Kök
اله
Kur'an'da 2851 yerde, 612 ayette geçer.
Önerilen okuma
Kur'an içi çıkarımKısaca
Gece ellerini açıp “Allah’ım” diye seslenen birini düşün. Kur’an’da Allah, yöneldiğimiz ve boyun eğdiğimiz tek varlık olarak anlatılır. Yaratma, sahiplik ve hüküm O’nundur; işler sonunda O’na döner, hesap O’nda biter.
Türkçedeki izi
- Allah
- Kur’an’daki özel ad; tek olanı anlatır.
- Allah’ım
- Doğrudan sesleniş biçimi; Arapça اللهم karşılığı.
- ilah
- Genel ad; kime bağlanılır sorusunun cevabı.
Müfessir diliyle
Kendisine yönelip bağlanılan, itaat ve teslimiyetin nihai mercii; yaratma, mülk ve hükümde tek yetke sahibi zat.
İlah, ‘kime yönelip bağlanılacağı’ sorusunun muhatabıdır; bu yüzden إِلَٰه kullanımı doğrudan yöneliş ve boyun eğişle bağlanır (2:133; 21:108; 11:2). Aynı zat, mülk ve tasarrufun sahibi olarak tanıtılır (3:26; 4:132; 32:4), bütün işlerin kendisine döndürülmesi ve hesabın O’nda tamamlanması da bu nihai merci oluşun sonucudur (35:4; 24:39). Böylece “tek” oluşu yalnız sayı değil, yetke ve hükümde eşsizliği de ifade eder (4:171; 23:89).
Somuttan soyuta
Somut çağrıda bulunma ve nida kalıplarından (اللَّهُمَّ: 3:26; 8:32), yemin ve yardım talebinden (12:18; 21:57) başlayıp, mülkün bizzat O’nun elinde oluşu (3:26; 3:73) ve bütün işlerin O’na rücuu (35:4) gibi soyut hüküm ve egemenlik tasvirlerine yükselir.
Anlam alanları · 5
Biriciklik ve eşsizlik (tevhid)
Zatın tek ve rakipsiz oluşu, yönelişin bölünemezliğini ve yetkenin paylaşılmazlığını bildirir.
Yöneliş, kulluk ve teslimiyet
İfade doğrudan bağlanma, boyun eğme ve yüzü O’na verme eylemleriyle tanımlanır.
Mülkiyet ve tasarruf
Gökler ve yer üzerindeki sahiplik, verme-alma ve üstün kılma yetkisi O’na aittir.
Dönüş, hesap ve şahitlik
Bütün işler O’na döner; O hesap görür ve şahitlik eder.
Nida, zikir, yemin ve yardım
Zikredilir, kendisine doğrudan nida edilir; yardım O’ndan istenir ve O’nun adına yemin edilir.
Biçimlerin kullanımı
- ٱللَّه
- Zatın özel adı; tüm yetke, mülk, hidayet ve hesap fiillerinin faili ve mercii.
- إِلَٰه
- Kendisine bağlanılıp boyun eğilen varlık; tekliği vurgulanır ve yönelişin hedefidir.
- ٱللَّهُمَّ
- Doğrudan çağrı ve niyaz için kullanılan nida kalıbı.
Güven: Güçlü · incelenen 62 ayetin 21'i açıklandı (%34) · toplam 1879 ayetten dengeli örnek
Ayetler, yöneliş-ibadet, egemenlik, dönüş-hesap ve nida bağlamlarında tutarlı bir çekirdeğe işaret ediyor.
Açık soru: Örneklem geniş olsa da, burada yer almayan geçişler bazı nüansları artırabilir.
Bu okuma Arapça metinden ve kökün geçtiği ayetlerden çıkarıldı; meal yalnızca yardımcı olarak kullanıldı. Ayete dayanmayan iddialar otomatik silindi. Ayetlere tıklayıp kendin tart.
Yoldaş kökler
Aynı ayetlerde bu kökle en sık birlikte geçenler. Bu bir istatistiktir, eş anlam iddiası değildir — farkı ders ortaya koyar.
Aldığı yüzler · 22
Aynı üç harf, bu kadar farklı kelime veriyor. Anlam ailesi burada görünür — sözlük anlamıdır, hüküm değildir.
Geçtiği ayetler · ilk 30
- 1:1Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın ismiyleٱللَّهِ
- 1:2Hamd o âlemlerin Rabbiلِلَّهِ
- 2:7Allah onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir. Gözlerinin üzerinde bir de perde vardır. Ve büyük azab onlaradırٱللَّهُ
- 2:8İnsanlardan öyleleri de vardır ki, inanmadıkları halde, "Allah'a ve ahiret gününe inandık." derlerبِٱللَّهِ
- 2:9Allah'ı ve müminleri aldatmaya çalışırlar. Halbuki sırf kendilerini aldatırlar da farkına varmazlarٱللَّهَ
- 2:10Kalplerinde hastalık vardır. Allah da onların hastalığını arttırmıştır. Yalan söylemelerine karşılık onlara elem verici bir azab vardırٱللَّهُ
- 2:15(Asıl) Allah onlarla alay eder ve taşkınlıkları içinde serserice dolaşmalarına mühlet verirٱللَّهُ
- 2:17Onların durumu, bir ateş yakanın durumu gibidir. (Ateş) çevresini aydınlatır aydınlatmaz Allah onların (gözlerinin) nurlarını giderdi ve onları karanlıklar içinde bıraktı, artık görmezlerٱللَّهُ
- 2:19Yahut (onların durumu), gökten boşanan, içinde karanlıklar, gök gürlemesi ve şimşek(ler) bulunan bir yağmur(a tutulmuşun hali) gibidir. Yıldırımlardan ölmek korkusuyla parmaklarını kulaklarına tıkarlar. Oysa Allah, inkârcıları tamamen kuşatmıştırوَٱللَّهُ
- 2:20O şimşek nerdeyse gözlerini (n nûrunu) kapıverecek. Önlerini aydınlattımı ışığında yürürler, karanlık üzerlerine çöktümü de dikilip kalırlar. Allah dilemiş olsaydı işitmelerini, görmelerini de alıverirdi. Şüphesiz Allah her şeye kâdirdirٱللَّهُ
- 2:22O (Rabb) ki yeri sizin için bir döşek, göğü de bir bina yaptı. Gökten su indirdi, onunla size rızık olarak çeşitli ürünler çıkardı. Öyleyse siz de, bile bile, Allah'a eşler koşmayınلِلَّهِ
- 2:23Eğer kulumuz (Muhammed)a indirdiğimiz (Kur'ân)den şüphe içinde iseniz, haydi onun gibi bir sûre getirin, Allah'tan başka güvendiklerinizin hepsini çağırın; eğer doğru isenizٱللَّهِ
- 2:26Muhakkak ki Allah bir sivri sineği, hatta daha üstününü misal getirmekten çekinmez. İman edenler bilirler ki, o şüphesiz haktır, Rabb'lerındandır. Ama küfre saplananlar: "Allah böyle bir misal ile ne demek istedi?" derler. Allah onunla birçoklarını şaşırtır, yine onunla birçoklarını yola getirir. Onunla ancak o fasıkları şaşırtırٱللَّهَ
- 2:27Onlar ki, söz verip andlaştıktan sonra Allah'a verdikleri sözü bozarlar. Allah'ın birleştirmesini emrettiği şeyi (iman ve akrabalık bağlarını) keserler ve yeryüzünde bozgunculuk yaparlar. İşte zarara uğrayanlar onlardırٱللَّهِ
- 2:28Allah'ı nasıl inkâr edersiniz ki, ölü idiniz sizleri diriltti. Sonra sizleri yine öldürecek, sonra yine diriltecek, sonra da döndürülüp ona götürüleceksinizبِٱللَّهِ
- 2:55Hani bir zamanlar "Ey Musa biz Allah'ı açıkça görmedikçe senin sözünle asla inanmayacağız." demiştiniz de bunun üzerine sizi yıldırım çarpmıştı ve siz de bakakalmıştınızٱللَّهَ
- 2:60Hani bir zamanlar Musa, kavmi için su istemişti, biz de "asanla taşa vur!" demiştik, bunun üzerine o taştan on iki pınar fışkırmıştı. Her kısım insan kendi su alacağı yeri bildi. Allah'ın rızkından yiyin ve için de bozgunculuk ve saldırganlık yaparak yeryüzünü fesada vermeyinٱللَّهِ
- 2:61Hani bir zamanlar, "Ey Musa, biz tek çeşit yemeğe asla katlanamayacağız, yeter artık bizim için Rabbine dua et de bize yerin yetiştirdiği şeylerden; sebzesinden, kabağından, sarmısağından, mercimeğinden ve soğanından çıkarsın." dediniz. O da size "O üstün olanı daha aşağı olanla değiştirmek mi istiyorsunuz? Bir kasabaya konaklayın o vakit istediğiniz elbette olacaktır." dedi. Üzerlerine zillet ve meskenet damgası vuruldu ve nihayet Allah'dan bir gazaba uğradılar. Evet öyle oldu, çünkü Allah'ın âyetlerini inkâr ediyorlar ve haksız yere peygamberleri öldürüyorlardı. Evet öyle oldu, çünkü isyana dalıyorlar ve aşırı gidiyorlardıٱللَّهِ
- 2:62Şüphe yok ki, iman edenler, yahudiler, hıristiyanlar ve sabiîler, bunlardan her kim Allah'a ve ahiret gününe gerçekten iman eder ve salih amel işlerse elbette Rabbleri katında bunların ecirleri vardır, bunlara bir korku yoktur, bunlar mahzun da olacak değillerdirبِٱللَّهِ
- 2:64Sonra verdiğiniz sözün arkasından yüz çevirdiniz, eğer üzerinizde Allah'ın lütfu ve rahmeti olmasa idi herhalde zarara uğrayanlardan olurdunuzٱللَّهِ
- 2:67Hani bir zamanlar Musa kavmine demişti ki Allah, size bir bakara (sığır) boğazlamanızı emrediyor. Onlar da "ayol sen bizimle eğleniyor, alay mı ediyorsun?" dediler. Musa da: "Böyle cahillerden biri olmaktan Allah'a sığınırım." dediٱللَّهَ
- 2:70Onlar, "Bizim için Rabbine dua et, o nedir bize iyice açıklasın, çünkü o bize biraz karışık geldi, bununla beraber Allah dilerse onu elbette buluruz." dedilerٱللَّهُ
- 2:73İşte bundan dolayı, o sığırın bir parçası ile o ölüye vurun, dedik. Allah ölüleri işte böyle diriltir ve size âyetlerini gösterir, belki aklınızı başınıza toplarsınızٱللَّهُ
- 2:74Sonra bunun arkasından yine kalbleriniz katılaştı, şimdi de taş gibi, ya da taştan da beter hale geldi. Çünkü taşlardan öylesi var ki; içinden nehirler kaynıyor, yine öylesi var ki, çatlıyor da bağrından sular fışkırıyor, öylesi de var ki, Allah korkusundan yerlerde yuvarlanıyor... Ve sizin neler yaptığınızdan Allah gafil değildirٱللَّهِ
- 2:75Şimdi bunların, size hemen inanacaklarını ümit mi ediyorsunuz? Halbuki bunlardan bir grup vardı ki, Allah'ın kelâmını işitirlerdi de sonra ona akılları yattığı halde bile bile onu tahrif ederlerdiٱللَّهِ
- 2:76Üstelik iman edenlere rastladıklarında inandık derler, birbirleriyle başbaşa kaldıkları zaman, "Rabbinizin huzurunda aleyhinize delil olarak kullansınlar diye mi tutup Allah'ın size açıkladığı gerçekleri onlara da söylüyorsunuz? Hiç aklınız yok mu be?" derlerdiٱللَّهُ
- 2:77Peki bilmezler mi ki, onlar neyi sır olarak saklar ve neyi açıkça söylerlerse Allah hepsini bilirٱللَّهَ
- 2:79Artık o kimselerin vay haline ki, kendi elleriyle kitap yazarlar da sonra biraz para almak için "Bu Allah katındandır." derler. Artık vay o elleriyle yazdıkları yüzünden onlara, vay o kazandıkları vebal yüzünden onlaraٱللَّهِ
- 2:80Bir de dediler ki: "Bize sayılı birkaç günden başka asla ateş azabı dokunmaz". De ki; "Siz Allah'dan bir ahit mi aldınız? Böyle ise Allah sözünden dönmez. Yoksa siz Allah'a karşı bilemeyeceğiniz şeyleri mi söylüyorsunuzٱللَّهِ
- 2:83Hani bir vakitler İsrailoğulları'ndan şöylece mîsak (kesin bir söz) almıştık: Allah'dan başkasına tapmayacaksınız, anababaya iyilik, yakınlığı olanlara, öksüzlere, çaresizlere de iyilik yapacaksınız, insanlara güzellikle söz söyleyecek, namazı kılacak, zekatı vereceksiniz. Sonra çok azınız müstesna olmak üzere sözünüzden döndünüz, hâlâ da dönüyorsunuzٱللَّهَ
Bu kök 612 ayette geçiyor; ilk 30 tanesi gösteriliyor.
Kök ve kelime çözümlemesi Quranic Arabic Corpus'tan (GNU GPL). NÛR burada anlam yorumu yapmaz.