Kök
اجر
Kur'an'da 108 yerde, 99 ayette geçer.
Önerilen okuma
Kur'an içi çıkarımKısaca
Akşamüstü bir usta duvarı düzeltir, iş bitince hakkını ister. Kur’an, bu kelimeyi önce insanlar arasında ödenen bedel için kullanır. Sonra, iman ve iyi işler için Allah katında güvence edilmiş payı anlatır; peygamberler de insanlardan karşılık beklemez, paylarını Allah’tan ister.
Türkçedeki izi
- ücret
- Bu kökten gelir; yapılan iş için ödenen bedeldir.
- ecir
- Bu kökten; Allah’tan beklenen karşılık anlamında kullanılır.
Müfessir diliyle
Yapılmış bir işin ardından hak sahibine adilce tahsis edilen karşılık.
Lafız çoğunlukla isim olarak, yapılan fiile bağlı bir karşılığı bildirir; özellikle Allah katında güvence edilen pay anlamıyla geçer (2:62; 2:277; 41:8). Aynı kök, insanlar arası sözleşme ve hizmet ilişkilerinde somut bedel için de kullanılır (4:25; 65:6; 28:26-27; 18:77). Nebîler, tebliğlerinde böyle bir talebi reddeder; karşılıklarını yalnız Allah’a havale ederler (6:90; 26:109).
Somuttan soyuta
Önce beşerî sözleşme ve hizmet bedeli olarak somut kullanım görünür (4:25; 65:6; 28:26-27; 18:77); buradan iman ve sâlih amele bağlanan ilâhî, kesintisiz ve artan karşılık düzeyine yükselir (2:112; 41:8; 39:10; 42:40).
Anlam alanları · 5
İlâhî karşılık (iman ve sâlih amel)
İman ve ıslah fiillerine tahsis edilen, Rabbi katında belirlenmiş paydır; korku ve hüzünden emniyet vurgulanır.
Güvence ve zayi edilmeme
Karşılığın kaybolmaması, eksiksiz ödenmesi ve Allah’a ait oluşu teminat olarak zikredilir.
Karşılıksız tebliğ beyanı
Nebîler insanlardan bir karşılık istemez; kendi paylarını yalnız Allah’a nispet ederler.
Sözleşme ve hizmet bedeli (beşerî)
Nikâh, emzirme, istihdam ve yapılan iş için ödenen somut bedelleri adlandırır.
Artırılan ve nitelikli karşılık
Karşılığın katlanması, bol verilmesi ve yüceliği niteleyici sıfatlarla belirtilir.
Biçimlerin kullanımı
- أَجْر
- Yapılan fiile bağlanan karşılık; çoğu kez Allah katındaki pay.
- تَأْجُرَ
- Belirli süre birine hizmet görmek/çalışmak (28:27).
Güven: Güçlü · incelenen 61 ayetin 39'i açıklandı (%64) · toplam 99 ayetten dengeli örnek
Kök çok sayıda ve çeşitli bağlamlarda geçer; somut ve soyut kullanımlar tutarlı bir ortak anlama bağlanıyor.
Açık soru: “عِندَ رَبِّهِمْ” ile “عَلَى اللَّهِ” kalıpları arasında bir nüans (saklı/taahhüt edilmiş pay) olabilir; bağlamlar bunu ima ediyor fakat kesin ayrım açık değildir.
Bu okuma Arapça metinden ve kökün geçtiği ayetlerden çıkarıldı; meal yalnızca yardımcı olarak kullanıldı. Ayete dayanmayan iddialar otomatik silindi. Ayetlere tıklayıp kendin tart.
Yoldaş kökler
Aynı ayetlerde bu kökle en sık birlikte geçenler. Bu bir istatistiktir, eş anlam iddiası değildir — farkı ders ortaya koyar.
Aldığı yüzler · 27
Aynı üç harf, bu kadar farklı kelime veriyor. Anlam ailesi burada görünür — sözlük anlamıdır, hüküm değildir.
Geçtiği ayetler · ilk 30
- 2:62Şüphe yok ki, iman edenler, yahudiler, hıristiyanlar ve sabiîler, bunlardan her kim Allah'a ve ahiret gününe gerçekten iman eder ve salih amel işlerse elbette Rabbleri katında bunların ecirleri vardır, bunlara bir korku yoktur, bunlar mahzun da olacak değillerdirأَجرُهُم
- 2:112Hayır, hayır! Kim özü iyilik dolu olarak yüzünü Allah'a tertemiz döndürür ve teslim ederse, işte onun Rabbi katında ecri vardır. Onlara hiçbir korku yoktur ve onlar mahzun da olacak değillerأَجرُهُ
- 2:262Allah yolunda mallarını infak eden, sonra verdiklerinin arkasından başa kakmayı, gönül incitmeyi uygun görmeyen kimselerin Rableri yanında mükafatları vardır. Onlara hiçbir korku yoktur ve onlar, üzülmeyeceklerdirأَجرُهُم
- 2:274Mallarını gece ve gündüz, gizlice ve açıkça infak edenler yok mu, işte onların Rableri katında ecir ve mükafatları vardır. Ve onlara herhangi bir korku yoktur, onlar hiçbir zaman mahzun da olmazlarأَجرُهُم
- 2:277İman edip iyi işler yapan, namazı dosdoğru kılıp zekatı verenlerin Rabbleri katında elbette mükafatları vardır. Onlara hiçbir korku olmadığı gibi, onlar mahzun da olmazlarأَجرُهُم
- 3:57İman edip iyi işler yapanlara gelince, Allah onların mükafatlarını tastamam verecektir. Allah zalimleri sevmezأُجُورَهُم
- 3:136İşte onların mükafatı (ödülleri) Rableri tarafından bağışlanma ve altından ırmaklar akan, ebedî kalacakları cennetlerdir. Çalışanların mükafatı ne güzeldirأَجرُ
- 3:171Onlar, Allah'ın nimetini, keremini ve Allah'ın, müminlerin ecrini zayi etmeyeceğini müjdelerlerأَجرَ
- 3:172Kendilerine yara dokunduktan sonra da Allah ve Peygamberi'nin davetine uydular. Hele onlardan iyilik edenlere ve gereğince Allah'tan korkanlara büyük bir mükafat vardırأَجرٌ
- 3:179Allah, müminleri içinde bulunduğunuz şu durumda bırakacak değildir, pisi temizden ayıracaktır. Ve Allah sizi gayba vakıf kılacak da değildir. Fakat Allah, peygamberlerinden dilediğini seçip (gaybı bildirir). O halde Allah'a ve peygamberlerine iman edin. Eğer iman eder ve günahlardan korunursanız, sizin için büyük bir mükafat vardırأَجرٌ
- 3:185Her canlı ölümü tadacaktır. Kıyamet günü ecirleriniz size eksiksiz olarak verilecektir. Kim cehennemden uzaklaştırılıp cennete konursa o, gerçekten kurtuluşa ermiştir. Dünya hayatı, aldatıcı zevkten başka birşey değildirأُجُورَكُم
- 3:199Kitap ehlinden öyleleri var ki, Allah'a inanırlar, size indirilene ve kendilerine indirileneAllah'a boyun eğerek inanırlar. Allah'ın âyetlerini az bir değere değişmezler. Onların mükafatı da Allah katındadır. Şüphesiz Allah, hesabı çabuk görendirأَجرُهُم
- 4:24Bir de harb esiri olarak sahibi bulunduğunuz cariyeler müstesna, evli kadınlarla evlenmeniz de size haram kılındı. Bütün bunlar Allah'ın üzerinize farz kıldığı hükümlerdir. Bunların dışında kalanlar ise iffetli olarak zina etmeksizin mallarınızla mehir vermek suretiyle evlenmek istemeniz size helal kılındı. O halde onlardan nikah ile faydalanmanıza karşılık mehirlerini kendilerine verin ki, bu farzdır. O mehri takdir edip kesinleştirdikten sonra birbirinizi razı etmenizde bir mahzur yoktur. Şüphesiz ki Allah her şeyi çok iyi bilendir, hüküm ve hikmet sahibidirأُجُورَهُنَّ
- 4:25Sizden her kim hür mümin kadınları nikah edecek bir zenginliğe gücü yetmiyorsa, ona da ellerinizin altındaki mümin cariyelerinizden efendilerinin rızası ile nikahlamak var. Allah sizin imanınızı daha iyi bilir. Siz birbirinizdensiniz. O halde sahiplerinin izni ile ve mehirlerini örfe göre vermek suretiyle cariyelerden iffetli olan, zina etmeyen, dost da edinmeyenlerle evlenin. Evlendikten sonra bir fuhuş yaparlarsa, o vakit hür kadınlar hakkında gerekli bulunan cezanın yarısı kendilerine lazım gelir. Bu hükümler, içinizden günah işlemekten korkanlaradır. Sabretmeniz ise, sizin için daha hayırlıdır. Allah Gafûrdur, Rahimdir (çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir)أُجُورَهُنَّ
- 4:40Şüphesiz ki Allah, hiç kimseye zerre kadar zulüm etmez. Eğer yapılan iyilik zerre kadar da olsa, onun sevabını kat kat artırır. Ve kendi katından büyük bir mükafat verirأَجرًا
- 4:67Ve o zaman elbette kendilerine katımızdan büyük mükafat verirdikأَجرًا
- 4:74O halde geçici dünya hayatını, ebedî ahiret hayatı karşılığında satacak olanlar, Allah yolunda savaşsınlar. Her kim Allah yolunda savaşır da öldürülür veya galip gelirse, her iki durumda da biz ona yarın pek büyük bir mükafat vereceğizأَجرًا
- 4:95Müminlerden özür sahibi olmaksızın oturanlarla Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihad edenler eşit olamazlar. Allah, mallarıyla, canlarıyla cihad edenleri, derece itibariyle, oturanlardan üstün kıldı. Allah onların hepsine de cenneti vaad etmiştir. Bununla beraber Allah mücahitlere, oturanların üzerinde büyük bir ecir vermiştirأَجرًا
- 4:100Her kim Allah yolunda hicret ederse, yeryüzünde gidecek çok yer de bulur, genişlik de bulur. Her kim Allah'a ve Peygamberine hicret etmek maksadıyla evinden çıkar da sonra kendisine ölüm yetişirse, kuşkusuz onun mükafatı Allah'a düşer. Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidirأَجرُهُ
- 4:114Bir sadaka vermeyi yahut iyilik yapmayı veyahut da insanlar arasını düzeltmeyi emreden(ler)inki hariç, onların aralarındaki gizli gizli konuşmalarının çoğunda hiçbir hayır yoktur. Kim bunları sırf Allah'ın rızasını kazanmak için yaparsa, yakında ona büyük bir mükafat vereceğizأَجرًا
- 4:146Ancak tevbe edenler, durumlarını düzeltenler, Allah'a sarılanlar ve Allah için dinlerine samimi olarak bağlananlar müstesna. İşte bunlar müminlerle beraberdirler. Allah, müminlere büyük bir mükafat verecektirأَجرًا
- 4:152Allah'a ve peygamberlerine iman edenler ve onlar arasında ayırım yapmayanlara (Allah) pek yakında mükafatlarını verecektir. Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhametlidirأُجُورَهُم
- 4:162Fakat onlardan ilimde derinleşmiş olanlar ve iman edenler, sana indirilene ve senden önce indirilenlere iman ederler. Onlar, namazı kılan, zekatı veren, Allah'a ve ahiret gününe iman edenlerdir. İşte onlara büyük bir mükafat vereceğizأَجرًا
- 4:173İnanıp güzel işler yapanlara gelince, onların mükafatlarını eksiksiz ödeyecek ve lütfundan onlara daha fazlasını da verecektir. Allah'a kulluktan çekinip büyüklük taslayanlara da şiddetli bir şekilde azab edecek ve onlar Allah'dan başka kendilerine ne bir dost, ne de bir yardımcı bulamayacaklardırأُجُورَهُم
- 5:5Bugün size iyi ve temiz şeyler helal kılındı. Kendilerine kitap verilenlerin yiyecekleri size helal olduğu gibi, sizin yiyeceğiniz de onlara helâldir. Ve müminlerden iffetli hür kadınlar ve sizden önce kendilerine kitap verilenlerden namuslu hür kadınlar, zina etmeksizin, gizli dost tutmaksızın, namuslu bir şekilde mehirlerini ödediğiniz takdirde, size helâldir. Her kim imanı inkâr ederse, ameli boşa gitmiş olur ve o, ahirette zarara uğrayanlardandırأُجُورَهُنَّ
- 5:9Allah, iman edenlere ve salih amel işleyenlere şöyle vaad etmiştir: Onlar için mağfiret ve büyük bir mükafat vardırوَأَجرٌ
- 6:90Bunlar, Allah'ın hidayet ettiği kimselerdir. Sen de onların hidayetine uy. De ki: "Ben ona karşılık sizden bir ücret istemiyorum. O, sadece bütün âlemlere bir öğüttürأَجرًا
- 7:113O sihirbazlar Firavun'a geldiler: "Galip gelirsek bize muhakkak mükâfat var değil mi?" dedilerلَأَجرًا
- 7:170Kitaba sarılanlara ve namazı kılmaya devam edenlere gelince, biz o iyilerin ecrini hiçbir zaman yitirmeyizأَجرَ
- 8:28Ve iyi biliniz ki, mallarınız ve evlatlarınız birer imtihan aracından başka birşey değildir. Allah katında büyük ecir vardırأَجرٌ
Bu kök 99 ayette geçiyor; ilk 30 tanesi gösteriliyor.
Kök ve kelime çözümlemesi Quranic Arabic Corpus'tan (GNU GPL). NÛR burada anlam yorumu yapmaz.