Kök

وقي

Kur'an'da 258 yerde, 236 ayette geçer.

Önerilen okuma

Kur'an içi çıkarım

Zararı doğmadan engellemek için, kişiyle beklenen akıbet arasında siper ve örtü edinmek.

وَقَى fiili doğrudan zarardan kurtarma/örtme anlamıyla dua ve tasvirlerde görünür (2:201; 40:7; 52:18) ve hatta “yüzle azaptan korunma” sahnesinde fizikî bir siper alma gibi resmedilir (39:24). VIII. bâb اتّقى bu siperi kişinin kendisi için benimsemesini anlatır; hedef kimi zaman gün/akıbet (2:48), kimi zaman Allah’tır (4:1; 5:88). İsim تقوى ise libas ve azık mecazlarıyla bu tedbiri kalpte yer eden, süreklileşmiş bir donanıma çevirir (7:26; 2:197; 22:32).

Somuttan soyuta

Önce somut korunma: “yüzünü azaptan korumak” (39:24) ve “bizi ateşten koru” duası (2:201). Oradan libas/azık/kalp mecazlarıyla kalbî-daimî donanıma (7:26; 2:197; 22:32).

Kardeş köklerden farkı

  • جزيile farkı

    wqy önleyici-siperleyici bir tutumu ve tedbiri ifade eder; jzy ise yapılanın ardından uygun düşen karşılığın verilmesidir. Biri sonucu doğmadan engellemeye yönelir (2:48), diğeri sonucu uygular (6:93; 6:120; 3:136).

  • فريile farkı

    fry Allah’a isnad edilen uydurma üretmektir (6:21; 6:93); wqy böyle fiillere düşmemek için öz-koruma ve ölçü edinmektir (26:110; 24:52; 33:37).

  • عصيile farkı

    ESy bilinçli başkaldırı/itaatsizliktir (2:93; 6:15; 10:15); wqy ise itaat ve ıslah yoluyla kendini tehlikeden emniyete almaktır (24:52; 26:150; 4:129).

Anlam alanları · 5

  1. Tehlikeye karşı siper

    Zararlı akıbeti önlemek için koruma talebi veya verilmiş koruma: dua, beyan ve fiilî sahneler.

  2. Emir-nehi zemininde özdenetim

    Elçiye uyma ve sınırlara riayetle kendine siper edinme; çağrı çoğu kez Allah’a nispetle yapılır.

  3. Akit, emanet ve adalette korunma

    Sözde durma, emaneti ifa ve ıslah ile haksızlığın önüne set çekme.

  4. Donanım: libas, azık ve kalp

    Taqwâ, giyilen bir örtü ve sefer azığı gibi; kalpte imtihan ve ayırt gücü veren bir hal.

  5. Netice: yardım, bereket ve iyi akıbet

    Yardım ve bereket kapıları, yakınlık ve nihayet nimet yurdu bu donanımı taşıyanlara açılır.

Biçimlerin kullanımı

ٱتَّقَىٰ
Kişinin kendisi için siper/örtü edinmesi; tehdidi doğmadan bertaraf etmeye yönelmesi (2:48; 4:1; 5:88).
مُتَّقِين
Bu siperlenmiş hâli sürdüren kimseler; hidayet ve iyi akıbet onlara tahsis edilir (2:2; 15:45; 50:31).
تَقْوَى
Öz-koruyucu donanım/hal; libas, azık ve kalp bağlamlarında anılır (7:26; 2:197; 22:32; 49:3).
وَقَىٰ
Korumak, siperlemek; fail çoğunlukla Allah yahut O’ndan talep eden kuldur (2:201; 40:7; 52:18).
تَقِيّ
Korunmuşluk/özen niteliği yerleşmiş kimse (19:13; 19:18).
وَاق
Koruyucu/savunucu; Allah’a karşı böyle bir koruyucu yoktur (13:34; 13:37).

Güven: Güçlü · incelenen 64 ayetin 39'i açıklandı (%61) · toplam 237 ayetten dengeli örnek

Ayetler hem somut koruma hem de kalbî-donanım boyutlarını çok sayıda ve tutarlı örnekle göstermektedir.

Açık soru: “اتقوا الله” gibi ifadelerde nesnenin Allah oluşu, siperin mahiyetini (hangi fiiller/sınırlar) tam belirlemeyi yoruma açık bırakır.

Bu okuma Arapça metinden ve kökün geçtiği ayetlerden çıkarıldı; meal yalnızca yardımcı olarak kullanıldı. Ayete dayanmayan iddialar otomatik silindi. Ayetlere tıklayıp kendin tart.

Kur'an'daki izi

63 sûreye yayılıyor; mushaf sırasında ilk kez 2:2'de.

FâtihaNâs
Mekkî · 112Medenî · 124
fiil · 182isim · 75

Yoldaş kökler

Aynı ayetlerde bu kökle en sık birlikte geçenler. Bu bir istatistiktir, eş anlam iddiası değildir — farkı ders ortaya koyar.

Aldığı yüzler · 57

Aynı üç harf, bu kadar farklı kelime veriyor. Anlam ailesi burada görünür — sözlük anlamıdır, hüküm değildir.

وَٱتَّقُواْ38ٱلمُتَّقِينَ23تَتَّقُونَ19يَتَّقُونَ18فَٱتَّقُواْ17ٱتَّقَواْ15ٱتَّقُواْ14لِلمُتَّقِينَ11وَتَتَّقُواْ8لِّلمُتَّقِينَ7ٱلمُتَّقُونَ6ٱلتَّقوَىٰ6فَٱتَّقُونِ4وَٱتَّقَواْ4ٱتَّقَىٰ4لِلتَّقوَىٰ4وَٱتَّقُوهُ4يَتَّقِ4تَقِيّٗا3وَقِنَا2ٱتَّقِ2وَليَتَّقِ2تَتَّقُواْ2وَٱتَّقَىٰ2بِٱلمُتَّقِينَ2وَٱلتَّقوَىٰ2وَاقٖ2وَوَقَىٰهُم2يُوقَ2وَٱتَّقُونِ1تُقَىٰةٗ1تُقَاتِهِ1فَقِنَا1فَليَتَّقُواْ1وَلِتَتَّقُواْ1تَقوَىٰ1تَقِيكُمُ1تَقِيكُم1تَقوَى1وَيَتَّقهِ1

Geçtiği ayetler · ilk 30

  1. 2:2İşte o kitap, bunda şüphe yok, müttakiler (kötülükten korunacaklar) için hidayettirلِّلمُتَّقِينَ
  2. 2:21Ey insanlar! Sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabb'inize kulluk edin ki (Allah'ın) azabından korunasınızتَتَّقُونَ
  3. 2:24Yok yapamadıysanız, ki hiçbir zaman yapamayacaksınız, o halde yakıtı insanlar ve taşlar olan, inkârcılar için hazırlanmış ateşten sakınınفَٱتَّقُواْ
  4. 2:41Yanınızdakini (Tevrat'ı) tasdik edici olarak indirdiğim (Kur'ân)a iman edin, O'nu, inkar edenlerin ilki siz olmayın, benim âyetlerimi birkaç paraya değişmeyin. Ancak benden korkunفَٱتَّقُونِ
  5. 2:48Ve öyle bir günden korunun ki, kimse kimsenin yerine bir şey ödeyemez, kimseden şefaat da kabul edilmez, kimseden fidye de alınmaz ve onlara hiçbir yardım da yapılmazوَٱتَّقُواْ
  6. 2:63Hani bir zamanlar sizden mîsak (sağlam bir söz) almıştık, Tur'u üstünüze kaldırıp demiştik ki; size verdiğimiz kitaba kuvvetle tutunun ve içindekilerden gafil olmayın, gerek ki, korunursunuzتَتَّقُونَ
  7. 2:66Bu ibret dolu cezayı öncekilere ve sonrakilere bir ders, korunacaklara da bir nasihat, bir öğüt yaptıkلِّلمُتَّقِينَ
  8. 2:103Şayet onlar iman edip de korunmuş olsalardı, elbette Allah tarafından verilecek mükafat çok hayırlı olacaktı. Keşke bunu bilselerdiوَٱتَّقَواْ
  9. 2:123Ve öyle bir günden sakının ki, o gün kimse, kimsenin yerine bir şey ödeyemez, kimseden fidye kabul edilmez ve ona şefaat de fayda vermez, hiçbir taraftan yardım da görmezlerوَٱتَّقُواْ
  10. 2:177Yüzlerinizi bazan doğu, bazan batı tarafına çevirmeniz erginlik değildir. Fakat eren o kimselerdir ki, Allah'a, ahiret gününe, meleklere, kitaba ve bütün peygamberlere iman edip, yakınlığı olanlara, öksüzlere, yoksullara, yolda kalmışa, dilenenlere ve esirleri kurtarmaya seve seve mal verirler. Namazı kılarlar, zekatı verirler. Bir de andlaştıkları zaman sözlerini yerine getirenler, hele sıkıntı ve hastalık durumlarında ve harbin şiddetli zamanında sabır ve kararlılık gösterenler var ya, işte doğru olanlar da bunlardır, korunanlar da bunlardırٱلمُتَّقُونَ
  11. 2:179Ey temiz akıl sahipleri! Kısasta sizin için bir hayat vardır. Ümit edilir ki, korunursunuzتَتَّقُونَ
  12. 2:180Birinize ölüm geldiği vakit, bir hayır (bir mal) bırakacaksa, babası, anası ve en yakın akrabası için meşru bir surette vasiyet etmek, Allah'tan korkan kimseler üzerine yerine getirilmesi vacib bir hak olarak size farz kılındıٱلمُتَّقِينَ
  13. 2:183Ey iman edenler! Oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi size de farz kılındı. Umulur ki korunursunuzتَتَّقُونَ
  14. 2:187Oruç gecesi kadınlarınıza yaklaşmanız, size helâl kılındı. Onlar, sizin için bir örtü, siz de onlar için bir örtü durumundasınız. Allah, nefsinize güvenemeyeceğinizi bildiği için müracaatınızı kabul buyurdu ve sizi bağışladı. Şimdi onlara yaklaşın ve Allah'ın sizler için yazdığını isteyin. Ta fecrin beyaz ipliği siyah iplikden size seçilinceye kadar yiyin, için. Sonra da ertesi geceye kadar orucu tam tutun. Bununla beraber siz mescitlerde îtikaf halinde iken onlara yaklaşmayın. Bunlar, Allah'ınsınırlarıdır, sakın onlara yaklaşmayın. Allah, âyetlerini insanlara böyle açıklıyor ki sakınıp korunsunlarيَتَّقُونَ
  15. 2:189Sana hilâllerden soruyorlar. De ki: Onlar insanlar için de, hac için de vakit ölçüleridir. Bununla beraber iyilik, evlere arkalarından gelmeniz değildir. Fakat iyiliğe eren, kötülükten korunan kimsedir. Evlere kapılarından gelin, Allah'tan korkun ki, kurtuluşa eresinizٱتَّقَىٰ
  16. 2:194Hürmetli ay hürmetli aya ve bütün hürmetler birbirine karşılıktır. O halde kim size saldırdıysa, siz de ona yaptığı saldırının aynıyle saldırın da ileri gitmeye Allah'tan korkun ve bilin ki Allah, takva sahipleriyle beraberdirوَٱتَّقُواْ
  17. 2:196Hac ve umreyi de Allah için tamam yapın. Eğer bunlardan alıkonursanız, o zaman kolayınıza gelen bir kurban gönderin. Bununla beraber bu kurban, kesileceği yere varıncaya kadar başlarınızı tıraş etmeyin. İçinizden hasta olana veya başından bir rahatsızlığı bulunana tıraş için oruç veya sadaka yahut da kurbandan ibaret bir fidye gerekir. Engellemeden kurtulduğunuz zaman da her kim hacca kadar umre ile sevab kazanmak isterse, ona da kolayına gelen bir kurban gerekir. Bunu bulamayana ise üç gün hacda, yedi de döndüğünüzde ki tam on gün oruç tutması lazım gelir. Bu hüküm, ailesi Mescidi Haram civarında oturmayanlar içindir. Allah'tan korkun ve bilin ki Allah'ın azabı gerçekten çok şiddetlidirوَٱتَّقُواْ
  18. 2:197Hac, bilinen aylardadır. Her kim o aylarda hacca başlayıp kendisine farz ederse; artık hacda kadına yaklaşmak, günah işlemek ve kavga etmek yoktur. Siz hayırdan ne işlerseniz, Allah onu bilir. Kendinize azık edinin. Şüphesiz ki azıkların en hayırlısı Allah korkusudur. Ey akıl sahipleri! Benden korkunٱلتَّقوَىٰ
  19. 2:201Yine onlardan: "Ey Rabbimiz! Bize dünyada bir güzellik ve ahirette de bir güzellik ver ve bizi ateş azabından koru!" diyenler vardırوَقِنَا
  20. 2:203Bir de sayılı günlerde Allah'ı zikredin (tekbir alın). Bunlardan kim iki gün içinde (Mina'dan) dönmek için acele ederse ona günah yoktur. Kim geri kalırsa ona da günah yoktur. Ama bu, takva sahipleri içindir. Allah'tan korkun ve bilin ki, siz ancak O'nun huzuruna varıp toplanacaksınızٱتَّقَىٰ
  21. 2:206Ona: "Allah'tan kork!" dendiği zaman da kendisini onuru (gururu) günah işlemeye sevkeder. Cehennem de onun hakkından gelir. O ne kötü bir yataktırٱتَّقِ
  22. 2:212Dünya hayatı, inkar edenler için bezendi. (Onlar), iman edenlerle eğleniyorlar. Halbuki takva sahibi olan o müminler, kıyamet günü onların üstündedir. Allah dilediğine hesapsız rızık verirٱتَّقَواْ
  23. 2:223Kadınlarınız, sizin için bir tarladır. O halde tarlanıza dilediğiniz gibi varın ve kendiniz için ileriye hazırlık yapın. Allah'tan korkun ve bilin ki siz mutlaka O'nun huzuruna varacaksınız. Ey Muhammed, müminleri müjdeleوَٱتَّقُواْ
  24. 2:224Sözünüzde durmanız, kötülükten sakınmanız ve insanların arasını düzeltmeniz için, Allah'ı yeminlerinize hedef veya siper edip durmayın. Allah, her şeyi işitir ve bilirوَتَتَّقُواْ
  25. 2:231Kadınları boşadığınız zaman iddetlerini bitirdiklerinde, artık kendilerini ya iyilikle tutun veya güzellikle salın. Yoksa haklarına tecavüz için zararlarına olarak onları tutmayın. Her kim bunu yaparsa nefsine zulmetmiş olur. Sakın Allah'ın âyetlerini alay konusu edinmeyin, Allah'ın üzerinizdeki nimetini, size kendisiyle öğüt vermek üzere indirdiği kitap ve hikmeti hatırlayıp, düşünün. Hem Allah'tan korkun ve bilin ki Allah her şeyi bilirوَٱتَّقُواْ
  26. 2:233Anneler, çocuklarını, emzirmenin tamamlanmasını isteyenler için tam iki yıl emzirirler. Çocuk kendisine ait olan babaya da emzirenlerin yiyecekleri ve giyecekleri geleneklere uygun olarak bir borçtur. Bununla beraber herkes ancak gücüne göre mükellefolur. Çocuğu sebebiyle bir anne de, çocuğu sebebiyle bir baba da zarara sokulmasın. Varise düşen de yine aynı borçtur. Eğer ana ve baba birbirleriyle istişare edip, her ikisinin de rızasıyla çocuğu memeden ayırmak isterlerse kendilerine bir günah yoktur. Eğer çocuklarınızı başkalarına emzirtmek isterseniz vereceğinizi güzel güzel verdikten sonra bunda da size bir günah yoktur. Bununla beraber Allah'tan korkun ve bilin ki, Allah yaptıklarınızı görürوَٱتَّقُواْ
  27. 2:237Eğer onları, kendilerine dokunmadan önce boşar ve mehri de kesmiş bulunursanız, o zaman borç, o kestiğiniz miktarın yarısıdır. Ancak kadınlar veya nikâh akdini elinde bulunduran kimse bağışlarsa başka. Ey erkekler! sizin bağışlamanız ise takvaya daha yakındır. Aranızdaki fazileti unutmayın şüphesiz ki Allah, her ne yaparsanız hakkiyle görürلِلتَّقوَىٰ
  28. 2:241Boşanmış kadınlar için de meşru ve geleneğe uygun şekilde bir meta'(intifa hakkı) vardır ki verilmesi, Allah'tan korkanlar üzerine bir borçturٱلمُتَّقِينَ
  29. 2:278Ey iman edenler! Allah'tan korkun ve artık faizin peşini bırakın, eğer gerçekten müminler isenizٱتَّقُواْ
  30. 2:281Öyle bir günden korkunuz ki, o gün Allah'a döndürüleceksiniz. Sonra da herkese kazancı tamamıyla ödenecek ve hiç kimse haksızlığa uğramayacaktırوَٱتَّقُواْ

Bu kök 236 ayette geçiyor; ilk 30 tanesi gösteriliyor.

Kök ve kelime çözümlemesi Quranic Arabic Corpus'tan (GNU GPL). NÛR burada anlam yorumu yapmaz.