Kök
ارض
Kur'an'da 461 yerde, 440 ayette geçer.
Önerilen okuma
Kur'an içi çıkarımKısaca
Ayağının altındaki toprakta yürüyorsun; dağlar duruyor, ırmaklar akıyor. Kur'an 'arz' yani yeryüzü derken bu serili zemini anlatır; insan burada gezer, yerleşir, iyi de kötü de yapar. Yine de bütün düzen ve yönetim Allah’a aittir.
Türkçedeki izi
- arazi
- Arapçadaki arz’dan gelir; toprak ve ülke parçaları demek.
- arz
- Klasik dilde yeryüzü anlamında kullanılır; bu kökle akraba.
Tanıdık kelimelerle kıyas
bu kökileسمو(sema, semavi)
Sema üst katı anlatır. Arz alt katı anlatır. Beraber anılınca ikisinin de sahibi Allah’tır. Kısacası smw yukarıyı, arz aşağıyı gösterir.
bu kökileدبب(dabbe)
Dabbe hareket eden canlıdır. Arz bu hareketin üstündeki zemindir. Kısacası dbb canlıyı, arz zemini anlatır.
bu kökileفسد(fesat)
Fesat bozma işidir. Arz bu işin sahnesidir. Kısacası fsd eylem, arz mekândır.
Müfessir diliyle
Alt katman: insanın yaşayıp ürettiği, dolaşıp yönetim kurduğu serili zemin; tasarrufu bütünüyle Allah’a aittir.
Kelime çoğunlukla ‘السماوات’ karşısında alt alan olarak zikredilir ve tasarrufun tümüyle Allah’a ait oluşu vurgulanır (3:29; 35:41; 45:27; 57:1). Somut olarak serilip istikrar kazandırılan, dağlar-nehirler ve bitkiyle hayatı taşıyan zemin görünümündedir (13:3; 21:31; 27:61; 26:7; 39:21). İnsan burada dolaşır, yerleşir, iktidar devralır; ıslah ve fesad da burada cereyan eder (4:100; 24:55; 2:11; 8:73; 28:77).
Somuttan soyuta
Önce duyusal zemin: serilir, sabitlenir, suyu ve bitkiyi taşır (13:3; 39:21; 21:31). Oradan milletlerin yurdu ve insan fiillerinin alanı; nihayet ilahî mülkiyetin kapsadığı tüm alt âlem anlamına yükselir (33:27; 2:11; 3:29).
Kardeş köklerden farkı
سموile farkı
smw üst katmanı ifade eder; ArD bunun karşı kutbu olan alt sahadır. Birlikte anılarak âlemin iki kanadı ve üzerlerindeki mutlak mülk belirtilir.
دببile farkı
dbb hareket eden canlıyı adlandırır; ArD bu hareketin üzerinde vuku bulduğu zemindir. Canlılar onda yayılır, ama zemin onlardan ayrıdır.
فسدile farkı
fsd düzenin bozulması eylemidir; ArD bu eylemin işlendiği toplumsal/coğrafi alandır. ‘Fesad fi’l-ard’ formülü mekân-eylem ayrımını gösterir.
Anlam alanları · 5
Kozmik çift ve mutlak mülkiyet
‘السماوات’ ile birlikte alt alanı belirtir; üzerinde mutlak mülk, ilim ve hüküm Allah’a aittir.
Yaşam ve üretim zemini
Serilip sabitlenen, dağlar-nehirlerle düzenlenen; suyun kaynaklara işlendiği ve bitkinin çıktığı saha.
Yurt, dolaşım ve iskân
İnsanların gezdiği, yerleştiği, hicret edip sığındığı; bazen de çıkarıldıkları ülke/ülkeler.
Toplumsal-ahlakî sahne
Islah ve fesadın, imtihan ve mirasın cereyan ettiği kamusal alan.
Kıyamet sahnesinde dönüşüm
Tutulan düzenin çözülmesi; sarsılma, yayılma ve Rabbin nuruyla aydınlanma.
Güven: Güçlü · incelenen 60 ayetin 31'i açıklandı (%52) · toplam 440 ayetten dengeli örnek
Kök çok sık ve çeşitli bağlamlarda geçtiği için ortak çekirdek, nazâirle tutarlı biçimde belirginleşmektedir.
Açık soru: Bağlama göre ‘tüm alt âlem’ ile ‘bölgesel yurt/ülke’ anlamları arasında geçiş olabilir; sınır yer yer bağlamla tayin edilir.
Bu okuma Arapça metinden ve kökün geçtiği ayetlerden çıkarıldı; meal yalnızca yardımcı olarak kullanıldı. Ayete dayanmayan iddialar otomatik silindi. Ayetlere tıklayıp kendin tart.
Yoldaş kökler
Aynı ayetlerde bu kökle en sık birlikte geçenler. Bu bir istatistiktir, eş anlam iddiası değildir — farkı ders ortaya koyar.
Aldığı yüzler · 19
Aynı üç harf, bu kadar farklı kelime veriyor. Anlam ailesi burada görünür — sözlük anlamıdır, hüküm değildir.
Geçtiği ayetler · ilk 30
- 2:11Hem onlara: "Yeryüzünde fesat çıkarmayın." denildiğinde: "Biz ancak ıslah edicileriz." derlerٱلأَرضِ
- 2:22O (Rabb) ki yeri sizin için bir döşek, göğü de bir bina yaptı. Gökten su indirdi, onunla size rızık olarak çeşitli ürünler çıkardı. Öyleyse siz de, bile bile, Allah'a eşler koşmayınٱلأَرضَ
- 2:27Onlar ki, söz verip andlaştıktan sonra Allah'a verdikleri sözü bozarlar. Allah'ın birleştirmesini emrettiği şeyi (iman ve akrabalık bağlarını) keserler ve yeryüzünde bozgunculuk yaparlar. İşte zarara uğrayanlar onlardırٱلأَرضِ
- 2:29O ki, yeryüzünde ne varsa hepsini sizin için yarattı. Sonra göğe yöneldi, onları yedi gök olarak düzenledi. O, her şeyi bilirٱلأَرضِ
- 2:30Bir zamanlar Rabb'in meleklere: "Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım" demişti. (Melekler): "A!.. Orada bozgunculuk yapacak ve kan dökecek birisini mi yaratacaksın? Oysa biz seni överek tesbih ediyor ve seni takdis ediyoruz" dediler. (Rabb'in): "Ben sizin bilmediklerinizi bilirim." dediٱلأَرضِ
- 2:33(Allah): "Ey Âdem, bunlara onları isimleriyle haber ver." dedi. Bu emir üzerine Âdem onlara isimleriyle onları haber verince, (Allah): "Ben size, ben göklerin ve yerin gayblarını bilirim, sizin açıkladığınızı da, içinizde gizlediğinizi de bilirim" dememiş miydim?" dediوَٱلأَرضِ
- 2:36Bunun üzerine şeytan onları(n ayağını) oradan kaydırdı, içinde bulundukları (cennet yurdu)ndan çıkardı. Biz de: "Birbirinize düşman olarak inin, orada belirli bir vakte kadar sizin için bir karar yeri ve bir nasib vardır." dedikٱلأَرضِ
- 2:60Hani bir zamanlar Musa, kavmi için su istemişti, biz de "asanla taşa vur!" demiştik, bunun üzerine o taştan on iki pınar fışkırmıştı. Her kısım insan kendi su alacağı yeri bildi. Allah'ın rızkından yiyin ve için de bozgunculuk ve saldırganlık yaparak yeryüzünü fesada vermeyinٱلأَرضِ
- 2:61Hani bir zamanlar, "Ey Musa, biz tek çeşit yemeğe asla katlanamayacağız, yeter artık bizim için Rabbine dua et de bize yerin yetiştirdiği şeylerden; sebzesinden, kabağından, sarmısağından, mercimeğinden ve soğanından çıkarsın." dediniz. O da size "O üstün olanı daha aşağı olanla değiştirmek mi istiyorsunuz? Bir kasabaya konaklayın o vakit istediğiniz elbette olacaktır." dedi. Üzerlerine zillet ve meskenet damgası vuruldu ve nihayet Allah'dan bir gazaba uğradılar. Evet öyle oldu, çünkü Allah'ın âyetlerini inkâr ediyorlar ve haksız yere peygamberleri öldürüyorlardı. Evet öyle oldu, çünkü isyana dalıyorlar ve aşırı gidiyorlardıٱلأَرضُ
- 2:71Musa, "Rabbim buyuruyor ki o, ne çifte koşulup tarla süren, ne de ekin sulayan, ne de salma gezen ve hiç alacası olmayan bir sığırdır". Onlar da: "İşte tam şimdi gerçeği ortaya koydun." dediler. Nihayet onu bulup boğazladılar. Az kaldı yapmayacaklardıٱلأَرضَ
- 2:107Bilmez misin ki, hakikaten göklerin ve yerin mülkü Allah'ındır, hepsi O'nundur. Size de Allah'dan başka ne bir dost, ne de bir yardımcı vardırوَٱلأَرضِ
- 2:116O zalimler, "Allah kendisine çocuk edindi." dediler. Hâşâ, O sübhândır. Doğrusu, göklerde ve yerde ne varsa O'nundur. Hepsi O'na boyun eğmiştirوَٱلأَرضِ
- 2:117O, göklerin ve yerin yoktan var edicisidir ve O, bir işin olmasını murad edince, ona yalnızca "ol!" der, o da hemen oluverirوَٱلأَرضِ
- 2:164Şüphesiz göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelişinde, insanlara yarar şeylerle denizde akıp giden gemide, Allah'ın yukarıdan bir su indirip de onunla yeri ölümünden sonra diriltmesinde, diriltip de üzerinde deprenen hayvanları yaymasında, rüzgarları değiştirmesinde, gök ile yer arasında emre hazır olan bulutta şüphesiz akıllı olan bir topluluk için elbette Allah'ın birliğine deliller vardırوَٱلأَرضِ
- 2:168Ey insanlar! Bütün yeryüzündeki nimetlerimden helal olmak, temiz olmak şartıyla yiyin. Fakat şeytanın adımlarına uymayın. Çünkü o size belli bir düşmandırٱلأَرضِ
- 2:205İş başına geçti mi yeryüzünde bozgunculuk çıkarmak, ekini ve nesli helak etmek için koşar. Allah ise bozgunculuğu sevmezٱلأَرضِ
- 2:251Derken, Allah'ın izniyle onları tamamen bozdular. Davud, Calut'u öldürdü ve Allah, kendisine hükümdarlık ve hikmet (peygamberlik) verdi ve ona dilediği şeylerden de öğretti. Eğer Allah'ın, insanları birbirleriyle savması olmasaydı, yeryüzü mutlaka bozulur giderdi. Fakat Allah, bütün âlemlere karşı büyük bir lütuf sahibidirٱلأَرضُ
- 2:255Allah'tan başka hiçbir ilâh yoktur. O daima diridir (hayydır), bütün varlığın idaresini yürüten (kayyum)dir. O'nu ne gaflet basar, ne de uyku. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O'nundur. İzni olmadan huzurunda şefaat edecek olan kimdir? O, kullarının önlerinde ve arkalarında ne varsa hepsini bilir. Onlar ise, O'nun dilediği kadarından başka ilminden hiç bir şey kavrayamazlar. O'nun kürsisi, bütün gökleri ve yeri kucaklamıştır. Onların her ikisini de görüp gözetmek O'na bir ağırlık vermez. O çok yücedir, çok büyüktürٱلأَرضِ
- 2:267Ey iman edenler! İnfakı gerek kazandıklarınızın, gerek sizin için yerden çıkardıklarımızın temizlerinden yapın. Kendinizin göz yummadan alıcısı olamıyacağınız fenasını vermeye yeltenmeyin. Biliniz ki, Allah sadakalarınıza muhtaç değildir ve hamde layık olandırٱلأَرضِ
- 2:273Sadakalarınızı, kendilerini Allah yoluna adamış olan fakirlere veriniz. Onlar yeryüzünde gezip dolaşmaya güç yetiremezler. Utangaç olduklarından dolayı, bilmeyenler, onları zengin sanırlar. Oysa sen onları yüzlerinden tanırsın. Yüzsüzlük yapıp kimseden birşey de isteyemezler. Ne türden bir iyilik yaparsanız, şüphe yok ki, Allah onu bilirٱلأَرضِ
- 2:284Göklerde ne var, yerde ne varsa hepsi Allah'ındır. Siz içinizdekileri açığa vursanız da gizli tutsanız da Allah onunla sizi hesaba çeker. Sonra dilediğini bağışlar, dilediğine de azab eder. Allah her şeye kadirdirٱلأَرضِ
- 3:5Şu da kesindir ki, ne yerde, ne de gökte hiçbir şey Allah'a gizli kalmazٱلأَرضِ
- 3:29De ki, göğüslerinizdekini gizleseniz de, açığa vursanız da Allah onu bilir. Göklerde ne var, yerde ne varsa hepsini bilir. Hiç şüphesiz Allah, her şeye kadirdirٱلأَرضِ
- 3:83Onlar, Allah'ın dininden başkasını mı arıyorlar? Halbuki göklerde ve yerde ne varsa hepsi, ister istemez O'na boyun eğmiştir ve O'na döndürülüp götürüleceklerdirوَٱلأَرضِ
- 3:91Muhakkak ki inkâr edenler ve kâfir oldukları halde de ölenler, yeryüzü dolusu altın fidye verseler bile hiç birisinden asla kabul edilmeyecektir. İşte dayanılmaz azab onlar içindir. Onların hiçbir yardımcıları da yokturٱلأَرضِ
- 3:109Göklerde ve yerde olanların hepsi Allah'ındır. Bütün işler Allah'a döndürülürٱلأَرضِ
- 3:129Göklerde ve yerde olanların hepsi Allah'ındır. Dilediğini bağışlar, dilediğine azab eder. Allah, çok bağışlayan, çok esirgeyendirٱلأَرضِ
- 3:133Rabbinizin bağışına ve genişliği göklerle yer arası kadar olan, Allah'tan gereği gibi korkanlar için hazırlanmış bulunan cennete koşunوَٱلأَرضُ
- 3:137Muhakkak ki sizden önce birçok olaylar, şeriatler gelip geçmiştir. Yeryüzünde gezin, dolaşın da yalancıların sonunun nasıl olduğunu bir görünٱلأَرضِ
- 3:156Ey iman edenler! Sizler inkâr edenler ve yeryüzünde sefere veya savaşa çıkan kardeşleri için: "Eğer bizim yanımızda olsalardı ölmezlerdi ve öldürülmezlerdi." diyenler gibi olmayın. Allah bunu, onların kalplerine bir hasret (yarası) olarak koydu. Allah, diriltir ve öldürür. Allah yaptıklarınızı görmektedirٱلأَرضِ
Bu kök 440 ayette geçiyor; ilk 30 tanesi gösteriliyor.
Kök ve kelime çözümlemesi Quranic Arabic Corpus'tan (GNU GPL). NÛR burada anlam yorumu yapmaz.