Kök
هدي
Kur'an'da 316 yerde, 268 ayette geçer.
Önerilen okuma
Kur'an içi çıkarımKısaca
Gece yoldasın; gökteki yıldızlara bakıp yön tutuyorsun. Hac kurbanı da götürülmesi gereken yere ulaştırılıyor. Kur’an’da bu kök, işaretle ve sevkle hedefe götürmektir: Allah bildirimiyle ve elçilerle kalpleri açar, insan da buna uyup yönünü tutar; şeytana uyanların kötü sona sürüklenmesi de aynı dille anlatılır.
Türkçedeki izi
- hidayet
- Doğrudan bu kökten; yöneltme ve hedefe ulaştırma demek.
- hediye
- Aynı kökten; aslı götürülen armağan anlamı taşır.
Tanıdık kelimelerle kıyas
bu kökileصرط(sırat, sırat köprüsü)
Sırt yolun adı; hidayet yöneltme ve ulaştırma işidir. Kısacası SrT yolun kendisi, hdy yola yerleştirme.
bu kökileصدق(sadakat, sadık, tasdik)
Sdq doğruluk ve sözünde durma niteliğidir. Hidayet ise kişiyi hedefe götürme fiilidir. Kısacası Sdq doğruluk, hdy yöneltme.
bu kökileضلل(dalalet)
Dll sapma ve kaybolmadır. Hidayet ise istikamete yerleştirme ve götürmedir. Kısacası Dll sapma, hdy buldurma.
Müfessir diliyle
Birini/şeyi işaret ve sevkle hedeflenen menzile yöneltmek; yönelişi buna uygun kılmak.
Kök, hem fiilî sevki hem de yön bulduran delil ve işaretlerle hedefe götürmeyi ifade eder (16:16; 2:2; 39:23). Bu eylemin failı Allah olabilir (6:125; 24:35), vahiy ve resul vesile kılınır (2:97; 42:52), insan da buna intibak edip yönünü tutar (5:105; 20:135). Aynı kökten hac kurbanının belirlenmiş yere ulaştırılması da somut bir sevk ve varış gösterir (2:196; 5:95).
Somuttan soyuta
Önce duyusal sevk ve istikamet: yıldızla yön bulma ve bir şeyi menziline ulaştırma (16:16; 5:95). Oradan vahyin delilleriyle iç ve ahlâkî istikamete taşınır (2:2; 6:125; 24:35).
Kardeş köklerden farkı
صرطile farkı
SrT güzergâhın kendisini adlandırır; hdy ise o güzergâha yerleştirme/ona sevk etme fiilidir. Talep de budur: güzergâha yerleştirilmek (1:6; 42:52).
صدقile farkı
Sdq gerçeğe uygunluk, sadakat ve tasdikin niteliğidir (2:177); hdy ise yönelişi menzile götüren sevk ve kılavuzlama fiilidir. Yalancılık, hdy’nin gerçekleşmesine manidir (39:3; 2:264).
ضللile farkı
Dll kayma, şaşma, yitirme halidir; hdy bunun zıddı olarak istikamete yerleştirme ve götürmedir (2:16; 4:88; 18:17).
Anlam alanları · 5
Duyusal yön bulma ve sevk
Yıldızlar ve işaretlerle istikamet tutturma; bir kimsenin güzergâhını bulması.
Belirlenmiş yere ulaştırılan kurban (hady)
Kurbanın belirlenmiş mahalline/Ka‘be’ye ulaştırılması açık bir sevk ve varış dilidir.
Vahiy ve delillerin yönlendiriciliği
Kitap ve ayetler menzile götüren açıklayıcı delil ve kılavuz işlevi görür.
Failin yöneltmesi: rahmete yahut azaba sevk
Allah kalpleri açıp yöneltir; şeytan ve zebânîler de kötü menzile sürükleyebilir.
Kişinin yönünü tutması (ihtidâ)
İnsanın delile uyarak kendi yönünü bulması ve bu yönelişte sebat etmesi.
Biçimlerin kullanımı
- هَدَى
- Birini/şeyi işaret ve vasıtalarla hedefe sevk etmek, menzile eriştirmek.
- هُدًى
- Yönlendiren delil, açıklayıcı kılavuzluk; menzile götüren veri/ışık.
- ٱهْتَدَىٰ
- Delile uyup yönünü bulmak; kendini menzile uygun hizaya getirmek.
- مُّهْتَدُون
- Yönünü bulmuş, menzile giden hizada olanlar.
- هَدْي
- Mahalline sevk edilen kurban; belirlenen yere ulaştırılan sunu.
- هَدِيَّة
- Birine götürülen armağan; takdim için sevk edilen şey.
Güven: Güçlü · incelenen 66 ayetin 15'i açıklandı (%23) · toplam 268 ayetten dengeli örnek
Kökün hem somut sevk hem de vahiy ve kalbe tesir boyutları çok sayıda ve çeşitli ayetle belirginleşiyor.
Açık soru: Hediyye ile hidayet arasındaki semantik bağ, yalnızca ‘götürme/takdim’ ortaklığından hareketle kurulabilir; kapsamı daha geniş olabilir.
Bu okuma Arapça metinden ve kökün geçtiği ayetlerden çıkarıldı; meal yalnızca yardımcı olarak kullanıldı. Ayete dayanmayan iddialar otomatik silindi. Ayetlere tıklayıp kendin tart.
Yoldaş kökler
Aynı ayetlerde bu kökle en sık birlikte geçenler. Bu bir istatistiktir, eş anlam iddiası değildir — farkı ders ortaya koyar.
Aldığı yüzler · 117
Aynı üç harf, bu kadar farklı kelime veriyor. Anlam ailesi burada görünür — sözlük anlamıdır, hüküm değildir.
Geçtiği ayetler · ilk 30
- 1:6Hidayet eyle bizi doğru yolaٱهدِنَا
- 2:2İşte o kitap, bunda şüphe yok, müttakiler (kötülükten korunacaklar) için hidayettirهُدٗى
- 2:5Bunlar, işte Rabblerinden bir hidayet üzerindedirler ve bunlar işte felaha erenlerdirهُدٗى
- 2:16İşte onlar o kimselerdir ki, hidayet karşılığında sapıklığı satın aldılar da, ticaretleri kâr etmedi, doğru yolu da bulamadılarبِٱلهُدَىٰ
- 2:26Muhakkak ki Allah bir sivri sineği, hatta daha üstününü misal getirmekten çekinmez. İman edenler bilirler ki, o şüphesiz haktır, Rabb'lerındandır. Ama küfre saplananlar: "Allah böyle bir misal ile ne demek istedi?" derler. Allah onunla birçoklarını şaşırtır, yine onunla birçoklarını yola getirir. Onunla ancak o fasıkları şaşırtırوَيَهدِي
- 2:38Onlara dedik ki: "Hepiniz oradan inin. Size benim tarafımdan bir hidayet rehberi geldiğinde, kim o hidayetçimin izinde giderse, onlar için hiçbir korku yoktur, onlar mahzun da olmayacaklardırهُدٗى
- 2:53Ve hani bir zamanlar Musa'ya o kitabı ve furkanı verdik, gerekirdi ki, doğru yolda gidesinizتَهتَدُونَ
- 2:70Onlar, "Bizim için Rabbine dua et, o nedir bize iyice açıklasın, çünkü o bize biraz karışık geldi, bununla beraber Allah dilerse onu elbette buluruz." dedilerلَمُهتَدُونَ
- 2:97Söyle; her kim Cebrail'e düşman ise iyi bilsin ki, Kur'ân'ı senin kalbine Allah'ın izniyle kendinden önceki vahiyleri onaylayıcı, müminlere hidayet ve müjde kaynağı olmak üzere o indirdiوَهُدٗى
- 2:120Sen onların milletlerine tabi olmadıkça ne yahudiler, ne de hıristiyanlar senden asla hoşnud ve razı olmayacaklar. De ki, gerçekten de Allah'ın hidayeti, hidayetin ta kendisidir. Şânım hakkı için, sana vahiyle gelen bu kadar bilgiden sonra, kalkıp da onların arzu ve heveslerine uyacak olursan, sana Allah'dan ne bir dost bulunur, ne de bir yardımcıهُدَى
- 2:135Bir de: "yahudi veya hıristiyan olunuz ki, hidayet bulasınız." dediler. Sen onlara de ki: "Hayır! Hanif olarak hakka tapan İbrahim'in dinine (uyarız) ki, o hiçbir zaman müşriklerden olmadıتَهتَدُواْ
- 2:137Eğer onlar da sizin iman ettiğiniz gibi iman ederlerse doğru yola girmiş, hidayeti bulmuş olurlar. Yok eğer yüz çevirirlerse onlar sadece ve sadece didişmenin içindedirler. Allah onlara karşı sana yeter. Ve O, işitendir, bilendirٱهتَدَواْ
- 2:142İnsanlar içinde bir kısım beyinsizler takımı, "Bunları bulundukları kıbleden çeviren nedir?" diyecekler. De ki: "Doğu da, batı da Allah'ındır. O, kimi dilerse onu hidayete erdirirيَهدِي
- 2:143Ve işte böyle, sizi ortada yürüyen bir ümmet kıldık ki, siz bütün insanlar üzerine adalet örneği ve hakkın şahitleri olasınız, Peygamber de sizin üzerinize şahit olsun. Daha önce içinde durduğun Kâ'be'yi kıble yapmamız da şunun içindir: Peygamber'in izince gidecekleri, iki ökçesi üzerinde geri döneceklerden ayıralım. Bu iş elbette Allah'ın hidayet ettiği kimselerin dışındakilere çok ağır gelecekti. Allah imanınızı kaybedecek değildir. Hiç şüphesiz Allah, bütün insanlara çok şefkatlidir, çok merhametlidirهَدَى
- 2:150Her nereden yola çıkarsan yüzünü Mescidi Haram'a doğru çevir, ve her nerede olsanız yüzünüzü ona doğru çevirin ki insanlar için aleyhinizde bir delil olmasın. Ancak içlerinden haksızlık edenler başka. Siz de onlardan korkmayın, benden korkun. Hem üzerinizdeki nimetimi tamamlayayım, hem gerek ki doğru yolu bulasınızتَهتَدُونَ
- 2:157İşte onlar var ya, Rablerinden, mağfiretler ve rahmet onlaradır. İşte hidayete erenler de onlardırٱلمُهتَدُونَ
- 2:159İndirdiğimiz apaçık delilleri ve hidayetin kendisi olan âyetleri insanlar için biz kitapta açıkladıktan sonra gizleyenler var ya mutlaka onlara Allah lanet eder. Lanet edebilecek olanlar da lanet ederlerوَٱلهُدَىٰ
- 2:170Onlara: "Allah'ın indirdiğine uyun." dendiği vakit de: "Yok, atalarımızı neyin üzerinde bulduysak ona uyarız." dediler. Ya ataları bir şeye akıl erdiremez ve doğruyu seçemez idiyseler de mi onlara uyacaklarيَهتَدُونَ
- 2:175İşte onlar, hidayeti verip sapıklığı, affedilmeyi bırakıp azabı satın alan kimselerdir. Bunlar, ateşe karşı ne kadar da sabırlıdırlarبِٱلهُدَىٰ
- 2:185O Ramazan ayı ki, insanları irşad için, hak ile batılı ayıracak olan, hidayet rehberi ve deliller halinde bulunan Kur'ân onda indirildi. Onun için sizden her kim bu aya şahit olursa onda oruç tutsun. Kim de hasta, yahut yolculukta ise tutamadığı günler sayısınca diğer günlerde kaza etsin. Allah size kolaylık diler zorluk dilemez. Sayıyı tamamlamanızı, size doğru yolu gösterdiğinden dolayı Allah'ı tekbir etmenizi ister. Umulur ki şükredersinizهُدٗى
- 2:196Hac ve umreyi de Allah için tamam yapın. Eğer bunlardan alıkonursanız, o zaman kolayınıza gelen bir kurban gönderin. Bununla beraber bu kurban, kesileceği yere varıncaya kadar başlarınızı tıraş etmeyin. İçinizden hasta olana veya başından bir rahatsızlığı bulunana tıraş için oruç veya sadaka yahut da kurbandan ibaret bir fidye gerekir. Engellemeden kurtulduğunuz zaman da her kim hacca kadar umre ile sevab kazanmak isterse, ona da kolayına gelen bir kurban gerekir. Bunu bulamayana ise üç gün hacda, yedi de döndüğünüzde ki tam on gün oruç tutması lazım gelir. Bu hüküm, ailesi Mescidi Haram civarında oturmayanlar içindir. Allah'tan korkun ve bilin ki Allah'ın azabı gerçekten çok şiddetlidirٱلهَديِ
- 2:198Rabbinizin lütfunu istemenizde size bir günah yoktur. Arafat'tan indiğiniz zaman Meş'ari Haram yanında (Müzdelife'de) Allah'ı zikredin. O'nu, size gösterdiği şekilde zikredin. Doğrusu siz, bundan önce gerçekten sapmışlardandınızهَدَىٰكُم
- 2:213İnsanlar tek bir ümmetti. Ayrılmaları üzerine Allah, rahmetinin müjdecileri ve azabının habercileri olmak üzere peygamberler gönderdi ve beraberlerinde hak ile ilgili kitap indirdi ki, insanların, aralarında ihtilaf ettikleri şeyler hakkında hakem olsun. Bunda da sırf o kitap verilenler, kendilerine bunca deliller geldikten sonra tuttular, aralarındaki hırs ve kıskançlık yüzünden anlaşmazlığa düştüler. Bunun üzerine Allah kendi izniyle, iman edenleri, onların hakkında anlaşmazlığa düştükleri hakka, ulaştırdı. Allah, dilediğini doğru yola iletirفَهَدَى
- 2:258Allah, kendisine hükümdarlık verdi diye, Rabbi hakkında İbrahim'le tartışanı görmedin mi? Hani İbrahim, ona: "Benim Rabbim odur ki, hem diriltir, hem öldürür." dediği zaman: "Ben de diriltir ve öldürürüm." demişti. İbrahim: "Allah güneşi doğudan getiriyor, haydi sen onu batıdan getir!" deyince o inkâr eden herif şaşırıp kaldı. Öyle ya, Allah zalimler topluluğunu doğru yola iletmezيَهدِي
- 2:264Ey iman edenler! Sadakalarınızı, başa kakmak, gönül kırmakla boşa gidermeyin. O adam gibi ki, insanlara gösteriş için malını dağıtır da ne Allah'a inanır, ne ahiret gününe. Artık onun hâli, bir kayanın hâline benzer ki, üzerinde biraz toprak varmış, derken şiddetli bir sağnak inmiş de onu yalçın bir kaya halinde bırakıvermiş. Öyle kimseler, kazandıklarından hiçbir şey elde edemezler. Allah, kâfirler topluluğunu doğru yola iletmezيَهدِي
- 2:272Onları yola getirmek senin boynuna borç değildir, ancak Allah dilediğini yola getirir. Yaptığınız her iyilik sırf kendiniz içindir. Siz yalnızca Allah rızasını gözetmenin dışında infak etmezsiniz. İyilik cinsinden ne infak ederseniz o size aynen ödenir. Size hiçbir şekilde haksızlık yapılmazهُدَىٰهُم
- 3:4O, sana kendisinden öncekileri tasdik edip doğrulayan bu kitabı hak ile indirdi. Daha önce insanlara hidayet olarak Tevrat'ı ve İncil'i de yine O indirmişti.. Evet bu Furkan'ı da O indirdi. Gerçek şu ki, Allah'ın âyetlerini inkâr edenler için çetin bir azap vardır. Allah çok güçlüdür, intikamını alırهُدٗى
- 3:8Ey Rabbimiz! Bize ihsan ettiğin hidayetten sonra kalblerimizi haktan saptırma, bize kendi katından rahmet ihsan eyle! Şüphesiz ki, Sen bol ihsan sahibisinهَدَيتَنَا
- 3:20Buna karşı seninle münakayaşa kalkışırlarsa de ki: "Ben, bana uyanlarla birlikte kendi özümü Allah'a teslim etmişimdir". Kendilerine kitap verilenlere ve (kitap verilmeyen) ümmîlere de ki: "Siz de İslâm'ı kabul ettiniz mi?" Eğer İslâm'a girerlerse hidayete ermiş olurlar. Eğer yüz çevirirlerse, sana düşen şey ancak tebliğ etmektir. Allah kulları görendirٱهتَدَواْ
- 3:73Ve kendi dininize uyanlardan başkasına inanmayın" (dediler). De ki: "Şüphesiz doğru yol, Allah'ın yoludur". (Onlar kendi aralarında): "Size verilenin benzerinin hiçbir kimseye verilmiş olduğuna, yahut Rabbinizin huzurunda sizin aleyhinize deliller getireceklerine" (de inanmayın dediler). De ki: "Lütuf Allah'ın elindedir, onu dilediğine verir. Allah, rahmeti bol olan, her şeyi hakkıyla bilendirٱلهُدَىٰ
Bu kök 268 ayette geçiyor; ilk 30 tanesi gösteriliyor.
Kök ve kelime çözümlemesi Quranic Arabic Corpus'tan (GNU GPL). NÛR burada anlam yorumu yapmaz.