Kök

ضلل

Kur'an'da 191 yerde, 170 ayette geçer.

Önerilen okuma

Kur'an içi çıkarım

Kısaca

Denizde fırtına var. Yardım diye çağırdıkların bir anda yok oluyor (17:67). Bu kök önce kaybolmayı anlatır (68:26; 32:10). Sonra Allah’ın çizdiği yönden uzaklaşmayı söyler (6:116; 14:3). En sonda da yapılan işlerin boşa çıkmasını anlatır (47:1; 105:2).

Türkçedeki izi

dalalet
Arapça ضلالة kökünden; yön şaşması, sapma demektir.

Tanıdık kelimelerle kıyas

  • bu kökileهدي(hidayet)

    hdy yol gösterir ve çağırır. dll bu yolu bırakmayı ve başkasını uzaklaştırmayı anlatır. Kısacası hdy yol gösterme, dll kaybolma ve saptırma.

    • 6:116dll var; çoğunluk peşine takılınca yol şaşırılır.
    • 10:108hdy var; doğru yönü kabul eden kazanır.
  • bu kökileصرط(sırat)

    SrT yolun kendisidir. dll bu yoldan uzak düşmeyi anlatır. Kısacası SrT yol, dll yoldan sapma.

    • 5:60dll var; düz yoldan uzaklaşma anlatılır.
    • 1:6SrT var; yolun kendisi istenir.
  • bu kökileسري(İsra)

    sry yürümeyi, özellikle gece yol almayı anlatır. dll hedefi şaşırmayı ve çağrılanların yok oluşunu anlatır. Kısacası sry yürüyüş, dll kaybolma.

    • 68:26dll var; bahçenin yerini bulamama anlatılır.
    • 26:52sry var; gece yola çıkma emri verilir.

Müfessir diliyle

İzlenmesi gereken doğrultudan kopup hedefi kaybetmek; kişi veya şeyi amaçtan uzaklaştırmak yahut emeği boşa çıkarmak.

Somutta kök, çağrılanların “yitip gitmesi/elden çıkması” (17:67; 6:94; 41:48), yerin bulunamaması (68:26) ve toprağın içinde “kaybolma” (32:10) anlamlarını taşır. Soyutta bu, Allah’ın belirlediği çizgiden uzaklaşma ve uzaklaştırma olarak kullanılır (6:116; 14:3; 16:125; 25:9; 30:29). IV. bâb ayrıca işleri/planları hükümsüzleştirmeyi bildirir (47:1; 105:2), uzak düşmenin zemini olarak zanna ve hevâya uymayı işaret eder (6:116; 28:50; 35:8; 7:30).

Somuttan soyuta

Fizikî kaybolmadan (68:26; 32:10) inanç ve amelde hedef şaşmasına (6:116; 14:3), oradan da amelin/planın boşa çıkarılmasına (47:1; 105:2) doğru genişler.

Kardeş köklerden farkı

  • هديile farkı

    hdy yön ve kılavuzluk vermedir; dll ise o yönün tutulmaması, hedefin yitirilmesi veya başkasının bundan uzaklaştırılmasıdır.

  • صرطile farkı

    SrT yolun/kulvarın kendisidir; dll bu kulvardan uzak düşmüş hâli veya ondan uzaklaştırmayı anlatır.

  • سريile farkı

    sry fiilî bir yürüyüşe/çıkşa işaret eder; dll ise yön tayininde şaşırma ve hedefi kaybetme, hatta çağrılanların “yokluğu”nu bildirir.

Anlam alanları · 5

  1. Fizikî kayboluş ve izinin yitmesi

    Çağrılanların yok olması, varılan yerin bulunamaması veya toprağın içinde kaybolma.

  2. Tevhid ve kullukta hedef şaşması

    Allah’ın belirlediği çizgiden uzak düşme; çoğu kez ‘sebîl’den uzaklaşma kalıbıyla gelir.

  3. Başkalarını uzaklaştırma

    İv. bâb ile yanlış yönlendirme; hevâ ve yalanla insanları hedeften düşürme.

  4. Uzak düşmenin derecesi/sürekliliği

    “Uzak bir şaşılık” gibi kalıplarla süregiden, derinleşmiş kopuşu anlatır.

  5. Amel ve düzenlerin boşa çıkması

    İşlerin/planların sonuç vermez hâle gelmesi, etkisizleşmesi.

Biçimlerin kullanımı

ضَلَّ
Yönü kaybetmek, izini yitirmek; belirlenen çizgiden uzak düşmek.
أَضَلَّ
Uzaklaştırmak; yanlış yöne sürüklemek; ameli/planı sonuçsuz kılmak.
ضَالّ
Hedefi kaybetmiş, doğru istikametten kopmuş kimse.
مُضِلّ
Uzaklaştıran, yanıltıcı yöne sevk eden kimse/öğe.

Güven: Güçlü · incelenen 61 ayetin 26'i açıklandı (%43) · toplam 170 ayetten dengeli örnek

Kök çok sayıda ayette hem somut hem soyut bağlamlarda tutarlı biçimde aynı çekirdeğe dönüyor.

Açık soru: Fail-nisbeti (insan tercihi ile ilahî saptırmanın bağlamsal payı) bazı ayetlerde ince bir dağılımla verilir.

Bu okuma Arapça metinden ve kökün geçtiği ayetlerden çıkarıldı; meal yalnızca yardımcı olarak kullanıldı. Ayete dayanmayan iddialar otomatik silindi. Ayetlere tıklayıp kendin tart.

Kur'an'daki izi

56 sûreye yayılıyor; mushaf sırasında ilk kez 1:7'de.

FâtihaNâs
Mekkî · 132Medenî · 38
fiil · 117isim · 71sıfat · 3

Yoldaş kökler

Aynı ayetlerde bu kökle en sık birlikte geçenler. Bu bir istatistiktir, eş anlam iddiası değildir — farkı ders ortaya koyar.

Aldığı yüzler · 75

Aynı üç harf, bu kadar farklı kelime veriyor. Anlam ailesi burada görünür — sözlük anlamıdır, hüküm değildir.

ضَلَٰلٖ23ضَلَّ18يُضِلُّ9يُضلِلِ9ضَلُّواْ8وَضَلَّ8ٱلضَّآلِّينَ6يَضِلُّ6أَضَلُّ6ضَلَٰلَا4أَضَلَّ4ٱلضَّلَٰلَةَ3ٱلضَّآلُّونَ3وَأَضَلُّ3يُضلِل3لِيُضِلَّ3ٱلضَّلَٰلُ3ضَلَٰلِ3يُضِلُّونَ2تَضِلُّواْ2يُضِلُّوكَ2ضَلَلتُ2لِّيُضِلَّ2ٱلضَّلَٰلَةُ2فَضَلُّواْ2وَأَضَلَّ2ضَآلِّينَ2ضَلَٰلَتِهِم2ضَلَٰلٗا2لَضَآلُّونَ2تَضِلَّ1يُضِلُّونَكُم1يُضِلَّهُم1وَلَأُضِلَّنَّهُم1وَأَضَلُّواْ1وَضَلُّواْ1يُضلِلهُ1لَّيُضِلُّونَ1يُضِلَّهُ1أَضَلُّونَا1

Geçtiği ayetler · ilk 30

  1. 1:7O kendilerine nimet verdiğin mutlu kimselerin yoluna; o gazaba uğramışların ve o sapmışların yoluna değilٱلضَّآلِّينَ
  2. 2:16İşte onlar o kimselerdir ki, hidayet karşılığında sapıklığı satın aldılar da, ticaretleri kâr etmedi, doğru yolu da bulamadılarٱلضَّلَٰلَةَ
  3. 2:26Muhakkak ki Allah bir sivri sineği, hatta daha üstününü misal getirmekten çekinmez. İman edenler bilirler ki, o şüphesiz haktır, Rabb'lerındandır. Ama küfre saplananlar: "Allah böyle bir misal ile ne demek istedi?" derler. Allah onunla birçoklarını şaşırtır, yine onunla birçoklarını yola getirir. Onunla ancak o fasıkları şaşırtırيُضِلُّ
  4. 2:108Yoksa siz peygamberinizi, bundan önce Musa'ya sorulduğu gibi, sorguya çekmek mi istiyorsunuz? Halbuki her kim imanı küfürle değiştirirse artık düz yolun ortasında sapıtmış olurضَلَّ
  5. 2:175İşte onlar, hidayeti verip sapıklığı, affedilmeyi bırakıp azabı satın alan kimselerdir. Bunlar, ateşe karşı ne kadar da sabırlıdırlarٱلضَّلَٰلَةَ
  6. 2:198Rabbinizin lütfunu istemenizde size bir günah yoktur. Arafat'tan indiğiniz zaman Meş'ari Haram yanında (Müzdelife'de) Allah'ı zikredin. O'nu, size gösterdiği şekilde zikredin. Doğrusu siz, bundan önce gerçekten sapmışlardandınızٱلضَّآلِّينَ
  7. 2:282Ey iman edenler! Belli bir vade ile karşılıklı borç alış verişinde bulunduğunuz vakit onu yazın. Hem aranızda doğruluğuyla tanınmış yazı bilen biri yazsın. Yazı bilen biri, Allah'ın, kendisine öğrettiği gibi yazmaktan kaçınmasın da yazsın. Bir de hak kendi üzerinde olan adam söyleyip yazdırsın ve herbiri yazarken Rabbi olan Allah'dan korksun da haktan birşey eksiltmesin. Şayet borçlu bir bunak veya küçük bir çocuk veya söyleyip yazdıramıyacak durumda biri ise velisi doğrusunu söyleyip yazdırsın. Erkeklerinizden hazırda olan iki kişiyi şahit de yapın. Şayet iki tane erkek hazırda yoksa, o zaman doğruluğuna güvendiğiniz şahitlerden bir erkekle iki kadın ki, birisi unutunca, öbürü hatırlatsın, şahitler de çağırıldıklarında kaçınmasınlar; siz yazanlar da az olmuş, çok olmuş, onu vadesine kadar yazmaktan usanmayın. Bu, Allah katında adalete daha uygun olduğu gibi; hem şahitlik için daha sağlam, hem şüpheye düşmemeniz için daha elverişlidir. Meğer ki, aranızda hemen devredeceğiniz bir ticaret olsun, o zaman bunu yazmamanızda sizin için bir sakınca yoktur. Alım satım yaptığınız vakit de yine şahit tutun. Ayrıca ne yazan, ne de şahitlik eden bir zarar görmesin. Eğer onlara zarar verirseniz, o işte mutlaka size dokunacak bir günah olur. Üstelik Allah'dan korkun. Allah size ayrıntılarıyla öğretiyor ve Allah her şeyi bilirتَضِلَّ
  8. 3:69Kitap ehlinden bir grup sizi saptırmak istediler, halbuki sırf kendilerini saptırıyorlar da farkına varmıyorlarيُضِلُّونَكُم
  9. 3:90Şüphesiz imanlarının arkasından küfreden, sonra da küfrünü artırmış olanların tevbeleri asla kabul olunmaz. İşte onlar sapıkların ta kendileridirٱلضَّآلُّونَ
  10. 3:164Andolsun ki Allah, müminlere kendilerinden, onlara kendi âyetlerini okuyan, onları arındıran ve onlara kitab ve hikmeti öğreten bir Peygamber göndermekle büyük bir lütufta bulunmuştur. Oysa onlar, daha önce apaçık bir sapıklık içindeydilerضَلَٰلٖ
  11. 4:44Kendilerine kitaptan bir nasib verilmiş olanları görmüyor musun? Onlar, sapıklığı satın alıyorlar ve sizin de yoldan sapmanızı istiyorlarٱلضَّلَٰلَةَ
  12. 4:60Şunları görmüyor musun? Kendilerinin sana indirilene ve senden önce indirilene inandıklarını ileri sürüyorlar da tağuta inanmamaları kendilerine emrolunduğu halde, tağut önünde muhakemeleşmek istiyorlar. Şeytan da onları bir daha dönemeyecekleri kadar iyice sapıklığa düşürmek istiyorيُضِلَّهُم
  13. 4:88O halde, siz niçin münafıklar hakkında iki gruba ayrılıyorsunuz? Allah onları kazandıkları günah yüzünden terslerine döndürdüğü halde Allah'ın saptırdığını yola getirmek mi istiyorsunuz? Allah kimi saptırırsa, sen onun için bir çıkış yolu bulamazsınأَضَلَّ
  14. 4:113Eğer Allah'ın sana lütuf ve merhameti olmasaydı, onlardan bir güruh seni sapıtmaya çalışırdı. Halbuki onlar, ancak kendi nefislerini saptırırlar, sana hiçbir zarar veremezler. Allah, sana Kitab (Kur'an)ı ve hikmeti indirmiş ve sana bilmediğin şeyleri öğretmiştir. Allah'ın sana olan lütfu büyüktürيُضِلُّوكَ
  15. 4:116Şüphesiz Allah kendisine ortak koşulmasını bağışlamaz. Bunun dışında dilediğini bağışlar. Allah'a ortak koşan, muhakkak ki, derin bir sapıklığa düşmüştürضَلَّ
  16. 4:119Allah o şeytana lanet etti. Ve o da: "Elbette senin kullarından belirli bir pay alacağım, onları mutlaka saptıracağım, onları boş kuruntulara sokacağım, ve onlara emredeceğim de hayvanların kulaklarını yaracaklar, onlara emredeceğim de Allah'ın yaratışını değiştirecekler" dedi. Kim Allah'ı bırakıp da şeytanı dost edinirse, şüphesiz o, apaçık bir ziyana uğramış olurوَلَأُضِلَّنَّهُم
  17. 4:136Ey iman edenler! Allah'a, Peygamberine, Peygamberine indirdiği Kitab'a, ve daha önce indirdiği kitaba iman edin. Kim Allah'ı, meleklerini, kitaplarını, peygamberlerini ve ahiret gününü inkâr ederse sapıklığın en koyusuna düşmüş olurضَلَّ
  18. 4:143Münafıklar, küfür ile iman arasında bocalamaktadırlar. Ne bu müminlere bağlanırlar, ne de şu kâfirlere. Allah kimi doğru yoldan saptırırsa, sen artık ona kurtuluş yolu bulamazsınيُضلِلِ
  19. 4:167Şüphesiz inkâr edip, insanları Allah yolundan alıkoyanlar, derin bir sapıklığa düşmüşlerdirضَلُّواْ
  20. 4:176Senden fetva istiyorlar. Deki: "Allah size kelâle (babasız ve çocuksuz kimse) nin mirası hakkında hükmünü açıklıyor: Çocuğu olmayan, fakat kız kardeşi bulunan bir kişi ölürse, bıraktığı malın yarısı o (kız kardeşi)nundur. Çocuğu olmayan kız kardeş ölürse, erkek kardeş ona varis olur. Eğer (ölenin) iki kız kardeşi varsa, bıraktığının üçte ikisi onlarındır. Eğer kardeşler erkek ve kız olurlarsa, erkeğin hissesi, iki kızın hissesi kadardır. Şaşırmamanız için Allah size (hükümlerini) açıklıyor. Allah, her şeyi hakkıyla bilendirتَضِلُّواْ
  21. 5:12Allah, İsrailoğularından söz almıştı. İçlerinden on iki müfettiş göndermiştik... Allah şöyle demişti: " Ben, muhakkak sizinle beraberim. Namazı dosdoğru kıldığınız, zekatı verdiğiniz, peygamberlerime iman ettiğiniz ve onlara yardımda bulunduğunuz, (mallarınızı) Allah yolunda güzelce sarfettiğiniz takdirde, günahlarınızı mutlaka örter ve sizi altından ırmaklar akan cennetlere korum. Fakat sizden her kim de, bundan sonra küfrederse, dosdoğru yoldan sapmış olurضَلَّ
  22. 5:60De ki: "Allah katında cezaya çarptırılma bakımından bunlardan daha kötüsünü size haber vereyim mi? Allah, kimlere lanet etmiş ve gazabına uğratmışsa; kimlerden maymunlar, domuzlar ve şeytana tapanlar yapmışsa, işte bunların makamı daha kötüdür ve onlar düz yoldan daha çok sapmışlardırوَأَضَلُّ
  23. 5:77De ki: "Ey kitap ehli! Dininizde haksız yere aşırı gitmeyin. Daha önce sapmış, birçoklarını da saptırmış ve böylece doğru yolu kaybetmiş bir kavmin keyiflerine uymayınضَلُّواْ
  24. 5:105Ey inananlar, kendinize dikkat edin. Siz doğru yolda olduğunuz takdirde doğru yoldan sapanlar size zarar veremezler. Hepinizin dönüşü Allah'adır. Yaptıklarınızı size O haber verecektirضَلَّ
  25. 6:24Bak, vicdanlarına karşı nasıl yalan söylediler! O uydurdukları putlar da kendilerinden kaybolup gittiوَضَلَّ
  26. 6:39Âyetlerimizi yalanlayanlar, karanlıklar içinde kalmış sağır ve dilsizlerdir. Allah dilediği kimseyi şaşırtır, dilediği kimseyi de doğru yola koyarيُضلِلهُ
  27. 6:56De ki: "Şüphesiz ki bana, Allah'tan başka yalvardıklarınıza ibadet etmem yasaklandı". De ki: "Sizin çarpık isteklerinize uymayacağım, (eğer uyarsam) o zaman sapıtmış olur, doğru yolda gidenlerden olmamış olurumضَلَلتُ
  28. 6:74İbrahim, babası Âzer'e demişti ki: "sen putları tanrı mı ediniyorsun? Doğrusu ben seni ve kavmini açık bir sapıklık içinde görüyorumضَلَٰلٖ
  29. 6:77Ay'ı doğarken gördü: "Rabb'im budur" dedi. O da batınca: "Yemin ederim ki, Rabbim bana doğru yolu göstermeseydi, elbette sapıklığa düşen topluluktan olurdum" dediٱلضَّآلِّينَ
  30. 6:94Bugün, sizi ilk defa yarattığımız zamanki gibi yapayalnız huzurumuza geldiniz, size verdiğimiz herşeyi arkanızda bıraktınız. Allah'ın size göre ortağı olduklarını iddia ederek yardımlarına, şefaatlarına güvendiğiniz ortakları yanınızda görmüyoruz. Aranızdaki bütün bağlar artık kesilmiş, güvendiklerinizin hepsi kaybolup gitmiştirوَضَلَّ

Bu kök 170 ayette geçiyor; ilk 30 tanesi gösteriliyor.

Kök ve kelime çözümlemesi Quranic Arabic Corpus'tan (GNU GPL). NÛR burada anlam yorumu yapmaz.