Kök

ربب

Kur'an'da 980 yerde, 871 ayette geçer.

Önerilen okuma

Kur'an içi çıkarım

Kısaca

Mesela evde üvey bir kız büyütülür; biri onu korur, besler, yol gösterir. Kur’an’da Rabb böyle sahip çıkan ve yetiştiren anlamıyla başlar, sonra göklerin ve yerin düzenini kuran, işleri sürekli yürüten tek otoriteye açılır. İnsan darda kalınca da O’na yönelir, rahmet ve kolaylık ister.

Türkçedeki izi

Rabbim
Rabbim, bu kökün sahip çıkıp yöneten anlamını taşır.
terbiye
Terbiye, büyütüp olgunlaştırma anlamını bu kökten alır.
mürebbi
Mürebbi, çocuk yetiştiren kimse demektir; kökten gelir.

Tanıdık kelimelerle kıyas

  • bu kökileالو(âlâ, ala)

    Alw daha çok nimetlerin tek tek anılmasını anlatır. Rabb ise o nimetlerin kaynağı olan ve düzeni sürdüren otoritedir. Kısacası Alw nimetleri sayar, Rabb onları veren ve yöneten taraftır.

    • 55:16Burada nimetler sayılıyor; odağımız nimetlerin kendisi.
    • 1:2Burada sahiplik ve yönetim öne çıkar; Rabb denir.
  • bu kökileوهب(hibe, mevhibe, Vehbi)

    whb doğrudan bir armağan vermeyi anlatır. Rabb hem bağışlar hem de sürekli gözetir, yetiştirir. Kısacası whb hediyedir, Rabb ise sahiplik ve terbiye ile ilgilidir.

    • 3:38İstenen şey doğrudan bir armağan olarak talep edilir.
    • 2:105Burada hayrın kaynağı Rab olarak gösterilir.
  • bu kökileشرق(şark, meşrik)

    $rq doğuşu ve doğu-batı ufuklarını adlandırır. Rabb bu ufuklar ve aradaki her şey üzerindeki yönetimi anlatır. Kısacası $rq yönleri söyler, Rabb o yönlerin sahibidir.

    • 39:69Parlamak fiiliyle aydınlanma anlatılır; kök $rq’tır.
    • 26:28Doğunun ve batının Rabbi denerek egemenlik vurgulanır.

Müfessir diliyle

Sahiplenip koruyan, düzenleyip büyüten ve varlıkların işlerini sürekli tedbirle yürüten otorite.

Kök, yaratma ve kuşatıcı idareyi, emir ve hükmün kendisine ait oluşunu bildirir (1:2, 41:9, 19:64, 11:111, 52:7). Ondan ‘hayır’, ‘rahmet’ ve ‘takhfif’ gelir; insanlar ihtiyaç ve hesap endişesinde O’na yönelir (2:105, 2:178, 2:286, 18:10, 39:8). ‘رَبَائِب’ somutlaması kökün asıl sahasını, yani bakım ve yetiştirmeyi gösterir (4:23).

Somuttan soyuta

Somut ev içi bakım ve büyütmeden (‘رَبَائِب’ 4:23) kozmik ölçekte doğular-batılar ve gökler-yer üzerindeki idareye uzanır (1:2, 55:17, 26:28).

Kardeş köklerden farkı

  • الوile farkı

    Bu kök, sayılıp anılan nimetleri/favorları bildirir; rbb ise bu nimetlerin kaynağı ve onları tedbir eden otoriteyi gösterir.

  • وهبile farkı

    whb belirli lütufların bağışlanması eylemini ifade eder; rbb bağışın yanı sıra sürekli sahiplik, idare ve terbiye boyutunu taşır.

  • شرقile farkı

    $rq doğuş, doğu-batı ve aydınlanma ufuklarını adlandırır; rbb bu ufukların ve aradakilerin tamamı üzerinde hâkimiyeti anlatır.

Anlam alanları · 5

  1. Kozmik egemenlik ve sahiplik

    Gökler, yer ve doğu-batılar üzerindeki yaratıcı otorite ve sahiplik.

  2. Emir, hüküm ve hesap

    İniş ve tasarruf emri, adil hüküm ve kaçınılmaz ceza/ödül.

  3. Bağış, rahmet ve işlerin tedbiri

    İyiliğin kaynağı olarak rahmet, kolaylaştırma ve lütuf taksimi.

  4. Yöneliş ve dua muhatabı

    İnsanların korku, ümide ve tevbe ile seslendikleri en yakın otorite.

  5. Yetiştirme ve bağlı eğitim

    Ev içi bakımda büyütme somutu ve Kitap’la insan yetiştiren bağlı topluluk.

Biçimlerin kullanımı

رَبّ
Sahip ve idare eden otorite; yaratma, emir, hüküm ve lütfun kaynağı.
رَبَّٰنِيِّن
Kitapla insan yetiştiren ve onunla hükmeden bağlı bilginler.
رِبِّيُّون
Bu otoriteye nispetle sebatkâr, mücadelede direnen bağlı topluluk.
رَبَٰٓئِب
Himayede büyütülen üvey kızlar; ‘yetiştirme-bakım’ın somut göstergesi.

Güven: Güçlü · incelenen 64 ayetin 20'i açıklandı (%31) · toplam 871 ayetten dengeli örnek

Kök çok sayıda bağlamda geçer ve ‘رَبَائِب’ gibi somut kullanım çekirdeği berraklaştırır.

Açık soru: ‘رِبِّيُّون’ ile ‘رَبَّانِيّون’ arasındaki nüans, verilen siyakta sınırlı ölçüde ayrıştırılabiliyor.

Bu okuma Arapça metinden ve kökün geçtiği ayetlerden çıkarıldı; meal yalnızca yardımcı olarak kullanıldı. Ayete dayanmayan iddialar otomatik silindi. Ayetlere tıklayıp kendin tart.

Kur'an'daki izi

94 sûreye yayılıyor; mushaf sırasında ilk kez 1:2'de.

FâtihaNâs
Mekkî · 673Medenî · 198
isim · 980

Yoldaş kökler

Aynı ayetlerde bu kökle en sık birlikte geçenler. Bu bir istatistiktir, eş anlam iddiası değildir — farkı ders ortaya koyar.

Aldığı yüzler · 107

Aynı üç harf, bu kadar farklı kelime veriyor. Anlam ailesi burada görünür — sözlük anlamıdır, hüküm değildir.

رَبِّ81رَبِّكَ81رَبِّي65رَبِّهِم64رَبَّكَ52رَبُّكَ42رَبَّنَا41رَّبِّكَ35رَّبِّكُم31رَبِّكُمَا31رَبُّكُم28رَبَّنَآ27رَبِّهِ24رَبُّ18رَّبِّ18رَبَّهُم17رَبِّيٓ17رَّبِّهِم16رَبُّنَا16رَبِّكُم15رَبَّكُم15رَبَّهُ13رَّبِّهِ12رَبِّنَا12رَبُّهُم11وَرَبُّكَ9بِرَبِّهِم9رَبُّهُ8بِرَبِّ8رَّبِّي7رَبِّهِٓ6رَبِّهَا6رَبَّكُمُ5وَرَبُّكُم5بِرَبِّكُم5رَبَّ5رَّبُّ5بِرَبِّكَ5رَبَّهُٓ5وَرَبُّ5

Geçtiği ayetler · ilk 30

  1. 1:2Hamd o âlemlerin Rabbiرَبِّ
  2. 2:5Bunlar, işte Rabblerinden bir hidayet üzerindedirler ve bunlar işte felaha erenlerdirرَّبِّهِم
  3. 2:21Ey insanlar! Sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabb'inize kulluk edin ki (Allah'ın) azabından korunasınızرَبَّكُمُ
  4. 2:26Muhakkak ki Allah bir sivri sineği, hatta daha üstününü misal getirmekten çekinmez. İman edenler bilirler ki, o şüphesiz haktır, Rabb'lerındandır. Ama küfre saplananlar: "Allah böyle bir misal ile ne demek istedi?" derler. Allah onunla birçoklarını şaşırtır, yine onunla birçoklarını yola getirir. Onunla ancak o fasıkları şaşırtırرَّبِّهِم
  5. 2:30Bir zamanlar Rabb'in meleklere: "Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım" demişti. (Melekler): "A!.. Orada bozgunculuk yapacak ve kan dökecek birisini mi yaratacaksın? Oysa biz seni överek tesbih ediyor ve seni takdis ediyoruz" dediler. (Rabb'in): "Ben sizin bilmediklerinizi bilirim." dediرَبُّكَ
  6. 2:37Derken Âdem Rabb'ından birtakım kelimeler aldı, (onlarla tevbe etti. O da) tevbesini kabul etti. Muhakkak O, tevbeyi çok kabul eden, çok esirgeyendirرَّبِّهِ
  7. 2:46Onlar ki, Rablerine kavuşacaklarını ve gerçekten O'na döneceklerini bilirlerرَبِّهِم
  8. 2:49(Hem hatırlayın ki bir zaman) sizi Firavun ailesinden de kurtardık, (onlar) size azabın en kötüsünü reva görüyor, oğullarınızı boğazlıyor, kadınlarınızı sağ bırakıyorlardı. Ve bunda size Rabbiniz tarafından büyük bir imtihan vardıرَّبِّكُم
  9. 2:61Hani bir zamanlar, "Ey Musa, biz tek çeşit yemeğe asla katlanamayacağız, yeter artık bizim için Rabbine dua et de bize yerin yetiştirdiği şeylerden; sebzesinden, kabağından, sarmısağından, mercimeğinden ve soğanından çıkarsın." dediniz. O da size "O üstün olanı daha aşağı olanla değiştirmek mi istiyorsunuz? Bir kasabaya konaklayın o vakit istediğiniz elbette olacaktır." dedi. Üzerlerine zillet ve meskenet damgası vuruldu ve nihayet Allah'dan bir gazaba uğradılar. Evet öyle oldu, çünkü Allah'ın âyetlerini inkâr ediyorlar ve haksız yere peygamberleri öldürüyorlardı. Evet öyle oldu, çünkü isyana dalıyorlar ve aşırı gidiyorlardıرَبَّكَ
  10. 2:62Şüphe yok ki, iman edenler, yahudiler, hıristiyanlar ve sabiîler, bunlardan her kim Allah'a ve ahiret gününe gerçekten iman eder ve salih amel işlerse elbette Rabbleri katında bunların ecirleri vardır, bunlara bir korku yoktur, bunlar mahzun da olacak değillerdirرَبِّهِم
  11. 2:68Onlar, "Bizim için Rabbine dua et, her ne ise onu bize açıklasın." dediler. Musa, "Rabbim buyuruyor ki, o ne pek yaşlı, ne de pek taze, ikisi arası dinç bir sığırdır, haydi emrolunduğunuz işi yapınız." dediرَبَّكَ
  12. 2:69Onlar, "Bizim için Rabbine dua et, rengi ne ise onu bize açıklasın." dediler. Musa, "Rabbim buyuruyor ki, o, bakanlara sürur veren, sapsarı bir sığırdır." dediرَبَّكَ
  13. 2:70Onlar, "Bizim için Rabbine dua et, o nedir bize iyice açıklasın, çünkü o bize biraz karışık geldi, bununla beraber Allah dilerse onu elbette buluruz." dedilerرَبَّكَ
  14. 2:76Üstelik iman edenlere rastladıklarında inandık derler, birbirleriyle başbaşa kaldıkları zaman, "Rabbinizin huzurunda aleyhinize delil olarak kullansınlar diye mi tutup Allah'ın size açıkladığı gerçekleri onlara da söylüyorsunuz? Hiç aklınız yok mu be?" derlerdiرَبِّكُم
  15. 2:105Ne Kitap ehlinden, ne de müşriklerden hiçbiri, size Rabbinizden bir hayır indirilsin istemez. Allah ise, üstünlüğü, rahmetiyle dilediğine mahsus kılar ve Allah çok büyük lütuf sahibidirرَّبِّكُم
  16. 2:112Hayır, hayır! Kim özü iyilik dolu olarak yüzünü Allah'a tertemiz döndürür ve teslim ederse, işte onun Rabbi katında ecri vardır. Onlara hiçbir korku yoktur ve onlar mahzun da olacak değillerرَبِّهِ
  17. 2:124Şunu da unutmayın ki, bir zamanlar İbrahim'i Rabbi, birtakım kelimeler ile imtihan etti, o, onları sona erdirince, Rabbi ona, "Ben seni bütün insanlara imam yapacağım." buyurdu. İbrahim, "Zürriyetimden de yap!" dedi. Rabbi ona "zâlimler benim ahdime nail olamaz!" buyurduرَبُّهُ
  18. 2:126Ve o vakit İbrahim "Ey Rabbim, burasını güvenli bir belde kıl, halkından Allah'a ve ahiret gününe iman edenleri çeşitli meyvalarla rızıklandır" diye yalvardı. Allah buyurdu ki: "küfredeni dahi rızıklandırır da hayattan biraz nasip aldırırım, sonra da onu ateş azabına uğratırım ki, orası ne yaman bir duraktırرَبِّ
  19. 2:127Ve ne vakit ki İbrahim, Beyt'in temellerini yükseltmeye başladı, İsmail ile birlikte şöyle dua ettiler: Ey Rabbimiz, bizden kabul buyur, hiç şüphesiz işiten sensin, bilen sensinرَبَّنَا
  20. 2:128Ey bizim Rabbimiz, hem bizim ikimizi yalnız senin için boyun eğen müslümanlar kıl, hem de soyumuzdan yalnız senin için boyun eğen müslüman bir ümmet meydana getir ve bize ibadetimizin yollarını göster, tevbemize rahmetle bakıver. Hiç şüphesiz Tevvâb sensin, Rahîm sensinرَبَّنَا
  21. 2:129Ey bizim Rabbimiz, bir de onlara içlerinden öyle bir peygamber gönder ki, onlara senin âyetlerini tilavet eylesin, kendilerine kitabı ve hikmeti öğretsin, içlerini ve dışlarını tertemiz yapıp onları pâk eylesin. Hiç şüphesiz Azîz sensin, hikmet sahibi Sensinرَبَّنَا
  22. 2:131Rabbi ona, "İslâm ol!" emrini verince, o "Ben âlemlerin Rabbine teslim oldum." dediرَبُّهُٓ
  23. 2:136Deyiniz ki, "Biz, Allah'a iman ettik ve bize ne indirildiyse İbrahim'e, İsmail'e, İshak'a, Yakup'a ve torunlarına ne indirildiyse, Musa'ya ve İsa'ya ne indirildiyse ve bütün peygamberlere Rablerinden ne verildiyse hepsine iman ettik. Biz onların arasında fark gözetmeyiz ve biz ancak O'na boyun eğen müslümanlarızرَّبِّهِم
  24. 2:139De ki: "Allah hakkında bizimle didişmeye mi gireceksiniz? Oysa O, bizim de Rabbimiz, sizin de Rabbinizdir. Bizim amellerimiz bize, sizin amelleriniz de size. Şu kadar var ki, biz O'na ihlas ile sarılıyoruzرَبُّنَا
  25. 2:144Doğrusu, biz, yüzünün semaya yöneldiğini, orada şekilden şekile geçerek, aranıp durduğunu görüyorduk. Artık seni hoşnud olacağın bir kıbleye çevireceğiz. Haydi bakalım, yüzünü Mescidi Haram'a doğru çevir. Siz de ey müminler, nerede olursanız olun, yüzünüzü o tarafa doğru çevirin! Kendilerine kitap verilmiş olanlar da kesinlikle bilirler ki, Rabblerinden gelen o emir haktır. Ve Allah, onların yaptıklarından ve yapmakta olduklarından gafil değildirرَّبِّهِم
  26. 2:147O hak, Rabbindendir. Artık şüpheye düşenlerden olma sakınرَّبِّكَ
  27. 2:149Hem her nereden yola çıkarsan (namazda) hemen Mescidi Haram'a doğru yüzünü çevir. Bu emir şüphesiz hak, Rabbinden olduğu gerçektir. Allah yaptıklarınızdan habersiz de değildirرَّبِّكَ
  28. 2:157İşte onlar var ya, Rablerinden, mağfiretler ve rahmet onlaradır. İşte hidayete erenler de onlardırرَّبِّهِم
  29. 2:178Ey iman edenler! Öldürmede kısas size farz kılındı. Hüre hür, köleye köle, kadına kadın. Ama her kim, ölenin kardeşi tarafından bir şey karşılığı bağışlanırsa, o zaman örfe uyması, ona diyeti güzellikle ödemesi gerekir. Bu, Rabbiniz tarafından bir hafifletme ve bir rahmettir. Her kim bunun arkasından yine saldırırsa, artık ona acı veren bir azab vardırرَّبِّكُم
  30. 2:198Rabbinizin lütfunu istemenizde size bir günah yoktur. Arafat'tan indiğiniz zaman Meş'ari Haram yanında (Müzdelife'de) Allah'ı zikredin. O'nu, size gösterdiği şekilde zikredin. Doğrusu siz, bundan önce gerçekten sapmışlardandınızرَّبِّكُم

Bu kök 871 ayette geçiyor; ilk 30 tanesi gösteriliyor.

Kök ve kelime çözümlemesi Quranic Arabic Corpus'tan (GNU GPL). NÛR burada anlam yorumu yapmaz.