Kök

بعض

Kur'an'da 158 yerde, 87 ayette geçer.

Önerilen okuma

Kur'an içi çıkarım

Kısaca

Masada bir pastayı dilimlere ayırıyorsun, ya da günü sabah, öğle, akşam diye bölüyorsun. Kur'an'da bazı, böyle bir bütünün içinden payı anlatır. Aynı zamanda grup içindeki ilişki ve dereceyi de anlatır, kimi dost olur, kimi karşı durur, bazen de denge için karşı karşıya getirilir.

Türkçedeki izi

bazı
Bütün içinden bir payı anlatır: bazı insanlar, bazı günler.
bazısı
Toplamın içinden tek tek payları söyler: bazısı geldi.

Tanıdık kelimelerle kıyas

  • bu kökileشبه(şüphe, teşbih)

    Bazı, bir bütünün içinden payı ve aynı grup içindeki ilişkiyi anlatır. Şüphe kökü benzerliği anlatır, şeyler birbirine yakın görünür. Kısacası bazı pay ve grup içidir, şüphe benzerliktir.

    • 4:32Burada 'bazınıza... diğerinden' ile grup içinde pay ve derece anlatılır.
    • 6:99Benzerlik anlatılır; kimi birbirine benzer, kimi benzemez.

Müfessir diliyle

Bir bütün içindeki payı ve o bütünün üyeleri arasındaki karşılıklı bağı ile yönelişi bildirir.

Lafız, bazen bir şeyin payını/alt kümesini gösterir: zamanın bölümü, ayetlerin bir kısmı, verilenlerden bir pay (2:259; 6:158; 5:49; 4:19). Bazen aynı küme üyeleri arasındaki iç referansı ve etkileşimi kurar: düşmanlık, velâyet, konuşma, güven, çağırışma (2:36; 5:51; 37:27; 2:283; 24:63). ‘Üzerine/üstün’ gibi edatlarla katmanlaşmayı ve iç derecelenmeyi de işaretler (24:40; 17:21; 43:32).

Somuttan soyuta

Somutta bir cismin parçası ve zamanın dilimiyle başlar (2:73; 2:259); oradan iç-ilişkilere, dengelemeye ve derece farklarına genişler (2:36; 2:251; 17:21).

Kardeş köklerden farkı

  • شبهile farkı

    شبه benzerlik/ayırt edilemezlik bağı kurar; görünüş veya mahiyetteki yakınlığı anlatır (6:99; 39:23). بعض ise bir bütün içinden payı ve aynı kümede üyeler arası iç yönelimi/ilişkiyi kurar (4:32; 5:51; 24:40).

Anlam alanları · 5

  1. Pay/Parça (bütünün içinden)

    Bir nesnenin, zamanın veya bildirinin bölümü vurgulanır.

  2. İç grup karşılıklılığı ve etkileşim

    Aynı kümenin üyeleri arasındaki düşmanlık, dostluk, konuşma, güven, çağırışma ve karşı tavır.

  3. Derece ve yakınlık farkı (aynı küme içinde)

    İmkan, derece, öncelik ve yetkide farklılaşma ama yine aynı toplamın içinde.

  4. Katmanlaşma ve üstüste gelme

    Birikme, yığılma, üstte-altta olma ve iç içe dalgalanma.

  5. Dengeleme ve imtihan için karşı karşıya getirme

    Üyelerin birbirine karşı konulmasıyla sınama ve fesadı önleme.

Biçimlerin kullanımı

بَعْض
Bütün-içi pay/üye; aynı kümede karşılıklı nisbet ve etkileşimi gösteren isim.
بَعُوضَة
Küçük bir canlı; misalde en küçük örneği gösteren ad (2:26).

Güven: Güçlü · incelenen 60 ayetin 47'i açıklandı (%78) · toplam 87 ayetten dengeli örnek

Ayetlerde kökün kullanımı yaygın, istikrarlı ve çoklu bağlamlarda aynı çekirdeğe dönüyor.

Açık soru: ‘بَعْضُكُمْ مِنْ بَعْضٍ’ ifadesindeki ‘aynı asıldan olma’ vurgusu soy/ümmet bağının derecesi açısından farklı tonlar taşıyabilir.

Bu okuma Arapça metinden ve kökün geçtiği ayetlerden çıkarıldı; meal yalnızca yardımcı olarak kullanıldı. Ayete dayanmayan iddialar otomatik silindi. Ayetlere tıklayıp kendin tart.

Kur'an'daki izi

38 sûreye yayılıyor; mushaf sırasında ilk kez 2:26'de.

FâtihaNâs
Mekkî · 43Medenî · 44
isim · 158

Yoldaş kökler

Aynı ayetlerde bu kökle en sık birlikte geçenler. Bu bir istatistiktir, eş anlam iddiası değildir — farkı ders ortaya koyar.

Aldığı yüzler · 25

Aynı üç harf, bu kadar farklı kelime veriyor. Anlam ailesi burada görünür — sözlük anlamıdır, hüküm değildir.

بَعضٖ31بَعضُهُم23بَعضَ14بَعضُكُم11بِبَعضٖ11بَعضَهُم10بَعضَكُم6بَعضٍ6بَعضُ6لِبَعضٍ5بَعضٗا5بِبَعضِ4بَعضِ4بَعضُنَا3بَعضًا3بَعضَهُ3لِبَعضٖ3بَعضُهَا2بَعضِكُم2بَعُوضَةٗ1بِبَعضِهَا1بَعضَا1بَعضَهَا1لِبَعضِ1بَّعضُكُم1

Geçtiği ayetler · ilk 30

  1. 2:26Muhakkak ki Allah bir sivri sineği, hatta daha üstününü misal getirmekten çekinmez. İman edenler bilirler ki, o şüphesiz haktır, Rabb'lerındandır. Ama küfre saplananlar: "Allah böyle bir misal ile ne demek istedi?" derler. Allah onunla birçoklarını şaşırtır, yine onunla birçoklarını yola getirir. Onunla ancak o fasıkları şaşırtırبَعُوضَةٗ
  2. 2:36Bunun üzerine şeytan onları(n ayağını) oradan kaydırdı, içinde bulundukları (cennet yurdu)ndan çıkardı. Biz de: "Birbirinize düşman olarak inin, orada belirli bir vakte kadar sizin için bir karar yeri ve bir nasib vardır." dedikبَعضُكُم
  3. 2:73İşte bundan dolayı, o sığırın bir parçası ile o ölüye vurun, dedik. Allah ölüleri işte böyle diriltir ve size âyetlerini gösterir, belki aklınızı başınıza toplarsınızبِبَعضِهَا
  4. 2:76Üstelik iman edenlere rastladıklarında inandık derler, birbirleriyle başbaşa kaldıkları zaman, "Rabbinizin huzurunda aleyhinize delil olarak kullansınlar diye mi tutup Allah'ın size açıkladığı gerçekleri onlara da söylüyorsunuz? Hiç aklınız yok mu be?" derlerdiبَعضُهُم
  5. 2:85Sonra sizler öyle kimselersiniz ki, kendilerinizi öldürüyorsunuz ve sizden olan bir grubu diyarlarından çıkarıyorsunuz, onlar aleyhinde kötülük ve düşmanlık güdüyor ve bu konuda birleşip birbirinize arka çıkıyorsunuz, şayet size esir olarak gelirlerse fidyeleşmeye kalkıyorsunuz. Halbuki yurtlarından çıkarılmaları size haram kılınmış idi. Yoksa siz kitabın bir kısmına inanıp bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz? Şu halde içinizden böyle yapanlar, netice olarak dünya hayatında perişanlıktan başka ne kazanırlar, kıyamet gününde de en şiddetli azaba uğratılırlar. Allah, yaptıklarınızdan gafil değildirبِبَعضِ
  6. 2:145Celâlim için, sen o kitap verilmiş olanlara, bütün delilleri de getirsen, yine de senin kıblene tabi olmazlar, sen de onların kıblesine tabi olmazsın. Zaten onlar da birbirlerinin kıblesine tabi değiller. Celâlim hakkı için, sana gelen bunca ilmin arkasından sen tutar da onların arzu ve heveslerine uyacak olursan, o zaman hiç şüphesiz, sen de zâlimlerden olursunبَعضُهُم
  7. 2:251Derken, Allah'ın izniyle onları tamamen bozdular. Davud, Calut'u öldürdü ve Allah, kendisine hükümdarlık ve hikmet (peygamberlik) verdi ve ona dilediği şeylerden de öğretti. Eğer Allah'ın, insanları birbirleriyle savması olmasaydı, yeryüzü mutlaka bozulur giderdi. Fakat Allah, bütün âlemlere karşı büyük bir lütuf sahibidirبَعضَهُم
  8. 2:253O işaret olunan resuller yok mu, biz onların bazısını, bazısından üstün kıldık. İçlerinden kimi var ki Allah, kendisiyle konuştu, bazısını da derecelerle daha yükseklere çıkardı. Biz Meryem oğlu İsa'ya da o delilleri verdik ve kendisini Rûhu'lKudüs (Cebrail) ile kuvvetlendirdik. Eğer Allah dileseydi, bunların arkasındaki ümmetler, kendilerine o deliller geldikten sonra birbirlerinin kanına girmezlerdi. Fakat ihtilâfa düştüler, kimi iman etti, kimi inkâr etti. Yine Allah dileseydi, birbirlerininkanına girmezlerdi. Fakat Allah dilediğini yaparبَعضَهُم
  9. 2:259Yahut o kimse gibisini (görmedin mi) ki, bir şehre uğramıştı, altı üstüne gelmiş, ıpıssız yatıyordu. "Bunu bu ölümünden sonra Allah, nerden diriltecek?" dedi. Bunun üzerine Allah onu yüz sene öldürdü, sonra diriltti, "Ne kadar kaldın?" diye sordu. Oda: "Bir gün, yahut bir günden eksik kaldım." dedi. Allah buyurdu ki: "Hayır, yüz sene kaldın, öyle iken bak yiyeceğine, içeceğine henüz bozulmamış, hele eşeğine bak, hem bunlar, seni insanlara karşı kudretimizin bir işareti kılalım diyedir. Hele o kemiklere bak, onları nasıl birbirinin üzerine kaldırıyoruz? Sonra onlara nasıl et giydiriyoruz?" Böylece gerçek ona açıkça belli olunca: "Şimdi biliyorum ki, Allah her şeye kadirdir." dediبَعضَ
  10. 2:283Şayet siz sefer üzere olur bir kâtip de bulamazsanız, o vakit alınmış bir rehin belge yerine geçer. Yok eğer birbirinize güveniyorsanız kendisine güvenilen adam Rabbi olan Allah'dan korksun da üzerindeki emaneti ödesin. Bir de şahitliğinizi inkâr edip gizlemeyin, onu kim inkâr ederse mutlaka onun kalbi vebal içindedir. Her ne yaparsanız Allah onu bilirبَعضُكُم
  11. 3:34Bir zürriyet olarak birbirinden gelmişlerdir. Allah her şeyi işitendir, bilendirبَعضُهَا
  12. 3:50Önümdeki Tevrat'ı doğrulayıcı olarak ve size haram kılınan bazı şeyleri helal kılmak için (geldim) ve Rabbiniz tarafından size bir mucize getirdim. Artık Allah'tan korkun da bana uyunبَعضَ
  13. 3:64De ki: Ey kitap ehli! Sizinle bizim aramızda ortak olan bir söze geliniz. Allah'tan başkasına kulluk etmeyelim, O'na hiçbir şeyi eş tutmayalım ve Allah'ı bırakıp da kimimiz kimimizi ilâhlaştırmasın. Eğer onlar yine yüz çevirirlerse, deyin ki: "Şahit olun biz müslümanlarızبَعضُنَا
  14. 3:155İki toplumun karşılaştığı gün, içinizden yüz çevirip gidenler var ya, şeytan onların kazandıkları bazı şeylerden dolayı ayaklarını kaydırmak istedi. Ama yine de Allah onları affetti. Kuşkusuz Allah çok bağışlayandır, halim(çok yumuşak)dirبِبَعضِ
  15. 3:195Rableri onlara şu karşılığı verdi: "Ben, erkek olsun, kadın olsun, sizden, hiçbir çalışanın amelini zayi etmeyeceğim. Sizler birbirinizdensiniz. Göç edenler, yurtlarından çıkarılanlar, yolumda eziyet edilenler, savaşanlar ve öldürülenler... Onların günahlarını elbette örteceğim ve Allah katından bir mükafat olmak üzere, onları altından ırmaklar akan cennetlere de koyacağım. En güzel mükafat Allah katındadırبَعضُكُم
  16. 4:19Ey iman edenler! Kadınlara zorla varis olmanız size helal değildir. Verdiğiniz mehrin bir kısmını kurtaracaksınız diye, onları sıkıştırmanız da helal değildir. Ancak açık bir hayasızlık yapmış olurlarsa başka. Onlarla iyi geçinin. Eğer kendilerinden hoşlanmadınızsa, olabilir ki, siz bir şeyden hoşlanmasanız da Allah onda bir çok hayır takdir etmiş bulunurبِبَعضِ
  17. 4:21Birbirinizle kaynaşıp başbaşa kalmışken ve onlar sizden kuvvetli bir teminat almışken verdiğinizi nasıl geri alabilirsinizبَعضُكُم
  18. 4:25Sizden her kim hür mümin kadınları nikah edecek bir zenginliğe gücü yetmiyorsa, ona da ellerinizin altındaki mümin cariyelerinizden efendilerinin rızası ile nikahlamak var. Allah sizin imanınızı daha iyi bilir. Siz birbirinizdensiniz. O halde sahiplerinin izni ile ve mehirlerini örfe göre vermek suretiyle cariyelerden iffetli olan, zina etmeyen, dost da edinmeyenlerle evlenin. Evlendikten sonra bir fuhuş yaparlarsa, o vakit hür kadınlar hakkında gerekli bulunan cezanın yarısı kendilerine lazım gelir. Bu hükümler, içinizden günah işlemekten korkanlaradır. Sabretmeniz ise, sizin için daha hayırlıdır. Allah Gafûrdur, Rahimdir (çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir)بَعضُكُم
  19. 4:32Bir de Allah'ın bazınıza, diğerinden fazla verdiği şeyleri temenni etmeyin. Erkeklere hak ettiklerinden bir pay vardır. Kadınlara da kendi kazandıklarından bir pay vardır. İsteklerinizi Allah'ın fazlından ve kereminden isteyin. Gerçekten Allah her şeyi hakkıyla bilendirبَعضَكُم
  20. 4:34Erkekler, kadın üzerine idareci ve hakimdirler. Çünkü Allah birini (cihad, imamet, miras gibi işlerde) diğerinden üstün yaratmıştır. Bir de erkekler mallarından (aile fertlerine) harcamaktadırlar. İyi kadınlar, itaatkar olanlar ve Allah'ın korunmasını emrettiği şeyleri kocalarının bulunmadığı zamanlarda da koruyanlardır. Fenalık ve geçimsizliklerinden korktuğunuz kadınlara gelince: Önce kendilerine öğüt verin, yataklarından ayrılın. Bunlar da fayda vermezse dövün. Eğer size itaat ederlerse kendilerini incitmeye başka bir bahane aramayın. Çünkü Allah çok yücedir, çok büyüktürبَعضَهُم
  21. 4:150Onlar, Allah'ı ve peygamberlerini inkâr ederler, Allah ile peygamberlerinin arasını ayırmak isterler. "Kimine inanırız, kimini inkâr ederiz" derler. Bu ikisinin (imanla küfrün) arasında bir yol tutmak isterlerبِبَعضٖ
  22. 5:49Aralarında Allah'ın indirdiğiyle hükmet. Onların keyiflerine uyma. Allah'ın sana indirdiğinin bir kısmından seni saptırmalarından sakın. Eğer Allah'ın hükmünden yüzçevirirlerse, bil ki Allah, bir kısım günahları sebebiyle onları musibete uğratmak istiyor. Muhakkak ki insanların çoğu yoldan çıkanlardırبَعضِ
  23. 5:51Ey iman edenler! Yahudileri ve hıristiyanları dost edinmeyin. Onlar birbirlerinin dostudurlar. Sizden kim onları dost edinirse, şüphesiz o onlardan olur. Şüphesiz Allah, zalim kavmi doğru yola iletmezبَعضُهُم
  24. 6:53Biz onlardan kimini kimi ile, "Allah aramızdan bunlara mı lutfunu layık gördü" desinler diye, işte böyle imtihan ettik. Allah, şükredenleri daha iyi bilen değil midirبَعضَهُم
  25. 6:65De ki: "O'nun üstünüzden ve ayaklarınızın altından azab göndermeye, yahut sizi fırkalara ayırıp kiminizin kiminize hıncını tattırmaya gücü yeter". Bak, âyetlerimizi nasıl inceden inceye açıklıyoruz ki, onlar iyice anlasınlarبَعضَكُم
  26. 6:112Biz böylece, her peygambere insan ve cin şeytanlarını düşman yaptık. Bunlar birbirini aldatmak için süslü sözlerle vesvese verirler. Rabbin dileseydi onu yapamazlardı. Artık onları iftiraları ile başbaşa bırakبَعضُهُم
  27. 6:128(Allah), onların hepsini topladığı gün, cinlere: "Ey cin topluluğu! İnsanların çoğunu yoldan çıkardınız" der. İnsanlardan cinlerin dostu olanlar da şöyle derler: "Rabbimiz! Biz birbirimizden faydalandık. Nihayet bize tayin ettiğin vademize ulaştık". Allah da: "Sizin durağınız cehennemdir. Orada, Allah'ın dilemesi müstesna, ebedi olarak kalacaksınız" der. Şüphesiz Rabbin hikmet sahibidir, her şeyi bilendirبَعضُنَا
  28. 6:129İşte biz böylece, kazandıkları günahlardan dolayı zalimlerin bir kısmını, diğer bir kısmına dost yaparızبَعضَ
  29. 6:158(İnanmak için) ille meleklerin gelmesini, yahut Rabbinin gelmesini, ya da Rabbinin bazı âyetlerinin gelmesini mi bekliyorlar? Ama Rabbinin (azab) işaretlerinin geldiği gün, daha önce iman etmemiş, yahut imanında bir hayır kazanmamış kimseye, artık inanması bir fayda sağlamaz. De ki: "Bekleyin; biz de beklemekteyizبَعضُ
  30. 6:165Sizi yeryüzünün halifeleri yapan, size verdiği şeylerde, sizi denemek için, kiminizi kiminizden derecelerle üstün kılan O'dur. Şüphesiz Rabbin, cezası çabuk olandır ve O, bağışlayan, esirgeyendirبَعضَكُم

Bu kök 87 ayette geçiyor; ilk 30 tanesi gösteriliyor.

Kök ve kelime çözümlemesi Quranic Arabic Corpus'tan (GNU GPL). NÛR burada anlam yorumu yapmaz.