Kök

رود

Kur'an'da 148 yerde, 120 ayette geçer.

Önerilen okuma

Kur'an içi çıkarım

Kısaca

Mesela bir grup, birini memleketinden çıkarmak için plan kurar. Kur’an’da أراد, böyle bir sonucu hedefleyip ona göre adım atmayı anlatır. Bazen gemiyi kusurlu kılmak ya da ateşten kurtulmak gibi somut işler için, bazen de arınma, yol bulma, dünya mı ahiret mi seçimi gibi büyük hedefler için geçer.

Türkçedeki izi

irade
Arapça إرادة’dan gelir; hedefe dönük karar demektir.
murat
Mü-râd, istenen şey; “muradına ermek”teki anlam budur.

Tanıdık kelimelerle kıyas

  • bu kökileودد(Vedat, meveddet)

    İrade hedef koyup ona uygun adım atar. Wedd sevgiye dayalı dilektir, çoğu zaman adım yoktur. Kısacası إرادة karar ve hareket, ودد gönülden temenni.

    • 17:19Burada kararlı hedef ve emek var; ahireti isteyen çalışıyor.
    • 2:109Burada içten arzu anlatılır; somut hazırlık vurgulanmaz.
  • bu kökileشهو(şehvet)

    Şehvet içten kabaran istek, çoğu kez hazla ilgilidir. İrade seçilmiş hedefe dönük karardır. Kısacası شهوة dürtü, إرادة bilinçli seçim.

    • 6:52Burada hedef Rabb’in rızası; bilinçli yöneliş var.
    • 4:27Şehvetlerine uyanlar başkasını saptırmak istiyor; dürtü baskın.
  • bu kökileتمم(tamam)

    Temm sonucu bütüne erdirir. İrade o sonuca yönelmeyi ve başlangıç kararını anlatır. Kısacası تمم sonuç, إرادة o sonuca gidiş.

    • 2:185Allah’ın kolaylık dilemesi, yöneliş ve tercih gösterir.
    • 61:8“Nurunu tamamlayacaktır” sonucu tamama erdirmeyi anlatır.

Müfessir diliyle

Bir sonucu hedefleyip ona yönelmek; çoğu kez bu sonucu doğuracak fiili gözetip ona göre davranmak.

Siyak çoğunlukla “أن + مضارع” yapısıyla beklenen neticeye bağlanır: zarar/rahmet, çıkarma, aldatma, ıslah gibi (33:17; 7:110; 8:62; 4:35). “بـ” edatıyla kime ne yöneltildiği gösterilir (33:17; 48:11; 12:25). 9:46’da hazırlığın yokluğu, yönelişin sahici olmadığını ifşa eder; 17:19’da gayeye uygun çaba yönelişi teyit eder.

Somuttan soyuta

Önce somut hedefler: birini yurdundan çıkarmak (7:110; 26:35), gemiyi kusurlu kılmak (18:79), ateşten çıkma teşebbüsü (32:20). Buradan, arındırma, hidayet, dünya/ahiret tercihi gibi soyut gayelere yükselir (5:6; 22:16; 3:152; 17:19).

Kardeş köklerden farkı

  • وددile farkı

    ودد sevgiye dayalı temennidir; çoğu kez gerçekleşmeye dönük adım içermez ve “لو” ile farazî kalır (2:109; 2:266). إرادة ise hedefe dönük kararı ve çoğu kez onu takip eden edimi/tedbiri gösterir (9:46; 17:19).

  • شهوile farkı

    شهوة nefsin içsel iştihasıdır (43:71; 21:102). إرادة seçilmiş bir yöne kararlı meyildir; şehvet peşinden gidenler de bu kararlılığı başkasına dayatmaya çalışır (4:27), fakat şehevî itki ile maksatlı yöneliş ayrıdır (6:52; 18:28).

  • تممile farkı

    تمّ tamamlamanın, neticeyi bütüne erdirmenin adıdır (9:32; 61:8). إرادة ise o neticeye yönelik kararı ve süreci başlatan yönelişi bildirir; mesela arındırmayı ve nimetin tamamlanmasını önceleyen irade (5:6).

Anlam alanları · 5

  1. İlâhî kararlaştırma ve yöneltme

    Rahmet/zarar, hidayet/azap gibi sonuçları tayin eden kesin yöneliş; çoğu kez etkisi fiilen vuku bulur.

  2. İnsanın amaç seçimi (dünya/ahiret/izzet)

    Kişinin hangi hedefe yöneldiğini ve buna uygun davranıp davranmadığını bildirir.

  3. Başkasını kendi hedefine çekme (راود)

    İkna/baştan çıkarma/sindirme yoluyla muhatabı kendi iradesine bükme teşebbüsü; çoğu kez “عن نفسه” ile kişinin konumundan uzaklaştırma.

  4. Hile, ihanet ve zarar hedefleme

    Kumpas kurma, aldatma, ihanet ve haksız çıkarım için belirlenmiş maksat.

  5. Yüzü/Rabbin rızasını gözeten yöneliş

    Hedefin ‘wajh’ ile işaretlenen yüce muhataba doğru belirlenmesi; sırf O’nun için yapılan yöneliş.

Biçimlerin kullanımı

أَرَادَ
Bir neticeyi kararlaştırıp ona yönelmek; çoğunlukla ‘أن + مضارع’ ile beklenen sonucu hedefler.
رُوَيْد
Az bir mühlet; yönelişin gerçekleşmesini kısa süre erteleme (86:17).

Güven: Güçlü · incelenen 61 ayetin 30'i açıklandı (%49) · toplam 120 ayetten dengeli örnek

Kök çok sayıda ve çeşitli siyaklarda geçer; biçimler arası nüans ve ortak çekirdek ayetlerle sağlamca destekleniyor.

Açık soru: رُوَيْدًا yalnız bir yerde geçer; kökle ilişkisinin kapsamı bağlamla sınırlı kalıyor.

Bu okuma Arapça metinden ve kökün geçtiği ayetlerden çıkarıldı; meal yalnızca yardımcı olarak kullanıldı. Ayete dayanmayan iddialar otomatik silindi. Ayetlere tıklayıp kendin tart.

Kur'an'daki izi

47 sûreye yayılıyor; mushaf sırasında ilk kez 2:26'de.

FâtihaNâs
Mekkî · 63Medenî · 57
fiil · 147isim · 1

Yoldaş kökler

Aynı ayetlerde bu kökle en sık birlikte geçenler. Bu bir istatistiktir, eş anlam iddiası değildir — farkı ders ortaya koyar.

Aldığı yüzler · 48

Aynı üç harf, bu kadar farklı kelime veriyor. Anlam ailesi burada görünür — sözlük anlamıdır, hüküm değildir.

يُرِيدُ38أَرَادَ18يُرِيدُونَ13أُرِيدُ7تُرِيدُونَ5يُرِد5أَرَدنَآ4أَرَادُوٓاْ3وَيُرِيدُ3وَيُرِيدُونَ3يُرِدِ3نُرِيدُ3تُرِيدُ3أَرَدتُّم2أَتُرِيدُونَ2رَٰوَدتُّهُ2فَأَرَادَ2تُرِدنَ2أَرَادَا1أَرَدتُّمُ1يُرِيدَآ1يُرِيدُوٓاْ1يُرِيدُواْ1أَرَادُواْ1يُرِدكَ1أَرَدتُّ1وَرَٰوَدَتهُ1رَٰوَدَتنِي1تُرَٰوِدُ1رَٰوَدتُّنَّ1سَنُرَٰوِدُ1أَرَدنَٰهُ1نُّرِيدُ1فَأَرَدتُّ1فَأَرَدنَآ1يُرِيدَانِ1وَأَرَادُواْ1أَرَدنَ1وَنُرِيدُ1أَتُرِيدُ1

Geçtiği ayetler · ilk 30

  1. 2:26Muhakkak ki Allah bir sivri sineği, hatta daha üstününü misal getirmekten çekinmez. İman edenler bilirler ki, o şüphesiz haktır, Rabb'lerındandır. Ama küfre saplananlar: "Allah böyle bir misal ile ne demek istedi?" derler. Allah onunla birçoklarını şaşırtır, yine onunla birçoklarını yola getirir. Onunla ancak o fasıkları şaşırtırأَرَادَ
  2. 2:108Yoksa siz peygamberinizi, bundan önce Musa'ya sorulduğu gibi, sorguya çekmek mi istiyorsunuz? Halbuki her kim imanı küfürle değiştirirse artık düz yolun ortasında sapıtmış olurتُرِيدُونَ
  3. 2:185O Ramazan ayı ki, insanları irşad için, hak ile batılı ayıracak olan, hidayet rehberi ve deliller halinde bulunan Kur'ân onda indirildi. Onun için sizden her kim bu aya şahit olursa onda oruç tutsun. Kim de hasta, yahut yolculukta ise tutamadığı günler sayısınca diğer günlerde kaza etsin. Allah size kolaylık diler zorluk dilemez. Sayıyı tamamlamanızı, size doğru yolu gösterdiğinden dolayı Allah'ı tekbir etmenizi ister. Umulur ki şükredersinizيُرِيدُ
  4. 2:228Boşanan kadınlar, kendi kendilerine üç adet süresi beklerler ve Allah'ın rahimlerinde yarattığını gizlemeleri, kendilerine helâl olmaz. Eğer Allah'a ve ahiret gününe inanıyorlarsa gizlemezler. Kocaları da, barışmak istedikleri takdirde o süre içersinde onları geri almaya daha layıktırlar. O kadınların, üzerlerindeki meşru hak gibi, kendilerinin de hakları vardır. Yalnız erkekler için, onların üzerinde bir derece vardır. Allah çok güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidirأَرَادُوٓاْ
  5. 2:233Anneler, çocuklarını, emzirmenin tamamlanmasını isteyenler için tam iki yıl emzirirler. Çocuk kendisine ait olan babaya da emzirenlerin yiyecekleri ve giyecekleri geleneklere uygun olarak bir borçtur. Bununla beraber herkes ancak gücüne göre mükellefolur. Çocuğu sebebiyle bir anne de, çocuğu sebebiyle bir baba da zarara sokulmasın. Varise düşen de yine aynı borçtur. Eğer ana ve baba birbirleriyle istişare edip, her ikisinin de rızasıyla çocuğu memeden ayırmak isterlerse kendilerine bir günah yoktur. Eğer çocuklarınızı başkalarına emzirtmek isterseniz vereceğinizi güzel güzel verdikten sonra bunda da size bir günah yoktur. Bununla beraber Allah'tan korkun ve bilin ki, Allah yaptıklarınızı görürأَرَادَ
  6. 2:253O işaret olunan resuller yok mu, biz onların bazısını, bazısından üstün kıldık. İçlerinden kimi var ki Allah, kendisiyle konuştu, bazısını da derecelerle daha yükseklere çıkardı. Biz Meryem oğlu İsa'ya da o delilleri verdik ve kendisini Rûhu'lKudüs (Cebrail) ile kuvvetlendirdik. Eğer Allah dileseydi, bunların arkasındaki ümmetler, kendilerine o deliller geldikten sonra birbirlerinin kanına girmezlerdi. Fakat ihtilâfa düştüler, kimi iman etti, kimi inkâr etti. Yine Allah dileseydi, birbirlerininkanına girmezlerdi. Fakat Allah dilediğini yaparيُرِيدُ
  7. 3:108Bunlar Allah'ın, sana gerçek olarak okuyageldiğimiz, âyetleridir. Allah âlemlere hiçbir haksızlık etmek istemezيُرِيدُ
  8. 3:145Allah'ın izni olmadıkça hiçbir kimseye ölmek yoktur. (Ölüm) belirli bir süreye göre yazılmıştır. Kim dünya menfaatini dilerse, kendisine ondan veririz. Kim de ahiret sevabını isterse ona da ondan veririz. Biz şükredenleri mükafatlandıracağızيُرِد
  9. 3:152Siz Allah'ın izni ile düşmanlarınızı öldürürken, Allah, size olan vaadini yerine getirmiştir. Allah size sevdiğiniz (galibiyeti) gösterdikten sonra zaafa düştünüz. (Peygamber'in verdiği) emir hakkında tartışmaya kalkıştınız ve isyan ettiniz. Kiminiz dünyayı istiyordu, kiminiz ahireti istiyordu. Sonra Allah sizi, denemek için onlardan geri çevirdi ve sizi bağışladı. Allah müminlere karşı çok lütufkârdırيُرِيدُ
  10. 3:176Küfürde yarışanlar seni üzmesin. Onlar, Allah'a hiç bir şekilde zarar veremezler. Allah onlara ahirette bir pay vermemek istiyor. Onlar için büyük bir azap vardırيُرِيدُ
  11. 4:20Eğer bir eşi bırakıp da yerine diğer bir eş almak isterseniz, öncekine yüklerle mehir vermiş de bulunsanız, ondan bir şey geri almayın. O malı bir iftira ve açık bir günah isnadı yaparak geri alır mısınızأَرَدتُّمُ
  12. 4:26Allah, sizlere bilmediklerinizi bildirmek, sizden öncekilerin yollarını size göstermek ve tevbenizi kabul etmek istiyor. Allah, her şeyi çok iyi bilendir, hüküm ve hikmet sahibidirيُرِيدُ
  13. 4:27Allah sizin tevbenizi kabul etmek istiyor. Halbuki şehvetlerine uyanlar ise, sizin doğru yoldan büyük bir meyl ile sapmanızı istiyorlarيُرِيدُ
  14. 4:28Allah, din hususundaki ağır teklifleri sizden hafifletmek istiyor. Çünkü insan sabır ve tahammül bakımından zayıf yaratılmıştırيُرِيدُ
  15. 4:35Eğer karıkoca arasının açılmasından endişeye düşerseniz bir hakem erkeğin tarafından, bir hakem de kadının ailesinden kendilerine gönderin. Bu arabulucu hakemler gerçekten barıştırmak isterlerse, Allah karıkoca arasındaki dargınlık yerine geçim verir. Şüphesiz ki Allah hakkıyla bilendir, her şeyin aslından haberdardırيُرِيدَآ
  16. 4:44Kendilerine kitaptan bir nasib verilmiş olanları görmüyor musun? Onlar, sapıklığı satın alıyorlar ve sizin de yoldan sapmanızı istiyorlarوَيُرِيدُونَ
  17. 4:60Şunları görmüyor musun? Kendilerinin sana indirilene ve senden önce indirilene inandıklarını ileri sürüyorlar da tağuta inanmamaları kendilerine emrolunduğu halde, tağut önünde muhakemeleşmek istiyorlar. Şeytan da onları bir daha dönemeyecekleri kadar iyice sapıklığa düşürmek istiyorيُرِيدُونَ
  18. 4:62Ya nasıl, elleriyle yaptıkları yüzünden başlarına bir felaket gelince, hemen sana geldiler de: "Biz sadece iyilik etmek ve arayı bulmak istedik." diye Allah'a yemin ediyorlarأَرَدنَآ
  19. 4:88O halde, siz niçin münafıklar hakkında iki gruba ayrılıyorsunuz? Allah onları kazandıkları günah yüzünden terslerine döndürdüğü halde Allah'ın saptırdığını yola getirmek mi istiyorsunuz? Allah kimi saptırırsa, sen onun için bir çıkış yolu bulamazsınأَتُرِيدُونَ
  20. 4:91Diğer birtakım kimseleri de bulacaksınız ki; hem sizden emin olmak, hem de kavimlerinden emin olmak isterler. Fitne için her davet olunuşlarında onun içine başaşağı dalarlar. Eğer bunlar sizden çekinmezlerse, kendilerini bulduğunuz yerde yakalayın ve öldürün. İşte bunlar aleyhinde size açık bir ferman verdikيُرِيدُونَ
  21. 4:134Kim dünya nimetini isterse, bilsin ki dünya ve ahiret nimeti Allah katındadır. Allah her şeyi çok iyi işiten ve çok iyi görendirيُرِيدُ
  22. 4:144Ey iman edenler! Müminleri bırakıp da kâfirleri dost edinmeyin. Kendi aleyhinizde Allah'a apaçık bir delil mi vermek istiyorsunuzأَتُرِيدُونَ
  23. 4:150Onlar, Allah'ı ve peygamberlerini inkâr ederler, Allah ile peygamberlerinin arasını ayırmak isterler. "Kimine inanırız, kimini inkâr ederiz" derler. Bu ikisinin (imanla küfrün) arasında bir yol tutmak isterlerوَيُرِيدُونَ
  24. 5:1Ey iman edenler! Sözleşmeleri yerine getirin. İhramlı iken avlanmayı helal saymamanız şartıyla, çeşitli hayvanlar size helal kılındı. Ancak haram oldukları size okunacak olanlar müstesna. Şüphesiz Allah dilediği hükmü verirيُرِيدُ
  25. 5:6Ey iman edenler! Namaz kılmaya kalktığınız zaman, yüzlerinizi ve dirseklere kadar ellerinizi yıkayın. Başlarınızı meshedin, iki topuğa kadar da ayaklarınızı yıkayın. Eğer cünüp iseniz temizlenin. Hasta iseniz, yahut yolculukta iseniz, yahut biriniz abdest bozmaktan gelmişse yahut kadınlara dokunmuşsanız, su da bulamamışsanız, temiz bir toprağa teyemmüm edin. Bunun için de yüzlerinizi ve ellerinizi o toprakla meshedin. Allah size bir güçlük çıkarmak istemiyor, fakat sizi temizlemek ve şükredesiniz diye de üzerinizdeki nimetini tamamlamak istiyorيُرِيدُ
  26. 5:17Muhakkak ki, "Allah, ancak Meryemoğlu İsa Mesih'tir" diyenler kâfir olmuşlardır. (Onlara) de ki: " Allah, Meryemoğlu İsa Mesih'i, anasını ve bütün yeryüzündekileri helak etmek istese O'na kim engel olabilir? " Göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin mülkiyeti sadece Allah'a aittir. O, dilediğini yaratır. Allah, her şeye kadirdirأَرَادَ
  27. 5:29Ben isterim ki sen, benim günahımı da, kendi günahını da yüklenip ateş halkından olasın! Zalimlerin cezası budurأُرِيدُ
  28. 5:37Cehennem ateşinden çıkmak isterler. Ama oradan çıkacak değillerdir. Onlar için devamlı bir azap vardırيُرِيدُونَ
  29. 5:41Ey peygamber, ağızlarıyla "inandık" deyip, kalbleriyle inanmamış olanlardan ve yahudilerden küfürde yarış edenler seni üzmesin. Onlar yalana kulak verirler, sana gelmeyen diğer bir topluluğa kulak verirler, kelimeleri yerlerinden değiştirirler, "eğer size bu verilirse alın, bu verilmezse sakının" derler. Allah birini şaşırtmak isterse, sen onun için Allah'a karşı hiçbir şey yapamazsın. Onlar öyle kimselerdir ki, Allah, onların kalblerini temizlemek istememiştir. Onlar için dünyada rezillik var ve yine onlar için ahirette de büyük bir azab vardırيُرِدِ
  30. 5:49Aralarında Allah'ın indirdiğiyle hükmet. Onların keyiflerine uyma. Allah'ın sana indirdiğinin bir kısmından seni saptırmalarından sakın. Eğer Allah'ın hükmünden yüzçevirirlerse, bil ki Allah, bir kısım günahları sebebiyle onları musibete uğratmak istiyor. Muhakkak ki insanların çoğu yoldan çıkanlardırيُرِيدُ

Bu kök 120 ayette geçiyor; ilk 30 tanesi gösteriliyor.

Kök ve kelime çözümlemesi Quranic Arabic Corpus'tan (GNU GPL). NÛR burada anlam yorumu yapmaz.