Bakara sûresi · 145. ayet

kelimeler okundukça parlarbitince sonraki ayete geçer

Celâlim için, sen o kitap verilmiş olanlara, bütün delilleri de getirsen, yine de senin kıblene tabi olmazlar, sen de onların kıblesine tabi olmazsın. Zaten onlar da birbirlerinin kıblesine tabi değiller. Celâlim hakkı için, sana gelen bunca ilmin arkasından sen tutar da onların arzu ve heveslerine uyacak olursan, o zaman hiç şüphesiz, sen de zâlimlerden olursun

Elmalılı Hamdi Yazır meali · 2:145

Yukarıdaki Arapça metinde bir kelimeye dokun: kökünü, dilbilgisi türünü ve o kelime ailesinin Kur'an'da nerelerde geçtiğini açar.

ه و يب ع ضت ب عب ع دج ي ا

Bağlar

Yankılar

Bu ayetteki bir dizi Kur'an'da başka nerede geçiyor. Ölçüm bu kadarını söyler; neden orada olduğunu okuyan kurar.

Yankı, ayetlerin birbirine benzemesi değil, bir ifadenin tekrar geçmesidir. Ölçüt: aynı kelimeler, aynı sırayla, kesintisiz. Harekesiz metin üzerinde hesaplanır.

Bağlantılı ayetler

  1. 98:4 · aynı kelimelerKitap ehli, ancak kendilerine apaçık delil geldikten sonra ayrılığa düştülerا ت يك ت بب ع دج ي ا
  2. 3:19 · 3 kelimelik ortak ifadeDoğrusu Allah katında din, İslâm'dır; o kitap verilenlerin anlaşmazlıkları ise sırf kendilerine ilim geldikten sonra aralarındaki taşkınlık ve ihtirastan dolayıdır. Her kim Allah'ın âyetlerini inkâr ederse iyi bilsin ki, Allah hesabı çabuk görendirا ت يك ت بب ع دج ي ا
  3. 30:29 · aynı kelimelerFakat zulmedenler, bilgisizce hevalarına uydular. Artık Allah'ın şaşırdığını kim yola getirebilir? Onların yardımcıları da yokturت ب عه و يع ل مظ ل م
  4. 45:17 · 3 kelimelik ortak ifadeDin hususunda onlara apaçık deliller verdik. Fakat onlar, kendilerine ilim geldikten sonra aralarındaki çekememezlik ve düşmanlık yüzünden ayrılığa düşmüşlerdi. Şüphesiz Rabbin, ayrılığa düştükleri şeylerde, kıyâmet günü aralarında hükmedecektirا ت يب ع دج ي اع ل م
  5. 2:120 · aynı kelimelerSen onların milletlerine tabi olmadıkça ne yahudiler, ne de hıristiyanlar senden asla hoşnud ve razı olmayacaklar. De ki, gerçekten de Allah'ın hidayeti, hidayetin ta kendisidir. Şânım hakkı için, sana vahiyle gelen bu kadar bilgiden sonra, kalkıp da onların arzu ve heveslerine uyacak olursan, sana Allah'dan ne bir dost bulunur, ne de bir yardımcıت ب عه و يج ي اع ل م
  6. 28:52 · aynı kelimelerOndan (Kur'ân'dan) önce kendilerine kitap verdiklerimiz, ona da iman ederlerا ت يك ت بق ب ل
  7. 28:50 · aynı kelimelerEğer sana cevap vermezlerse, bil ki onlar, sırf heveslerine uymaktadırlar. Allah'tan bir yol gösterici olmaksızın kendi hevesine uyandan daha sapık kim olabilir? Elbette Allah zalim kavmi doğru yola iletmezت ب عه و يظ ل م
  8. 19:43 · aynı kelimelerBabacığım! Doğrusu sana gelmeyen bir ilim bana geldi. O halde bana uy da, seni doğru bir yola eriştireyimا ت يت ب عج ي اع ل م
  9. 47:16 · aynı kelimelerEy Muhammed! Onlardan seni dinlemeye gelenler de var. Senin yanından çıktıkları zaman kendilerine ilim verilen kimselere alay yoluyla: "O demin ne söyledi?" diye sorarlar. İşte onlar Allah'ın kalplerini mühürlediği kimselerdir. Onlar sadece kendi heva ve heveslerine uyarlarا ت يت ب عه و يع ل م
  10. 45:18 · aynı kelimelerSonra (Ey Muhammed) seni din hususunda apaçık bir şeriat sahibi kıldık. Sen ona uy, bilmeyenlerin hevâ ve heveslerine uymaت ب عه و ي
Yolu sürdüraynı kelimeler → 98:4

Altın işaretli bağları halkadaki bir hoca kurdu ve gerekçesini yazdı. Diğerleri ortak Arapça köke dayanır (nadir kökler daha ağır basar) — anlam bağı iddia edilmez.

Bu bir fetva ya da kişiye özel ilahî mesaj iddiası değildir. Metin kaynağıyla gelir; NÛR kütüphanecidir, müfessir değildir.

Ayet metni ve meal veritabanından, kaynağıyla birlikte gelir. NÛR burada yorum yapmaz. Kelime ve kök çözümlemesi: Quranic Arabic Corpus (GNU GPL).