Kök
بين
Kur'an'da 523 yerde, 453 ayette geçer.
Önerilen okuma
Kur'an içi çıkarımKısaca
Bir sahne düşün: Kocaman bir dalga baba ile oğlun arasına giriyor ve bağ kopuyor (11:43). Böyle bir mesafe fikri, tartışmada çizgi çekmek ve kim haklı belli olsun diye kullanılır. Sonunda bu, söze ve kanıta döner; gerçek açık edilir, fark herkesçe görülür.
Türkçedeki izi
- beyan
- Beyan, bir şeyi açıkça söylemek ve farkı göstermek demektir.
- beyanname
- Beyanname, resmî açıklama yazısı demektir.
- mübin
- Mübin, apaçık ve seçilir anlamına gelir.
Tanıdık kelimelerle kıyas
bu kökileسلط(sultan, saltanat)
byn ayıran çizgi ve kanıtı gösterir. slT yetki ve yaptırım gücü verir. Kısacası byn farkı görünür kılar, slT otorite kurar.
bu kökileستت(sitte)
byn şeylerin arasını ve çizgiyi anlatır. stt sayı ve süre dizisini anlatır. Kısacası byn ayrım ve aralık, stt altılı evre demektir.
bu kökileسحر(sihir, sihirbaz)
byn farkı açığa çıkarır ve anlaşılır kılar. sHr algıyı bulandırır ve perde çeker. Kısacası byn açar, sHr örter.
Müfessir diliyle
İki şeyi birbirinden ayırıp sınırını göstermek; bu ayrım ile şeyleri görünür ve seçilir kılmak.
Somut çekirdek, ayrılma ve araya giren mesafe/engel durumudur (11:43; 18:95; 10:28). Bu zeminden, taraflar için hükmün verilmesi ve çizginin çekilmesi anlamı türemiştir (7:87; 22:69; 39:3). Ayrım fikri bilgi-dil alanına taşınınca, hakikatin belirginleşmesi ve delille gösterilmesi anlamları doğar: yubayyinu/tabayyana, bayyina, mubîn (2:109; 16:39; 8:42; 11:53).
Somuttan soyuta
Önce fiziksel ayrılma/mesafe: dalganın girmesi, set çekilmesi (11:43; 18:95). Ardından ihtilafların ayrıştırılması ve nihayet dil-bilgi düzleminde açıklama, delil, ifadeye dönüşüm (7:87; 22:69; 16:89; 55:4).
Kardeş köklerden farkı
سلطile farkı
slT, yaptırım ve meşruiyet sağlayan yetkili delili/kuvveti ifade eder; byn ise şeyleri ayırıp farkı görünür kılan çizgiyi/kanıtı anlatır. “sultân mubîn” otoritatif hüccettir (4:91; 11:96; 14:10), “bayyina” ise ayırt eden gösterge/kanıttır (11:53; 8:42; 18:15).
ستتile farkı
stt, sayılabilen süre/evre bildirir (altı gün); niceliksel bir dizilimi gösterir (25:59; 32:4; 50:38). byn ise varlıklar, taraflar veya hükümler arasındaki ayrımı ve aradaki sahayı/çizgiyi ifade eder (30:8; 37:5; 26:28).
سحرile farkı
sHr algıyı bulandıran/karıştıran yanılsamayı dile getirir; byn ise farkı belirginleştiren açıklık ve delili (46:7; 6:7). Nitekim “âyâtun bayyinât”a inkarcılar “sihir” der; biri seçik ayırım, diğeri perdeleyici iddiadır (5:110; 10:76).
Anlam alanları · 5
Fizikî ayrılma, mesafe ve engel
İki şeyin arasına giren dalga, çekilen set veya oluşturulan ayırma hattı.
İhtilafın ayrıştırılması ve hüküm
Taraflar için çizgi çekip neticeyi belirleyen ilahî hüküm.
Delil/kanıt olarak ‘bayyina’
Farkı ortaya koyan, reddedilirse mazereti düşüren ayırt edici kanıt.
Açıklama fiili: yubayyinu/tabayyana/mubînât
Hakikati belirginleştirme; örtüyü kaldırıp farkı görünür kılma.
Belirgin nitelik/hal (mubîn)
Düşmanlık, sapma, suç veya uyarının kendini gösterir olması.
Güven: Güçlü · incelenen 69 ayetin 29'i açıklandı (%42) · toplam 454 ayetten dengeli örnek
Kökün tüm ana formları birden çok bağlamda tutarlı biçimde ‘ayırma–belirginleştirme’ ekseninde birleşiyor.
Açık soru: Mubîn kimi bağlamlarda ‘açıklayıcı’ (etken), kiminde ‘görünür’ (edilgen) nüansıyla gelir; bağlam tayin edicidir.
Bu okuma Arapça metinden ve kökün geçtiği ayetlerden çıkarıldı; meal yalnızca yardımcı olarak kullanıldı. Ayete dayanmayan iddialar otomatik silindi. Ayetlere tıklayıp kendin tart.
Yoldaş kökler
Aynı ayetlerde bu kökle en sık birlikte geçenler. Bu bir istatistiktir, eş anlam iddiası değildir — farkı ders ortaya koyar.
Aldığı yüzler · 86
Aynı üç harf, bu kadar farklı kelime veriyor. Anlam ailesi burada görünür — sözlük anlamıdır, hüküm değildir.
Geçtiği ayetler · ilk 30
- 2:66Bu ibret dolu cezayı öncekilere ve sonrakilere bir ders, korunacaklara da bir nasihat, bir öğüt yaptıkبَينَ
- 2:68Onlar, "Bizim için Rabbine dua et, her ne ise onu bize açıklasın." dediler. Musa, "Rabbim buyuruyor ki, o ne pek yaşlı, ne de pek taze, ikisi arası dinç bir sığırdır, haydi emrolunduğunuz işi yapınız." dediيُبَيِّن
- 2:69Onlar, "Bizim için Rabbine dua et, rengi ne ise onu bize açıklasın." dediler. Musa, "Rabbim buyuruyor ki, o, bakanlara sürur veren, sapsarı bir sığırdır." dediيُبَيِّن
- 2:70Onlar, "Bizim için Rabbine dua et, o nedir bize iyice açıklasın, çünkü o bize biraz karışık geldi, bununla beraber Allah dilerse onu elbette buluruz." dedilerيُبَيِّن
- 2:87Celâlim hakkı için Musa'ya o kitabı verdik, arkasından birtakım peygamberler de gönderdik, hele Meryem oğlu İsa'ya apaçık mucizeler verdik, onu Rûhu'lKudüs ile de destekledik. Size nefislerinizin hoşlanmayacağı bir emirle gelen her peygambere kafa mı tutacaksınız? Kibrinize dokunduğu için onların bir kısmına yalan diyecek, bir kısmını da öldürecek misinizٱلبَيِّنَٰتِ
- 2:92Celâlim hakkı için Musa size belgelerle gelmişti de onun arkasından tuttunuz o buzağıya taptınız. Siz işte o zâlimlersinizبِٱلبَيِّنَٰتِ
- 2:97Söyle; her kim Cebrail'e düşman ise iyi bilsin ki, Kur'ân'ı senin kalbine Allah'ın izniyle kendinden önceki vahiyleri onaylayıcı, müminlere hidayet ve müjde kaynağı olmak üzere o indirdiبَينَ
- 2:99Şanım hakkı için sana çok açık âyetler; parlak mucizeler indirdik. Öyle ki, iman sahasından uzaklaşmış fasıklardan başkası onları inkâr etmezبَيِّنَٰتٖ
- 2:102Tuttular da Süleyman mülküne dair şeytanların uydurup izledikleri şeyin ardına düştüler. Halbuki Süleyman inkâr edip kâfir olmadı, lakin o şeytanlar kâfirlik ettiler; insanlara sihir öğretiyorlar ve Bâbil'de Harut ve Marut'a, bu iki meleğe indirilen şeyleri öğretiyorlardı. Halbuki o ikisi "biz ancak ve ancak sizi denemek için gönderildik, sakın sihir yapıp da kâfir olmayın!" demeden kimseye birşey öğretmezlerdi. İşte bunlardan karı ile kocanın arasını ayıracak şeyler öğreniyorlardı. Fakat Allah'ın izni olmadıkça bununla kimseye zarar verebilecek değillerdi. Kendi kendilerine zarar verecek ve bir fayda sağlamayacak bir şey öğreniyorlardı. Yemin olsun ki, onu her kim satın alırsa, onu alanın ahirette bir nasibi olmayacağını da çok iyi biliyorlardı. Hakkiyle bilselerdi, uğruna canlarını sattıkları şey ne çirkin bir şeydiبَينَ
- 2:109Ehli kitaptan birçoğu arzu etmektedir ki, sizi imanınızdan sonra çevirip kâfir etsinler: Hak kendilerine iyice belirdikten sonra bile sırf nefsaniyetlerinden ve kıskançlıktan dolayı bunu yaparlar. Buna rağmen siz şimdi af ile, hoşgörüyle davranın tâ Allah emrini verinceye kadar. Şüphe yok ki Allah her şeye kâdirdirتَبَيَّنَ
- 2:113Yahudiler dediler ki, "Hıristiyanlar birşey üzerinde değiller", Hristiyanlar da "Yahudiler bir şey üzerinde değiller" dediler. Oysa hepsi de kitabı okuyorlar. Hiçbir bilgisi olmayanlar da öyle onların dedikleri gibi dediler. İşte bundan dolayı Allah, ihtilafa düştükleri bu gibi şeylerde, kıyamet günü aralarında hüküm verecektirبَينَهُم
- 2:118Bilgiden nasibi olmayanlar da "Allah bizimle konuşsa ya, yahut bize de bir mucize gelse ya!" dediler. Bunlardan öncekiler de tıpkı böyle, bunların dedikleri gibi demişlerdi. Onların kalbleri birbirlerine benzedi. Gerçekten de yakîne ermek (hakikati bilmek) isteyen bir kavim için biz mucizeleri çok açık seçik gösterdikبَيَّنَّا
- 2:136Deyiniz ki, "Biz, Allah'a iman ettik ve bize ne indirildiyse İbrahim'e, İsmail'e, İshak'a, Yakup'a ve torunlarına ne indirildiyse, Musa'ya ve İsa'ya ne indirildiyse ve bütün peygamberlere Rablerinden ne verildiyse hepsine iman ettik. Biz onların arasında fark gözetmeyiz ve biz ancak O'na boyun eğen müslümanlarızبَينَ
- 2:159İndirdiğimiz apaçık delilleri ve hidayetin kendisi olan âyetleri insanlar için biz kitapta açıkladıktan sonra gizleyenler var ya mutlaka onlara Allah lanet eder. Lanet edebilecek olanlar da lanet ederlerٱلبَيِّنَٰتِ
- 2:160Ancak tevbe edip halini düzelterek gerçeği söyleyenler başka. İşte onları ben bağışlarım. Ben çok merhamet ediciyim, tevbeleri çokça kabul ederimوَبَيَّنُواْ
- 2:164Şüphesiz göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelişinde, insanlara yarar şeylerle denizde akıp giden gemide, Allah'ın yukarıdan bir su indirip de onunla yeri ölümünden sonra diriltmesinde, diriltip de üzerinde deprenen hayvanları yaymasında, rüzgarları değiştirmesinde, gök ile yer arasında emre hazır olan bulutta şüphesiz akıllı olan bir topluluk için elbette Allah'ın birliğine deliller vardırبَينَ
- 2:168Ey insanlar! Bütün yeryüzündeki nimetlerimden helal olmak, temiz olmak şartıyla yiyin. Fakat şeytanın adımlarına uymayın. Çünkü o size belli bir düşmandırمُّبِينٌ
- 2:182Her kim de vasiyet edenin, bir hata işlemesinden veya bir günaha girmesinden endişe eder de tarafların arasını düzeltirse, ona bir vebal yoktur. Şüphesiz ki, Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidirبَينَهُم
- 2:185O Ramazan ayı ki, insanları irşad için, hak ile batılı ayıracak olan, hidayet rehberi ve deliller halinde bulunan Kur'ân onda indirildi. Onun için sizden her kim bu aya şahit olursa onda oruç tutsun. Kim de hasta, yahut yolculukta ise tutamadığı günler sayısınca diğer günlerde kaza etsin. Allah size kolaylık diler zorluk dilemez. Sayıyı tamamlamanızı, size doğru yolu gösterdiğinden dolayı Allah'ı tekbir etmenizi ister. Umulur ki şükredersinizوَبَيِّنَٰتٖ
- 2:187Oruç gecesi kadınlarınıza yaklaşmanız, size helâl kılındı. Onlar, sizin için bir örtü, siz de onlar için bir örtü durumundasınız. Allah, nefsinize güvenemeyeceğinizi bildiği için müracaatınızı kabul buyurdu ve sizi bağışladı. Şimdi onlara yaklaşın ve Allah'ın sizler için yazdığını isteyin. Ta fecrin beyaz ipliği siyah iplikden size seçilinceye kadar yiyin, için. Sonra da ertesi geceye kadar orucu tam tutun. Bununla beraber siz mescitlerde îtikaf halinde iken onlara yaklaşmayın. Bunlar, Allah'ınsınırlarıdır, sakın onlara yaklaşmayın. Allah, âyetlerini insanlara böyle açıklıyor ki sakınıp korunsunlarيَتَبَيَّنَ
- 2:188Bir de aranızda mallarınızı batıl sebeplerle yemeyin. İnsanların mallarından bir kısmını bile bile günah ile yemek için, o malları hakimlere rüşvet olarak vermeyinبَينَكُم
- 2:208Ey iman edenler! Hepiniz barış ve selamete girin de şeytanın adımlarına uymayın. Çünkü o sizin aranızı açan belli bir düşmandırمُّبِينٞ
- 2:209Size bunca deliller geldikten sonra yine kayarsanız, iyi bilin ki, Allah çok güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidirٱلبَيِّنَٰتُ
- 2:211İsrailoğullarına sor: Biz onlara ne kadar açık âyetler vermiştik. Fakat Allah'ın nimetini her kim kendisine geldikten sonra değiştirirse, şüphe yok ki, Allah'ın azabı çok şiddetlidirبَيِّنَةٖ
- 2:213İnsanlar tek bir ümmetti. Ayrılmaları üzerine Allah, rahmetinin müjdecileri ve azabının habercileri olmak üzere peygamberler gönderdi ve beraberlerinde hak ile ilgili kitap indirdi ki, insanların, aralarında ihtilaf ettikleri şeyler hakkında hakem olsun. Bunda da sırf o kitap verilenler, kendilerine bunca deliller geldikten sonra tuttular, aralarındaki hırs ve kıskançlık yüzünden anlaşmazlığa düştüler. Bunun üzerine Allah kendi izniyle, iman edenleri, onların hakkında anlaşmazlığa düştükleri hakka, ulaştırdı. Allah, dilediğini doğru yola iletirبَينَ
- 2:219Ey Muhammed! Sana şarap ve kumardan soruyorlar. De ki: Bu ikisinde büyük bir günah, bir de insanlar için bazı menfaatler vardır. Fakat günahları, menfaatlerinden daha büyüktür. Yine sana neyi infak edeceklerini soruyorlar. De ki: İhtiyaçtan fazlasını infak edin. İşte böylece Allah, size âyetlerini açıklıyor. Umulur ki siz düşünürsünüzيُبَيِّنُ
- 2:221Müşrik kadınları, iman etmedikçe nikâhlamayın. Bir müşrik kadın, sizin hoşunuza gitse bile, iman etmiş olan bir cariye herhalde ondan daha hayırlıdır. Müşrik erkeklere de mümin kadınları nikâh ettirmeyin. Bir müşrik, sizin hoşunuza gitse bile, mümin bir köle elbette ondan daha hayırlıdır. Onlar sizi ateşe davet ederler, Allah ise, kendi izniyle cennete ve mağfirete davet ediyor ve âyetlerini insanlara açıklıyor. Umulur ki onlar hatırda tutup, öğüt alırlarوَيُبَيِّنُ
- 2:224Sözünüzde durmanız, kötülükten sakınmanız ve insanların arasını düzeltmeniz için, Allah'ı yeminlerinize hedef veya siper edip durmayın. Allah, her şeyi işitir ve bilirبَينَ
- 2:230Eğer kadını bir daha boşarsa, bundan sonra artık başka bir kocaya varıncaya kadar ona helâl olmaz. Eğer ikinci koca da onu boşarsa, Allah'ın hududunu sağlam tutacaklarını ümid ettikleri takdirde öncekilerin birbirlerine dönmelerinde her ikisine de günah yoktur. İşte bunlar, Allah'ın tayin ettiği hudududur. Bunları, bilen bir kavim için açıklıyorيُبَيِّنُهَا
- 2:232Kadınları boşadığınız zaman iddetlerini bitirdiklerinde, aralarında meşru bir şekilde rızalaştıkları takdirde, kendilerini kocalarıyla nikâhlanacaklar diye sıkıştırıp, engellemeyin. İşte bu, içinizden Allah'a ve ahiret gününe iman edenlere verilen bir öğüttür. Bu, sizin hakkınızda daha hayırlı ve daha nezihtir. Allah bilir, siz bilemezsinizبَينَهُم
Bu kök 453 ayette geçiyor; ilk 30 tanesi gösteriliyor.
Kök ve kelime çözümlemesi Quranic Arabic Corpus'tan (GNU GPL). NÛR burada anlam yorumu yapmaz.