Kök

فتن

Kur'an'da 60 yerde, 58 ayette geçer.

Önerilen okuma

Kur'an içi çıkarım

Kısaca

Biri seni köşeye sıkıştırıyor ya da gözünü parayla boyuyor. İçindekini ortaya çıkarmak için seni sarsıyor. Kur’an’da fitne, bazen dinden çevirmek için baskı, bazen kandırmadır. Bazen mal ve darlıkla görülür, bazen de ateşle yüzleştirmeye kadar varır.

Türkçedeki izi

fitne
Bugünkü kullanımda kargaşa ve kandırma anlamlarıyla kökle bağını korur.
meftun
Çok beğenip kapılan demek; kök ayartma anlamını taşır.

Tanıdık kelimelerle kıyas

  • bu kökileبلو(belâ, ibtilâ, müptela)

    Belâ daha çok Allah’ın doğrudan yoklamasıdır. Fitne ise ayartma, baskı ve kargaşa ile sarsmadır. Kısacası belâ ölçer, fitne sarsar.

    • 2:217Burada fitne var; inançtan döndürmek için baskı anlatılır.
    • 6:165Burada belâ kökü var; doğrudan Allah’ın denemesi söylenir.

Müfessir diliyle

İçte saklı eğilimi ortaya çıkarmak üzere kişiyi baskı, kışkırtı ya da çekici imkânla sarsıp ayırmak.

Kimi yerlerde kavram, inancı söndürmek için yapılan zorlayıcı baskıyı ve geri çevirtme çabasını anlatır (2:217, 2:193, 8:39, 10:83, 29:10, 16:110, 85:10). Başka yerlerde birini vahiyden uzaklaştırma, oyalama ve kandırma girişimidir (5:49, 17:73, 7:27, 3:7, 22:53, 9:47-49, 37:162). Nimet ve darlık da içtekini açığa vuran araçlar kılınır (21:35, 8:28, 64:15, 39:49, 25:20, 72:17, 54:27), hatta ateş üzerindeki maruz bırakma en somut görünümüdür (51:13-14).

Somuttan soyuta

Duyusal düzeyde ateşe maruz bırakma ve azabı tattırma (51:13-14) ile çıplaklığı açığa çıkarma (7:27) görünür; buradan, sosyal‑dini alanda saptırma, baskı ve kargaşaya doğru genişler (2:193, 5:49, 8:25).

Kardeş köklerden farkı

  • بلوile farkı

    blw çoğunlukla doğrudan ilahî bir yoklayış ve ölçme dilidir; saptırma veya kargaşa çağrışımı zorunlu değildir (5:48, 6:165). ftn ise çoğu kez ayartma, çatışma ve zorlamayla sarsıp dağıtmayı, hatta beşerî faillerin devreye girdiği baskıyı anlatır (2:217, 5:49, 7:27).

Anlam alanları · 5

  1. Baskıyla dinden çevirme ve engelleme

    İnancı söndürmek, geri döndürmek veya ibadeti engellemek için yapılan zorlayıcı baskı ve zulüm.

  2. Ayartma ve vahiyden saptırma

    Kişiyi vahiyden uzaklaştırmak için çekici tekliflerle, şüpheyle veya tertiple saptırma.

  3. Toplumsal sarsıntı ve kargaşa

    Cemiyetin düzenini bozan, haddi aşanların yaydığı geniş ölçekli çalkantı ve baskı ortamı.

  4. Nimet ve darlıkla eleme

    İyilik ve kötülüğün, mal ve evladın kişideki yönelişi açığa çıkarmak üzere araç kılınması.

  5. Ceza ve ateş üzerinde maruz bırakma

    Ateş ve azapla yüzleştirme; maruz bırakılan şiddetin tattırılması.

Biçimlerin kullanımı

فِتْنَة
Sarsıcı/ayartıcı etken; baskı veya çekicilikle ortaya çıkan çalkantı ve ayrıştırma (2:193, 8:25).
فُتُون
Art arda, çok yönlü sarsılar ve yoklayışlar bütünü (20:40).
مَفْتُون
Ayartılmış/şaşırtılmış; sarsıcı etkiye maruz kalmış kişi (68:6).

Güven: Güçlü · incelenen 58 ayetin 32'i açıklandı (%55)

Kök, çok sayıda bağlamda ve farklı biçimlerde geçerek anlam omurgasını açıkça kuruyor.

Açık soru: 6:23’te “fitnatuhum”ın “mazeret/savunma” anlam gölgesi taşıması, kökün nadir bir kullanımı olarak sınırda durur.

Bu okuma Arapça metinden ve kökün geçtiği ayetlerden çıkarıldı; meal yalnızca yardımcı olarak kullanıldı. Ayete dayanmayan iddialar otomatik silindi. Ayetlere tıklayıp kendin tart.

Kur'an'daki izi

32 sûreye yayılıyor; mushaf sırasında ilk kez 2:102'de.

FâtihaNâs
Mekkî · 33Medenî · 25
isim · 37fiil · 23

Yoldaş kökler

Aynı ayetlerde bu kökle en sık birlikte geçenler. Bu bir istatistiktir, eş anlam iddiası değildir — farkı ders ortaya koyar.

Aldığı yüzler · 32

Aynı üç harf, bu kadar farklı kelime veriyor. Anlam ailesi burada görünür — sözlük anlamıdır, hüküm değildir.

فِتنَةٞ9فِتنَةٗ9فَتَنَّا5ٱلفِتنَةِ3ٱلفِتنَةَ3يُفتَنُونَ3وَٱلفِتنَةُ2فِتنَةٌ2يَفتِنَكُمُ1فِتنَتَهُ1يَفتِنُوكَ1فِتنَتُهُم1يَفتِنَنَّكُمُ1فِتنَتُكَ1تَفتِنِّيٓ1يَفتِنَهُم1فُتِنُواْ1لَيَفتِنُونَكَ1وَفَتَنَّـٰكَ1فُتُونٗا1فُتِنتُم1لِنَفتِنَهُم1فِتنَةً1تُفتَنُونَ1فِتنَةَ1بِفَٰتِنِينَ1فَتَنَّـٰهُ1فِتنَتَكُم1فَتَنتُم1ٱلمَفتُونُ1لِّنَفتِنَهُم1فَتَنُواْ1

Geçtiği ayetler · ilk 30

  1. 2:102Tuttular da Süleyman mülküne dair şeytanların uydurup izledikleri şeyin ardına düştüler. Halbuki Süleyman inkâr edip kâfir olmadı, lakin o şeytanlar kâfirlik ettiler; insanlara sihir öğretiyorlar ve Bâbil'de Harut ve Marut'a, bu iki meleğe indirilen şeyleri öğretiyorlardı. Halbuki o ikisi "biz ancak ve ancak sizi denemek için gönderildik, sakın sihir yapıp da kâfir olmayın!" demeden kimseye birşey öğretmezlerdi. İşte bunlardan karı ile kocanın arasını ayıracak şeyler öğreniyorlardı. Fakat Allah'ın izni olmadıkça bununla kimseye zarar verebilecek değillerdi. Kendi kendilerine zarar verecek ve bir fayda sağlamayacak bir şey öğreniyorlardı. Yemin olsun ki, onu her kim satın alırsa, onu alanın ahirette bir nasibi olmayacağını da çok iyi biliyorlardı. Hakkiyle bilselerdi, uğruna canlarını sattıkları şey ne çirkin bir şeydiفِتنَةٞ
  2. 2:191Onları nerede yakalarsanız öldürün ve sizi çıkardıkları yerden onları çıkarın. O fitne, öldürmeden daha şiddetlidir. Yalnız Mescidi Haram yanında onlar sizinle savaşmadıkça siz de onlarla savaşmayın. Fakat sizi öldürmeye kalkışırlarsa, hemen onları öldürün. Kâfirlerin cezası böyledirوَٱلفِتنَةُ
  3. 2:193Hem bir fitne kalmayıp, din yalnız Allah'ın oluncaya kadar onlarla çarpışın. Vazgeçerlerse, düşmanlık ancak zalimlere karşıdırفِتنَةٞ
  4. 2:217Ey Muhammed! Sana haram aydan ve o ayda savaşmaktan soruyorlar. De ki: O ayda savaşmak, büyük bir günahtır. Bununla beraber Allah yolundan alıkoymak, O'nu inkar etmek, insanları, Mescidi Haram'dan menetmek ve halkını oradan çıkarmak, Allah yanında daha büyük bir günahtır ve fitne, öldürmekten daha büyük bir vebaldir. Onlar, güçleri yeterse, sizi dininizden döndürmek için sizinle savaşmaktan hiçbir zaman geri durmazlar. Sizden de her kim, dininden döner ve kâfir olarak can verirse artık onların bütün amelleri, dünyada ve ahirette boşa gitmiştir. İşte onlar, cehennemliklerdir. Onlar orada ebedi olarak kalacaklardırوَٱلفِتنَةُ
  5. 3:7Sana bu kitabı indiren O'dur. Bunun âyetlerinden bir kısmı muhkemdir ki, bu âyetler, kitabın anası (aslı) demektir. Diğer bir kısmı da müteşabih âyetlerdir. Kalblerinde kaypaklık olanlar, sırf fitne çıkarmak için, bir de kendi keyflerine göre te'vil yapmak için onun müteşabih olanlarının peşine düşerler. Halbuki onun te'vilini Allah'dan başka kimse bilmez. İlimde uzman olanlar, "Biz buna inandık, hepsi Rabbimiz katındandır." derler. Üstün akıllılardan başkası da derin düşünmezٱلفِتنَةِ
  6. 4:91Diğer birtakım kimseleri de bulacaksınız ki; hem sizden emin olmak, hem de kavimlerinden emin olmak isterler. Fitne için her davet olunuşlarında onun içine başaşağı dalarlar. Eğer bunlar sizden çekinmezlerse, kendilerini bulduğunuz yerde yakalayın ve öldürün. İşte bunlar aleyhinde size açık bir ferman verdikٱلفِتنَةِ
  7. 4:101Yeryüzünde sefere çıktığınızda kâfirlerin size bir kötülük yapacağından korkarsanız namazı kısaltmanızda size bir vebal yoktur. Kuşkusuz kâfirler sizin apaçık düşmanınızdırيَفتِنَكُمُ
  8. 5:41Ey peygamber, ağızlarıyla "inandık" deyip, kalbleriyle inanmamış olanlardan ve yahudilerden küfürde yarış edenler seni üzmesin. Onlar yalana kulak verirler, sana gelmeyen diğer bir topluluğa kulak verirler, kelimeleri yerlerinden değiştirirler, "eğer size bu verilirse alın, bu verilmezse sakının" derler. Allah birini şaşırtmak isterse, sen onun için Allah'a karşı hiçbir şey yapamazsın. Onlar öyle kimselerdir ki, Allah, onların kalblerini temizlemek istememiştir. Onlar için dünyada rezillik var ve yine onlar için ahirette de büyük bir azab vardırفِتنَتَهُ
  9. 5:49Aralarında Allah'ın indirdiğiyle hükmet. Onların keyiflerine uyma. Allah'ın sana indirdiğinin bir kısmından seni saptırmalarından sakın. Eğer Allah'ın hükmünden yüzçevirirlerse, bil ki Allah, bir kısım günahları sebebiyle onları musibete uğratmak istiyor. Muhakkak ki insanların çoğu yoldan çıkanlardırيَفتِنُوكَ
  10. 5:71Onlar, bir fitne kopmayacak sandılar, kör ve sağır kesildiler. Sonra Allah onların tevbesini kabul etti. Sonra yine onların çoğu kör, sağır kesildiler. Allah, onların yaptıklarını görüyorفِتنَةٞ
  11. 6:23Sonra, (Onlar): "Rabbimiz, Allah'a yemin ederiz ki, biz müşriklerden değildik" demekten başka bir özür bulamayacaklarفِتنَتُهُم
  12. 6:53Biz onlardan kimini kimi ile, "Allah aramızdan bunlara mı lutfunu layık gördü" desinler diye, işte böyle imtihan ettik. Allah, şükredenleri daha iyi bilen değil midirفَتَنَّا
  13. 7:27Ey Âdemoğulları. Şeytan, ana babanızı, çirkin yerlerini onlara göstermek için elbiselerini soyarak cennetten çıkardığı gibi, sizi de (şaşırtıp) bir belaya düşürmesin! Çünkü o ve kabilesi, sizin onları göremeyeceğiniz yerden sizi görürler. Biz, şeytanları, inanmayanların dostu yaptıkيَفتِنَنَّكُمُ
  14. 7:155Bir de Musa, mîkatımız için (tayin ettiğimiz vakitte tevbe için) kavminden yetmiş erkek seçti. Ne zaman ki, bunları o sarsıntı yakaladı, işte o zaman Musa: "Rabbim! dedi, dileseydin bunları da, beni de daha önce helâk ederdin. Şimdi bizi, içimizdekio beyinsizlerin yaptıkları yüzünden helâk mi edeceksin? O iş de senin imtihanından başka bir şey değildi. Sen bu imtihanla dilediğini sapıklıkta bırakır, dilediğini de hidayete erdirirsin. Bizim velimiz sensin. Artık bizi bağışla, merhamet et, sen bağışlayanların en hayırlısısınفِتنَتُكَ
  15. 8:25Ve öyle bir fitneden sakının ki, içinizden yalnızca zulüm yapanlara dokunmakla kalmaz. Ve bilin ki, Allah'ın cezası şiddetlidirفِتنَةٗ
  16. 8:28Ve iyi biliniz ki, mallarınız ve evlatlarınız birer imtihan aracından başka birşey değildir. Allah katında büyük ecir vardırفِتنَةٞ
  17. 8:39Ortalıkta fitne kalmayıp, din tamamıyla Allah'ın dini oluncaya kadar onlarla savaşın. Eğer vazgeçerlerse muhakkak ki, Allah yaptıklarını görürفِتنَةٞ
  18. 8:73Kâfirler de aslında birbirlerinin dostları ve yardımcılarıdırlar. Eğer siz de öyle yapmazsanız, yeryüzünde büyük bir fitne ve fesat çıkarفِتنَةٞ
  19. 9:47Eğer içinizde sizinle beraber cihada çıkmış olsalardı, bozgunculuk etmekten başka şeye yaramayacaklardı ve aranıza fitne sokmak için uğraşacaklardı. İçinizde onların laflarına kanacaklar da vardı. Allah, o zalimleri iyi bilirٱلفِتنَةَ
  20. 9:48Şurası kesindir ki, bunlar daha önce de fitne çıkarmak istediler ve sana türlü işler çevirdiler. Nihayet hak yerini buldu ve Allah'ın emri onların zoruna gitmesine rağmen açığa çıktıٱلفِتنَةَ
  21. 9:49İçlerinden "Aman bana izin ver, başımı derde sokma" diyen de var. Dikkat et, başlarını asıl kendileri derde soktular. Hiç şüphesiz cehennem, kâfirleri elbette kuşatacaktırتَفتِنِّيٓ
  22. 9:126Onlar (münafıklar) her yıl bir veya iki kere kendilerinin çeşitli belalara uğratıldıklarını görmüyorlar mı? Böyle iken yine de tevbe etmiyor ve ibret almıyorlarيُفتَنُونَ
  23. 10:83Firavun ve adamlarının kendilerini belaya uğratacağı korkusundan dolayı Musa'ya kendi kavminin bir oymağından başka kimse iman etmedi. Çünkü orada Firavun çok üstün idi ve o kesinlikle aşırı giden taşkınlardandıيَفتِنَهُم
  24. 10:85Onlar da: "Biz Allah'a güvendik. Ey Rabbimiz, bizi o zalim kavmin fitnesine uğratma!" dedilerفِتنَةٗ
  25. 16:110Sonra şüphesiz Rabbin, eziyet edildikten sonra hicret eden, sonra cihad eden ve sabreden kimselerin yardımcısıdır. Bunlardan sonra Rabbin elbette çok bağışlayıcıdır, çok merhametlidirفُتِنُواْ
  26. 17:60Vaktiyle sana şöyle vahyettiğimizi hatırla: "Şüphesiz Rabbin insanları kuşatmıştır." (İsrâ gecesi) sana açıkça gösterdiğimiz o temâşâyı ve Kur'ân'da lanet edilen ağacı da, yalnız insanlara bir imtihan için yapmışızdır. Biz onları, korkutuyoruz, fakat bu onlara ancak büyük bir taşkınlıktan başka bir sonuç vermiyorفِتنَةٗ
  27. 17:73(Ey Muhammed!) Az kalsın seni bile, sana vahyettiğimizden başkasını bize karşı iftira edesin diye, fitneye düşüreceklerdi ve o takdirde seni dost edineceklerdiلَيَفتِنُونَكَ
  28. 20:40Hani kız kardeşin (Firavun'un sarayına) giderek: "Ona bakacak birini size buluvereyim mi? diyordu. Böylece seni tekrar annene verdik ki, gözü aydın olsun da kederlenmesin. Hem sen, bir adam öldürdün de seni gamdan kurtardık. Seni çeşitli musibetlerle imtihan ettik. Bu sebeple yıllarca Medyen halkı içinde kaldın. Sonra ey Musa! Belli bir çağa (peygamberlik görevini yüklenecek bir yaşa) geldinوَفَتَنَّـٰكَ
  29. 20:85Allah: "Doğrusu biz senden sonra kavmini imtihan ettik. Sâmirî onları saptırdı" dediفَتَنَّا
  30. 20:90And olsun ki Harun daha önce onlara: "Ey kavmim! Siz bununla (buzağı ile) imtihana çekildiniz. Sizin gerçek Rabbiniz Rahmân'dır. Gelin bana uyun ve emrime itaat edin" demiştiفُتِنتُم

Bu kök 58 ayette geçiyor; ilk 30 tanesi gösteriliyor.

Kök ve kelime çözümlemesi Quranic Arabic Corpus'tan (GNU GPL). NÛR burada anlam yorumu yapmaz.