Kök

قرب

Kur'an'da 96 yerde, 91 ayette geçer.

Önerilen okuma

Kur'an içi çıkarım

Kısaca

Kapıdaki şeritte ‘Girilmez’ yazıyor; çizginin dibine bile yanaşmıyorsun. Kur’an’da “yaklaşmak” önce böyle sınır hattına sokulmayı anlatır. Sonra zaman için vadenin kapıya dayanması, insanlar için akrabalık bağı, Allah için de kulun duasına yakınlık ve O’na yaklaştıran vesile demektir.

Türkçedeki izi

akraba
Akraba, kan bağıyla en yakın olanlar demek.
kurban
Kurban, Allah’a yakın olmak için sunulan şey.

Tanıdık kelimelerle kıyas

  • bu kökileيتم(yetim, yetimhane)

    Yakınlık kökü mesafenin kısalmasını ve kan bağını anlatır. Yetim kökü koruyucusuz kalmayı anlatır. Kısacası yakınlık kökü bağ kurmayı, yetim kökü korunaksız kalmayı anlatır.

    • 17:32Burada yaklaşma, sınır çizgisine bile yanaşmamak demek.
    • 2:83Burada yetim, koruması olmayan kişi anlamında geçer.

Müfessir diliyle

Arayı kısaltmak: mekânda, zamanda veya bağ açısından bir şeye varış eşiğine gelme.

Yasak kalıpları “la taqrabū” sınır hattına sokulmayı men eder; şeyin dibine yönelişi anlatır (2:35; 4:43; 6:151; 17:32; 2:187; 9:28). Zaman bağlamında “qarīb/iqtaraba” vadenin ufka gelmesini bildirir (21:1; 54:1; 16:77; 33:63; 42:17). İlişkide “qurbā/aqrabīn” kan bağıyla oluşan doğrudan nisbeti ve ondan doğan hakkı gösterir (2:83; 2:177; 4:36; 30:38). İlâhî bağlamda ise huzura kabulü/maiyyeti ve bu maiyyete götüren vesileyi ifade eder (2:186; 50:16; 3:45; 39:3; 9:99).

Somuttan soyuta

Önce somut yanaşma ve sınır eşiği (2:35; 4:43), oradan vadenin yaklaşması (21:1; 54:1), sonra hısımlık bağı (2:83) ve en sonda huzura kabul/vesile (2:186; 39:3).

Kardeş köklerden farkı

  • يتمile farkı

    y-t-m koruyucusuz kalma hâlini (mazlumiyet/başsızlık) adlandırır; q-r-b ise mesafenin kısalması veya bağın doğrudanlığını. Aynı cümlede biri ihtiyaç hâlini, diğeri kan bağıyla önceliği bildirir.

Anlam alanları · 5

  1. Sınır hattına sokulma (men edilen yakınlaşma)

    Fiil, bir şeye doğru hareketle temas eşiğine varmayı anlatır; sınırın dibine varmak bile yasaktır.

  2. Vade ufku (zamansal yaklaşma)

    Vaktin süratle erişim menziline girmesi; tehdit, yardım, zafer veya azabın eşiğe gelmesi.

  3. Hısımlık bağı ve hak

    Kan bağıyla oluşan doğrudan nisbet; bu nisbetin gözetilmesi ve hakkın verilmesi.

  4. Huzura kabul ve maiyyet

    Kul ile Rab arasındaki mesafenin kalkması; huzura alınma, duaya icabet, seçkinleştirme.

  5. Yakınlaştırıcı vesile/sunu

    Arayı kapatmak kastıyla sunulan şey veya aracı; kabul gören bağ kurar, reddedilen kurmaz.

Biçimlerin kullanımı

يَقْرَبُ
Bir şeye yönelip mesafeyi azaltmak; çoğu kez sınır ihlali eşiğine sokulma yasağı.
قَرِيب
Bitişik/civar veya zamanı pek ileri olmayan; yardım/azab ufkunda beliren.
أَقْرَب
Daha civarda, hedefe daha uygun/daha münasip; karşılaştırmalı yaklaşım derecesi.
قُرْبَىٰ
Kan ve hısımlık bağı; bu bağdan doğan gözetim ve hak.
مُقَرَّبُون
Huzura alınmış, erişim verilmiş seçkinler; maiyyete dahil edilenler.
قُرْبَان
Arayı kapatma kastıyla sunulan armağan/vesile.

Güven: Güçlü · incelenen 60 ayetin 48'i açıklandı (%80) · toplam 91 ayetten dengeli örnek

Kök, farklı bağlamlarda tutarlı biçimde mesafe-kısalma ve erişim eşiği fikrini taşır; çok sayıda nazîr bunu destekler.

Açık soru: Manevî bağlamlarda mesafenin fiziksel değil dereceli/nisbetî oluşu bağlamla anlaşılır; sınırlar yer yer mecazîdir.

Bu okuma Arapça metinden ve kökün geçtiği ayetlerden çıkarıldı; meal yalnızca yardımcı olarak kullanıldı. Ayete dayanmayan iddialar otomatik silindi. Ayetlere tıklayıp kendin tart.

Kur'an'daki izi

41 sûreye yayılıyor; mushaf sırasında ilk kez 2:35'de.

FâtihaNâs
Mekkî · 49Medenî · 42
isim · 57fiil · 21sıfat · 18

Yoldaş kökler

Aynı ayetlerde bu kökle en sık birlikte geçenler. Bu bir istatistiktir, eş anlam iddiası değildir — farkı ders ortaya koyar.

Aldığı yüzler · 41

Aynı üç harf, bu kadar farklı kelime veriyor. Anlam ailesi burada görünür — sözlük anlamıdır, hüküm değildir.

ٱلقُربَىٰ12أَقرَبُ9قَرِيبٞ7قَرِيبٗا7قَرِيبٖ6تَقرَبُواْ5ٱلمُقَرَّبِينَ4ٱلمُقَرَّبُونَ4وَٱلأَقرَبِينَ3وَٱلأَقرَبُونَ3قُربَىٰ3تَقرَبَا2ٱقتَرَبَ2قَرِيبًا2قَرِيبٌ1تَقرَبُوهَا1تَقرَبُوهُنَّ1بِقُربَانٖ1قَرَّبَا1قُربَانٗا1أَقرَبَهُم1يَقرَبُواْ1قُرُبَٰتٍ1قُربَةٞ1بِقَرِيبٖ1تَقرَبُونِ1لِأَقرَبَ1وَأَقرَبَ1وَقَرَّبنَٰهُ1وَٱقتَرَبَ1أَقَرِيبٌ1ٱلأَقرَبِينَ1تُقَرِّبُكُم1قُربَىٰٓ1لِيُقَرِّبُونَآ1قُربَانًا1فَقَرَّبَهُٓ1ٱقتَرَبَتِ1أَقَرِيبٞ1مَقرَبَةٍ1

Geçtiği ayetler · ilk 30

  1. 2:35Dedik ki: "Ey Âdem, sen ve eşin cennette oturun, ikiniz de ondan dilediğiniz yerde bol bol yeyin, fakat şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuzتَقرَبَا
  2. 2:83Hani bir vakitler İsrailoğulları'ndan şöylece mîsak (kesin bir söz) almıştık: Allah'dan başkasına tapmayacaksınız, anababaya iyilik, yakınlığı olanlara, öksüzlere, çaresizlere de iyilik yapacaksınız, insanlara güzellikle söz söyleyecek, namazı kılacak, zekatı vereceksiniz. Sonra çok azınız müstesna olmak üzere sözünüzden döndünüz, hâlâ da dönüyorsunuzٱلقُربَىٰ
  3. 2:177Yüzlerinizi bazan doğu, bazan batı tarafına çevirmeniz erginlik değildir. Fakat eren o kimselerdir ki, Allah'a, ahiret gününe, meleklere, kitaba ve bütün peygamberlere iman edip, yakınlığı olanlara, öksüzlere, yoksullara, yolda kalmışa, dilenenlere ve esirleri kurtarmaya seve seve mal verirler. Namazı kılarlar, zekatı verirler. Bir de andlaştıkları zaman sözlerini yerine getirenler, hele sıkıntı ve hastalık durumlarında ve harbin şiddetli zamanında sabır ve kararlılık gösterenler var ya, işte doğru olanlar da bunlardır, korunanlar da bunlardırٱلقُربَىٰ
  4. 2:180Birinize ölüm geldiği vakit, bir hayır (bir mal) bırakacaksa, babası, anası ve en yakın akrabası için meşru bir surette vasiyet etmek, Allah'tan korkan kimseler üzerine yerine getirilmesi vacib bir hak olarak size farz kılındıوَٱلأَقرَبِينَ
  5. 2:186Şayet kullarım, sana benden sordularsa, gerçekten ben çok yakınımdır. Bana dua edince, duacının duasını kabul ederim. O halde onlar da benim davetime koşsunlar ve bana hakkıyla iman etsinler ki, doğru yola gidebilsinlerقَرِيبٌ
  6. 2:187Oruç gecesi kadınlarınıza yaklaşmanız, size helâl kılındı. Onlar, sizin için bir örtü, siz de onlar için bir örtü durumundasınız. Allah, nefsinize güvenemeyeceğinizi bildiği için müracaatınızı kabul buyurdu ve sizi bağışladı. Şimdi onlara yaklaşın ve Allah'ın sizler için yazdığını isteyin. Ta fecrin beyaz ipliği siyah iplikden size seçilinceye kadar yiyin, için. Sonra da ertesi geceye kadar orucu tam tutun. Bununla beraber siz mescitlerde îtikaf halinde iken onlara yaklaşmayın. Bunlar, Allah'ınsınırlarıdır, sakın onlara yaklaşmayın. Allah, âyetlerini insanlara böyle açıklıyor ki sakınıp korunsunlarتَقرَبُوهَا
  7. 2:214Yoksa siz, kendinizden önce gelip geçenlerin hali (uğradıkları sıkıntılar) başınıza gelmeden cennete girivereceğinizi mi sandınız? Onlara öyle yoksulluklar, öyle sıkıntılar dokundu ve öyle sarsıldılar ki, hatta peygamber ve beraberinde iman edenler: "Allah'ın yardımı ne zaman?" derlerdi. Bak işte! Gerçekten Allah'ın yardımı yakındırقَرِيبٞ
  8. 2:215Ey Muhammed! Sana nereye infak edeceklerini soruyorlar. De ki: Hayır olarak verdiğiniz nafaka, ana baba, yakınlar, öksüzler, yoksullar ve yolda kalmışlar içindir. Hayır olarak daha ne yaparsanız herhalde Allah onu bilirوَٱلأَقرَبِينَ
  9. 2:222Ey Muhammed! Sana kadınların ay başı halinden de soruyorlar. De ki: O bir eziyettir Onun için ay başı halinde oldukları zaman kadınlardan çekilin ve temizleninceye kadar onlara yaklaşmayın. İyice temizlendikleri zaman ise Allah'ın emrettiği yerden onlara varın, yaklaşın Şüphesiz ki Allah çok tövbe edenleri de sever, çok temizlenenleri de severتَقرَبُوهُنَّ
  10. 2:237Eğer onları, kendilerine dokunmadan önce boşar ve mehri de kesmiş bulunursanız, o zaman borç, o kestiğiniz miktarın yarısıdır. Ancak kadınlar veya nikâh akdini elinde bulunduran kimse bağışlarsa başka. Ey erkekler! sizin bağışlamanız ise takvaya daha yakındır. Aranızdaki fazileti unutmayın şüphesiz ki Allah, her ne yaparsanız hakkiyle görürأَقرَبُ
  11. 3:45Melekler şöyle demişti: "Ey Meryem! Allah sana kendisinden bir kelimeyi müjdeliyor ki, adı Meryem oğlu İsa Mesih'dir; dünyada da ahirette de itibarlı, aynı zamanda Allah'a çok yakınlardandırٱلمُقَرَّبِينَ
  12. 3:167İki topluluğun karşılaştığı günde başınıza gelen musibet de Allah'ın izniyledir. Bu da müminleri belirlemesi ve hem de münafıklık yapanları ayırt etmesi içindir. Ve onlara: "Geliniz, Allah yolunda savaşınız veya (hiç olmazsa) savunmaya geçiniz." denilmişti. Onlar ise: "Biz savaşmasını (veya savaş olacağını) bilseydik arkanızdan gelirdik." demişlerdi. Onlar, o gün, imandan çok küfre yakındılar. kalblerinde olmayanı ağızlarıyla söylüyorlardı. Allah neyi gizlediklerini daha iyi bilendirأَقرَبُ
  13. 3:183Ateşin yiyeceği bir kurban getirmedikçe hiç bir peygambere iman etmeyeceğimize dair Allah bize ahidde bulundu." diyenlere de ki: "Benden önce size bazı peygamberler açık belgelerle ve sizin dediğiniz şeyle geldi. Eğer doğru insanlarsanız, ya onlarıniçin öldürdünüzبِقُربَانٖ
  14. 4:7Ana, baba ve akrabaların miras olarak bıraktıklarında erkeklerin hissesi vardır. Kadınların da ana, baba ve akrabaların bıraktıklarında hisseleri vardır. Bunlar, az olsun çok olsun, farz kılınmış bir hissedirوَٱلأَقرَبُونَ
  15. 4:8Paylaşma sırasında akrabalar, öksüzler, yoksullar hazır bulunurlarsa, onlara da bir şey verin ve onlara güzelce sözler söyleyerek gönüllerini alınٱلقُربَىٰ
  16. 4:11Allah size evlatlarınızın miras taksimini şöyle emrediyor: Çocuklarınızda, erkeğe iki kadın payı kadar, eğer hepsi kadın olmak üzere ikiden de fazla iseler, bunlara mirasın üçte ikisi ve eğer bir tek kadın ise o zaman ona malın yarısı vardır. Eğer ölen, ana ve baba ile birlikte çocuklar da bırakmışsa ana babanın her birine ölenin terekesinden altıda bir; şâyet ölenin çocuğu yok da, mirasçı olarak ana ve babası kalmışsa, ananın payı üçte birdir. Eğer ölenin kardeşleri varsa terekenin altıda biriananındır. Bu paylar, ölenin borçları ödenip, vasiyeti de yerine getirildikten sonra hak sahiplerine verilir. Baba ve çocuklardan, hangisinin size fayda bakımından daha yakın olduğunu, siz bilmezsiniz. Bütün bunlar Allah tarafından farz kılınmıştır. Şüphesiz Allah alîmdir, hakîmdirأَقرَبُ
  17. 4:17Ancak Allah'ın kabul etmesini vaad buyurduğu tevbe, o kimseler içindir ki, bilmeyerek günah işleyip hemen tevbe edenlerin tevbesidir. İşte Allah bunların tevbelerini kabul eder. Allah alîmdir hakîmdir. (Her şeyi bilendir, hikmet sahibidir)قَرِيبٖ
  18. 4:33Anne, baba ve akrabaların bıraktıkları her şey için bir mirasçı tayin ettik. Yemin akdiyle mirasçı kıldıklarınızın paylarını da verin. Şüphesiz Allah, her şeye şahittirوَٱلأَقرَبُونَ
  19. 4:36Allah'a ibadet edin ve O'na hiçbir şeyi ortak koşmayın. Sonra anaya, babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, akraba olan komşulara, yakın komşulara, yanında bulunan arkadaşa, yolda kalanlara, sahip olduğunuz kölelere iyilik edin. Şüphesiz Allah, kibirlenen ve övünen kimseyi sevmezٱلقُربَىٰ
  20. 4:43Ey iman edenler! Sarhoş iken ne söylediğinizi bilinceye kadar namaza yaklaşmayın. Cünüb iken de yolcu olanlar müstesna gusül edinceye kadar namaza yaklaşmayın. Eğer hasta olur, veya yolculukta bulunursanız veyahut biriniz abdest bozmaktan gelince veya cinsî münasebette bulunup, su da bulamazsanız o zaman tertemiz bir toprak ile teyemmüm edin. Niyetle yüzlerinize ve ellerinize sürün. Şüphesiz ki Allah çok affedicidir, çok bağışlayıcıdırتَقرَبُواْ
  21. 4:77Kendilerine, "Ellerinizi savaştan çekin, namazı kılın, zekatı verin" denilenleri görmedin mi? Üzerlerine savaş yazılınca hemen içlerinden bir kısmı insanlardan, Allah'tan korkar gibi, hatta daha çok korkarlar ve "Rabbimiz! Niçin bize savaş yazdın? Ne olurdu bize azıcık bir müddet daha tanımış olsaydın da biraz daha yaşasaydık?" derler. Onlara de ki: "Dünya zevki ne de olsa azdır, ahiret, Allah'a karşı gelmekten sakınan için daha hayırlıdır ve size kıl kadar haksızlık edilmezقَرِيبٖ
  22. 4:135Ey iman edenler! Adaleti ayakta tutan ve kendiniz, anababanız ve yakın akrabanız aleyhine de olsa, yalnız Allah için şahitlik eden kimseler olunuz. Zira zengin de olsa, fakir de olsa, Allah ikisine de (sizden) daha yakındır. Nefsinizin arzusuna uyarak adaletten uzaklaşmayın. Eğer (şahitlik ederken) dilinizi eğer, bükerseniz veya çekinirseniz, şüphesiz Allah yaptıklarınızdan haberdardırوَٱلأَقرَبِينَ
  23. 4:172Hiçbir zaman Mesih de Allah'ın bir kulu olmaktan çekinmez, Allah'a yakın melekler de. Kim O'na kulluk etmekten çekinir ve büyüklük taslarsa bilsin ki O, onların hepsini huzuruna toplayacaktırٱلمُقَرَّبُونَ
  24. 5:8Ey iman edenler, Allah için hakkı ayakta tutanlar ve adaletle şahitlik yapanlar olunuz. Bir kavme olan kininiz, sizi adaletsizliğe sevketmesin. Adaletli olun, çünkü o, takvaya daha yakındır. Allah'tan korkun. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan haberdardırأَقرَبُ
  25. 5:27Onlara Âdem'in iki oğluyla ilgili haberi hakkıyle oku. Hani her ikisi birer kurban sunmuşlardı, birinden kabul edilmiş, diğerinden kabul edilmemişti. (Kurbanı kabul edilmeyen, ötekine): " Seni öldüreceğim" demişti. Diğeri ise şöyle demişti: "Allah, yalnız kendisinden korkanlardan kabul ederقَرَّبَا
  26. 5:82İman edenlere karşı düşmanlık yönünden insanların en şiddetlisi olarak yahudileri ve Allah'a ortak koşanları bulursun. Ve yine iman edenlere sevgi bakımından en yakın olarak da: "Biz hıristiyanlarız" diyenleri bulursun. Çünkü onların içlerinde keşişler ve rahipler vardır. Ve onlar büyüklük taslamazlarأَقرَبَهُم
  27. 5:106Ey iman edenler! İçinizden birine ölüm (emareleri) geldiği zaman, vasiyet sırasında aranızdaki şahitliğin hükmü, kendi içinizden iki adaletli şahit, yahut yeryüzünde yolculuğa çıkmış iseniz, ölüm (emareleri de) size gelip çatmışsa, sizden olmayan diğer iki şahit tutmaktır. Eğer (bunlardan) şüpheye düşerseniz, namazdan sonra onları alıkorsunuz. Onlar da Allah'a şöyle yemin ederler: "Akraba bile olsa, yemini bir çıkar karşılığı satmayacağız, Allah'ın şahitliğini gizlemeyeceğiz. Aksi halde günahkârlardan oluruzقُربَىٰ
  28. 6:151De ki: Rabbinizin size neleri haram kıldığını okuyayım: O'na hiçbir şeyi ortak koşmayın, ana babaya iyilik edin, fakirlik korkusuyla çocuklarınızı öldürmeyin, sizin de onların da rızkını biz veriyoruz. Kötülüklerin açığına da, gizlisine de yaklaşmayın. Haksız yere Allah'ın haram kıldığı cana kıymayın. Düşünesiniz diye Allah size bunları emrettiتَقرَبُواْ
  29. 6:152Yetimin malına yaklaşmayın; yalnız erginlik çağına erişinceye kadar (malına) en güzel biçimde (yaklaşabilir ve uygun şekilde harcayabilirsiniz). Ölçü ve tartıyı tam adaletle yapın. Biz kimseye gücünün yettiğinden fazlasını teklif etmeyiz. Söylediğiniz zaman da, yakınınız da olsa âdil olun ve Allah'a verdiğiniz sözü tutun. Öğüt alıp düşünesiniz diye Allah bunları size emretmiştirتَقرَبُواْ
  30. 7:19(Sonra Allah, Âdem'e hitab etti): "Ey Âdem! Sen ve eşin cennette durun, dilediğiniz yerden yeyin; fakat şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuzتَقرَبَا

Bu kök 91 ayette geçiyor; ilk 30 tanesi gösteriliyor.

Kök ve kelime çözümlemesi Quranic Arabic Corpus'tan (GNU GPL). NÛR burada anlam yorumu yapmaz.