Kök

صدق

Kur'an'da 155 yerde, 143 ayette geçer.

Önerilen okuma

Kur'an içi çıkarım

Kısaca

Bir olayda gömleğin arkadan yırtıldığı görülür ve yalan açığa çıkar. Kur’an’da sıdk, sözün gerçeğe tam uyması ve bunun dışarıdan bir kanıtla gösterilmesidir. Yani iddia varsa, onay ve eylemle ispat da olmalı.

Türkçedeki izi

sadık
Bu kökten; dürüst ve sözünü tutan kişi.
sadakat
Bu kökten; verilen söze bağlı kalma.
sadaka
Bu kökten; karşılıksız verme, içtenlik göstergesi.

Tanıdık kelimelerle kıyas

  • bu kökileعهد(ahit, ahdetmek, ahde vefa)

    Sıdk sözle gerçeğin örtüşmesi ve bunu kanıtlamakla ilgilidir. Ahit verilen sözün ve bağın kendisidir. Kısacası sıdk ispat, ahit içeriktir.

    • 33:23Burada sıdk, verilen ahde bağlı kalmayı fiille gösterenler için geçer.
    • 13:20Burada konu bağın kendisi ve onu bozmamamak.
  • bu kökileكيل(kile, ölçek, tartı)

    Sıdk doğru söylemek ve bunu davranışla göstermekle ilgilidir. Kayl alışverişte miktarı eksiksiz vermektir. Kısacası sıdk içten doğruluk, kayl ölçü doğruluğudur.

    • 2:264Burada sadaka, içtenliği ispat eden karşılıksız vermedir.
    • 12:59Burada konu miktarı tam vermek, yani ölçüdür.

Müfessir diliyle

İleri sürülen, vaat edilen veya haber verilen şeyin olguyla tam uyuşması; bu uyumu teyit ve fiille ispat.

Nazâir, iki ekseni gösteriyor: iddia-olgusallık uyumu ve bu uyumun tanıklık/eylemle onaylanması. Meydan okumalardaki “in kuntum sâdiqîn” kalıbı, sözün dışarıda bir kanıtla sınanmasını ister (2:23; 2:94; 10:38; 11:13; 26:31; 27:71; 34:29; 45:25; 56:87; 62:6). II. bâb kullanım “musaddiq/ṣaddaqa”, kendinden öncekine uygunluğu açıkça onaylamayı gösterir (2:41; 5:48; 35:31; 46:12; 28:34; 10:37; 12:111; 39:33). Fiil “ṣadaqa” ve isim “ṣidq”, vaat ve ahdin gerçekleşmesi ile kişide yerleşik doğruluk niteliğini bildirir (3:152; 39:74; 33:23; 6:115; 4:87; 4:122).

Somuttan soyuta

Somut belirtiyle doğrulama: gömleğin yırtılış yönüyle durumun anlaşılması (12:26-27). Buradan toplumsal ve ilahî alana açılır: nikâh hediyesi ve karşılıksız vermek (4:4; 2:264; 2:280), kitapların birbirini teyidi ve vaadin tahakkuku (2:41; 5:48; 39:74).

Kardeş köklerden farkı

  • عهدile farkı

    ‘Ahd’ bağın/kayıtlı taahhüdün kendisidir; ‘ṣidq’ ise o bağa uygun davranmanın ve iddiayı gerçeğe uydurmanın ölçüsüdür. ‘Sadakû mâ ‘âhadû’ ifadesi, taahhüdün (ahd) içerik, ṣidqin ise gerçekleşme/doğrulanma olduğunu gösterir.

  • كيلile farkı

    ‘Kayl’ miktar/tartı adaletini ve alışveriş ölçüsünü bildirir; ‘ṣidq’ nicelikten çok olguya uygunluk ve tasdikin öz-dürüstlüğünü vurgular. Ölçüyü eksiksiz vermek ‘kayl’dır; ameli başa kakmayarak geçerli kılmak ‘ṣidq’ın alanındadır.

Anlam alanları · 5

  1. Meydan okuma ve kanıtla sınama

    İddia gerçekse onu dışsal bir delille göstermek istenir; bu kalıp iddianın olguyla örtüşmesini talep eder.

  2. Onaylama ve teyit (tasdîk)

    Önceki kitabın/hakikatin aynılığına şahitlik ve onu doğrulama; başkasının haberini desteklemek.

  3. Vaat ve ahde sadâkat

    Verilen sözün gerçekleşmesi ve söz-amel uyumu; ilahî kelâmın bozulmaz gerçekliği.

  4. Karşılıksız vermek ve feragat (ṣadaqa/taṣaddaqa)

    İçtenliğin somut izi olarak ihsan, alacağından vazgeçme ve toplumsal iyilik için verme.

  5. Süregiden doğruluk ve güvenilir yakınlık

    Kişide yerleşik dürüstlük (ṣiddîq) ve güvene dayalı dostluk (ṣadîq).

Biçimlerin kullanımı

صِدْق
Olguyla tam uygunluk, bozulmaz sahihlik; bu uygunluğun niteliği (6:115; 33:24; 26:84; 10:93).
صَادِق
İddiası olguyla örtüşen; kanıt talebine açık ve sınanan (2:23; 2:94; 26:31; 62:6).
صَدَقَ
Uygun düştü/gerçekleşti; vaat ve ahde fiilen sadık kaldı (3:152; 39:74; 33:23; 12:26).
صَدَّقَ
Başkasının getirdiğini doğru bulup onayladı, teyit etti (28:34; 37:37; 39:33; 56:57).
مُصَدِّق
Öncekiyle uyumu gösteren/doğrulayan; onaylayıcı (2:41; 5:48; 35:31; 46:12).
تَصَدَّقَ
Karşılıksız verdi/feragat etti; içtenliği fiille gösterdi (2:280; 5:45; 12:88).

Güven: Güçlü · incelenen 66 ayetin 51'i açıklandı (%77) · toplam 144 ayetten dengeli örnek

Kökün çok sayıda farklı bağlamda tutarlı biçimde ‘uyum-teyit-fiilî ispat’ ekseninde kullanılması ortak çekirdeği net kılıyor.

Açık soru: ‘Ṣadaqa’nın ihsan anlamıyla ‘ṣidq’ın doğruluk anlamı arasındaki bağ, kullanım bağlamlarından çıkar; etimolojik kesin köprü iddiası yapılmamalıdır.

Bu okuma Arapça metinden ve kökün geçtiği ayetlerden çıkarıldı; meal yalnızca yardımcı olarak kullanıldı. Ayete dayanmayan iddialar otomatik silindi. Ayetlere tıklayıp kendin tart.

Kur'an'daki izi

49 sûreye yayılıyor; mushaf sırasında ilk kez 2:23'de.

FâtihaNâs
Mekkî · 75Medenî · 68
isim · 119fiil · 31sıfat · 4

Yoldaş kökler

Aynı ayetlerde bu kökle en sık birlikte geçenler. Bu bir istatistiktir, eş anlam iddiası değildir — farkı ders ortaya koyar.

Aldığı yüzler · 70

Aynı üç harf, bu kadar farklı kelime veriyor. Anlam ailesi burada görünür — sözlük anlamıdır, hüküm değildir.

صَٰدِقِينَ31ٱلصَّـٰدِقِينَ16مُصَدِّقٗا9صَدَقُواْ5ٱلصَّدَقَٰتِ5لَصَٰدِقُونَ4صِدقٖ4صِدقٍ3وَصَدَّقَ3مُصَدِّقٞ2وَٱلصَّـٰدِقِينَ2وَمُصَدِّقٗا2مُّصَدِّقٞ2صَدَقَ2أَصدَقُ2صَدَقَةٗ2تَصدِيقَ2صِدِّيقٗا2وَصَدَقَ2صَدَّقَ2بِٱلصِّدقِ2ٱلصَّـٰدِقُونَ2صَدَقَةٍ1صَدَقَةٖ1صَدَقَٰتِكُم1تَصَدَّقُواْ1مُصَدِّقَا1صَدَقَكُمُ1صَدُقَٰتِهِنَّ1وَٱلصِّدِّيقِينَ1يَصَّدَّقُواْ1بِصَدَقَةٍ1تَصَدَّقَ1صِدِّيقَةٞ1صَدَقتَنَا1صِدقُهُم1مُّصَدِّقُ1صِدقٗا1ٱلصَّدَقَٰتُ1لَنَصَّدَّقَنَّ1

Geçtiği ayetler · ilk 30

  1. 2:23Eğer kulumuz (Muhammed)a indirdiğimiz (Kur'ân)den şüphe içinde iseniz, haydi onun gibi bir sûre getirin, Allah'tan başka güvendiklerinizin hepsini çağırın; eğer doğru isenizصَٰدِقِينَ
  2. 2:31Ve Âdem'e isimlerin hepsini öğretti, sonra onları meleklere gösterip: "Haydi davanızda sadıksanız bana şunları isimleriyle haber verin." dediصَٰدِقِينَ
  3. 2:41Yanınızdakini (Tevrat'ı) tasdik edici olarak indirdiğim (Kur'ân)a iman edin, O'nu, inkar edenlerin ilki siz olmayın, benim âyetlerimi birkaç paraya değişmeyin. Ancak benden korkunمُصَدِّقٗا
  4. 2:89Yanlarındakini tasdik etmek üzere onlara Allah katından bir kitap gelince, daha önceleri inanmayanlara karşı onunla yardım isteyip durdukları halde, o tanıdıkları kendilerine gelince, bu sefer kendileri onu inkâr ettiler. İşte bundan dolayı Allah'ın laneti kâfirleredirمُصَدِّقٞ
  5. 2:91Onlara, "Allah ne indirdiyse ona iman edin." denildiği zaman, onlar "Biz kendimize indirilene iman ederiz." derler ve ondan başkasını inkâr ederler. Oysa yanlarındaki Tevrat'ı tasdik eden gerçek vahiy odur. Onlara de ki; "Peki madem gerçek mümin sizsiniz de ne diye daha önce Allah'ın peygamberlerini öldürüyordunuzمُصَدِّقٗا
  6. 2:94De ki; Allah yanında ahiret yurdu (cennet) başkalarının değil de yalnızca sizin ise, eğer iddianızda da sadık iseniz haydi hemen ölümü temenni ediniz, ölmeyi cana minnet bilinizصَٰدِقِينَ
  7. 2:97Söyle; her kim Cebrail'e düşman ise iyi bilsin ki, Kur'ân'ı senin kalbine Allah'ın izniyle kendinden önceki vahiyleri onaylayıcı, müminlere hidayet ve müjde kaynağı olmak üzere o indirdiمُصَدِّقٗا
  8. 2:101Üstelik Allah tarafından onlara, yanlarındaki kitabı tasdik edici bir peygamber gelince, daha önce kendilerine kitap verilenlerden bir kısmı, Allah'ın kitabını sırtlarından geriye attılar, sanki hiçbir şey bilmiyorlarmış gibi yaptılarمُصَدِّقٞ
  9. 2:111Bir de "yahudi ve hıristiyanlardan başkası asla cennete giremeyecek" dediler. Bu onların kendi kuruntularıdır. Sen de onlara de ki; "Eğer doğru iseniz, haydi bakalım getirin deliliniziصَٰدِقِينَ
  10. 2:177Yüzlerinizi bazan doğu, bazan batı tarafına çevirmeniz erginlik değildir. Fakat eren o kimselerdir ki, Allah'a, ahiret gününe, meleklere, kitaba ve bütün peygamberlere iman edip, yakınlığı olanlara, öksüzlere, yoksullara, yolda kalmışa, dilenenlere ve esirleri kurtarmaya seve seve mal verirler. Namazı kılarlar, zekatı verirler. Bir de andlaştıkları zaman sözlerini yerine getirenler, hele sıkıntı ve hastalık durumlarında ve harbin şiddetli zamanında sabır ve kararlılık gösterenler var ya, işte doğru olanlar da bunlardır, korunanlar da bunlardırصَدَقُواْ
  11. 2:196Hac ve umreyi de Allah için tamam yapın. Eğer bunlardan alıkonursanız, o zaman kolayınıza gelen bir kurban gönderin. Bununla beraber bu kurban, kesileceği yere varıncaya kadar başlarınızı tıraş etmeyin. İçinizden hasta olana veya başından bir rahatsızlığı bulunana tıraş için oruç veya sadaka yahut da kurbandan ibaret bir fidye gerekir. Engellemeden kurtulduğunuz zaman da her kim hacca kadar umre ile sevab kazanmak isterse, ona da kolayına gelen bir kurban gerekir. Bunu bulamayana ise üç gün hacda, yedi de döndüğünüzde ki tam on gün oruç tutması lazım gelir. Bu hüküm, ailesi Mescidi Haram civarında oturmayanlar içindir. Allah'tan korkun ve bilin ki Allah'ın azabı gerçekten çok şiddetlidirصَدَقَةٍ
  12. 2:263Bir tatlı dil ve kusurları bağışlamak, arkasından eza ve gönül bulantısı gelecek bir sadakadan daha hayırlıdır. Allah, hiçbir şeye muhtaç değildir, halimdir, yumuşak davranırصَدَقَةٖ
  13. 2:264Ey iman edenler! Sadakalarınızı, başa kakmak, gönül kırmakla boşa gidermeyin. O adam gibi ki, insanlara gösteriş için malını dağıtır da ne Allah'a inanır, ne ahiret gününe. Artık onun hâli, bir kayanın hâline benzer ki, üzerinde biraz toprak varmış, derken şiddetli bir sağnak inmiş de onu yalçın bir kaya halinde bırakıvermiş. Öyle kimseler, kazandıklarından hiçbir şey elde edemezler. Allah, kâfirler topluluğunu doğru yola iletmezصَدَقَٰتِكُم
  14. 2:271Sadakaları açıkça verirseniz o, ne iyi olur; yok eğer onları gizler de fakirlere öyle verirseniz bu sizin için daha hayırlıdır ve günahlarınızın birçoğunun bağışlanmasına sebep olur. Bilin ki, Allah, her ne yaparsanız hepsinden haberdardırٱلصَّدَقَٰتِ
  15. 2:276Allah faizi mahveder, oysa sadakaları bereketlendirir. Allah günahta ve inkârda direnen hiç kimseyi sevmezٱلصَّدَقَٰتِ
  16. 2:280Eğer borçlu darlık içindeyse, ona ödeme kolaylığına kadar bir süre tanıyın. Ve bu gibi borçlulara alacağınızı bağışlayıp sadaka etmeniz eğer bilirseniz sizin için, daha hayırlıdırتَصَدَّقُواْ
  17. 3:3O, sana kendisinden öncekileri tasdik edip doğrulayan bu kitabı hak ile indirdi. Daha önce insanlara hidayet olarak Tevrat'ı ve İncil'i de yine O indirmişti.. Evet bu Furkan'ı da O indirdi. Gerçek şu ki, Allah'ın âyetlerini inkâr edenler için çetin bir azap vardır. Allah çok güçlüdür, intikamını alırمُصَدِّقٗا
  18. 3:17O sabredenleri, o doğruluktan şaşmayanları, o elpençe divan duranları, o nafaka verenleri ve seher vakitlerinde o istiğfar edip yalvaranları (görür)وَٱلصَّـٰدِقِينَ
  19. 3:39Zekeriyya mabedde namaz kılarken melekler ona: "Allah sana, Allah'dan bir kelimeyi doğrulayıcı, efendi, nefsine hakim ve iyilerden bir peygamber olarak Yahya'yı müjdeler." diye ünledilerمُصَدِّقَا
  20. 3:50Önümdeki Tevrat'ı doğrulayıcı olarak ve size haram kılınan bazı şeyleri helal kılmak için (geldim) ve Rabbiniz tarafından size bir mucize getirdim. Artık Allah'tan korkun da bana uyunوَمُصَدِّقٗا
  21. 3:81Allah peygamberlerden şöyle söz almıştı: "Andolsun ki size kitab ve hikmet verdim, sonra yanınızda bulunan (kitaplar)ı doğrulayıcı bir peygamber geldiğinde ona muhakkak inanacak ve ona yardım edeceksiniz! Bunu kabul ettiniz mi? Ve bu hususta ağır ahdimi üzerinize aldınız mı?" demişti. Onlar: "Kabul ettik" dediler. (Allah da) dedi ki: "Öyleyse şahit olun, ben de sizinle beraber şahit olanlardanımمُّصَدِّقٞ
  22. 3:93Tevrat indirilmeden önce, İsrail (Yakub)in kendisine haram kıldığı dışında, yiyeceklerin hepsi İsrailoğullarına helal idi. De ki: "Eğer doğrulardan iseniz, haydi Tevrat'ı getirip okuyunصَٰدِقِينَ
  23. 3:95De ki: "Allah doğru söylemiştir. Öyle ise dosdoğru, Allah'ı birleyici olarak İbrahim'in dinine uyun. O, müşriklerden değildiصَدَقَ
  24. 3:152Siz Allah'ın izni ile düşmanlarınızı öldürürken, Allah, size olan vaadini yerine getirmiştir. Allah size sevdiğiniz (galibiyeti) gösterdikten sonra zaafa düştünüz. (Peygamber'in verdiği) emir hakkında tartışmaya kalkıştınız ve isyan ettiniz. Kiminiz dünyayı istiyordu, kiminiz ahireti istiyordu. Sonra Allah sizi, denemek için onlardan geri çevirdi ve sizi bağışladı. Allah müminlere karşı çok lütufkârdırصَدَقَكُمُ
  25. 3:168Kendileri oturup kaldıkları halde kardeşleri için: "Eğer bize uysalardı öldürülmezlerdi" dediler. Onlara de ki: "Eğer iddianızda doğru iseniz, kendinizden ölümü uzaklaştırınızصَٰدِقِينَ
  26. 3:183Ateşin yiyeceği bir kurban getirmedikçe hiç bir peygambere iman etmeyeceğimize dair Allah bize ahidde bulundu." diyenlere de ki: "Benden önce size bazı peygamberler açık belgelerle ve sizin dediğiniz şeyle geldi. Eğer doğru insanlarsanız, ya onlarıniçin öldürdünüzصَٰدِقِينَ
  27. 4:4Kadınlara mehirlerini gönül hoşluğuyla verin. Eğer onlar gönül rızasıyla size bir şey bağışlarlarsa onu afiyetle yiyinصَدُقَٰتِهِنَّ
  28. 4:47Ey kendilerine kitap verilenler! Gelin yanınızda bulunan (Tevrat)ı tasdik etmek üzere indirdiğimiz bu kitaba iman edin. Biz birtakım yüzleri silip de enselerine çevirmeden yahut cumartesi halkını (yahudileri) lanetlediğimiz gibi onları lanetlemeden önce iman edin. Yoksa Allah'ın emri mutlaka yerine gelecektirمُصَدِّقٗا
  29. 4:69Kim Allah'a ve Peygambere itaat ederse işte onlar, Allah'ın kendilerine nimet verdiği peygamberlerle, sıddıklarla, şehidlerle, iyilerle birliktedir. Bunlar ne güzel arkadaştırوَٱلصِّدِّيقِينَ
  30. 4:87Kendinden başka ilâh olmayan Allah, sizi kıyamet gününde mutlaka biraraya toplayacaktır. Bunda asla şüphe yoktur. Allah'tan daha doğru sözlü kim olabilirأَصدَقُ

Bu kök 143 ayette geçiyor; ilk 30 tanesi gösteriliyor.

Kök ve kelime çözümlemesi Quranic Arabic Corpus'tan (GNU GPL). NÛR burada anlam yorumu yapmaz.