Kök
عقب
Kur'an'da 80 yerde, 74 ayette geçer.
Önerilen okuma
Kur'an içi çıkarımKısaca
Birini düşün: korkuyor ve topuğunu basıp arkaya dönüyor. Kur’an bu kökle, bir işin ardından gelen payı anlatır: geri dönüş, peşi sıra geliş ve en son durak. Mesela iyinin ardı ödül, yalanlayanın ardı kayıp; bazen de koruyucuların ardı ardına gelişi ya da zorlu bir geçit.
Türkçedeki izi
- akıbet
- Bir işin ardından gelen son durak demektir.
- akabinde
- Hemen peşinden, arkası sıra anlamında kullanılır.
- Akabe
- Sarp geçit demek; kökün zorlu eşik anlamını taşır.
Tanıdık kelimelerle kıyas
bu kökileفسد(fesat, ifsad)
Fesat bozmanın kendisi. Akıbet ise bu bozmadan sonra gelen sonuç. Kısacası fesat eylem, akıbet sonuç.
bu kökileارض(arazi, arz)
Arz yerin kendisi. Akıbet ise olaydan sonra görünen evre. Kısacası arz mekân, akıbet son.
bu kökileدري()
Bu kök bilmek ya da bilmemek üstünden konuşur. Akıbet ise bilsek de bilmesek de sonunda ortaya çıkacak paydır. Kısacası dry bilgi, akıbet sonuç.
Müfessir diliyle
Bir şeyin ardına düşen pay: peşi sıra gelen evre; geri dönme, ardıl karşılık ve nihai netice.
Somutta topuk/arka taraf üzerinden “geri dönmek” ve “arkasını getirmek” anlamı belirir (2:143; 3:144; 27:10). Soyutta bu, bir işin peşinden gelen karşılık ve sonuç katmanına genişler: cezalandırma, ardıl pay, varılacak nihai evre (2:211; 13:32; 13:35). ‘Takip edip ardı sıra gelme’ çizgisi, koruyucu nöbet ve hükmü “takip edip bozma” imkânsızlığı ifadelerinde de açıkça görünür (13:11; 13:41).
Somuttan soyuta
Gözle görülen “topuk/arkaya dönüş”ten (3:149; 23:66) başlayan anlam, “ardından gelen cezaya” (8:13; 40:22) ve “işlerin vardığı evreye” (3:137; 28:83) doğru soyutlanır.
Kardeş köklerden farkı
فسدile farkı
F-s-d bozan eylemin kendisidir; ‘aqb o eylemin peşinden gelen pay ve kaçınılmaz evredir. Bozguncuların akıbeti ifadesi, fiilin (ifsad) ürünü olan ardıl evreyi gösterir.
ارضile farkı
Ard yer/mekândır; ‘aqb, olayların peşi sıra beliriveren evredir. Gezinmek mekânı gösterir, bakmak ise ardından ortaya çıkan evreyi göstermeye çağırır.
دريile farkı
D-r-y bilip bilmemeyi anlatır; ‘aqb, bilmekten bağımsız olarak ortaya çıkacak ardıl evreyi anlatır. Sonunda kimin payı olduğu bilinecektir.
Anlam alanları · 5
Fizikî geri dönüş/arkaya basış
Topuk/arka taraf üzerinden gerisin geri dönmek ya da ardına bakmamak.
Ardıl karşılık (cezaya özellikle vurgu)
Bir tutumun peşinden gelen, onu izleyen karşılık; çoğu bağlamda ilahî müeyyide.
Varmak zorunda olunan nihai evre
Toplam sürecin ardından beliriveren pay; övülenlere nimet, yalanlayanlara kayıp olarak tebarüz eder.
Ardışık takip ve hükmü izleyip bozma iddiası
Peşi sıra gelen koruyucular ve Allah hükmünü takip ederek bozan bir takipçinin bulunmaması.
Çetin geçit
Aşılması emek isteyen bir eşik/yokuş; içine dalma ifadesi güçlük vurgular.
Biçimlerin kullanımı
- عَٰقِبَة
- Bir sürecin arkasından görünen evre; vardığı pay/nihayet.
- عُقْبَى
- En ileri/sonraki pay; övülen için nimet, inkârcı için ateş.
- عِقَاب
- Ardından gelen karşılık; çoğunlukla cezalandırma olarak tecelli eder.
- عَاقَبَ
- Karşı tarafa, kendisine yapıldığı gibi ardıl mukabelede bulunmak.
Güven: Güçlü · incelenen 61 ayetin 37'i açıklandı (%61) · toplam 74 ayetten dengeli örnek
Biçimler geniş spektrumda ve yoğun nazâirle aynı ‘ardından gelme/ardıllık’ çekirdeğinde birleşiyor.
Açık soru: Mu‘aqqibāt’ın mahiyeti ve ‘aqabah’ın içeriği bu listede tafsil edilmediğinden, yorum sınırlı tutulmuştur.
Bu okuma Arapça metinden ve kökün geçtiği ayetlerden çıkarıldı; meal yalnızca yardımcı olarak kullanıldı. Ayete dayanmayan iddialar otomatik silindi. Ayetlere tıklayıp kendin tart.
Yoldaş kökler
Aynı ayetlerde bu kökle en sık birlikte geçenler. Bu bir istatistiktir, eş anlam iddiası değildir — farkı ders ortaya koyar.
Aldığı yüzler · 28
Aynı üç harf, bu kadar farklı kelime veriyor. Anlam ailesi burada görünür — sözlük anlamıdır, hüküm değildir.
Geçtiği ayetler · ilk 30
- 2:143Ve işte böyle, sizi ortada yürüyen bir ümmet kıldık ki, siz bütün insanlar üzerine adalet örneği ve hakkın şahitleri olasınız, Peygamber de sizin üzerinize şahit olsun. Daha önce içinde durduğun Kâ'be'yi kıble yapmamız da şunun içindir: Peygamber'in izince gidecekleri, iki ökçesi üzerinde geri döneceklerden ayıralım. Bu iş elbette Allah'ın hidayet ettiği kimselerin dışındakilere çok ağır gelecekti. Allah imanınızı kaybedecek değildir. Hiç şüphesiz Allah, bütün insanlara çok şefkatlidir, çok merhametlidirعَقِبَيهِ
- 2:196Hac ve umreyi de Allah için tamam yapın. Eğer bunlardan alıkonursanız, o zaman kolayınıza gelen bir kurban gönderin. Bununla beraber bu kurban, kesileceği yere varıncaya kadar başlarınızı tıraş etmeyin. İçinizden hasta olana veya başından bir rahatsızlığı bulunana tıraş için oruç veya sadaka yahut da kurbandan ibaret bir fidye gerekir. Engellemeden kurtulduğunuz zaman da her kim hacca kadar umre ile sevab kazanmak isterse, ona da kolayına gelen bir kurban gerekir. Bunu bulamayana ise üç gün hacda, yedi de döndüğünüzde ki tam on gün oruç tutması lazım gelir. Bu hüküm, ailesi Mescidi Haram civarında oturmayanlar içindir. Allah'tan korkun ve bilin ki Allah'ın azabı gerçekten çok şiddetlidirٱلعِقَابِ
- 2:211İsrailoğullarına sor: Biz onlara ne kadar açık âyetler vermiştik. Fakat Allah'ın nimetini her kim kendisine geldikten sonra değiştirirse, şüphe yok ki, Allah'ın azabı çok şiddetlidirٱلعِقَابِ
- 3:11Gidişatları, Firavun soyunun ve daha öncekilerin gidişatı gibidir. Onlar, âyetlerimizi yalan saymışlardı. Bunun üzerine Allah da onları işledikleri günahlar yüzünden yakalayıp alaşağı etti. Allah, cezası çetin olandırٱلعِقَابِ
- 3:137Muhakkak ki sizden önce birçok olaylar, şeriatler gelip geçmiştir. Yeryüzünde gezin, dolaşın da yalancıların sonunun nasıl olduğunu bir görünعَٰقِبَةُ
- 3:144Muhammed, ancak bir peygamberdir. Ondan önce de peygamberler gelip geçmiştir. Şimdi o ölür veya öldürülürse gerisin geriye (eski dininize) mi döneceksiniz? Kim (böyle) geri dönerse, Allah'a hiçbir şekilde zarar veremez. Allah şükredenleri mükafatlandıracaktırأَعقَٰبِكُم
- 3:149Ey iman edenler! Siz eğer kâfir olanlara uyarsanız, sizi topuklarınız üstünde gerisin geriye çevirirler. O zaman büsbütün kaybedersinizأَعقَٰبِكُم
- 5:2Ey iman edenler! Allah'ın alâmetlerine, haram aya, kurbanlık hediyelere, gerdanlıklarına ve Rablerinden lutuf ve rıza bekleyerek Kabe'ye yönelenlere sakın saygısızlık etmeyin. İhramdan çıktığınız zaman avlanabilirsiniz. Sizi Mescidi Haram'dan çevirdiklerinden dolayı bir topluma karşı olan kininiz, sizi saldırıya sevk etmesin. İyilik ve takva üzerinde yardımlaşın, günah ve düşmanlık üzerinde yardımlaşmayın. Allah'tan korkun. Çünkü Allah'ın azabı çetindirٱلعِقَابِ
- 5:98İyi bilin ki Allah, hem cezası çok şiddetli olandır, hem de çok bağışlayıcı, çok merhametlidirٱلعِقَابِ
- 6:11De ki: "Yeryüzünde dolaşın da yalanlayanların sonu nasıl olmuş, görünعَٰقِبَةُ
- 6:71De ki: "Biz Allah'ı bırakıp da bize fayda veya zarar vermeyen şeylere mi yalvaralım? Allah bizi doğru yola kavuşturduktan sonra ardımıza mı dönelim? Arkadaşları, bize gel, diye doğru yola çağırdıkları halde yeryüzünde şaşkın şaşkın dolaşıp, şeytanların ayartarak uçuruma çektikleri ahmak gibi mi olalım?". De ki: "Allah'ın gösterdiği yol, yegane doğru yoldur. Bize, bütün âlemlerin Rabb'ine teslim olmamız emrolunduأَعقَابِنَا
- 6:135De ki: "Ey kavmim! Gücünüz yettiğince yapacağınızı yapın, ben de yapıyorum. Yakında (dünya) yurdunun sonunun kimin olduğunu bileceksiniz. Muhakkak zalimler kurtuluşa eremezlerعَٰقِبَةُ
- 6:165Sizi yeryüzünün halifeleri yapan, size verdiği şeylerde, sizi denemek için, kiminizi kiminizden derecelerle üstün kılan O'dur. Şüphesiz Rabbin, cezası çabuk olandır ve O, bağışlayan, esirgeyendirٱلعِقَابِ
- 7:84Ve üzerlerine bir (azab) yağmuru yağdırdık. Bak ki günahkârların sonu nasıl olduعَٰقِبَةُ
- 7:86Tehdit ederek, inananları Allah yolundan alıkoyarak ve o yolun eğriliğini arayarak öyle her yolun başında oturmayın. Düşünün ki siz az idiniz de O sizi çoğalttı. Bakın ki bozguncuların sonu nasıl olmuşturعَٰقِبَةُ
- 7:103Sonra onların arkasından Musa'yı mucizelerimizle Firavun'a ve topluluğuna gönderdik. Tuttular o mucizeleri inkâr ettiler. Ettiler de bak, o bozguncuların âkıbetleri nasıl olduعَٰقِبَةُ
- 7:128Musa, kavmine dedi ki: "Allah'ın yardımını ve lütfunu isteyin ve sabır gösterin. Şüphesiz ki yeryüzü Allah'ındır. Kullarından dilediğini ona mirasçı kılar. Sonunda kurtuluş müttakilerindirوَٱلعَٰقِبَةُ
- 7:167O Vakit Rabbin işte şu ahdi ilan edip bildirdi ki: Kıyamet gününe kadar onlara en kötü muameleyi yapacak olan kimseleri başlarına gönderecektir. Muhakkak ki, Rabbin hızla cezalandırandır ve yine muhakkak ki O, çok affedici, çok merhametlidirٱلعِقَابِ
- 8:13Çünkü onlar Allah'a ve Resulüne karşı geldiler. Kim Allah'a ve Resulüne karşı gelirse, bilsin ki Allah'ın azabı çok çetindirٱلعِقَابِ
- 8:25Ve öyle bir fitneden sakının ki, içinizden yalnızca zulüm yapanlara dokunmakla kalmaz. Ve bilin ki, Allah'ın cezası şiddetlidirٱلعِقَابِ
- 8:48Şeytan, onlara amellerini güzel gösterdiği zaman, "Bu gün insanlardan size galip gelecek yoktur, ben de size yardımcıyım." demişti. Fakat iki tarafın karşı karşıya geldiği görününce arkasını dönüp kaçtı ve şöyle dedi: "Ben sizden kesinlikle uzağım. Ben sizin göremeyeceğiniz şeyler görüyorum ve ben Allah'dan korkarım. Ayrıca Allah'ın azabı çok çetindirعَقِبَيهِ
- 8:52Tıpkı Firavun'un izinden gidenlerle onlardan öncekilerin gidişi gibi onlar da Allah'ın âyetlerini tanımadılar, Allah da kendilerini günahları yüzünden tutuklayıverdi. Çünkü Allah çok kuvvetli ve azabı çok çetin olandırٱلعِقَابِ
- 9:77Allah'a verdikleri sözü tutmadıkları ve yalan söyledikleri için, O da bu yaptıklarının sonucunu kıyamet gününe kadar yüreklerinde sürüp gidecek bir münafıklığa çevirdiفَأَعقَبَهُم
- 10:39Hayır. Onlar bilgileriyle kavrayamadıkları, te'vili de kendilerine hiç gelmemiş olan bir şeyi yalan saydılar. Bunlardan önce gelip geçenler de yine böyle inkâr etmişlerdi, amma bak zalimlerin akıbeti nasıl olduعَٰقِبَةُ
- 10:73Buna rağmen yine de onu inkâr ettiler. Biz de onu ve gemide kendisiyle beraber olanları kurtardık. Ve onları yeryüzüne halifeler yaptık. Âyetlerimizi inkâr edenleri ise suda boğduk. Bak işte uyarılanların akıbeti nasıl olduعَٰقِبَةُ
- 11:49İşte bunlar gayb haberlerindendir. Bunları sana vahiyle bildiriyoruz. Bundan önce bunları ne sen bilirdin, ne de kavmin. O halde sabret, akıbet muhakkak muttakilerindirٱلعَٰقِبَةَ
- 12:109Senden önce gönderdiğimiz peygamberler de o memleketlerin halkındandı, onlar da kendilerine vahiy verdiğimiz birtakım erkeklerden başkası değillerdi. Şimdi o yerlerde şöyle bir gezip görmediler mi? Kendilerinden önce gelip geçenlerin akıbetlerinin nasıl olduğuna bir baksalar ya!... Elbette ahiret yurdu müttakiler için daha hayırlıdır. Hâlâ aklınızı başınıza toplamayacak mısınızعَٰقِبَةُ
- 13:6Ayrıca senden iyilikten önce hemen kötülüğü getirmeni isterler. Oysa daha önce onlara misal olacak cezalar gelip geçmiştir. Ve gerçekten Rabbin, zulümlerine karşılık insanlara mağfiret sahibidir. Bununla beraber Rabbinin azabı da cidden çok çetindirٱلعِقَابِ
- 13:11Her insan için önünden ve arkasından takip edenler vardır. Allah'ın emrinden dolayı onu gözetirler. Allah bir kavme verdiğini, o kavim kendisini bozup değiştirmedikçe değiştirmez. Allah bir kavme de kötülük murad etti mi, artık onun geri çevrilmesine de imkan yoktur. Onlar için Allah'dan başka bir veli de bulunmazمُعَقِّبَٰتٞ
- 13:22Rablerinin rızasını kazanmak arzusuyla sabrederler ve namazı dosdoğru kılarlar ve kendilerine verdiğimiz rızıklardan gizli ve açıkça Allah yolunda harcarlar ve çirkinlikleri güzelliklerle yok ederler. İşte bunlar, bu hayatın akibeti kendilerinin olacak olanlardırعُقبَى
Bu kök 74 ayette geçiyor; ilk 30 tanesi gösteriliyor.
Kök ve kelime çözümlemesi Quranic Arabic Corpus'tan (GNU GPL). NÛR burada anlam yorumu yapmaz.