُواْ
- 2:282Ey iman edenler! Belli bir vade ile karşılıklı borç alış verişinde bulunduğunuz vakit onu yazın. Hem aranızda doğruluğuyla tanınmış yazı bilen biri yazsın. Yazı bilen biri, Allah'ın, kendisine öğrettiği gibi yazmaktan kaçınmasın da yazsın. Bir de hak kendi üzerinde olan adam söyleyip yazdırsın ve herbiri yazarken Rabbi olan Allah'dan korksun da haktan birşey eksiltmesin. Şayet borçlu bir bunak veya küçük bir çocuk veya söyleyip yazdıramıyacak durumda biri ise velisi doğrusunu söyleyip yazdırsın. Erkeklerinizden hazırda olan iki kişiyi şahit de yapın. Şayet iki tane erkek hazırda yoksa, o zaman doğruluğuna güvendiğiniz şahitlerden bir erkekle iki kadın ki, birisi unutunca, öbürü hatırlatsın, şahitler de çağırıldıklarında kaçınmasınlar; siz yazanlar da az olmuş, çok olmuş, onu vadesine kadar yazmaktan usanmayın. Bu, Allah katında adalete daha uygun olduğu gibi; hem şahitlik için daha sağlam, hem şüpheye düşmemeniz için daha elverişlidir. Meğer ki, aranızda hemen devredeceğiniz bir ticaret olsun, o zaman bunu yazmamanızda sizin için bir sakınca yoktur. Alım satım yaptığınız vakit de yine şahit tutun. Ayrıca ne yazan, ne de şahitlik eden bir zarar görmesin. Eğer onlara zarar verirseniz, o işte mutlaka size dokunacak bir günah olur. Üstelik Allah'dan korkun. Allah size ayrıntılarıyla öğretiyor ve Allah her şeyi bilirتَفعَلُواْ
- 3:28Müminler, müminleri bırakıp da kâfirleri dost edinmesin ve onu her kim yaparsa Allah'dan ilişiği kesilmiş olur, ancak onlardan bir korunma yapmanız başkadır. Bununla beraber Allah sizi kendisinden korunmanız hususunda uyarır. Nihâyet gidiş Allah'adırيَفعَل
- 3:40Zekeriyya: "Ey Rabbim, benim nasıl oğlum olabilir? Bana ihtiyarlık gelip çattı, karım ise kısırdır." dedi. Allah: "Öyledir, fakat Allah dilediğini yapar." buyurduيَفعَلُ
- 3:115Onlar ne hayır işlerlerse karşılıksız bırakılmayacaklardır. Allah kendisinden gereği gibi sakınanları bilirيَفعَلُواْ
- 3:135Ve onlar çirkin bir günah işledikleri, yahut nefislerine zulmettikleri zaman Allah'ı hatırlayarak hemen günahlarının bağışlanmasını dilerler. Allah'tan başka günahları kim bağışlayabilir? Bir de onlar, bile bile, işledikleri (günah) üzerinde ısrar etmezlerفَعَلُواْ
- 3:188O yaptıklarına sevinen ve yapmadıkları şeylerle de övülmek isteyenlerin (onacaklarını) sanma! Onların azaptan kurtulacaklarını da sanma! Onlar için can yakıcı bir azap vardırيَفعَلُواْ
- 4:30Kim, zulüm ve tecavüz yolu ile bu yasakları işlerse, yakında onu cehennem ateşine atacağız. Onu ateşe atmak da Allah'a pek kolaydırيَفعَل
- 4:47Ey kendilerine kitap verilenler! Gelin yanınızda bulunan (Tevrat)ı tasdik etmek üzere indirdiğimiz bu kitaba iman edin. Biz birtakım yüzleri silip de enselerine çevirmeden yahut cumartesi halkını (yahudileri) lanetlediğimiz gibi onları lanetlemeden önce iman edin. Yoksa Allah'ın emri mutlaka yerine gelecektirمَفعُولًا
- 4:66Eğer biz onlara: "Kendinizi öldürün, veya yurtlarınızdan çıkın." diye yazmış olsaydık, içlerinden pek azı hariç, bunu yapamazlardı. Fakat kendilerine verilen öğütleri tutsalardı, elbette haklarında hem daha hayırlı, hem de daha sağlam olurduفَعَلُوهُ
- 4:114Bir sadaka vermeyi yahut iyilik yapmayı veyahut da insanlar arasını düzeltmeyi emreden(ler)inki hariç, onların aralarındaki gizli gizli konuşmalarının çoğunda hiçbir hayır yoktur. Kim bunları sırf Allah'ın rızasını kazanmak için yaparsa, yakında ona büyük bir mükafat vereceğizيَفعَل
- 4:127Kadınlar hakkında senden fetva isterler. De ki: Onlar hakkındaki fetvayı size Allah veriyor: Yazılmış hakları olan mirası kendilerine vermediğiniz ve nikahlanmayı istemediğiniz öksüz kızlar ve zavallı çocuklara ve bir de yetimlere adaletle davranmanız hakkında Kitap'ta size okunan âyetler vardır. Sizin her yaptığınız iyiliği, muhakkak Allah bilirتَفعَلُواْ
- 4:147Eğer şükreder ve iman ederseniz Allah size azabı ne yapar? Allah, şükredenlerin mükafatını veren ve her şeyi bilendirيَفعَلُ
- 5:67Ey şanlı Resul! Rabbinden sana indirileni tebliğ et! Eğer bunu yapmazsan O'nun peygamberlik görevini yapmamış olursun. Allah seni insanlardan korur. Doğrusu Allah, kâfirler toplumunu doğru yola iletmezتَفعَل
- 5:79Onlar, yaptıkları kötülüklerden vazgeçmiyorlardı. Yaptıkları şey ne kötü idiفَعَلُوهُ
- 6:112Biz böylece, her peygambere insan ve cin şeytanlarını düşman yaptık. Bunlar birbirini aldatmak için süslü sözlerle vesvese verirler. Rabbin dileseydi onu yapamazlardı. Artık onları iftiraları ile başbaşa bırakفَعَلُوهُ
- 6:137Yine ortakları, müşriklerden çoğuna evlatlarını öldürmeyi güzel gösterdi ki, hem kendilerini mahvetsinler, hem de dinlerini karıştırıp bozsunlar. Allah dileseydi bunu yapamazlardı. O halde onları, uydurduklarıyla baş başa bırakفَعَلُوهُ
- 6:159Dinlerini parça parça edip, grup grup olanlar var ya, senin onlarla hiçbir ilişkin yoktur. Onların işi Allah'a kalmıştır, sonra (Allah) onlara yaptıklarını haber verecektirيَفعَلُونَ
- 7:28Onlar bir kötülük yaptıkları zaman: "Babalarımızı bu yolda bulduk, bunu bize Allah emretti." derler. De ki: "Allah kötülüğü emretmez. Allah'a karşı bilmediğiniz şeyleri mi söylüyorsunuzفَعَلُواْ
- 7:155Bir de Musa, mîkatımız için (tayin ettiğimiz vakitte tevbe için) kavminden yetmiş erkek seçti. Ne zaman ki, bunları o sarsıntı yakaladı, işte o zaman Musa: "Rabbim! dedi, dileseydin bunları da, beni de daha önce helâk ederdin. Şimdi bizi, içimizdekio beyinsizlerin yaptıkları yüzünden helâk mi edeceksin? O iş de senin imtihanından başka bir şey değildi. Sen bu imtihanla dilediğini sapıklıkta bırakır, dilediğini de hidayete erdirirsin. Bizim velimiz sensin. Artık bizi bağışla, merhamet et, sen bağışlayanların en hayırlısısınفَعَلَ
Bu kök 102 ayette geçiyor; ilk 30 tanesi gösteriliyor.
Kök ve kelime çözümlemesi Quranic Arabic Corpus'tan (GNU GPL). NÛR burada anlam yorumu yapmaz.