Kök
كتب
Kur'an'da 319 yerde, 279 ayette geçer.
Önerilen okuma
Kur'an içi çıkarımKısaca
Düşün: Borcu unutmamak için deftere yazıyorsun. Kur’an’da ketebe (yazmak, yazıyla bağlamak), bilgiyi, payı ve görevi yazıyla bağlamak demek. Önce insanın yazması, mektup ve senet görünür. Sonra Allah’ın bağladığı haklar ve kayıtlar, her şeyin yazıldığı ana kayıt ve en sonda indirilen rehber ile herkesin iş dosyası.
Türkçedeki izi
- kitap
- Yazıyla toplanmış metin demek; kökün ana ismi.
- mektup
- Yazılmış ve gönderilen şey; kökün ism-i mef’ulünden.
- kütüphane
- Kütüb (kitaplar) + hane; kitapların bulunduğu yer.
Tanıdık kelimelerle kıyas
bu kökileنزل(nüzul, nâzil)
nzl indirmeyi ve ulaştırmayı anlatır. ktb ise gelen şeyi yazıyla kayda geçirip bağlar. Kısacası nzl iniş, ktb yazıyla bağdır.
bu kökileدرس(ders)
drs metni okumak ve öğrenmektir. ktb metni yazmak ve oluşturmak. Kısacası drs öğrenmek, ktb yazmak.
bu kökileاهل(ehil, ehliyet)
Ahl aidiyet ve topluluk kimliğini anlatır. ktb o topluluğun bağlı olduğu yazılı ölçü ve kayıtları. Kısacası Ahl kimlik, ktb yazılı ölçüdür.
Müfessir diliyle
Yazıyla sabitlemek: bilgi, pay, yükümlülük ve ameli yetkili bir kayda geçirmek.
Somut düzeyde kalemle metin oluşturma, mektup ve senet yazmadır (2:79; 2:283; 27:28; 25:5; 29:48). İlâhî nisbetle hüküm ve payı bağlamak, her şeyi kayıt altına almak ve yapılanları sicile geçirmektir (6:54; 5:21; 3:154; 20:52; 22:70; 34:3; 9:120; 21:94). İsim biçimi, indirilen yazılı rehber ile hesap günü sunulan kişisel dosya gibi tamamlanmış yazılı bütünlükleri adlandırır (2:2; 4:105; 5:48; 17:14; 69:19; 84:10; 83:7; 45:28).
Somuttan soyuta
Önce elde yazılan metin ve mektup görünür (2:79; 27:28); buradan ilâhî yükümlülüklerin bağlanmasına (6:54; 57:27), kozmik kayda (22:70; 34:3) ve nihayet indirilen rehbere ile kişisel amel dosyalarına yükselir (2:2; 17:14).
Kardeş köklerden farkı
نزلile farkı
nzl iniş ve iletimi anlatır; ktb ise metni ve hükmü yazıyla tahkim eder. Aynı bağlamda, indirilen şeyin yazılı, bağlayıcı bir kayda dönüşmesi ktb ile görünür (5:48; 2:176; 6:114; 2:174).
درسile farkı
drs mevcut yazılı metin üzerinde okuma/öğrenme faaliyeti iken, ktb metnin kendisini ve yazıya geçirme eylemini gösterir (3:79; 7:169; 6:156; 34:44).
اهلile farkı
ahl sahiplik/aidiyet bildiren topluluk adıdır; ktb ise o topluluğun bağlı olduğu yazılı kayıt ve hüküm setidir (2:109; 5:5; 59:2; 3:65).
Anlam alanları · 6
İndirilen yazılı rehber
İnsanlar arasında hüküm ve hidayet için gönderilen yazılı vahiy bütünlüğü; açık, ayrıntılı, aydınlatıcıdır (2:2; 4:105; 5:48; 6:114; 16:64; 31:20; 35:31; 39:41; 42:15; 12:1; 26:2; 28:2; 18:27; 46:30).
Yükümlülüğün ve payın yazıyla bağlanması
Üzerine yazmak/bağlamak, bir şeyi zorunlu kılmak veya nasip etmek; aynı zamanda yapılanı sevap olarak kayda geçirmek (6:54; 57:27; 2:187; 5:21; 3:154; 22:4; 9:120; 2:235).
Kişisel ve toplumsal amel sicili
Herkesin önüne konacak bireysel kayıtlar ve ümmetlerin çağrıldığı toplu sicil; okunur, hükme esas olur (17:14; 69:19; 84:10; 83:7; 45:28).
Kozmik bilgi kaydı
Zaman ve varlıkla ilgili hiçbir şeyin dışında kalmadığı, apaçık bir kayıtta sabitlenen düzen (20:52; 22:70; 34:3; 6:38; 9:36).
Yazma faaliyeti ve mektup
İnsan eliyle yazma/yazdırma, doğru kaydetme veya tahrif etme; mektup ve kâtiplik (2:79; 2:283; 25:5; 27:28; 29:48; 7:157; 21:94).
Ehliyet ve sorumluluk
Yazılı rehbere nisbetle anılan toplulukların yükümlülükleri ve sapmaları, yazılı olana tutunmakla tanımlanır (2:109; 3:19; 3:65; 3:98; 3:186; 4:47; 5:77; 57:16; 59:2).
Biçimlerin kullanımı
- كَتَبَ
- Yazmak; bağlamak, takdir etmek, kayda geçirmek (6:54; 5:21; 9:120).
- كَاتِب
- Yazan/görevlendirilen kâtip; yazıyı icra eden (2:283; 21:94).
- مَكْتُوب
- Yazıya geçirilmiş, önceden kayda bağlanmış olan (7:157).
- ٱكْتَتَبَ
- Kendine yazdırmak/kopyalatmak (25:5).
Güven: Güçlü · incelenen 64 ayetin 48'i açıklandı (%75) · toplam 279 ayetten dengeli örnek
Kökün tüm ana kullanımları örneklenmiş; yasama, kayıt, vahiy, mektup ve sicil alanları çok sayıda ayetle destekleniyor.
Açık soru: الكِتَاب bazen vahiy metnini, bazen kozmik sicili gösterir; bağlam ayırt eder (6:38; 2:2).
Bu okuma Arapça metinden ve kökün geçtiği ayetlerden çıkarıldı; meal yalnızca yardımcı olarak kullanıldı. Ayete dayanmayan iddialar otomatik silindi. Ayetlere tıklayıp kendin tart.
Yoldaş kökler
Aynı ayetlerde bu kökle en sık birlikte geçenler. Bu bir istatistiktir, eş anlam iddiası değildir — farkı ders ortaya koyar.
Aldığı yüzler · 65
Aynı üç harf, bu kadar farklı kelime veriyor. Anlam ailesi burada görünür — sözlük anlamıdır, hüküm değildir.
Geçtiği ayetler · ilk 30
- 2:2İşte o kitap, bunda şüphe yok, müttakiler (kötülükten korunacaklar) için hidayettirٱلكِتَٰبُ
- 2:44İnsanlara iyiliği emreder de kendinizi unutur musunuz? Halbuki kitab (Tevrat)ı okuyorsunuz. Hâlâ aklınızı başınıza almayacak mısınızٱلكِتَٰبَ
- 2:53Ve hani bir zamanlar Musa'ya o kitabı ve furkanı verdik, gerekirdi ki, doğru yolda gidesinizٱلكِتَٰبَ
- 2:78Bunların bir de ümmî (okuma yazması olmayan) kısmı vardır, kitabı bilmezler, ancak birtakım kuruntu yığınına, boş saplantılara kapılır ve zan içinde dolaşır dururlarٱلكِتَٰبَ
- 2:79Artık o kimselerin vay haline ki, kendi elleriyle kitap yazarlar da sonra biraz para almak için "Bu Allah katındandır." derler. Artık vay o elleriyle yazdıkları yüzünden onlara, vay o kazandıkları vebal yüzünden onlaraيَكتُبُونَ
- 2:85Sonra sizler öyle kimselersiniz ki, kendilerinizi öldürüyorsunuz ve sizden olan bir grubu diyarlarından çıkarıyorsunuz, onlar aleyhinde kötülük ve düşmanlık güdüyor ve bu konuda birleşip birbirinize arka çıkıyorsunuz, şayet size esir olarak gelirlerse fidyeleşmeye kalkıyorsunuz. Halbuki yurtlarından çıkarılmaları size haram kılınmış idi. Yoksa siz kitabın bir kısmına inanıp bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz? Şu halde içinizden böyle yapanlar, netice olarak dünya hayatında perişanlıktan başka ne kazanırlar, kıyamet gününde de en şiddetli azaba uğratılırlar. Allah, yaptıklarınızdan gafil değildirٱلكِتَٰبِ
- 2:87Celâlim hakkı için Musa'ya o kitabı verdik, arkasından birtakım peygamberler de gönderdik, hele Meryem oğlu İsa'ya apaçık mucizeler verdik, onu Rûhu'lKudüs ile de destekledik. Size nefislerinizin hoşlanmayacağı bir emirle gelen her peygambere kafa mı tutacaksınız? Kibrinize dokunduğu için onların bir kısmına yalan diyecek, bir kısmını da öldürecek misinizٱلكِتَٰبَ
- 2:89Yanlarındakini tasdik etmek üzere onlara Allah katından bir kitap gelince, daha önceleri inanmayanlara karşı onunla yardım isteyip durdukları halde, o tanıdıkları kendilerine gelince, bu sefer kendileri onu inkâr ettiler. İşte bundan dolayı Allah'ın laneti kâfirleredirكِتَٰبٞ
- 2:101Üstelik Allah tarafından onlara, yanlarındaki kitabı tasdik edici bir peygamber gelince, daha önce kendilerine kitap verilenlerden bir kısmı, Allah'ın kitabını sırtlarından geriye attılar, sanki hiçbir şey bilmiyorlarmış gibi yaptılarٱلكِتَٰبَ
- 2:105Ne Kitap ehlinden, ne de müşriklerden hiçbiri, size Rabbinizden bir hayır indirilsin istemez. Allah ise, üstünlüğü, rahmetiyle dilediğine mahsus kılar ve Allah çok büyük lütuf sahibidirٱلكِتَٰبِ
- 2:109Ehli kitaptan birçoğu arzu etmektedir ki, sizi imanınızdan sonra çevirip kâfir etsinler: Hak kendilerine iyice belirdikten sonra bile sırf nefsaniyetlerinden ve kıskançlıktan dolayı bunu yaparlar. Buna rağmen siz şimdi af ile, hoşgörüyle davranın tâ Allah emrini verinceye kadar. Şüphe yok ki Allah her şeye kâdirdirٱلكِتَٰبِ
- 2:113Yahudiler dediler ki, "Hıristiyanlar birşey üzerinde değiller", Hristiyanlar da "Yahudiler bir şey üzerinde değiller" dediler. Oysa hepsi de kitabı okuyorlar. Hiçbir bilgisi olmayanlar da öyle onların dedikleri gibi dediler. İşte bundan dolayı Allah, ihtilafa düştükleri bu gibi şeylerde, kıyamet günü aralarında hüküm verecektirٱلكِتَٰبَ
- 2:121Kendilerine kitabı verdiğimiz ehliyetli kimseler onu, tilavetinin hakkını vererek okurlar. İşte onlar, ona iman ederler. Her kim de onu inkâr ederse, işte o inkârcılar hüsran içindedirlerٱلكِتَٰبَ
- 2:129Ey bizim Rabbimiz, bir de onlara içlerinden öyle bir peygamber gönder ki, onlara senin âyetlerini tilavet eylesin, kendilerine kitabı ve hikmeti öğretsin, içlerini ve dışlarını tertemiz yapıp onları pâk eylesin. Hiç şüphesiz Azîz sensin, hikmet sahibi Sensinٱلكِتَٰبَ
- 2:144Doğrusu, biz, yüzünün semaya yöneldiğini, orada şekilden şekile geçerek, aranıp durduğunu görüyorduk. Artık seni hoşnud olacağın bir kıbleye çevireceğiz. Haydi bakalım, yüzünü Mescidi Haram'a doğru çevir. Siz de ey müminler, nerede olursanız olun, yüzünüzü o tarafa doğru çevirin! Kendilerine kitap verilmiş olanlar da kesinlikle bilirler ki, Rabblerinden gelen o emir haktır. Ve Allah, onların yaptıklarından ve yapmakta olduklarından gafil değildirٱلكِتَٰبَ
- 2:145Celâlim için, sen o kitap verilmiş olanlara, bütün delilleri de getirsen, yine de senin kıblene tabi olmazlar, sen de onların kıblesine tabi olmazsın. Zaten onlar da birbirlerinin kıblesine tabi değiller. Celâlim hakkı için, sana gelen bunca ilmin arkasından sen tutar da onların arzu ve heveslerine uyacak olursan, o zaman hiç şüphesiz, sen de zâlimlerden olursunٱلكِتَٰبَ
- 2:146O kendilerine kitap verdiğimiz ümmetlerin âlimleri onu o peygamberi oğullarını tanır gibi tanırlar, böyle iken içlerinden bir takımı gerçeği bile bile gizlerlerٱلكِتَٰبَ
- 2:151Nitekim içinizden size bir peygamber gönderdik. O size âyetlerimizi okuyor, sizi temizliyor, size kitabı ve hikmeti öğretiyor. Size bilmediğiniz şeyleri öğretiyorٱلكِتَٰبَ
- 2:159İndirdiğimiz apaçık delilleri ve hidayetin kendisi olan âyetleri insanlar için biz kitapta açıkladıktan sonra gizleyenler var ya mutlaka onlara Allah lanet eder. Lanet edebilecek olanlar da lanet ederlerٱلكِتَٰبِ
- 2:174Allah'ın indirdiği kitaptan bir şeyi gizleyip de bununla biraz para alanlar gerçekten karınları dolusu ateşten başka birşey yemezler. Kıyamet günü Allah onlara ne söz söyler, ne de kendilerini temize çıkarır. Onlara sadece acı veren bir azab vardırٱلكِتَٰبِ
- 2:176Şüphesiz ki Allah kitabı hak bir sebeple indirmiştir. Kitap hakkında ihtilafa düşenler ise, şüphesiz haktan uzak, bir anlaşmazlık içindedirlerٱلكِتَٰبَ
- 2:177Yüzlerinizi bazan doğu, bazan batı tarafına çevirmeniz erginlik değildir. Fakat eren o kimselerdir ki, Allah'a, ahiret gününe, meleklere, kitaba ve bütün peygamberlere iman edip, yakınlığı olanlara, öksüzlere, yoksullara, yolda kalmışa, dilenenlere ve esirleri kurtarmaya seve seve mal verirler. Namazı kılarlar, zekatı verirler. Bir de andlaştıkları zaman sözlerini yerine getirenler, hele sıkıntı ve hastalık durumlarında ve harbin şiddetli zamanında sabır ve kararlılık gösterenler var ya, işte doğru olanlar da bunlardır, korunanlar da bunlardırوَٱلكِتَٰبِ
- 2:178Ey iman edenler! Öldürmede kısas size farz kılındı. Hüre hür, köleye köle, kadına kadın. Ama her kim, ölenin kardeşi tarafından bir şey karşılığı bağışlanırsa, o zaman örfe uyması, ona diyeti güzellikle ödemesi gerekir. Bu, Rabbiniz tarafından bir hafifletme ve bir rahmettir. Her kim bunun arkasından yine saldırırsa, artık ona acı veren bir azab vardırكُتِبَ
- 2:180Birinize ölüm geldiği vakit, bir hayır (bir mal) bırakacaksa, babası, anası ve en yakın akrabası için meşru bir surette vasiyet etmek, Allah'tan korkan kimseler üzerine yerine getirilmesi vacib bir hak olarak size farz kılındıكُتِبَ
- 2:183Ey iman edenler! Oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi size de farz kılındı. Umulur ki korunursunuzكُتِبَ
- 2:187Oruç gecesi kadınlarınıza yaklaşmanız, size helâl kılındı. Onlar, sizin için bir örtü, siz de onlar için bir örtü durumundasınız. Allah, nefsinize güvenemeyeceğinizi bildiği için müracaatınızı kabul buyurdu ve sizi bağışladı. Şimdi onlara yaklaşın ve Allah'ın sizler için yazdığını isteyin. Ta fecrin beyaz ipliği siyah iplikden size seçilinceye kadar yiyin, için. Sonra da ertesi geceye kadar orucu tam tutun. Bununla beraber siz mescitlerde îtikaf halinde iken onlara yaklaşmayın. Bunlar, Allah'ınsınırlarıdır, sakın onlara yaklaşmayın. Allah, âyetlerini insanlara böyle açıklıyor ki sakınıp korunsunlarكَتَبَ
- 2:213İnsanlar tek bir ümmetti. Ayrılmaları üzerine Allah, rahmetinin müjdecileri ve azabının habercileri olmak üzere peygamberler gönderdi ve beraberlerinde hak ile ilgili kitap indirdi ki, insanların, aralarında ihtilaf ettikleri şeyler hakkında hakem olsun. Bunda da sırf o kitap verilenler, kendilerine bunca deliller geldikten sonra tuttular, aralarındaki hırs ve kıskançlık yüzünden anlaşmazlığa düştüler. Bunun üzerine Allah kendi izniyle, iman edenleri, onların hakkında anlaşmazlığa düştükleri hakka, ulaştırdı. Allah, dilediğini doğru yola iletirٱلكِتَٰبَ
- 2:216Savaş size farz kılındı, gerçi o size hoş gelmez. Olabilir ki siz, bir şeyden hoşlanmazsınız; oysa ki o sizin için bir hayırdır. Yine olabilir ki, siz bir şeyi seversiniz, oysaki o sizin için bir kötülüktür. Allah bilir, siz bilmezsinizكُتِبَ
- 2:231Kadınları boşadığınız zaman iddetlerini bitirdiklerinde, artık kendilerini ya iyilikle tutun veya güzellikle salın. Yoksa haklarına tecavüz için zararlarına olarak onları tutmayın. Her kim bunu yaparsa nefsine zulmetmiş olur. Sakın Allah'ın âyetlerini alay konusu edinmeyin, Allah'ın üzerinizdeki nimetini, size kendisiyle öğüt vermek üzere indirdiği kitap ve hikmeti hatırlayıp, düşünün. Hem Allah'tan korkun ve bilin ki Allah her şeyi bilirٱلكِتَٰبِ
- 2:235Böyle kadınlara evlenme isteğinizi üstü kapalı biçimde çıtlatmanızda veya gönlünüzde tutmanızda size bir vebal yoktur. Allah biliyor ki siz onları mutlaka anacaksınız. Fakat meşru bir söz söylemekten başka bir şekilde kendileriyle gizlice sözleşmeyin. Farz olan iddet sona erinceye kadar da nikâh akdine azmetmeyin (kesin karar vermeyin). Bilin ki Allah gönlünüzdekini bilir. Öyle ise O'nun azabından sakının. Yine bilin ki Allah çok bağışlayıcıdır, çok yumuşaktırٱلكِتَٰبُ
Bu kök 279 ayette geçiyor; ilk 30 tanesi gösteriliyor.
Kök ve kelime çözümlemesi Quranic Arabic Corpus'tan (GNU GPL). NÛR burada anlam yorumu yapmaz.