Kök
دنو
Kur'an'da 133 yerde, 128 ayette geçer.
Önerilen okuma
Kur'an içi çıkarımKısaca
Elini uzatınca hemen kopardığın sarkık bir meyve düşün. Kur’an’da bu kök, yakın olanı anlatır: elde, mekânda ve zamanda yakın. Bu yüzden bazen daha uygun ya da daha olası demek olur, bazen de daha düşük görüleni ve yakın hayatı, yani dünya aşamasını gösterir.
Türkçedeki izi
- dünya
- Dünya, Arapçadaki dunyâ’dan gelir, aslı yakın demek.
- dünyevî
- Dünyevî, dünyaya ait demek, kökteki yakınlık hissini taşır.
Tanıdık kelimelerle kıyas
bu kökileاخر(ahiret, ahir)
Bu kök yakın ve elde olana yönelir. Axr sonraya ve ertelenene bakar. Kısacası bu kök şimdi, Axr sonra.
bu kökileحيي(hayat)
Hyy yaşamın kendisini söyler. Bu kök yaşamın yakın bölümünü ya da daha düşük olanı anlatır. Kısacası Hyy yaşam, bu kök yaşamın yakını.
bu kökileغرر(gurur, mağrur)
grr aldatma ve aldanmadır. Bu kök, insanı çeken yakındaki cazibeyi adlandırır. Kısacası grr aldatmak, bu kök yakın cazibe.
Müfessir diliyle
Yakın olan: elde, mekânda ve zamanda yakın; erişimi kolay, bu yüzden daha aşağı sayılan.
Nazâir, kökün aslı olarak “yakınlık”ı gösterir: vadi kıyısının/en yakın yamaç (8:42), en yakın gök (67:5), sarkıp ele gelen salkım ve meyve (6:99; 55:54; 69:23), örtünün yaklaştırılması (33:59). Buradan, sonuç bakımından “daha yakın/olası” (4:3; 33:59) ve değer bakımından “daha düşük/ufak” (2:61; 7:169) mânaları türer. “El-ḥayâtud-dunyâ” ise “yakın safha”yı adlandırır; ertelenmiş safhaya karşı konur (6:32; 57:20).
Somuttan soyuta
Somut mekânsal yakınlıktan (sarkık meyve, yakın yamaç, yaklaşma: 6:99; 8:42; 53:8-9) olasılık ve uygunluğa (4:3; 33:59), oradan da göreli düşüklüğe ve adlandırılmış yakın safhaya uzanır (2:61; 6:32).
Kardeş köklerden farkı
اخرile farkı
dnw, yakın ve elde olana işaret eder; Axr, sonraya/erteleyene ve son safhaya. Karşıt ikilide dnw şimdiye, Axr ise daha sonraya yönelir.
حييile farkı
Hyy, var oluşu/canlılığı bildirir; dnw bu var oluşu niteleyip yakın safha veya düşük derekeyi gösterir. Yani Hyy öz, dnw onun konumu/katmanıdır.
غررile farkı
grr aldatma/aldanmayı anlatır; dnw aldanılan şeyin yakın ve elaltı cazibesini adlandırır. Aldanma fiili grr’dedir, nesnesi çoğu kez dnw alanıdır.
Anlam alanları · 5
Mekânsal yakınlık ve erişilebilirlik
En yakında bulunan yamaç/gök ve ele gelen meyve gibi doğrudan temas imkânı veren yakınlık.
Zamansal yakınlık/öne alınmış olan
Sonraki olana karşı önce gelen, yakındaki karşılık ve safha.
Değer ve seviye bakımından düşüklük
Daha iyinin karşısında daha ufak/düşük olanı istemek veya ona razı olmak.
Olasılık/uygunluk bakımından daha yakın olan
Bir sonucu temine daha elverişli, ihtimale daha yakın olan tercih.
Yakın safhada tecellî eden övgü/yerme ve karşılık
Yakın evrede müjde, yardım, rezillik veya lanetin görünür oluşu.
Biçimlerin kullanımı
- أَدْنَىٰ
- Daha yakın; bağlama göre daha olası/münasip veya daha düşük/ufak.
- دَانِيَة
- Yaklaşmış, ele-geçer hâle gelmiş; sarkık, erişilebilir (ürün/nimet).
- دَنَا
- Yaklaştı; mesafe azalttı, temas eşiğine indi.
- دَان
- Yakın duran; erişimi kolay olan (ürün/semere).
Güven: Güçlü · incelenen 62 ayetin 18'i açıklandı (%29) · toplam 128 ayetten dengeli örnek
Mekânsal, zamansal, olasılık ve karşılaştırma bağlamlarında tutarlı “yakınlık” ekseni çok sayıda ayetle sabitleniyor.
Açık soru: أَدْنَىٰ her zaman ‘düşük’ değildir; kimi bağlamda sadece ‘daha yakın/uygun’ ihtimali bildirir (4:3; 33:59).
Bu okuma Arapça metinden ve kökün geçtiği ayetlerden çıkarıldı; meal yalnızca yardımcı olarak kullanıldı. Ayete dayanmayan iddialar otomatik silindi. Ayetlere tıklayıp kendin tart.
Yoldaş kökler
Aynı ayetlerde bu kökle en sık birlikte geçenler. Bu bir istatistiktir, eş anlam iddiası değildir — farkı ders ortaya koyar.
Aldığı yüzler · 12
Aynı üç harf, bu kadar farklı kelime veriyor. Anlam ailesi burada görünür — sözlük anlamıdır, hüküm değildir.
Geçtiği ayetler · ilk 30
- 2:61Hani bir zamanlar, "Ey Musa, biz tek çeşit yemeğe asla katlanamayacağız, yeter artık bizim için Rabbine dua et de bize yerin yetiştirdiği şeylerden; sebzesinden, kabağından, sarmısağından, mercimeğinden ve soğanından çıkarsın." dediniz. O da size "O üstün olanı daha aşağı olanla değiştirmek mi istiyorsunuz? Bir kasabaya konaklayın o vakit istediğiniz elbette olacaktır." dedi. Üzerlerine zillet ve meskenet damgası vuruldu ve nihayet Allah'dan bir gazaba uğradılar. Evet öyle oldu, çünkü Allah'ın âyetlerini inkâr ediyorlar ve haksız yere peygamberleri öldürüyorlardı. Evet öyle oldu, çünkü isyana dalıyorlar ve aşırı gidiyorlardıأَدنَىٰ
- 2:85Sonra sizler öyle kimselersiniz ki, kendilerinizi öldürüyorsunuz ve sizden olan bir grubu diyarlarından çıkarıyorsunuz, onlar aleyhinde kötülük ve düşmanlık güdüyor ve bu konuda birleşip birbirinize arka çıkıyorsunuz, şayet size esir olarak gelirlerse fidyeleşmeye kalkıyorsunuz. Halbuki yurtlarından çıkarılmaları size haram kılınmış idi. Yoksa siz kitabın bir kısmına inanıp bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz? Şu halde içinizden böyle yapanlar, netice olarak dünya hayatında perişanlıktan başka ne kazanırlar, kıyamet gününde de en şiddetli azaba uğratılırlar. Allah, yaptıklarınızdan gafil değildirٱلدُّنيَا
- 2:86Bunlar ahireti, dünya hayatına satmış kimselerdir. Onun için bunlardan azap hafifletilmez ve kendilerine bir yerden yardım da gelmezٱلدُّنيَا
- 2:114Allah'ın mescitlerini, içlerinde Allah'ın isminin anılmasından meneden ve onların harap olmalarına çalışan kimselerden daha zâlim kim olabilir! İşte bunlar, oralara korka korka girmekten başka birşey yapmazlar. Bunlara dünyada perişanlık, ahirette de büyük bir azap vardırٱلدُّنيَا
- 2:130İbrahim'in milletinden, kendine kıyan beyinsizden başka kim yüz çevirir? Biz onu dünyada seçkin birisi yaptık, hiç şüphesiz o, ahirette de iyilerden biridirٱلدُّنيَا
- 2:200Nihayet hac ibadetlerinizi bitirdiğiniz zaman, önceleri babalarınızı andığınız gibi, hatta daha kuvvetli bir anışla Allah'ı anın. İnsanlardan kimisi: "Ey Rabbimiz! Bize dünyada ver!" der. Onun için ahirette hiçbir kısmet yokturٱلدُّنيَا
- 2:201Yine onlardan: "Ey Rabbimiz! Bize dünyada bir güzellik ve ahirette de bir güzellik ver ve bizi ateş azabından koru!" diyenler vardırٱلدُّنيَا
- 2:204İnsanlardan kimi de vardır ki, dünya hayatı hakkındaki sözleri senin hoşuna gider ve o kalbindekine Allah'ı şahit tutar. Halbuki O, İslâm düşmanlarının en yamanıdırٱلدُّنيَا
- 2:212Dünya hayatı, inkar edenler için bezendi. (Onlar), iman edenlerle eğleniyorlar. Halbuki takva sahibi olan o müminler, kıyamet günü onların üstündedir. Allah dilediğine hesapsız rızık verirٱلدُّنيَا
- 2:217Ey Muhammed! Sana haram aydan ve o ayda savaşmaktan soruyorlar. De ki: O ayda savaşmak, büyük bir günahtır. Bununla beraber Allah yolundan alıkoymak, O'nu inkar etmek, insanları, Mescidi Haram'dan menetmek ve halkını oradan çıkarmak, Allah yanında daha büyük bir günahtır ve fitne, öldürmekten daha büyük bir vebaldir. Onlar, güçleri yeterse, sizi dininizden döndürmek için sizinle savaşmaktan hiçbir zaman geri durmazlar. Sizden de her kim, dininden döner ve kâfir olarak can verirse artık onların bütün amelleri, dünyada ve ahirette boşa gitmiştir. İşte onlar, cehennemliklerdir. Onlar orada ebedi olarak kalacaklardırٱلدُّنيَا
- 2:220Dünya ve ahiret hakkında (düşünürsünüz.) Sana bir de yetimlerden soruyorlar. De ki: Onlar hakkında yapacağınız bir ıslah, işlerine karışmamaktan daha hayırlıdır. Eğer onlara karışırsanız, onlar sizin kardeşlerinizdir. Allah, bozguncuyla ıslah ediciyi bilir, birbirinden ayırd eder. Eğer Allah dileseydi, sizi zora koşardı. Şüphesiz ki Allah çok güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidirٱلدُّنيَا
- 2:282Ey iman edenler! Belli bir vade ile karşılıklı borç alış verişinde bulunduğunuz vakit onu yazın. Hem aranızda doğruluğuyla tanınmış yazı bilen biri yazsın. Yazı bilen biri, Allah'ın, kendisine öğrettiği gibi yazmaktan kaçınmasın da yazsın. Bir de hak kendi üzerinde olan adam söyleyip yazdırsın ve herbiri yazarken Rabbi olan Allah'dan korksun da haktan birşey eksiltmesin. Şayet borçlu bir bunak veya küçük bir çocuk veya söyleyip yazdıramıyacak durumda biri ise velisi doğrusunu söyleyip yazdırsın. Erkeklerinizden hazırda olan iki kişiyi şahit de yapın. Şayet iki tane erkek hazırda yoksa, o zaman doğruluğuna güvendiğiniz şahitlerden bir erkekle iki kadın ki, birisi unutunca, öbürü hatırlatsın, şahitler de çağırıldıklarında kaçınmasınlar; siz yazanlar da az olmuş, çok olmuş, onu vadesine kadar yazmaktan usanmayın. Bu, Allah katında adalete daha uygun olduğu gibi; hem şahitlik için daha sağlam, hem şüpheye düşmemeniz için daha elverişlidir. Meğer ki, aranızda hemen devredeceğiniz bir ticaret olsun, o zaman bunu yazmamanızda sizin için bir sakınca yoktur. Alım satım yaptığınız vakit de yine şahit tutun. Ayrıca ne yazan, ne de şahitlik eden bir zarar görmesin. Eğer onlara zarar verirseniz, o işte mutlaka size dokunacak bir günah olur. Üstelik Allah'dan korkun. Allah size ayrıntılarıyla öğretiyor ve Allah her şeyi bilirوَأَدنَىٰٓ
- 3:14İnsanlara kadınlar, oğullar, yüklerle altın ve gümüş yığınları, salma atlar, davarlar, ekinler kabilinden aşırı sevgiyle bağlanılan şeyler çok süslü gösterilmiştir. Halbuki bunlar dünya hayatının geçici faydalarını sağlayan şeylerdir. Oysa varılacakyerin (ebedî hayatın) bütün güzellikleri Allah katındadırٱلدُّنيَا
- 3:22İşte bunlar öyle kimselerdir ki, dünyada da ahirette de bütün yaptıkları boşa gitmiştir. Onların hiçbir yardımcıları da olmayacaktırٱلدُّنيَا
- 3:45Melekler şöyle demişti: "Ey Meryem! Allah sana kendisinden bir kelimeyi müjdeliyor ki, adı Meryem oğlu İsa Mesih'dir; dünyada da ahirette de itibarlı, aynı zamanda Allah'a çok yakınlardandırٱلدُّنيَا
- 3:56İnkâr edenlere gelince, onlara dünyada da, ahirette de şiddetli bir şekilde azab edeceğim, onların hiçbir yardımcıları da olmayacaktırٱلدُّنيَا
- 3:117Onların bu dünya hayatında harcadıklarının durumu, kendilerine zulmeden bir topluluğun ekinlerini vurup da mahveden kavurucu ve soğuk bir rüzgarın hali gibidir. Allah onlara zulmetmedi. Fakat kendileri, kendilerine zulmediyorlarٱلدُّنيَا
- 3:145Allah'ın izni olmadıkça hiçbir kimseye ölmek yoktur. (Ölüm) belirli bir süreye göre yazılmıştır. Kim dünya menfaatini dilerse, kendisine ondan veririz. Kim de ahiret sevabını isterse ona da ondan veririz. Biz şükredenleri mükafatlandıracağızٱلدُّنيَا
- 3:148Allah da onlara hem dünya nimetini, hem de ahiret sevabının güzelliğini verdi. Allah güzel davrananları severٱلدُّنيَا
- 3:152Siz Allah'ın izni ile düşmanlarınızı öldürürken, Allah, size olan vaadini yerine getirmiştir. Allah size sevdiğiniz (galibiyeti) gösterdikten sonra zaafa düştünüz. (Peygamber'in verdiği) emir hakkında tartışmaya kalkıştınız ve isyan ettiniz. Kiminiz dünyayı istiyordu, kiminiz ahireti istiyordu. Sonra Allah sizi, denemek için onlardan geri çevirdi ve sizi bağışladı. Allah müminlere karşı çok lütufkârdırٱلدُّنيَا
- 3:185Her canlı ölümü tadacaktır. Kıyamet günü ecirleriniz size eksiksiz olarak verilecektir. Kim cehennemden uzaklaştırılıp cennete konursa o, gerçekten kurtuluşa ermiştir. Dünya hayatı, aldatıcı zevkten başka birşey değildirٱلدُّنيَآ
- 4:3Eğer öksüz kızlarla evlendiğinizde onlara karşı adaletli davranamamaktan korkarsanız, hoşunuza giden diğer kadınlardan iki, üç ve dörde kadar evlenebilirsiniz. Eğer adaleti gözetmemekten korkarsanız, o zaman bir tane ile veya elinizin altındakiyle (sahip olduğunuz câriye ile) yetinin. Doğruluktan ayrılmamak için bu daha elverişlidirأَدنَىٰٓ
- 4:74O halde geçici dünya hayatını, ebedî ahiret hayatı karşılığında satacak olanlar, Allah yolunda savaşsınlar. Her kim Allah yolunda savaşır da öldürülür veya galip gelirse, her iki durumda da biz ona yarın pek büyük bir mükafat vereceğizٱلدُّنيَا
- 4:77Kendilerine, "Ellerinizi savaştan çekin, namazı kılın, zekatı verin" denilenleri görmedin mi? Üzerlerine savaş yazılınca hemen içlerinden bir kısmı insanlardan, Allah'tan korkar gibi, hatta daha çok korkarlar ve "Rabbimiz! Niçin bize savaş yazdın? Ne olurdu bize azıcık bir müddet daha tanımış olsaydın da biraz daha yaşasaydık?" derler. Onlara de ki: "Dünya zevki ne de olsa azdır, ahiret, Allah'a karşı gelmekten sakınan için daha hayırlıdır ve size kıl kadar haksızlık edilmezٱلدُّنيَا
- 4:94Ey İman edenler! Allah yolunda cihada çıktığınız zaman, mümini kâfirden ayırmak için iyice araştırın. Size selam veren kimseye, dünya hayatının menfaatini gözeterek, "Sen mümin değilsin" demeyin. Allah katında çok ganimetler var. İslâm'a ilk önce girdiğiniz zaman siz de öyle idiniz. Sonra Allah size lutufta bulundu. Onun için iyice araştırın. Şüphesiz ki Allah, yaptıklarınızdan haberdardırٱلدُّنيَا
- 4:109Haydi siz dünya hayatında onları savunuverdiniz (diyelim). Peki kıyamet gününde Allah'ın huzurunda onları kim savunacaktır? Yahut onlara kim vekil olacaktırٱلدُّنيَا
- 4:134Kim dünya nimetini isterse, bilsin ki dünya ve ahiret nimeti Allah katındadır. Allah her şeyi çok iyi işiten ve çok iyi görendirٱلدُّنيَا
- 5:33Allah ve Resulüne karşı savaşan ve yeryüzünde fesat çıkarmaya çalışanların cezası, ancak öldürülmeleri veya asılmaları yahut ayak ve ellerinin çaprazlama kesilmesi, ya da yeryüzünde başka bir yere sürgün edilmeleridir. Bu, dünyada onlar için bir zillettir. Ahirette ise onlar için büyük bir azab vardırٱلدُّنيَا
- 5:41Ey peygamber, ağızlarıyla "inandık" deyip, kalbleriyle inanmamış olanlardan ve yahudilerden küfürde yarış edenler seni üzmesin. Onlar yalana kulak verirler, sana gelmeyen diğer bir topluluğa kulak verirler, kelimeleri yerlerinden değiştirirler, "eğer size bu verilirse alın, bu verilmezse sakının" derler. Allah birini şaşırtmak isterse, sen onun için Allah'a karşı hiçbir şey yapamazsın. Onlar öyle kimselerdir ki, Allah, onların kalblerini temizlemek istememiştir. Onlar için dünyada rezillik var ve yine onlar için ahirette de büyük bir azab vardırٱلدُّنيَا
- 5:108İşte bu, şahitliklerini gerektiği gibi yapmaları, yahut yeminlerinden sonra yeminlerinin kabul edilmemesinden korkmaları için en iyi yoldur. Allah'tan korkun ve emirlerini dinleyin. Allah, doğru yoldan çıkan bir topluluğu hidayete erdirmezأَدنَىٰٓ
Bu kök 128 ayette geçiyor; ilk 30 tanesi gösteriliyor.
Kök ve kelime çözümlemesi Quranic Arabic Corpus'tan (GNU GPL). NÛR burada anlam yorumu yapmaz.