Kök
حسن
Kur'an'da 194 yerde, 177 ayette geçer.
Önerilen okuma
Kur'an içi çıkarımKısaca
Kapı çalındı, selam verdiler; sen daha güzelini verip gönül aldın. İhsan, yani işi, sözü ve davranışı yerli yerinde yapmak, en uygun yolu seçmektir. Yaratılışta oranı, konuşmada üslubu, ilişkilerde dengeyi yükseltir.
Türkçedeki izi
- ihsan
- İhsan, işi en uygun ve güzel yapmak demek.
- muhsin
- Muhsin, böyle yapan kişi için söylenir.
- hasenat
- Hasenat, yapılan güzel ve yerinde işlerdir.
Tanıdık kelimelerle kıyas
bu kökileزين(ziynet)
Ziynet, süs ve cazibeyi anlatır, bazen yüzeyseldir. İhsan (yerinde ve dengeli yapmak) ise gerçek kalite ve yerindelik demektir. Kısacası ziynet süs, ihsan sağlam nitelik.
bu kökileخير(hayır, hayrat)
Hayır daha çok faydayı ve tercihi öne çıkarır. İhsan (yerinde ve dengeli yapmak), işin kalitesini ve kıvamını vurgular. Kısacası hayır yarar, ihsan kalite.
bu kökileقرض(karz)
Karz yani ödünç, işlemin adıdır. İhsan (yerinde ve dengeli yapmak), bu işi en temiz ve yerinde biçimde yapmayı anlatır. Kısacası karz işlem, ihsan nitelik.
Müfessir diliyle
Biçim, söz ve eylemi yerli yerinde, en uygun kıvama getirmek; değeri ve sonucu yükseltmek.
40:64’te “fa-ahsana suwarakum” ifadesi, şekli en uygun orana koymayı gösterir; 4:86, 16:125, 23:96 ve 41:34’te “ahsan” karşılaştırmalı bir ölçü olup en münasip yolu seçmeyi ister. 2:83, 6:151, 17:23’te ebeveyne yönelik “ihsan” ve 2:195, 28:77’de genel davranışta “ahsinu/ahsin” işi kıvama erdiren, lütufkâr ve dengeli tavrı bildirmektedir.
Somuttan soyuta
Somut görünüşteki oran ve kıvamdan (40:64; 55:70; 19:74) söze ve ahlâkî edime uzanan (2:83; 17:53; 11:7; 23:96) bir genişleme görülür.
Kardeş köklerden farkı
زينile farkı
Z-Y-N sunumu süsleyip cazip gösterir; kimi zaman aldatıcı ve yüzeyseldir (6:43; 6:122). H-S-N ise gerçek nitelik/uygunluk ve olgun sonuç üzerine kuruludur (40:64; 23:96; 3:14’te “husnu’l-maab”).
خيرile farkı
Kh-Y-R fayda ve tercih üstünlüğünü (yarar/menfaat) öne çıkarır (2:197), H-S-N ise işin kalitesini, kıvamını ve en münasip tarzını vurgular (11:7; 16:97).
قرضile farkı
Q-R-D vermeyi/ödünç işlemini adlandırır; H-S-N bu işlemi nitelendiren safiyet ve kusursuz tarzı belirtir (2:245; 57:18).
Anlam alanları · 5
Yaratılış ve görünüşte kıvam
Biçimi orantılı, yerli yerinde kılma; görünürde seçkin nitelik.
Söz ve üslupta en münasip yol
Hitabı ve tartışmayı daha elverişli kalıba yükseltmek; karşılaştırmalı kalite.
Aile ve toplum ilişkilerinde ihsan
Ebeveyne, ayrılık süreçlerine ve toplumsal infaka nitelik katan, lütufkâr ve dengeli davranış.
Karşılık ve akıbetin seçkinliği
Va’d, ödül ve dönüş yerinde üstün nitelikli sonuç.
Amellerin kalitesi ve kötülüğü gidermek
Amellerde kalite kıyası ve olumsuzu en uygun yöntemle bertaraf etmek.
Biçimlerin kullanımı
- مُحْسِن
- Eylemi kıvama erdiren, başkasına ve sonuca kalite katan kişi (2:195; 11:115).
- أَحْسَن
- Daha/elverişli olan; en yerinde yol/cevap/amel derecesi (4:86; 16:125; 23:96; 11:7).
- أَحْسَنَ
- Daha uygun hâle getirmek; oranı/tavrı iyileştirmek; ihsanda bulunmak (40:64; 28:77; 12:23).
- حَسَنَة
- Ödülle karşılanan nitelikli fiil veya yararlı hâl (6:160; 11:114; 13:22; 2:201).
- حُسْنَىٰ
- En seçkin karşılık/akıbet; üstün nitelikli sonuç (4:95; 21:101; 17:110; 59:24).
Güven: Güçlü · incelenen 64 ayetin 29'i açıklandı (%45) · toplam 177 ayetten dengeli örnek
Ayetler farklı bağlamlarda tutarlı biçimde “en uygun/kaliteli olanı seçme ve üretme” eksenini göstermektedir.
Açık soru: Hasene/seyye’e ikiliğinde bazen fiil, bazen hâl/sonuç kastedilir; bağlama göre kapsam değişebilir.
Bu okuma Arapça metinden ve kökün geçtiği ayetlerden çıkarıldı; meal yalnızca yardımcı olarak kullanıldı. Ayete dayanmayan iddialar otomatik silindi. Ayetlere tıklayıp kendin tart.
Yoldaş kökler
Aynı ayetlerde bu kökle en sık birlikte geçenler. Bu bir istatistiktir, eş anlam iddiası değildir — farkı ders ortaya koyar.
Aldığı yüzler · 63
Aynı üç harf, bu kadar farklı kelime veriyor. Anlam ailesi burada görünür — sözlük anlamıdır, hüküm değildir.
Geçtiği ayetler · ilk 30
- 2:58Hani bir zamanlar "Şu şehre girin de onun nimetlerinden dilediğiniz şekilde bol bol yiyin ve kapıdan secde ederek girin ve "hıtta" (bizi bağışla!) deyin ki, size, hatalarınızı mağfiret ediverelim, iyilik yapanlara nimetlerimizi daha da arttıracağız" dedikٱلمُحسِنِينَ
- 2:83Hani bir vakitler İsrailoğulları'ndan şöylece mîsak (kesin bir söz) almıştık: Allah'dan başkasına tapmayacaksınız, anababaya iyilik, yakınlığı olanlara, öksüzlere, çaresizlere de iyilik yapacaksınız, insanlara güzellikle söz söyleyecek, namazı kılacak, zekatı vereceksiniz. Sonra çok azınız müstesna olmak üzere sözünüzden döndünüz, hâlâ da dönüyorsunuzإِحسَانٗا
- 2:112Hayır, hayır! Kim özü iyilik dolu olarak yüzünü Allah'a tertemiz döndürür ve teslim ederse, işte onun Rabbi katında ecri vardır. Onlara hiçbir korku yoktur ve onlar mahzun da olacak değillerمُحسِنٞ
- 2:138Allah'ın boyasına bak, (vaftiz nolacak?) Kim, Allah'dan daha güzel boya vurabilir ki? İşte biz O'na ibadet edenlerizأَحسَنُ
- 2:178Ey iman edenler! Öldürmede kısas size farz kılındı. Hüre hür, köleye köle, kadına kadın. Ama her kim, ölenin kardeşi tarafından bir şey karşılığı bağışlanırsa, o zaman örfe uyması, ona diyeti güzellikle ödemesi gerekir. Bu, Rabbiniz tarafından bir hafifletme ve bir rahmettir. Her kim bunun arkasından yine saldırırsa, artık ona acı veren bir azab vardırبِإِحسَٰنٖ
- 2:195Allah yolunda mal harcayın da kendinizi ellerinizle tehlikeye bırakmayın ve güzel hareket edin. Çünkü Allah güzellik ve iyilik edenleri severوَأَحسِنُوٓاْ
- 2:201Yine onlardan: "Ey Rabbimiz! Bize dünyada bir güzellik ve ahirette de bir güzellik ver ve bizi ateş azabından koru!" diyenler vardırحَسَنَةٗ
- 2:229Boşamak (talak) iki defadır. Ondan sonrası ya iyilikle tutmak veya güzellikle salmaktır. Onlara verdiklerinizden bir şey almanız da size helâl olmaz. Ancak Allah'ın çizdiği hudutta duramayacaklarından korkmaları başka. Eğer siz de bunların, Allah'ın çizdiği hudutta duramayacaklarından korkarsanız, kadının, ayrılmak için hakkından vazgeçmesinde artık ikisine de günah yoktur. İşte bunlar, Allah'ın çizdiği hudududur. Sakın bunları aşmayın, Her kim Allah'ın hududunu aşarsa, işte onlar zalimlerdirبِإِحسَٰنٖ
- 2:236Eğer kadınları, kendilerine dokunmadan veya onlara bir mehir takdir etmeden boşarsanız (bunda) size bir vebal yoktur. Şu kadar ki onlara (mal verip) faydalandırın. Eli geniş olan hâline göre, eli dar olan da haline göre ve güzellikle faydalandırmalıdır. Bu, iyilik yapanlar üzerine bir borçturٱلمُحسِنِينَ
- 2:245Kimdir o adam ki Allah'a güzel bir ödünç versin de Allah da ona birçok katlarını ödesin. Allah darlık da verir, genişlik de verir. Hepiniz de O'na döndürülüp götürüleceksinizحَسَنٗا
- 3:14İnsanlara kadınlar, oğullar, yüklerle altın ve gümüş yığınları, salma atlar, davarlar, ekinler kabilinden aşırı sevgiyle bağlanılan şeyler çok süslü gösterilmiştir. Halbuki bunlar dünya hayatının geçici faydalarını sağlayan şeylerdir. Oysa varılacakyerin (ebedî hayatın) bütün güzellikleri Allah katındadırحُسنُ
- 3:37Bunun üzerine Rabbi onu güzel bir şekilde kabul buyurdu ve onu güzel bir bitki gibi yetiştirdi ve Zekeriyya'nın himayesine verdi. Zekeriyya ne zaman kızın bulunduğu mihraba girse, onun yanında yeni bir yiyecek bulurdu. "Meryem! Bu sana nereden geldi?" deyince, o da: "Bu, Allah katındandır." derdi. Şüphesiz Allah, dilediğine hesapsız rızık verirحَسَنٖ
- 3:120Size bir iyilik dokunsa fenalarına gider, başınıza bir kötülük gelse onunla sevinirler. Eğer sabreder ve Allah'dan gereğince korkarsanız, onların hileleri size hiçbir zarar vermez; çünkü Allah onları kendi amelleriyle kuşatmıştırحَسَنَةٞ
- 3:134O (Allah'tan hakkıyla korka)nlar, bollukta ve darlıkta Allah için harcarlar, öfkelerini yutarlar, insanları affederler. Allah iyilik edenleri severٱلمُحسِنِينَ
- 3:148Allah da onlara hem dünya nimetini, hem de ahiret sevabının güzelliğini verdi. Allah güzel davrananları severوَحُسنَ
- 3:172Kendilerine yara dokunduktan sonra da Allah ve Peygamberi'nin davetine uydular. Hele onlardan iyilik edenlere ve gereğince Allah'tan korkanlara büyük bir mükafat vardırأَحسَنُواْ
- 3:195Rableri onlara şu karşılığı verdi: "Ben, erkek olsun, kadın olsun, sizden, hiçbir çalışanın amelini zayi etmeyeceğim. Sizler birbirinizdensiniz. Göç edenler, yurtlarından çıkarılanlar, yolumda eziyet edilenler, savaşanlar ve öldürülenler... Onların günahlarını elbette örteceğim ve Allah katından bir mükafat olmak üzere, onları altından ırmaklar akan cennetlere de koyacağım. En güzel mükafat Allah katındadırحُسنُ
- 4:36Allah'a ibadet edin ve O'na hiçbir şeyi ortak koşmayın. Sonra anaya, babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, akraba olan komşulara, yakın komşulara, yanında bulunan arkadaşa, yolda kalanlara, sahip olduğunuz kölelere iyilik edin. Şüphesiz Allah, kibirlenen ve övünen kimseyi sevmezإِحسَٰنٗا
- 4:40Şüphesiz ki Allah, hiç kimseye zerre kadar zulüm etmez. Eğer yapılan iyilik zerre kadar da olsa, onun sevabını kat kat artırır. Ve kendi katından büyük bir mükafat verirحَسَنَةٗ
- 4:59Ey iman edenler! Allah'a itaat edin, Peygambere de itaat edin ve sizden olan emir sahibine de itaat edin. Eğer herhangi bir şeyde anlaşmazlığa düşerseniz; Allah'a ve ahiret gününe gerçekten inanıyorsanız, onu Allah ve Resulüne arz edin. Bu, daha iyidir ve sonuç bakımından da daha güzeldirوَأَحسَنُ
- 4:62Ya nasıl, elleriyle yaptıkları yüzünden başlarına bir felaket gelince, hemen sana geldiler de: "Biz sadece iyilik etmek ve arayı bulmak istedik." diye Allah'a yemin ediyorlarإِحسَٰنٗا
- 4:69Kim Allah'a ve Peygambere itaat ederse işte onlar, Allah'ın kendilerine nimet verdiği peygamberlerle, sıddıklarla, şehidlerle, iyilerle birliktedir. Bunlar ne güzel arkadaştırوَحَسُنَ
- 4:78Her nerede olursanız olun ölüm size yetişir, son derece sağlam kaleler içinde de bulunsanız yine kurtulamazsınız. Onlara bir iyilik erişirse "Bu, Allahtandır" derler, bir kötülüğe uğrarlarsa, "Bu, senin yüzündendir." derler. Ey Muhammed! De ki: "Hepsi Allah'tandır." Bu topluma ne oluyor ki, hiç söz anlamaya yanaşmıyorlarحَسَنَةٞ
- 4:79(Ey insanoğlu!) sana gelen her iyilik Allah'tandır, sana ne kötülük dokunursa kendindendir. Ey Muhammed! Biz seni bütün insanlara bir elçi olarak gönderdik. Buna şahit olarak da Allah yeterحَسَنَةٖ
- 4:85Kim güzel bir işte aracılık ederse, ona o işin sevabından bir pay vardır. Kim de kötü bir şeyde aracılık yaparsa, ona da o kötülükten bir pay vardır. Allah her şeyi gözetip karşılığını verirحَسَنَةٗ
- 4:86Siz bir selam ile selamlandığınız zaman, siz de ondan daha güzeliyle karşılık verin veya verilen selamı aynen iade edin. Şüphesiz Allah, her şeyin hesabını gereği gibi yapandırبِأَحسَنَ
- 4:95Müminlerden özür sahibi olmaksızın oturanlarla Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihad edenler eşit olamazlar. Allah, mallarıyla, canlarıyla cihad edenleri, derece itibariyle, oturanlardan üstün kıldı. Allah onların hepsine de cenneti vaad etmiştir. Bununla beraber Allah mücahitlere, oturanların üzerinde büyük bir ecir vermiştirٱلحُسنَىٰ
- 4:125İyilik yaparak kendisini Allah'a teslim eden ve İbrahim'in dinine dosdoğru olarak tâbi olan kimseden, din bakımından daha iyi kim olabilir? Allah, İbrahim'i dost edinmiştiأَحسَنُ
- 4:128Eğer bir kadın kocasının geçimsizliğinden, yahut kendisinden yüz çevirmesinden endişe ederse, aralarında bir sulh yapmalarında, onlara bir günah yoktur. Sulh hep hayırlıdır. Zaten nefisler kıskançlığa hazırdır. Eğer iyi geçinir ve geçimsizlikten sakınırsanız, şüphesiz Allah yaptıklarınızdan haberdardırتُحسِنُواْ
- 5:12Allah, İsrailoğularından söz almıştı. İçlerinden on iki müfettiş göndermiştik... Allah şöyle demişti: " Ben, muhakkak sizinle beraberim. Namazı dosdoğru kıldığınız, zekatı verdiğiniz, peygamberlerime iman ettiğiniz ve onlara yardımda bulunduğunuz, (mallarınızı) Allah yolunda güzelce sarfettiğiniz takdirde, günahlarınızı mutlaka örter ve sizi altından ırmaklar akan cennetlere korum. Fakat sizden her kim de, bundan sonra küfrederse, dosdoğru yoldan sapmış olurحَسَنٗا
Bu kök 177 ayette geçiyor; ilk 30 tanesi gösteriliyor.
Kök ve kelime çözümlemesi Quranic Arabic Corpus'tan (GNU GPL). NÛR burada anlam yorumu yapmaz.