Kök

شهد

Kur'an'da 160 yerde, 122 ayette geçer.

Önerilen okuma

Kur'an içi çıkarım

Kısaca

Bir duruşmada olayı baştan sona görmüş biri ayağa kalkıp konuşur. Bu kök, orada bulunmayı, görüp bileni doğru şekilde dile getirmeyi anlatır. Bazen sadece katılmayı, bazen resmi tanıklığı, en sonda da Allah’ın her şeyi görüp bildirmesini ifade eder.

Türkçedeki izi

şahit
Olayı görüp anlatan kişi anlamını taşır.
şahitlik
Gördüğünü doğru biçimde söyleme işidir.
şahadet
Resmi ve açık tanıklık demektir.

Tanıdık kelimelerle kıyas

  • bu kökileجلد(cilt)

    jld bedenin dışı ve cezaya vurmayı anlatır. Şahit ise olayı görüp doğruyu söylemektir. Kısacası jld vurmak ve deri, şahit görmek ve söylemektir.

    • 24:2Burada ceza vuruşu ve toplulukça görülmesi var. jld alanı.
    • 2:282Burada insanlar şahit tutulur. Konuşma ve doğrulama anlatılır.
  • bu kökileكفي(kâfi)

    kfy yetmek ve yeterli olmak demektir. Şahit ise görmek ve delil söylemektir. Kısacası kfy yeterlik, şahit delildir.

    • 13:43‘Allah yeter’ ifadesi var. Yeterli oluş vurgulanır.
    • 58:6Allah’ın her şeye şahit olması anlatılır. Gözetim ve bildirimdir.
  • bu kökileعدل(adalet, adil)

    Adl doğru dengeyi ve hakkaniyeti anlatır. Şahit ise bu denge için konuşup delil koymaktır. Kısacası adl ölçüdür, şahit sözlü kanıttır.

    • 5:8Adaletle şahitlik emredilir. Ölçü adl’dır.
    • 39:69Şahitler getirilir. Tanıklık düzeni anlatılır.

Müfessir diliyle

Bir olayın huzurunda bulunup onu görüp-bildiğini doğrulukla dile getirmek ve böylece hakikati ortaya koymak.

Kök bazen salt hazır bulunmayı bildirir: mashhūd, “görülen/katılınan” (17:78; 11:103; 22:28; 18:51). Bazen resmî beyan ve delil üretmeyi ifade eder: şehāde, şuhadā’, “tanık çağırın” (2:282; 5:106; 6:150). İlâhî kullanımda kuşatıcı gözetim ve doğruyu bildirme söz konusudur: “Allah bildirir/doğrular”, “her şey üzerine gözeticidir” (4:166; 58:6; 10:61).

Somuttan soyuta

Önce duyusal katılım ve görme (17:78; 22:28), ardından söze dökülmüş beyan/delil (2:282; 5:106), en sonunda kuşatıcı ilâhî gözetim ve bildirim (58:6; 10:61).

Kardeş köklerden farkı

  • جلدile farkı

    jld, bedenin dış yüzünü ve cezalandırmada vuruşu anlatır; شهد ise olaya katılıp bilgiye dayalı beyanı ifade eder. 41:20-22’de ‘deriler’ yalnız taşıyıcıdır; beyan fiili شهد’dandır; 24:2-4’te cezaya katılım istenir, vurma eylemi jld’dır.

  • كفيile farkı

    kfy, yeterlilik/iktifayı bildirir; شهد ise gözlem ve beyan işidir. “Kefâ billâhi shahīdan” ifadelerinde iktifa kfy’den, delil koyma شهد’den gelir.

  • عدلile farkı

    Edl normatif denge ve doğruluğu (adaleti) anlatır; شهد ise bu dengeyi kurmak üzere olaya katılıp doğruluğu dillendiren işlevdir. Birlikte: “şuhadā’ bi’l-qist”, “aqwamu li’ş-şahāda”.

Anlam alanları · 5

  1. Hazır bulunuş ve müşâhede

    Bir olay/zeminde bulunma, görüp tecrübe etme; katılımın kendisi vurgulanır.

  2. Resmî beyan ve delil üretme

    Hukukî/ahlâkî sahada çağrılan ve geri durmaması gereken tanıklık; doğruluğu ayakta tutan beyan.

  3. İlâhî kuşatıcı gözetim ve doğrulama

    Allah’ın her şey üzerindeki hazır-buluşu, bilip sayması ve doğruyu bildirmesi.

  4. Hesap gününde tanıklık düzeni

    Peygamberin, ümmetin ve varlıkların leh/aleyh konuşması; bedenin bile beyan sahibi kılınması.

  5. Görünen âlem (şehâde) karşıtıyla

    ‘Gayb ve şehâde’ ikiliğinde, algılanan-aşikâr alanın adı.

Biçimlerin kullanımı

شَهِدَ
Hazır bulunup gördüğünü/bildiğini doğrulamak; bazen yalnız hazır bulunmayı bildirmek.
شَاهِد
Hazır bulunan ve doğrulayan kimse; kimi bağlamda şuurlu hazır oluş (50:37).
شَهِيد
Sürekli gözeten, olup biten üzerinde hazır-bilici; çoğunlukla ilâhî vasıf.
أَشْهَدَ
Tanık tutmak; başkasını tanıklığa çağırmak veya beyanı huzurda kılmak.
مَشْهُود
Herkesçe görülen/katılınan şey veya gün.

Güven: Güçlü · incelenen 63 ayetin 29'i açıklandı (%46) · toplam 123 ayetten dengeli örnek

Kalıpların çoğunda çok sayıda örnek verilmiş; somut ve soyut kullanımlar tutarlı biçimde aynı çekirdeğe bağlanıyor.

Açık soru: 4:69’daki ‘şühedâ’ bir mertebe adı gibi görünür; bu özel adlandırmanın kapsamı metinle sınırlı ölçüde belirgindir.

Bu okuma Arapça metinden ve kökün geçtiği ayetlerden çıkarıldı; meal yalnızca yardımcı olarak kullanıldı. Ayete dayanmayan iddialar otomatik silindi. Ayetlere tıklayıp kendin tart.

Kur'an'daki izi

48 sûreye yayılıyor; mushaf sırasında ilk kez 2:23'de.

FâtihaNâs
Mekkî · 57Medenî · 65
isim · 88fiil · 53sıfat · 18

Yoldaş kökler

Aynı ayetlerde bu kökle en sık birlikte geçenler. Bu bir istatistiktir, eş anlam iddiası değildir — farkı ders ortaya koyar.

Aldığı yüzler · 85

Aynı üç harf, bu kadar farklı kelime veriyor. Anlam ailesi burada görünür — sözlük anlamıdır, hüküm değildir.

شُهَدَآءَ10شَهِيدٗا10وَٱلشَّهَٰدَةِ10شَهِيدٌ7ٱلشَّـٰهِدِينَ6شَهِيدًا6شَهِدَ4يَشهَدُ4يَشهَدُونَ4شَهِيدَا4شَهِيدٞ3شَاهِدٞ3تَشهَدُونَ2شَهَٰدَةً2ٱلشَّهَٰدَةَ2وَٱشهَد2شُهَدَآءُ2شَهِدُواْ2وَٱلشُّهَدَآءِ2شَهِدنَا2وَشَهِدُواْ2شَهِدنَآ2شَٰهِدِينَ2ٱلأَشهَٰدُ2وَشَهِدَ2شَهَٰدَٰتِ2شَٰهِدٗا2شُهَدَآءَكُم1وَيُشهِدُ1وَٱستَشهِدُواْ1شَهِيدَينِ1ٱلشُّهَدَآءِ1ٱلشُّهَدَآءُ1لِلشَّهَٰدَةِ1وَأَشهِدُوٓاْ1ٱشهَدُواْ1فَٱشهَدُواْ1وَشَهِدُوٓاْ1فَأَشهِدُواْ1فَٱستَشهِدُواْ1

Geçtiği ayetler · ilk 30

  1. 2:23Eğer kulumuz (Muhammed)a indirdiğimiz (Kur'ân)den şüphe içinde iseniz, haydi onun gibi bir sûre getirin, Allah'tan başka güvendiklerinizin hepsini çağırın; eğer doğru isenizشُهَدَآءَكُم
  2. 2:84Yine bir zamanlar mîsakınızı almıştık; birbirinizin kanlarını dökmeyeceksiniz, nüfusunuzu diyarınızdan çıkarmıyacaksınız. Sonra siz buna ikrar da verdiniz ve ikrarınıza şahit de oldunuzتَشهَدُونَ
  3. 2:133Yoksa siz de olaya şahit mi oldunuz; Yakub'a ölüm hali gelip çattığı zaman, oğullarına; "Benden sonra neye ibadet edeceksiniz?" dediği zaman, oğulları; "Senin Allah'ına ve ataların İbrahim, İsmail ve İshak'ın Allah'ına, tek olan o Allah'a ibadet edeceğiz. Biz ancak O'na boyun eğen müslümanlarız." dedilerشُهَدَآءَ
  4. 2:140Yoksa siz, İbrahim de, İsmail de, İshak da, Yakup da ve torunları da hep yahudi ve hıristiyan idiler mi demek istiyorsunuz?" De ki: "Siz mi daha iyi bilirsiniz, yoksa Allah mı?" Allah'ın şahitlik ettiği bir hakikatı bile bile inkar edenden daha zâlim kim olabilir? Allah, yaptıklarınızdan gafil değildirشَهَٰدَةً
  5. 2:143Ve işte böyle, sizi ortada yürüyen bir ümmet kıldık ki, siz bütün insanlar üzerine adalet örneği ve hakkın şahitleri olasınız, Peygamber de sizin üzerinize şahit olsun. Daha önce içinde durduğun Kâ'be'yi kıble yapmamız da şunun içindir: Peygamber'in izince gidecekleri, iki ökçesi üzerinde geri döneceklerden ayıralım. Bu iş elbette Allah'ın hidayet ettiği kimselerin dışındakilere çok ağır gelecekti. Allah imanınızı kaybedecek değildir. Hiç şüphesiz Allah, bütün insanlara çok şefkatlidir, çok merhametlidirشُهَدَآءَ
  6. 2:185O Ramazan ayı ki, insanları irşad için, hak ile batılı ayıracak olan, hidayet rehberi ve deliller halinde bulunan Kur'ân onda indirildi. Onun için sizden her kim bu aya şahit olursa onda oruç tutsun. Kim de hasta, yahut yolculukta ise tutamadığı günler sayısınca diğer günlerde kaza etsin. Allah size kolaylık diler zorluk dilemez. Sayıyı tamamlamanızı, size doğru yolu gösterdiğinden dolayı Allah'ı tekbir etmenizi ister. Umulur ki şükredersinizشَهِدَ
  7. 2:204İnsanlardan kimi de vardır ki, dünya hayatı hakkındaki sözleri senin hoşuna gider ve o kalbindekine Allah'ı şahit tutar. Halbuki O, İslâm düşmanlarının en yamanıdırوَيُشهِدُ
  8. 2:282Ey iman edenler! Belli bir vade ile karşılıklı borç alış verişinde bulunduğunuz vakit onu yazın. Hem aranızda doğruluğuyla tanınmış yazı bilen biri yazsın. Yazı bilen biri, Allah'ın, kendisine öğrettiği gibi yazmaktan kaçınmasın da yazsın. Bir de hak kendi üzerinde olan adam söyleyip yazdırsın ve herbiri yazarken Rabbi olan Allah'dan korksun da haktan birşey eksiltmesin. Şayet borçlu bir bunak veya küçük bir çocuk veya söyleyip yazdıramıyacak durumda biri ise velisi doğrusunu söyleyip yazdırsın. Erkeklerinizden hazırda olan iki kişiyi şahit de yapın. Şayet iki tane erkek hazırda yoksa, o zaman doğruluğuna güvendiğiniz şahitlerden bir erkekle iki kadın ki, birisi unutunca, öbürü hatırlatsın, şahitler de çağırıldıklarında kaçınmasınlar; siz yazanlar da az olmuş, çok olmuş, onu vadesine kadar yazmaktan usanmayın. Bu, Allah katında adalete daha uygun olduğu gibi; hem şahitlik için daha sağlam, hem şüpheye düşmemeniz için daha elverişlidir. Meğer ki, aranızda hemen devredeceğiniz bir ticaret olsun, o zaman bunu yazmamanızda sizin için bir sakınca yoktur. Alım satım yaptığınız vakit de yine şahit tutun. Ayrıca ne yazan, ne de şahitlik eden bir zarar görmesin. Eğer onlara zarar verirseniz, o işte mutlaka size dokunacak bir günah olur. Üstelik Allah'dan korkun. Allah size ayrıntılarıyla öğretiyor ve Allah her şeyi bilirوَٱستَشهِدُواْ
  9. 2:283Şayet siz sefer üzere olur bir kâtip de bulamazsanız, o vakit alınmış bir rehin belge yerine geçer. Yok eğer birbirinize güveniyorsanız kendisine güvenilen adam Rabbi olan Allah'dan korksun da üzerindeki emaneti ödesin. Bir de şahitliğinizi inkâr edip gizlemeyin, onu kim inkâr ederse mutlaka onun kalbi vebal içindedir. Her ne yaparsanız Allah onu bilirٱلشَّهَٰدَةَ
  10. 3:18Allah şehadet eyledi şu gerçeğe ki, başka tanrı yok, ancak O vardır. Bütün melekler ve ilim uluları da dosdoğru olarak buna şahittir ki, başka tanrı yok, ancak O aziz, O hakîm vardırشَهِدَ
  11. 3:52İsa onların inkârlarını hissedince: "Allah yolunda yardımcılarım kim?" dedi. Havariler: "Allah yolunda yardımcılar biziz. Allah'a iman ettik. Şahit ol ki, biz muhakkak müslümanlarız." dedilerوَٱشهَد
  12. 3:53Ey Rabbimiz, senin indirdiğine iman ettik, o peygambere de uyduk. Artık bizi şahidlerle beraber yazٱلشَّـٰهِدِينَ
  13. 3:64De ki: Ey kitap ehli! Sizinle bizim aramızda ortak olan bir söze geliniz. Allah'tan başkasına kulluk etmeyelim, O'na hiçbir şeyi eş tutmayalım ve Allah'ı bırakıp da kimimiz kimimizi ilâhlaştırmasın. Eğer onlar yine yüz çevirirlerse, deyin ki: "Şahit olun biz müslümanlarızٱشهَدُواْ
  14. 3:70Ey kitap ehli! (gerçeği) gördüğünüz halde, niçin Allah'ın âyetlerini inkâr ediyorsunuzتَشهَدُونَ
  15. 3:81Allah peygamberlerden şöyle söz almıştı: "Andolsun ki size kitab ve hikmet verdim, sonra yanınızda bulunan (kitaplar)ı doğrulayıcı bir peygamber geldiğinde ona muhakkak inanacak ve ona yardım edeceksiniz! Bunu kabul ettiniz mi? Ve bu hususta ağır ahdimi üzerinize aldınız mı?" demişti. Onlar: "Kabul ettik" dediler. (Allah da) dedi ki: "Öyleyse şahit olun, ben de sizinle beraber şahit olanlardanımفَٱشهَدُواْ
  16. 3:86İnandıktan, Peygamber'in hak olduğuna şehadet ettikten ve kendilerine açık deliller geldikten sonra, inkâra sapan bir milleti Allah nasıl doğru yola eriştirir? Allah zalimler güruhunu doğru yola iletmezوَشَهِدُوٓاْ
  17. 3:98De ki: "Ey kitap ehli! Allah yaptıklarınızı görüp dururken niçin Allah'ın âyetlerini inkâr ediyorsunuzشَهِيدٌ
  18. 3:99De ki: "Ey kitap ehli! Gerçeği görüp bildiğiniz hâlde niçin Allah'ın yolunu eğri göstermeye yeltenerek müminleri Allah'ın yolundan çevirmeye kalkışıyorsunuz? Allah yaptıklarınızdan habersiz değildirشُهَدَآءُ
  19. 3:140Eğer size (Uhud savaşında) bir yara değmişse, (Bedir harbinde) o topluma da benzeri bir yara dokunmuştu. O günler ki, biz onları insanlar arasında döndürür dururuz. (Bu da) Allah'ın sizden iman edenleri ayırt etmesi ve sizden şahitler edinmesi içindir. Allah zalimleri sevmezشُهَدَآءَ
  20. 4:6Evlenme çağına gelinceye kadar yetimleri gözetip deneyin. Onların akılca olgunlaştıklarını görürseniz, mallarını kendilerine teslim edin. "Büyüyecekler de mallarına sahip olacaklar" endişesiyle onları israf ederek, tez elden yemeyin. Zengin olan, onların malını yemekten çekinsin. Fakir olan ise, meşrû sûrette yesin. Mallarını kendilerine verdiğiniz zaman, bunu şahitler karşısında yapın. Hesap görücü olarak Allah yeterفَأَشهِدُواْ
  21. 4:15Kadınlarınızdan zina edenlere karşı, içinizden dört şahit getirin. Eğer onlar, şahitlik yaparlarsa, bu kadınları, ölüm alıp götürünceye kadar veya Allah onlara bir çıkış yolu açıncaya kadar evlerde hapsedinفَٱستَشهِدُواْ
  22. 4:33Anne, baba ve akrabaların bıraktıkları her şey için bir mirasçı tayin ettik. Yemin akdiyle mirasçı kıldıklarınızın paylarını da verin. Şüphesiz Allah, her şeye şahittirشَهِيدًا
  23. 4:41Her ümmetten bir şahit getirdiğimiz ve seni de onların üzerine bir şahit yaptığımız zaman bakalım kâfirlerin hali ne olacakبِشَهِيدٖ
  24. 4:69Kim Allah'a ve Peygambere itaat ederse işte onlar, Allah'ın kendilerine nimet verdiği peygamberlerle, sıddıklarla, şehidlerle, iyilerle birliktedir. Bunlar ne güzel arkadaştırوَٱلشُّهَدَآءِ
  25. 4:72Şüphesiz içinizden bir kısmı vardır ki, pek ağır davranır. Eğer başınıza bir musibet gelirse: "Allah bana lutfetti de onlarla beraber bulunmadım." derشَهِيدٗا
  26. 4:79(Ey insanoğlu!) sana gelen her iyilik Allah'tandır, sana ne kötülük dokunursa kendindendir. Ey Muhammed! Biz seni bütün insanlara bir elçi olarak gönderdik. Buna şahit olarak da Allah yeterشَهِيدٗا
  27. 4:135Ey iman edenler! Adaleti ayakta tutan ve kendiniz, anababanız ve yakın akrabanız aleyhine de olsa, yalnız Allah için şahitlik eden kimseler olunuz. Zira zengin de olsa, fakir de olsa, Allah ikisine de (sizden) daha yakındır. Nefsinizin arzusuna uyarak adaletten uzaklaşmayın. Eğer (şahitlik ederken) dilinizi eğer, bükerseniz veya çekinirseniz, şüphesiz Allah yaptıklarınızdan haberdardırشُهَدَآءَ
  28. 4:159Kitap ehlinden hiçbir kimse yoktur ki, ölmeden önce ona (İsa'ya) iman etmiş olmasın. Kıyamet gününde o, onlara şahitlik edecektirشَهِيدٗا
  29. 4:166Fakat Allah, sana indirdiğini kendi ilmiyle indirmiş olduğuna şahitlik eder. Melekler de buna şahitlik ederler. Allah'ın şahitliği de kafidirيَشهَدُ
  30. 5:8Ey iman edenler, Allah için hakkı ayakta tutanlar ve adaletle şahitlik yapanlar olunuz. Bir kavme olan kininiz, sizi adaletsizliğe sevketmesin. Adaletli olun, çünkü o, takvaya daha yakındır. Allah'tan korkun. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan haberdardırشُهَدَآءَ

Bu kök 122 ayette geçiyor; ilk 30 tanesi gösteriliyor.

Kök ve kelime çözümlemesi Quranic Arabic Corpus'tan (GNU GPL). NÛR burada anlam yorumu yapmaz.