Kök
غيب
Kur'an'da 60 yerde, 58 ayette geçer.
Önerilen okuma
Kur'an içi çıkarımKısaca
Bir kuyu hayal et, dibi görünmez ve içine atılan gözden kaybolur. Kur’an, böyle görünmeyen ve huzurda olmayan alanı gayb diye anıyor. Yani kapalı bilginin sahibi Allah’tır, dilediğine bildirir ve biz de birinin yokluğunda doğruluk, emanet ve dilimizi tutmakla sınanırız.
Türkçedeki izi
- gıybet
- Birinin yokluğunda onu konuşmak demek.
- gaip
- Ortada olmayan, hazır bulunmayan kimse demek.
- gayb
- Gözle görülmeyen, huzurda olmayan alan demek.
Tanıdık kelimelerle kıyas
bu kökileفرض(farz, farazi)
Farz pay ve görevleri belirler. Gayb ise görülmeyen ve huzurda olmayan alanı anlatır. Kısacası farz kural koyar, gayb görünmeyeni bildirir.
bu kökileحلم(halim, halim-selim)
Hilm yumuşaklık ve ağırbaşlılıktır. Gayb ise görünmeyen alan ve yokluk anıdır. Kısacası hilm tutumdur, gayb durum ve bilgidir.
Müfessir diliyle
Şahitliğin dışında kalan; huzurdan, duyu erişiminden uzak olan hal, yer ve bilgiler bütünü.
Kur’an’da الغيب sıkça الشهادة’nın karşıtı olarak geçer; böylece şahit olunan alanın dışında, huzurdan ve duyu erişiminden uzak olanı gösterir (6:73; 9:94; 9:105; 23:92; 32:6; 39:46; 59:22; 62:8; 64:18). Somut kök anlam, gözden düşüren kuytu/derinlikte belirir: غيابة الجب (12:10; 12:15); buradan “yoklukta” davranma/koruma manası doğar: بالغيب (4:34; 12:52; 12:81). Bilgi yönüyle bu kapalı alan Allah katındadır ve dilediğine açılır; zan ve atışlar “رجما بالغيب” diye reddedilir (6:59; 27:65; 72:26; 3:179; 18:22; 34:53).
Somuttan soyuta
Kuyu karanlığının bakıştan saklaması (12:10; 12:15) → geçmiş-gelecek ve iç sırların vahiy/ilâhî ilimde toplanması (3:44; 11:49; 6:59; 27:65) → yoklukta saygı, sadakat ve yardımla imtihan (5:94; 36:11; 67:12).
Kardeş köklerden farkı
فرضile farkı
فرض, paylar ve yükümlülükler gibi hukukî/teklifî bir takdir ve tahsisi bildirir; غيب ise şahitliğin dışında kalan kapalı alanı ve ona ilişkin bilgiyi ifade eder.
حلمile farkı
حلم, ya ilâhî yumuşaklık/teennî sıfatını ya da erginlik eşiğini anlatır; olgunluk ve müsamaha boyutudur. غيب ise yokluk/gizlilik ekseninde epistemik-mekânsal kapalılığı anlatır.
Anlam alanları · 5
Somut saklı mekân/uzaklık
Bakıştan düşen, erişimi kapalı fiziki yer ve durumlar; yoklama-dışılık.
Yalnız Allah’a mahsus kapalı bilgi
Şahitliğin dışındaki bilginin anahtarları O’ndadır; dilediğine bildirir.
Vahiy kaynaklı uzak haberler
Hazır bulunulmayan tarihî sahnelerin anlatılması.
Yoklukta ahlâk ve emanet
Birinin huzurunda değilken sadakat, koruma ve dil terbiyesi.
Erişilmez olana dair iddia ve zan
Şahitliğin ötesine taş atar gibi söz söyleme ve yazma.
Biçimlerin kullanımı
- غَيْب
- Şahitliğin dışında kalan kapalı alan; o alana ilişkin bilgi ve haber.
- غُيُوب
- Kapalı alanın yönleri/çoğulları; “علّام الغيوب” birleşiğinde öne çıkar.
- غَآئِبِين
- Huzurda olmayanlar; yoklama-dışında bulunanlar.
- غَآئِبَة
- Gizli/uzakta kalan şey; kayıtta yer alan saklı unsur.
- غَيَٰبَت
- Görüşten düşüren derin kuytu; kuyunun dibi.
- يَغْتَب
- Birini yokluğunda anıp çekiştirmek; yoklukta dil uzatmak.
Güven: Güçlü · incelenen 59 ayetin 22'i açıklandı (%37)
Karşıtlık (الشهادة) ve somut örnek (غيابة الجب) dâhil çoklu ve tutarlı bağlamlar mevcut.
Açık soru: الغيب bazen gelecek/kalp içi gibi alt türleri kapsar; bağlama göre sınırlar kayabilir (5:116; 34:3).
Bu okuma Arapça metinden ve kökün geçtiği ayetlerden çıkarıldı; meal yalnızca yardımcı olarak kullanıldı. Ayete dayanmayan iddialar otomatik silindi. Ayetlere tıklayıp kendin tart.
Yoldaş kökler
Aynı ayetlerde bu kökle en sık birlikte geçenler. Bu bir istatistiktir, eş anlam iddiası değildir — farkı ders ortaya koyar.
Aldığı yüzler · 16
Aynı üç harf, bu kadar farklı kelime veriyor. Anlam ailesi burada görünür — sözlük anlamıdır, hüküm değildir.
Geçtiği ayetler · ilk 30
- 2:3Onlar ki gaybe iman edip namazı dürüst kılarlar ve kendilerine verdiğimiz rızıktan (Allah yolunda) harcarlarبِٱلغَيبِ
- 2:33(Allah): "Ey Âdem, bunlara onları isimleriyle haber ver." dedi. Bu emir üzerine Âdem onlara isimleriyle onları haber verince, (Allah): "Ben size, ben göklerin ve yerin gayblarını bilirim, sizin açıkladığınızı da, içinizde gizlediğinizi de bilirim" dememiş miydim?" dediغَيبَ
- 3:44İşte bu, sana vahyettiğimiz gayb haberlerindendir. (Yoksa) "Meryem'i kim himayesine alıp koruyacak?" diye kalemlerini (kur'a için) atarlarken sen yanlarında değildin. (Bu hususta) Tartışırlarken de yanlarında bulunmadınٱلغَيبِ
- 3:179Allah, müminleri içinde bulunduğunuz şu durumda bırakacak değildir, pisi temizden ayıracaktır. Ve Allah sizi gayba vakıf kılacak da değildir. Fakat Allah, peygamberlerinden dilediğini seçip (gaybı bildirir). O halde Allah'a ve peygamberlerine iman edin. Eğer iman eder ve günahlardan korunursanız, sizin için büyük bir mükafat vardırٱلغَيبِ
- 4:34Erkekler, kadın üzerine idareci ve hakimdirler. Çünkü Allah birini (cihad, imamet, miras gibi işlerde) diğerinden üstün yaratmıştır. Bir de erkekler mallarından (aile fertlerine) harcamaktadırlar. İyi kadınlar, itaatkar olanlar ve Allah'ın korunmasını emrettiği şeyleri kocalarının bulunmadığı zamanlarda da koruyanlardır. Fenalık ve geçimsizliklerinden korktuğunuz kadınlara gelince: Önce kendilerine öğüt verin, yataklarından ayrılın. Bunlar da fayda vermezse dövün. Eğer size itaat ederlerse kendilerini incitmeye başka bir bahane aramayın. Çünkü Allah çok yücedir, çok büyüktürلِّلغَيبِ
- 5:94Ey iman edenler! Allah sizi ellerinizin ve mızraklarınızın erişeceği bir avla dener ki, gizlide kendisinden korkanları meydana çıkarsın. Kim bundan sonra saldırıda bulunursa onun için acı bir azab vardırبِٱلغَيبِ
- 5:109Allah, Resulleri topladığı gün: " Size ne cevap verildi? "der. "Bizim bilgimiz yok" derler, "gizlileri bilen yalnız sensin, senٱلغُيُوبِ
- 5:116Ve Allah demişti ki: "Ey Meryemoğlu İsa, sen mi insanlara: 'Beni ve annemi, Allah'tan başka iki tanrı edinin' dedin?". "Hâşâ, dedi, sen yücesin, benim için gerçek olmayan birşeyi söylemem bana yakışmaz. Eğer demiş olsam, sen bunu bilirsin, sen benim nefsimde olanı bilirsin, ben ise senin nefsinde olanı bilmem, çünkü gaybları bilen yalnız sensin, senٱلغُيُوبِ
- 6:50De ki: "Size Allah'ın hazineleri benim yanımdadır, demiyorum. Gaybı da bilmiyorum. Ve size, ben bir meleğim de demiyorum. Ben sadece bana vahyolunana uyuyorum." De ki: "Kör ile gören bir olur mu? Hiç düşünmez misinizٱلغَيبَ
- 6:59Gaybın anahtarları O'nun katındadır, onları O'ndan başkası bilmez, karada ve denizde olanları O bilir ve bir yaprak düşmez ki, onu O bilmesin; ne toprağın karanlıklarında bir tane, ne de kuru ve yaş hiçbir şey yoktur ki, o herşeyi açıklayan Kitap'ta bulunmasınٱلغَيبِ
- 6:73Gökleri ve yeri, yerli yerince yaratan O'dur. Bir şeye "ol" dediği gün hemen oluverir. O'nun sözü haktır. "Sûr"a üfürüldüğü gün de mülk ancak O'nundur. O, gizliyi ve açığı bilendir. O, hikmet sahibi, her şeyden haberdardırٱلغَيبِ
- 7:7Ve elbette onlara, olanbiten herşeyi bir bilgi ile anlatacağız; çünkü biz onlardan uzak değilizغَآئِبِينَ
- 7:188De ki, ben kendi kendime Allah'ın dilediğinden başka ne bir menfaat elde etmeye, ne de bir zararı önlemeye malik değilim. Ben eğer gaybı bilseydim daha çok hayır yapardım ve kötülük denilen şey yanıma uğramazdı. Ben iman edecek bir kavme müjde veren ve uyaran bir peygamberden başka biri değilimٱلغَيبَ
- 9:78Allah'ın, onların sırlarını da, fısıltılarını da bilip durduğunu ve Allah'ın bütün bilinmeyenleri bildiğini hâlâ öğrenemediler miٱلغُيُوبِ
- 9:94Savaştan dönüp yanlarına geldiğinizde size özür beyan edecekler. De ki: "Özür beyan etmeyin. Size kesinlikle inanmayız. Allah bize, sizin durumunuzdan haberler verdi". Bundan sonra da Allah ve Resulü yaptıklarınızı görecektir. Daha sonra da gizliyi ve âşikârı bilen Allah'a döndürüleceksiniz. O vakit O, size neler yapmış olduğunuzu tek tek haber verecektirٱلغَيبِ
- 9:105Ve de ki; "Çalışın! Yaptıklarınızı hem Allah görecek, hem Resulü, hem de müminler görecektir. Sonra da gizliyi ve açığı bilen Allah'ın huzuruna iletileceksiniz. İşte o zaman, neler yaptığınızı size O bildirecektirٱلغَيبِ
- 10:20Bir de "Ona Rabbinden daha başka bir âyet indirilse ya!" diyorlar. De ki: "Gaybı bilmek ancak Allah'a mahsustur, bekleyiniz bakalım, ben de sizinle beraber bekleyeceğim şüphesizٱلغَيبُ
- 11:31Ben size "Allah'ın hazineleri benim yanımdadır." demiyorum ki. Ben size "Ben bir meleğim." de demiyorum. O sizin kendinize göre, hor gördükleriniz hakkında "Allah onlara hiçbir hayır vermez." de demiyorum. Onların içlerindeki niyeti, en iyi Allah bilir. (Bu söylediklerimin aksini iddia etseydim) asıl o zaman zalimlerden olurdumٱلغَيبَ
- 11:49İşte bunlar gayb haberlerindendir. Bunları sana vahiyle bildiriyoruz. Bundan önce bunları ne sen bilirdin, ne de kavmin. O halde sabret, akıbet muhakkak muttakilerindirٱلغَيبِ
- 11:123Göklerin ve yerin gaybını bilmek yalnızca Allah'a mahsustur. Her iş O'na döndürülür. Sen yalnızca O'na ibadet et ve yalnızca O'na dayan. Rabbin yaptıklarınızın hiçbirinden gafil değildirغَيبُ
- 12:10İçlerinden bir söz sahibi şöyle dedi: "Yusuf'u öldürmeyin, bir kuyunun dibine bırakın da ordan geçen kafilenin biri onu bulup alsın. Eğer yapacaksanız böyle yapınغَيَٰبَتِ
- 12:15Nihayet kardeşleri, Yusuf'u alıp götürdüler ve kuyunun dibine bırakmaya topluca karar verdiler. Biz de ona şöyle vahyettik: "Andolsun ki, sen onlara ilerde hiç beklemedikleri bir sırada bu yaptıklarını haber vereceksinغَيَٰبَتِ
- 12:52(Yusuf dedi ki): İşte bu şunun içindir: Bilsin ki, ben ona arkasından hainlik etmedim. Gerçekten Allah hainlerin hilesini başarıya ulaştırmazبِٱلغَيبِ
- 12:81Siz dönün de babanıza deyin ki: Ey babamız! İnan ki, oğlun hırsızlık yaptı. Biz ancak bildiğimize şahitlik ediyoruz. Yoksa gaybın bekçileri değilizلِلغَيبِ
- 12:102İşte bu, sana vahiyle bildirdiğimiz gayb haberlerindendir. Yoksa onlar yapacaklarına karar verip mekir (oyun) yaparlarken sen yanlarında değildinٱلغَيبِ
- 13:9Allah görünmeyeni de bilir, görüneni de. Büyüktür ve yücelerden yücedirٱلغَيبِ
- 16:77Göklerin ve yerin gaybını bilmek Allah'a aittir. Kıyametin kopuşu yalnız bir göz kırpması veya daha az bir zamandan başkası değildir. Şüphesiz Allah her şeye kadirdirغَيبُ
- 18:22Ashabı Kehf'in sayılarında ihtilaf edenlerden bazıları: Onlar, üç kişidir, dördüncüleri köpekleridir" diyecekler. Diğer bazıları da "Onlar, beş kişidir, altıncıları köpekleridir " diyecekler. Her ikisi de bilinmeyen hakkında tahmin yürütmektir. (kimileri de:) "Onlar, yedi kişidir; sekizincisi köpekleridir" derler. De ki: "Onların sayılarını Rabbim daha iyi bilir." Onları ancak pek azı bilir, Bu sebeple onlar hakkında bu bildirilenler dışında bir münakaşaya girişme ve bunlar hakkında hiç kimseye de bir şey sormaبِٱلغَيبِ
- 18:26De ki: "Onların ne kadar kaldıklarını Allah daha iyi bilir." Göklerin ve yerin gaybı O'na aittir. O ne güzel görendir! O ne mükemmel işitendir! Onların, O'ndan başka bir yardımcısı yoktur. O, kendi hükümranlığına kimseyi ortak etmezغَيبُ
- 19:61O cennet, Rahmân (olan Allah)ın kullarına görmedikleri halde vadettiği "Adn" cennetleridir. Şüphesiz O'nun vaadi mutlaka yerini bulacaktırبِٱلغَيبِ
Bu kök 58 ayette geçiyor; ilk 30 tanesi gösteriliyor.
Kök ve kelime çözümlemesi Quranic Arabic Corpus'tan (GNU GPL). NÛR burada anlam yorumu yapmaz.