Kök
جزي
Kur'an'da 118 yerde, 109 ayette geçer.
Önerilen okuma
Kur'an içi çıkarımKısaca
Bir terazi düşün: ne koyduysan aynı ölçüde geri gelir. Kur’an bu kökle, herkesin yaptığı işin tam ve denk karşılığının döneceğini anlatır. İyiliğe bazen fazlası verilir, kötülüğe ise sadece yaptığı kadar döner.
Türkçedeki izi
- ceza
- Günlük dildeki ceza, bu kökten gelir ve yapılan işe denk dönüşü çağrıştırır.
- cizye
- Tarihte geçen cizye, belirlenmiş bir ödeme adı ve bu köktendir.
Tanıdık kelimelerle kıyas
bu kökileوقي(takva, müttaki)
wqy zararı önlemek için korunma duruşudur. jzy ise yapılanın ölçüsünde dönüşüdür. Kısacası wqy sebep, jzy sonuç.
bu kökileفري(iftira)
fry uydurulan yalanı üretmektir. jzy bu işe ölçüsünde dönüşü verir. Kısacası fry iş, jzy pay.
bu kökileعصي(isyan, asi)
ESy emre karşı gelmektir. jzy bu karşı gelişten sonra gelen karşılıktır. Kısacası ESy eylem, jzy sonuç.
Müfessir diliyle
Her nefse kendi fiilinin payını, denk ölçüde ve eksiksiz döndürmek/ulaştırmak.
Siyakta kök çoğunlukla “bi-mâ” edatıyla failin yaptığına bağlanır; payın sebebi budur [36:54], [45:28], [10:52]. Denklik ve adalet “mithl” ve “bi’l-qist” ile açıkça belirtilir [6:160], [28:84], [10:4]. Bazı yerlerde tamlık ve fazlalık vurgusu vardır: “el-evfâ” (eksiksiz), “bi-ahseni” ve lütfundan artırma [53:41], [39:35], [24:38], [16:96].
Somuttan soyuta
Kök önce ölçülü, somut ödemelerde görünür: hukukî yaptırım ve mali yükümlülük (5:38), denk tazmin (5:95), cizye (9:29), suçun neviyle belirlenen cezaî hüküm (12:25, 12:75). Buradan uhrevî ödeyişe yükselir: herkesin yaptığı kadarının iadesi ve tam payı [36:54], [45:28], [53:41].
Kardeş köklerden farkı
وقيile farkı
wqy zararı önlemek için alınan koruyucu duruş ve sakınma iken, jzy bu duruşun veya karşıtının sonucunu paylaştıran ödeyiştir; wqy sebep, jzy sonuçtur.
فريile farkı
fry uydurma/iftira fiilinin üretimidir; jzy ise böyle bir üretimin ölçüsüne göre payın iadesidir.
عصيile farkı
ESy itaatsizlik eyleminin kendisidir; jzy o eylem tamamlandıktan sonra ona uygun karşı ödeyiştir.
Anlam alanları · 5
Denklik ve adaletle iade
Yapılanın ölçüsünde, haksızlık olmadan payın dönüşü vurgulanır; misliyet ve adalet esastır.
İhsana fazlalık ve tam ödeme
Güzelliğe güzellikle mukabele, yapılanın en güzeline göre ve bazen fazladan lütufla ödenir.
Dünyevî yaptırım ve tazmin
Hukukî/cezai bağlamda ölçülü yaptırım ve mali ödeme anlamı taşır.
Nankörlük ve zulme uhrevî akıbet
Küfür ve zulmün payı olarak ateş ve alçaltıcı sonuçlar zikredilir.
Muhsin ve muttakinin nasibi
İyilik sahipleri ve sakınanlar için bağışlanma, cennet ve üstün nasip söz konusudur.
Güven: Güçlü · incelenen 61 ayetin 25'i açıklandı (%41) · toplam 109 ayetten dengeli örnek
Kökün çok sayıda örneği denklik, adalet ve tamlık izleklerini tutarlı biçimde göstermektedir.
Açık soru: ‘Fazlalıkla verme’nin sınırı (lütuf boyutu) ile misliyetin ilişkisi bazı yerlerde yoruma açık olabilir [24:38], [39:35].
Bu okuma Arapça metinden ve kökün geçtiği ayetlerden çıkarıldı; meal yalnızca yardımcı olarak kullanıldı. Ayete dayanmayan iddialar otomatik silindi. Ayetlere tıklayıp kendin tart.
Yoldaş kökler
Aynı ayetlerde bu kökle en sık birlikte geçenler. Bu bir istatistiktir, eş anlam iddiası değildir — farkı ders ortaya koyar.
Aldığı yüzler · 46
Aynı üç harf, bu kadar farklı kelime veriyor. Anlam ailesi burada görünür — sözlük anlamıdır, hüküm değildir.
Geçtiği ayetler · ilk 30
- 2:48Ve öyle bir günden korunun ki, kimse kimsenin yerine bir şey ödeyemez, kimseden şefaat da kabul edilmez, kimseden fidye de alınmaz ve onlara hiçbir yardım da yapılmazتَجزِي
- 2:85Sonra sizler öyle kimselersiniz ki, kendilerinizi öldürüyorsunuz ve sizden olan bir grubu diyarlarından çıkarıyorsunuz, onlar aleyhinde kötülük ve düşmanlık güdüyor ve bu konuda birleşip birbirinize arka çıkıyorsunuz, şayet size esir olarak gelirlerse fidyeleşmeye kalkıyorsunuz. Halbuki yurtlarından çıkarılmaları size haram kılınmış idi. Yoksa siz kitabın bir kısmına inanıp bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz? Şu halde içinizden böyle yapanlar, netice olarak dünya hayatında perişanlıktan başka ne kazanırlar, kıyamet gününde de en şiddetli azaba uğratılırlar. Allah, yaptıklarınızdan gafil değildirجَزَآءُ
- 2:123Ve öyle bir günden sakının ki, o gün kimse, kimsenin yerine bir şey ödeyemez, kimseden fidye kabul edilmez ve ona şefaat de fayda vermez, hiçbir taraftan yardım da görmezlerتَجزِي
- 2:191Onları nerede yakalarsanız öldürün ve sizi çıkardıkları yerden onları çıkarın. O fitne, öldürmeden daha şiddetlidir. Yalnız Mescidi Haram yanında onlar sizinle savaşmadıkça siz de onlarla savaşmayın. Fakat sizi öldürmeye kalkışırlarsa, hemen onları öldürün. Kâfirlerin cezası böyledirجَزَآءُ
- 3:87İşte onların cezaları, Allah'ın, meleklerin, insanların hepsinin laneti onların üzerlerindedirجَزَآؤُهُم
- 3:136İşte onların mükafatı (ödülleri) Rableri tarafından bağışlanma ve altından ırmaklar akan, ebedî kalacakları cennetlerdir. Çalışanların mükafatı ne güzeldirجَزَآؤُهُم
- 3:144Muhammed, ancak bir peygamberdir. Ondan önce de peygamberler gelip geçmiştir. Şimdi o ölür veya öldürülürse gerisin geriye (eski dininize) mi döneceksiniz? Kim (böyle) geri dönerse, Allah'a hiçbir şekilde zarar veremez. Allah şükredenleri mükafatlandıracaktırوَسَيَجزِي
- 3:145Allah'ın izni olmadıkça hiçbir kimseye ölmek yoktur. (Ölüm) belirli bir süreye göre yazılmıştır. Kim dünya menfaatini dilerse, kendisine ondan veririz. Kim de ahiret sevabını isterse ona da ondan veririz. Biz şükredenleri mükafatlandıracağızوَسَنَجزِي
- 4:93Kim bir mümini kasten öldürürse, cezası, içinde ebedî olarak kalacağı cehennemdir. Allah ona gazab ve lanet etmiş ve onun için büyük bir azab hazırlamıştırفَجَزَآؤُهُ
- 4:123(İş), ne sizin kuruntunuza, ne de kitap ehlinin kuruntusuna göredir. Kötülük yapan, o yüzden cezalandırılır. O, kendisine Allah'tan başka ne bir dost, ne de bir yardımcı bulabilirيُجزَ
- 5:29Ben isterim ki sen, benim günahımı da, kendi günahını da yüklenip ateş halkından olasın! Zalimlerin cezası budurجَزَـٰٓؤُاْ
- 5:33Allah ve Resulüne karşı savaşan ve yeryüzünde fesat çıkarmaya çalışanların cezası, ancak öldürülmeleri veya asılmaları yahut ayak ve ellerinin çaprazlama kesilmesi, ya da yeryüzünde başka bir yere sürgün edilmeleridir. Bu, dünyada onlar için bir zillettir. Ahirette ise onlar için büyük bir azab vardırجَزَـٰٓؤُاْ
- 5:38Hırsızlık eden erkek ve kadının, yaptıklarına karşılık Allah'dan bir ceza olarak ellerini kesin. Allah daima üstündür, hikmet sahibidirجَزَآءَ
- 5:85Böyle demeleri sebebiyle Allah onları altlarından ırmaklar akan cennetlerle mükafatlandırmıştır. Orada ebedî olarak kalacaklardır. İşte iyilik yapanların mükafatı budurجَزَآءُ
- 5:95Ey iman edenler, ihramlı iken av hayvanı öldürmeyin. İçinizden kim kasten onu öldürürse, yaptığı işin vebalini tatması için, öldürdüğü hayvanın dengi ona cezadır ki, Kâbe'ye ulaşacak bir kurban olmak üzere buna yine içinizden iki adaletli kişi hükmeder; yahut (ceza olmak üzere) bir keffarettir ki, ya o nisbette fakirleri doyurmak, yahut onun dengi oruç tutmaktır. Allah geçmişi affetmiştir. Fakat kim de bu suçu tekrarlarsa, Allah ondan intikamını alır. Allah damia gâliptir, intikam sahibidirفَجَزَآءٞ
- 6:84Biz ona İshak'ı ve Yakub'u da hediye ettik: Hepsine de doğru yolu gösterdik. Nitekim daha önce Nuh'a ve onun soyundan Davud'a, Süleyman'a, Eyyub'a, Yusuf'a, Musa'ya ve Harun'a da yol göstermiştik. Biz güzel davrananlara böyle karşılık veririzنَجزِي
- 6:93Allah'a karşı yalan uyduran, yahut kendisine hiçbir şey vahyolunmadığı halde: "bana vahyedildi" diyen ve: "Allah'ın indirdiği gibi bir kitap da ben indireceğim" diye iddiada bulunandan daha zalim kim olabilir? O zalimlerin halini ölüm şiddeti içindeyken bir görsen! Melekler onlara ellerini uzatırlar ve: " Ruhunuzu teslim edin. Bugün, Allah'a karşı haksız şeyler söylediğinizden ve O'nun âyetlerine karşı böbürlenmenizden dolayı alçaltıcı bir azapla cezalandıralacaksınız" derlerتُجزَونَ
- 6:120Günahın açığını da, gizlisini de bırakın! Günah kazananlar, yaptıklarının cezasını çekeceklerسَيُجزَونَ
- 6:138Zanlarınca dediler ki: "Bunlar dokunulmaz hayvanlar ve ekinlerdir. Bunları bizim dilediğimizden başkası yiyemez. Bunlar da sırtına binilmesi yasaklanmış hayvanlar." Bir kısım hayvanları da üzerlerine Allah'ın adını anmadan boğazlarlar. Bütün bunları Allah'a iftira ederek yaparlar. Allah onları iftiralarıyla cezalandıracaktırسَيَجزِيهِم
- 6:139Dediler ki: "Bu hayvanların karınlarındakiler sadece erkeklerimize ait olup kadınlarımıza haramdır". Eğer ölü doğarsa o zaman hepsi onda ortaktır. Bu nitelemelerinden dolayı Allah onların cezasını verecektir. Çünkü O hikmet sahibidir, her şeyi bilendirسَيَجزِيهِم
- 6:146Yahudilere bütün tırnaklı hayvanları haram kıldık. Sırtlarında, yahut bağırsaklarında bulunan, ya da kemiğe karışan yağlar dışında, sığır ve koyunun da, yağlarını onlara haram ettik. Saldırganlıkları yüzünden onları böyle cezalandırdık. Biz elbette doğru söyleyenlerizجَزَينَٰهُم
- 6:157Yahut: "Eğer bize kitap indirilseydi, biz onlardan daha çok doğru yolda olurduk", demeyesiniz. İşte size de Rabbinizden açık delil, hidayet ve rahmet geldi. Allah'ın âyetlerini yalanlayıp, onlardan yüz çevirenden daha zalim kim olabilir? Âyetlerimizden yüz çevirenleri, yüz çevirmeleri sebebiyle azabın en kötüsüyle cezalandıracağızسَنَجزِي
- 6:160Kim iyilik getirirse, ona o (getirdiği)nin on katı vardır. Kim kötülük getirirse, sadece onun dengiyle cezalandırılır; onlar haksızlığa uğratılmazlarيُجزَىٰٓ
- 7:40Bizim âyetlerimizi yalanlayan ve onlara inanmaya tenezzül etmeyenler var ya, işte onlara göğün kapıları açılmayacak ve deve (veya halat) iğne deliğinden geçinceye kadar onlar cennete giremeyeceklerdir. İşte suçluları böyle cezalandırırızنَجزِي
- 7:41Onlara cehennemde ateşten bir yatak, üstlerine de (ateşten) örtüler vardır. Biz zalimleri işte böyle cezalandırırızنَجزِي
- 7:147Âyetlerimizi ve ahiretteki karşılaşmayı inkâr edenlerin amelleri hepten boşa gitmiştir. Çekecekleri ceza kendi yaptıklarından başkası mı olacaktırيُجزَونَ
- 7:152Şüphesiz o buzağıyı tanrı edinenlere Rablerinden bir gazap, dünya hayatında iken de bir zillet erişecektir. İşte biz, iftiracıları böyle cezalandırırızنَجزِي
- 7:180Oysa en güzel isimler Allah'ındır. Bundan dolayı Allah'a onlarla dua edin. Onun isimlerinde sapıklık eden mülhidleri (inkârcıları) terkedin. Onlar yakında yaptıklarının cezasını çekeceklerسَيُجزَونَ
- 9:26Sonra Allah, Resulünün üzerine ve müminlerin üzerine sekinetini (kalplere huzur veren rahmetini) indirdi ve gözle görmediğiniz ordular indirdi de kendisini tanımayan kâfirleri azaba uğrattı. Ve o kâfirlerin cezası işte budurجَزَآءُ
- 9:29Kendilerine kitap verilenlerden oldukları halde ne Allah'a, ne ahiret gününe inanmayan, Allah'ın ve Resulünün haram kıldığını haram tanımayan ve hak dini din edinmeyen kimselere alçalmış oldukları halde elden cizye verecekleri hale gelinceye kadar savaş yapınٱلجِزيَةَ
Bu kök 109 ayette geçiyor; ilk 30 tanesi gösteriliyor.
Kök ve kelime çözümlemesi Quranic Arabic Corpus'tan (GNU GPL). NÛR burada anlam yorumu yapmaz.