Kök

سال

Kur'an'da 129 yerde, 118 ayette geçer.

Önerilen okuma

Kur'an içi çıkarım

Muhatabı cevaba, karşılığa yahut bedel‑hesaba çağıran yöneliş ve bu yönelişin doğurduğu yükümlülük.

Kök, bilgiye dönük hitapları (2:217; 17:85; 33:63; 18:83), maddi/manevi karşılık talebini ve hak iddiasını (2:61; 20:36; 60:10; 47:36) ve nihayet hesap sorulabilirliği gösterir (21:23; 2:134; 33:8; 17:36). İsimleşmiş halleri rolleri belirginleştirir: sâʾil muhataba yönelen talep sahibi (2:177; 70:25), mesʾûl ise hakkında cevap istenen/hesap veren taraftır (17:34; 33:15). Ayrıca “O yaptığından sorulmaz, onlar sorulur” ilkesinde özne-yükümlülük asimetrisi açıkça kurulmuştur (21:23).

Somuttan soyuta

Önce somut nesne/menfaat talebi görülür (2:61; 20:36), ardından bilgi edinme ve açıklama beklentisi (2:217; 17:85), en sonda ahd ve fiiller üzerinden hesap verdirme düzeyine yükselir (17:34; 21:23). Aynı çizgi, tüm varlıkların ihtiyaç için Yaratıcı’ya yönelişinde zirveye çıkar (55:29).

Kardeş köklerden farkı

  • اجرile farkı

    sAl, talep/iddia eylemini ve muhatabı cevaba bağlayan hitabı ifade eder; ajr ise talep edilen karşılığın/bedelin kendisidir. Elçiler “talep”i reddederken “bedel” terimini özellikle anarak ayrımı gösterirler (la asʾalukum ʿalayhi ajran) (6:90; 12:104; 34:47).

  • كرهile farkı

    krh, bir şeyden hoşnutsuzluk/isteksizlik hâlini anlatır; sAl ise muhataba dönük cevap/karşılık doğuran bir yöneliştir. krh içsel tavrı (9:54; 9:32), sAl ise dışa dönük bağlayıcı hitabı ve mesuliyeti dile getirir (5:101; 21:23).

  • فوهile farkı

    fwh ‘ağızlar’ sözü/sanını, yani söyleyişin kanalını ve yüzeyini belirtir (9:8; 9:32; 61:8); sAl ise bu söyleyişin özel bir türünü, muhatabı cevaba veya hakka bağlayan talep/iddia formunu anlatır (4:1; 68:40).

Anlam alanları · 5

  1. Bilgi ve haber isteme/sorgulama

    Bir mesele hakkında açıklama, hüküm veya haber bekleyen hitap.

  2. Hak, bedel ve menfaat talebi

    Maddi karşılık, iade veya somut faydaya dönük iddia ve çağrı.

  3. Hesap ve yükümlülük

    Fiiller, ahidler ve uydurmalar hakkında cevap verme ve sorulabilir olma.

  4. Karşılıklı sualleşme

    Topluluk içi soru-cevap ve hatırlama/tezekkür amaçlı mütekabil konuşma.

  5. İlâhî dergâha yöneliş

    Varlıkların ihtiyaç ve işlerinde Yaratıcı’ya yönelmesi; O’nun ise talep etmeyip rızık vermesi.

Biçimlerin kullanımı

سَأَلَ
Birine dönük, cevap veya karşılık doğuran hitap/iddia eylemi.
سَائِل
Talep/iddia sahibi; yöneldiği kimseden karşılık bekleyen kişi.
سُؤْل
Talep edilen şey; hedeflenen karşılık/nesne.
سُؤَال
Talebin/iddianın ifadesi; istenen içeriğin adı.

Güven: Güçlü · incelenen 62 ayetin 36'i açıklandı (%58) · toplam 118 ayetten dengeli örnek

Kök çok sayıda ayette farklı bağlamlarda yer almakta ve nazâir arasında ortak çekirdek tutarlı görünmektedir.

Açık soru: 41:10’daki للسائلين ifadesi, ‘süreyi soranlara cevap’ yahut ‘arayanlara rızık takdiri’ şeklinde iki çağrışımı birlikte taşıyor olabilir.

Bu okuma Arapça metinden ve kökün geçtiği ayetlerden çıkarıldı; meal yalnızca yardımcı olarak kullanıldı. Ayete dayanmayan iddialar otomatik silindi. Ayetlere tıklayıp kendin tart.

Kur'an'daki izi

47 sûreye yayılıyor; mushaf sırasında ilk kez 2:61'de.

FâtihaNâs
Mekkî · 84Medenî · 34
fiil · 115isim · 14

Yoldaş kökler

Aynı ayetlerde bu kökle en sık birlikte geçenler. Bu bir istatistiktir, eş anlam iddiası değildir — farkı ders ortaya koyar.

Aldığı yüzler · 69

Aynı üç harf, bu kadar farklı kelime veriyor. Anlam ailesi burada görünür — sözlük anlamıdır, hüküm değildir.

أَسـَٔلُكُم11يَسـَٔلُونَكَ9سَأَلتَهُم7يَتَسَآءَلُونَ7وَيَسـَٔلُونَكَ6تُسـَٔلُونَ5تَسـَٔلُهُم4تَسـَٔلُواْ3يَسـَٔلُونَ3مَسـُٔولٗا3يُسـَٔلُ3وَسـَٔلُواْ2يَسـَٔلُكَ2سَأَلتُكُم2فَسـَٔلِ2لِّلسَّآئِلِينَ2فَسـَٔلُوٓاْ2لَتُسـَٔلُنَّ2فَسـَٔل2لِّلسَّآئِلِ2يَسـَٔلُ2سَأَلتُم1سُئِلَ1تُسـَٔلُ1وَٱلسَّآئِلِينَ1سَأَلَكَ1سَل1تَسَآءَلُونَ1سَأَلُواْ1سَأَلَهَا1فَلَنَسـَٔلَنَّ1وَلَنَسـَٔلَنَّ1وَسـَٔلهُم1تَسـَٔلنِ1أَسـَٔلَكَ1فَسـَٔلهُ1وَسـَٔلِ1سَأَلتُمُوهُ1لَنَسـَٔلَنَّهُم1وَلَتُسـَٔلُنَّ1

Geçtiği ayetler · ilk 30

  1. 2:61Hani bir zamanlar, "Ey Musa, biz tek çeşit yemeğe asla katlanamayacağız, yeter artık bizim için Rabbine dua et de bize yerin yetiştirdiği şeylerden; sebzesinden, kabağından, sarmısağından, mercimeğinden ve soğanından çıkarsın." dediniz. O da size "O üstün olanı daha aşağı olanla değiştirmek mi istiyorsunuz? Bir kasabaya konaklayın o vakit istediğiniz elbette olacaktır." dedi. Üzerlerine zillet ve meskenet damgası vuruldu ve nihayet Allah'dan bir gazaba uğradılar. Evet öyle oldu, çünkü Allah'ın âyetlerini inkâr ediyorlar ve haksız yere peygamberleri öldürüyorlardı. Evet öyle oldu, çünkü isyana dalıyorlar ve aşırı gidiyorlardıسَأَلتُم
  2. 2:108Yoksa siz peygamberinizi, bundan önce Musa'ya sorulduğu gibi, sorguya çekmek mi istiyorsunuz? Halbuki her kim imanı küfürle değiştirirse artık düz yolun ortasında sapıtmış olurتَسـَٔلُواْ
  3. 2:119Şüphe yok ki, Biz seni hak ile rahmetimizin müjdecisi ve azabımızın habercisi olarak gönderdik. Sen, o cehennemliklerden sorumlu değilsinتُسـَٔلُ
  4. 2:134Onlar bir ümmetti, geldi geçti. Onlara kendi kazandıkları, size de kendi kazandığınız. Siz onların yaptıklarından sorguya çekilecek değilsinizتُسـَٔلُونَ
  5. 2:141Onlar bir ümmet idiler, gelip geçtiler. Onlara kendi kazandıkları, size de kendi kazandıklarınız. Ve siz onların yaptıklarından sorumlu tutulacak değilsinizتُسـَٔلُونَ
  6. 2:177Yüzlerinizi bazan doğu, bazan batı tarafına çevirmeniz erginlik değildir. Fakat eren o kimselerdir ki, Allah'a, ahiret gününe, meleklere, kitaba ve bütün peygamberlere iman edip, yakınlığı olanlara, öksüzlere, yoksullara, yolda kalmışa, dilenenlere ve esirleri kurtarmaya seve seve mal verirler. Namazı kılarlar, zekatı verirler. Bir de andlaştıkları zaman sözlerini yerine getirenler, hele sıkıntı ve hastalık durumlarında ve harbin şiddetli zamanında sabır ve kararlılık gösterenler var ya, işte doğru olanlar da bunlardır, korunanlar da bunlardırوَٱلسَّآئِلِينَ
  7. 2:186Şayet kullarım, sana benden sordularsa, gerçekten ben çok yakınımdır. Bana dua edince, duacının duasını kabul ederim. O halde onlar da benim davetime koşsunlar ve bana hakkıyla iman etsinler ki, doğru yola gidebilsinlerسَأَلَكَ
  8. 2:189Sana hilâllerden soruyorlar. De ki: Onlar insanlar için de, hac için de vakit ölçüleridir. Bununla beraber iyilik, evlere arkalarından gelmeniz değildir. Fakat iyiliğe eren, kötülükten korunan kimsedir. Evlere kapılarından gelin, Allah'tan korkun ki, kurtuluşa eresinizيَسـَٔلُونَكَ
  9. 2:211İsrailoğullarına sor: Biz onlara ne kadar açık âyetler vermiştik. Fakat Allah'ın nimetini her kim kendisine geldikten sonra değiştirirse, şüphe yok ki, Allah'ın azabı çok şiddetlidirسَل
  10. 2:215Ey Muhammed! Sana nereye infak edeceklerini soruyorlar. De ki: Hayır olarak verdiğiniz nafaka, ana baba, yakınlar, öksüzler, yoksullar ve yolda kalmışlar içindir. Hayır olarak daha ne yaparsanız herhalde Allah onu bilirيَسـَٔلُونَكَ
  11. 2:217Ey Muhammed! Sana haram aydan ve o ayda savaşmaktan soruyorlar. De ki: O ayda savaşmak, büyük bir günahtır. Bununla beraber Allah yolundan alıkoymak, O'nu inkar etmek, insanları, Mescidi Haram'dan menetmek ve halkını oradan çıkarmak, Allah yanında daha büyük bir günahtır ve fitne, öldürmekten daha büyük bir vebaldir. Onlar, güçleri yeterse, sizi dininizden döndürmek için sizinle savaşmaktan hiçbir zaman geri durmazlar. Sizden de her kim, dininden döner ve kâfir olarak can verirse artık onların bütün amelleri, dünyada ve ahirette boşa gitmiştir. İşte onlar, cehennemliklerdir. Onlar orada ebedi olarak kalacaklardırيَسـَٔلُونَكَ
  12. 2:219Ey Muhammed! Sana şarap ve kumardan soruyorlar. De ki: Bu ikisinde büyük bir günah, bir de insanlar için bazı menfaatler vardır. Fakat günahları, menfaatlerinden daha büyüktür. Yine sana neyi infak edeceklerini soruyorlar. De ki: İhtiyaçtan fazlasını infak edin. İşte böylece Allah, size âyetlerini açıklıyor. Umulur ki siz düşünürsünüzيَسـَٔلُونَكَ
  13. 2:220Dünya ve ahiret hakkında (düşünürsünüz.) Sana bir de yetimlerden soruyorlar. De ki: Onlar hakkında yapacağınız bir ıslah, işlerine karışmamaktan daha hayırlıdır. Eğer onlara karışırsanız, onlar sizin kardeşlerinizdir. Allah, bozguncuyla ıslah ediciyi bilir, birbirinden ayırd eder. Eğer Allah dileseydi, sizi zora koşardı. Şüphesiz ki Allah çok güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidirوَيَسـَٔلُونَكَ
  14. 2:222Ey Muhammed! Sana kadınların ay başı halinden de soruyorlar. De ki: O bir eziyettir Onun için ay başı halinde oldukları zaman kadınlardan çekilin ve temizleninceye kadar onlara yaklaşmayın. İyice temizlendikleri zaman ise Allah'ın emrettiği yerden onlara varın, yaklaşın Şüphesiz ki Allah çok tövbe edenleri de sever, çok temizlenenleri de severوَيَسـَٔلُونَكَ
  15. 2:273Sadakalarınızı, kendilerini Allah yoluna adamış olan fakirlere veriniz. Onlar yeryüzünde gezip dolaşmaya güç yetiremezler. Utangaç olduklarından dolayı, bilmeyenler, onları zengin sanırlar. Oysa sen onları yüzlerinden tanırsın. Yüzsüzlük yapıp kimseden birşey de isteyemezler. Ne türden bir iyilik yaparsanız, şüphe yok ki, Allah onu bilirيَسـَٔلُونَ
  16. 4:1Ey insanlar! Sizi bir tek nefisten yaratan ve ondan eşini yaratıp ikisinden bir çok erkekler ve kadınlar üreten Rabbinizden korkun; kendi adına birbirinizden dilekte bulunduğunuz Allah'dan ve akrabalık (bağlarını kırmak)tan sakının. Şüphesiz Allah sizin üzerinizde gözeticidirتَسَآءَلُونَ
  17. 4:32Bir de Allah'ın bazınıza, diğerinden fazla verdiği şeyleri temenni etmeyin. Erkeklere hak ettiklerinden bir pay vardır. Kadınlara da kendi kazandıklarından bir pay vardır. İsteklerinizi Allah'ın fazlından ve kereminden isteyin. Gerçekten Allah her şeyi hakkıyla bilendirوَسـَٔلُواْ
  18. 4:153Kitap ehli, senden, kendilerine gökten bir kitap indirmeni istiyorlar. Musa'dan bundan daha büyüğünü istemişler ve: "Allah'ı bize açıkça göster" demişlerdi. Haksızlıkları sebebiyle onları yıldırım çarptı. Sonra kendilerine açık deliller geldiği halde buzağıyı (tanrı) edinmişlerdi. Onları bundan dolayı da affettik. Ve Musa'ya açık bir delil (yetki) verdikيَسـَٔلُكَ
  19. 5:4Sana, kendilerine neyin helal kılındığını soruyorlar. De ki: "Size iyi ve temiz şeyler helal kılındı." Allah'ın size öğrettiğinden öğreterek yetiştirdiğiniz avcı hayvanların sizin için tuttuklarını yiyin ve üzerine Allah'ın adını anın (besmele çekin), Allah'tan korkun. Muhakkak Allah, hesabı çabuk görendirيَسـَٔلُونَكَ
  20. 5:101Ey iman edenler! Açıklandığı zaman hoşunuza gitmeyecek olan şeylerden sormayın. Eğer onları Kur'ân indirilirken sorarsanız size açıklanır. Halbuki Allah onlardan geçmiştir. Allah çok bağışlayan ve çok yumuşak davranandırتَسـَٔلُواْ
  21. 5:102Sizden önce gelen bir kavim bunları sormuştu da sonra inkâr etmiştiسَأَلَهَا
  22. 6:90Bunlar, Allah'ın hidayet ettiği kimselerdir. Sen de onların hidayetine uy. De ki: "Ben ona karşılık sizden bir ücret istemiyorum. O, sadece bütün âlemlere bir öğüttürأَسـَٔلُكُم
  23. 7:6Kendilerine elçi gönderilmiş olanlara da soracağız, gönderilen elçilere de soracağızفَلَنَسـَٔلَنَّ
  24. 7:163Bir de onlara, o deniz kıyısındaki şehrin başına gelenleri sor. O sırada onlar cumartesi yasağına riayet etmiyorlardı. Cumartesi günü balıklar akın akın geliyorlardı, yasak olmadığı gün gelmiyorlardı. Yoldan çıkıp sapıklık yaptıkları için biz de onları işte böyle sınıyordukوَسـَٔلهُم
  25. 7:187Sana, ne zaman kopacak diye kıyamet vaktini soruyorlar. De ki; onun bilgisi yalnızca Rabbimin katındadır. Onu tam vaktinde koparacak olan O'ndan başkası değildir. Onun ağırlığına göklerde ve yerde dayanacak bir kimse yoktur. O size ansızın gelecektir. Sanki sen onu çok iyi biliyormuşsun gibi sana soruyorlar. De ki, onun bilgisi Allah katındadır. Fakat insanların çoğu bunu bilmezlerيَسـَٔلُونَكَ
  26. 8:1Sana ganimetlerin bölüştürülmesini soruyorlar. De ki, ganimetlerin taksimi Allah'a ve Resulüne aittir. Onun için siz gerçekten mümin kimseler iseniz Allah'tan korkun da biribirinizle aranızı düzeltin. Allah'a ve Resulü'ne itaat edinيَسـَٔلُونَكَ
  27. 9:65Eğer kendilerine sorarsan, "Biz sırf lafa dalmış, şakalaşıyorduk." derler. De ki: "Allah ile, âyetleri ile ve peygamberi ile mi alay ediyorsunuzسَأَلتَهُم
  28. 10:72Eğer yüz çevirirseniz çevirin, ben de sizden bir ücret istemedim ya! Benim mükafatımı ancak Allah verir. Ve ben O'nun emrine boyun eğen müslümanlardan olmakla emrolundumسَأَلتُكُم
  29. 10:94Sana indirdiklerimizde herhangi bir şüpheye düşersen, senden önce kitap okuyanlara sor. Andolsun ki, sana Rabbinden hak gelmiştir. Sakın şüphe edenlerden olmaفَسـَٔلِ
  30. 11:29Ey kavmim! Ben sizden herhangi bir mal mülk istemiyorum. Benim mükafatım ancak Allah'a aittir. Ve ben ona iman edenleri kovacak değilim. Onlar elbette Rablerine kavuşacaklar. Fakat ben de sizi cahillik eden bir kavim görüyorumأَسـَٔلُكُم

Bu kök 118 ayette geçiyor; ilk 30 tanesi gösteriliyor.

Kök ve kelime çözümlemesi Quranic Arabic Corpus'tan (GNU GPL). NÛR burada anlam yorumu yapmaz.