Kök
نوس
Kur'an'da 241 yerde, 225 ayette geçer.
Önerilen okuma
Kur'an içi çıkarımKısaca
Bir meydanda toplanmış bir kalabalığı düşün. Herkes birbirini görüyor, söz herkese aynı anda gidiyor. Kur'an'da nâs (topluluk) böyle bir kalabalığı anlatır: topluca çağrı, topluca toplanma, zamanların ve işaretlerin herkese bildirilmesi, aradaki işlerin düzeltilmesi. Sonunda şu uyarı gelir: insanların çoğu bilmez ya da inanmaz.
Türkçedeki izi
- Nâs
- Arapçada halk, topluluk demek; Nâs Suresi’nden bilinir.
- insan
- Aynı aileden; nâs topluluk, insan tek kişidir.
Tanıdık kelimelerle kıyas
bu kökileانس(insan, cin)
İns tür adıdır ve sıkça cinle birlikte anılır. Nâs topluluk ve birbirini görme hâlini anlatır. Kısacası ins türü söyler, nâs topluluğu.
bu kökileبشر(beşer)
Beşer beden ve faniliği öne çıkarır. Nâs kalabalığa hitabı ve ortak alanı anlatır. Kısacası beşer beden, nâs topluluk.
bu kökileكثر(kesret)
Kesret sayı çokluğunu anlatır. Nâs sayıdan çok hedef olan topluluğu söyler. Kısacası kesret sayı, nâs topluluk.
Müfessir diliyle
Bir arada yaşayan, birbirine görünür ve etki eden toplu kitle; umûm ya da ondan bir kesim.
Lafız daima topluluk odağındadır: doğrudan umûma hitap ve davet (22:1; 9:3; 22:27), umûmun toplanması ve sevki (3:9; 99:6). Siyakta, toplumsal ilişkiler ve aralarını ıslah (2:224; 4:114), birbirinden gizleme veya çekinme (4:108; 4:77) öne çıkar. Nazâirde sık sık ‘çoğunluk’la (أَكْثَرُ النَّاسِ) yan yana gelerek umûm içindeki eğilimleri işaret eder (7:187; 12:103; 34:36; 40:59).
Somuttan soyuta
En somut kullanımlar kalabalığın fiilen bir araya gelmesi ve görünür biçimde kuşatılmasıdır (28:23; 44:11). Buradan, umûma yönelik tebliğ, vakitler ve işaretler (22:27; 2:189; 3:96) ve nihayet çoğunluğun biliş/iman hâline dair soyut hükümlerine yükselir (12:103; 7:187).
Kardeş köklerden farkı
انسile farkı
“İns” cins karşıtlığı bağlamında türü, çoğu kez cinn ile birlikte, yaratılış sınıfını gösterir (6:128; 6:130); “nâs” ise birbirine görünür, etkileşen kamu/topluluk boyutunu, aralarını ıslah ve umûmî hitabı vurgular (4:114; 22:27; 2:224).
بشرile farkı
“Beşer” bedensel-maddî yönü ve faniliği öne çıkarır (3:47; 3:79); “nâs” bedenden ziyade sosyal cemiyeti, kamu nazarını ve toplu muhataplığı anlatır (3:96; 4:38; 4:77).
كثرile farkı
“Kesret” niceliği bildirir (çokluk/azlık) (3:110; 4:114); “nâs” nicelik değil, hedeflenen kamu kitlesini veya onun içindeki kesimleri adlandırır (4:114; 12:103).
Anlam alanları · 5
Umûmî hitap ve toplanma
Toplu kitleye doğrudan seslenme ve umûmun bir araya getirilmesi.
Toplumsal nazar ve baskı
Kamu önünde görünürlük, ondan çekinme veya ona gösteriş.
Muamele ve haklar
Alışveriş, mal ve haklarda topluluğun payı ve aranın ıslahı.
Çoğunluğun hâli
Umûm içindeki yaygın eğilim: bilmezlik, inkâr veya benzeri tutumlar.
Ayet ve ibretlerin muhatabı
İlâhî işaretlerin kamuca görülmesi ve onlara yönelik temsiller.
Güven: Güçlü · incelenen 60 ayetin 27'i açıklandı (%45) · toplam 225 ayetten dengeli örnek
Kelime pek çok ve çeşitli bağlamda geçerek topluluk/kamu çekirdeğini sürekli teyit ediyor.
Açık soru: Bağlama göre bazen bütün beşeriyeti, bazen belirli bir kamu kesimini gösterebilir.
Bu okuma Arapça metinden ve kökün geçtiği ayetlerden çıkarıldı; meal yalnızca yardımcı olarak kullanıldı. Ayete dayanmayan iddialar otomatik silindi. Ayetlere tıklayıp kendin tart.
Yoldaş kökler
Aynı ayetlerde bu kökle en sık birlikte geçenler. Bu bir istatistiktir, eş anlam iddiası değildir — farkı ders ortaya koyar.
Aldığı yüzler · 7
Aynı üç harf, bu kadar farklı kelime veriyor. Anlam ailesi burada görünür — sözlük anlamıdır, hüküm değildir.
Geçtiği ayetler · ilk 30
- 2:8İnsanlardan öyleleri de vardır ki, inanmadıkları halde, "Allah'a ve ahiret gününe inandık." derlerٱلنَّاسِ
- 2:13Onlara: "İnsanların (müslümanların) inandığı gibi inanın." denilince, "Biz de o beyinsizlerin inandığı gibi mi inanacağız?" derler. İyi bilin ki, asıl beyinsiz kendileridir fakat bilmezlerٱلنَّاسُ
- 2:21Ey insanlar! Sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabb'inize kulluk edin ki (Allah'ın) azabından korunasınızٱلنَّاسُ
- 2:24Yok yapamadıysanız, ki hiçbir zaman yapamayacaksınız, o halde yakıtı insanlar ve taşlar olan, inkârcılar için hazırlanmış ateşten sakınınٱلنَّاسُ
- 2:44İnsanlara iyiliği emreder de kendinizi unutur musunuz? Halbuki kitab (Tevrat)ı okuyorsunuz. Hâlâ aklınızı başınıza almayacak mısınızٱلنَّاسَ
- 2:83Hani bir vakitler İsrailoğulları'ndan şöylece mîsak (kesin bir söz) almıştık: Allah'dan başkasına tapmayacaksınız, anababaya iyilik, yakınlığı olanlara, öksüzlere, çaresizlere de iyilik yapacaksınız, insanlara güzellikle söz söyleyecek, namazı kılacak, zekatı vereceksiniz. Sonra çok azınız müstesna olmak üzere sözünüzden döndünüz, hâlâ da dönüyorsunuzلِلنَّاسِ
- 2:94De ki; Allah yanında ahiret yurdu (cennet) başkalarının değil de yalnızca sizin ise, eğer iddianızda da sadık iseniz haydi hemen ölümü temenni ediniz, ölmeyi cana minnet bilinizٱلنَّاسِ
- 2:96Elbette onları insanların hayata en hırslı, en düşkün olanları olarak bulacak, hatta müşriklerden bile daha düşkün bulacaksın. Onların her biri bin sene ömür sürmeyi arzular, oysa uzun yaşamak kendisini azaptan kurtarıp uzaklaştıracak değildir. Allah, onların neler yaptığını görüp duruyorٱلنَّاسِ
- 2:102Tuttular da Süleyman mülküne dair şeytanların uydurup izledikleri şeyin ardına düştüler. Halbuki Süleyman inkâr edip kâfir olmadı, lakin o şeytanlar kâfirlik ettiler; insanlara sihir öğretiyorlar ve Bâbil'de Harut ve Marut'a, bu iki meleğe indirilen şeyleri öğretiyorlardı. Halbuki o ikisi "biz ancak ve ancak sizi denemek için gönderildik, sakın sihir yapıp da kâfir olmayın!" demeden kimseye birşey öğretmezlerdi. İşte bunlardan karı ile kocanın arasını ayıracak şeyler öğreniyorlardı. Fakat Allah'ın izni olmadıkça bununla kimseye zarar verebilecek değillerdi. Kendi kendilerine zarar verecek ve bir fayda sağlamayacak bir şey öğreniyorlardı. Yemin olsun ki, onu her kim satın alırsa, onu alanın ahirette bir nasibi olmayacağını da çok iyi biliyorlardı. Hakkiyle bilselerdi, uğruna canlarını sattıkları şey ne çirkin bir şeydiٱلنَّاسَ
- 2:124Şunu da unutmayın ki, bir zamanlar İbrahim'i Rabbi, birtakım kelimeler ile imtihan etti, o, onları sona erdirince, Rabbi ona, "Ben seni bütün insanlara imam yapacağım." buyurdu. İbrahim, "Zürriyetimden de yap!" dedi. Rabbi ona "zâlimler benim ahdime nail olamaz!" buyurduلِلنَّاسِ
- 2:125Biz ta o zaman bu Beyt'i, insanlar için bir sevap kazanma ve bir güven yeri kıldık. Siz de Makamı İbrahim'den kendinize bir namazgah edinin. Ayrıca İbrahim ile İsmail'e şöyle ahid verdik: "Beytimi, hem tavaf edenler için, hem ibadete kapananlar için, hem de rükû ve secde edenler için tertemiz tutunلِّلنَّاسِ
- 2:142İnsanlar içinde bir kısım beyinsizler takımı, "Bunları bulundukları kıbleden çeviren nedir?" diyecekler. De ki: "Doğu da, batı da Allah'ındır. O, kimi dilerse onu hidayete erdirirٱلنَّاسِ
- 2:143Ve işte böyle, sizi ortada yürüyen bir ümmet kıldık ki, siz bütün insanlar üzerine adalet örneği ve hakkın şahitleri olasınız, Peygamber de sizin üzerinize şahit olsun. Daha önce içinde durduğun Kâ'be'yi kıble yapmamız da şunun içindir: Peygamber'in izince gidecekleri, iki ökçesi üzerinde geri döneceklerden ayıralım. Bu iş elbette Allah'ın hidayet ettiği kimselerin dışındakilere çok ağır gelecekti. Allah imanınızı kaybedecek değildir. Hiç şüphesiz Allah, bütün insanlara çok şefkatlidir, çok merhametlidirٱلنَّاسِ
- 2:150Her nereden yola çıkarsan yüzünü Mescidi Haram'a doğru çevir, ve her nerede olsanız yüzünüzü ona doğru çevirin ki insanlar için aleyhinizde bir delil olmasın. Ancak içlerinden haksızlık edenler başka. Siz de onlardan korkmayın, benden korkun. Hem üzerinizdeki nimetimi tamamlayayım, hem gerek ki doğru yolu bulasınızلِلنَّاسِ
- 2:159İndirdiğimiz apaçık delilleri ve hidayetin kendisi olan âyetleri insanlar için biz kitapta açıkladıktan sonra gizleyenler var ya mutlaka onlara Allah lanet eder. Lanet edebilecek olanlar da lanet ederlerلِلنَّاسِ
- 2:161Ama âyetlerimizi inkar etmiş ve kâfir olarak can vermiş olanlara gelince, işte Allah'ın laneti, meleklerin laneti ve insanların laneti hep onların üzerine olsunوَٱلنَّاسِ
- 2:164Şüphesiz göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelişinde, insanlara yarar şeylerle denizde akıp giden gemide, Allah'ın yukarıdan bir su indirip de onunla yeri ölümünden sonra diriltmesinde, diriltip de üzerinde deprenen hayvanları yaymasında, rüzgarları değiştirmesinde, gök ile yer arasında emre hazır olan bulutta şüphesiz akıllı olan bir topluluk için elbette Allah'ın birliğine deliller vardırٱلنَّاسَ
- 2:165İnsanlardan kimi de Allah'tan başka şeyleri O'na eş tutuyorlar da onları, Allah'ı sever gibi seviyorlar. Oysa iman edenlerin Allah sevgisi daha kuvvetlidir. O zulmedenler, azabı görecekleri zaman bütün kuvvetin Allah'a ait olduğunu ve Allah'ın azabının gerçekten çok şiddetli bulunduğunu keşke anlasalardıٱلنَّاسِ
- 2:168Ey insanlar! Bütün yeryüzündeki nimetlerimden helal olmak, temiz olmak şartıyla yiyin. Fakat şeytanın adımlarına uymayın. Çünkü o size belli bir düşmandırٱلنَّاسُ
- 2:185O Ramazan ayı ki, insanları irşad için, hak ile batılı ayıracak olan, hidayet rehberi ve deliller halinde bulunan Kur'ân onda indirildi. Onun için sizden her kim bu aya şahit olursa onda oruç tutsun. Kim de hasta, yahut yolculukta ise tutamadığı günler sayısınca diğer günlerde kaza etsin. Allah size kolaylık diler zorluk dilemez. Sayıyı tamamlamanızı, size doğru yolu gösterdiğinden dolayı Allah'ı tekbir etmenizi ister. Umulur ki şükredersinizلِّلنَّاسِ
- 2:187Oruç gecesi kadınlarınıza yaklaşmanız, size helâl kılındı. Onlar, sizin için bir örtü, siz de onlar için bir örtü durumundasınız. Allah, nefsinize güvenemeyeceğinizi bildiği için müracaatınızı kabul buyurdu ve sizi bağışladı. Şimdi onlara yaklaşın ve Allah'ın sizler için yazdığını isteyin. Ta fecrin beyaz ipliği siyah iplikden size seçilinceye kadar yiyin, için. Sonra da ertesi geceye kadar orucu tam tutun. Bununla beraber siz mescitlerde îtikaf halinde iken onlara yaklaşmayın. Bunlar, Allah'ınsınırlarıdır, sakın onlara yaklaşmayın. Allah, âyetlerini insanlara böyle açıklıyor ki sakınıp korunsunlarلِلنَّاسِ
- 2:188Bir de aranızda mallarınızı batıl sebeplerle yemeyin. İnsanların mallarından bir kısmını bile bile günah ile yemek için, o malları hakimlere rüşvet olarak vermeyinٱلنَّاسِ
- 2:189Sana hilâllerden soruyorlar. De ki: Onlar insanlar için de, hac için de vakit ölçüleridir. Bununla beraber iyilik, evlere arkalarından gelmeniz değildir. Fakat iyiliğe eren, kötülükten korunan kimsedir. Evlere kapılarından gelin, Allah'tan korkun ki, kurtuluşa eresinizلِلنَّاسِ
- 2:199Sonra insanların akıp geldiği yerden siz de akıp gelin. Allah'tan bağışlanmanızı isteyin. Çünkü Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidirٱلنَّاسُ
- 2:200Nihayet hac ibadetlerinizi bitirdiğiniz zaman, önceleri babalarınızı andığınız gibi, hatta daha kuvvetli bir anışla Allah'ı anın. İnsanlardan kimisi: "Ey Rabbimiz! Bize dünyada ver!" der. Onun için ahirette hiçbir kısmet yokturٱلنَّاسِ
- 2:204İnsanlardan kimi de vardır ki, dünya hayatı hakkındaki sözleri senin hoşuna gider ve o kalbindekine Allah'ı şahit tutar. Halbuki O, İslâm düşmanlarının en yamanıdırٱلنَّاسِ
- 2:207Yine insanlardan kimi de vardır ki, Allah'ın rızasına ermek için kendini feda eder. Allah ise kullarına çok merhametlidirٱلنَّاسِ
- 2:213İnsanlar tek bir ümmetti. Ayrılmaları üzerine Allah, rahmetinin müjdecileri ve azabının habercileri olmak üzere peygamberler gönderdi ve beraberlerinde hak ile ilgili kitap indirdi ki, insanların, aralarında ihtilaf ettikleri şeyler hakkında hakem olsun. Bunda da sırf o kitap verilenler, kendilerine bunca deliller geldikten sonra tuttular, aralarındaki hırs ve kıskançlık yüzünden anlaşmazlığa düştüler. Bunun üzerine Allah kendi izniyle, iman edenleri, onların hakkında anlaşmazlığa düştükleri hakka, ulaştırdı. Allah, dilediğini doğru yola iletirٱلنَّاسُ
- 2:219Ey Muhammed! Sana şarap ve kumardan soruyorlar. De ki: Bu ikisinde büyük bir günah, bir de insanlar için bazı menfaatler vardır. Fakat günahları, menfaatlerinden daha büyüktür. Yine sana neyi infak edeceklerini soruyorlar. De ki: İhtiyaçtan fazlasını infak edin. İşte böylece Allah, size âyetlerini açıklıyor. Umulur ki siz düşünürsünüzلِلنَّاسِ
- 2:221Müşrik kadınları, iman etmedikçe nikâhlamayın. Bir müşrik kadın, sizin hoşunuza gitse bile, iman etmiş olan bir cariye herhalde ondan daha hayırlıdır. Müşrik erkeklere de mümin kadınları nikâh ettirmeyin. Bir müşrik, sizin hoşunuza gitse bile, mümin bir köle elbette ondan daha hayırlıdır. Onlar sizi ateşe davet ederler, Allah ise, kendi izniyle cennete ve mağfirete davet ediyor ve âyetlerini insanlara açıklıyor. Umulur ki onlar hatırda tutup, öğüt alırlarلِلنَّاسِ
Bu kök 225 ayette geçiyor; ilk 30 tanesi gösteriliyor.
Kök ve kelime çözümlemesi Quranic Arabic Corpus'tan (GNU GPL). NÛR burada anlam yorumu yapmaz.