Kök
رحم
Kur'an'da 339 yerde, 313 ayette geçer.
Önerilen okuma
Kur'an içi çıkarımKısaca
Bir anne karnındaki bebeği düşün; içeride korunur, beslenir. Kur’an’da rahmet, böyle yakın koruma ve iyilik ulaştırmadır. Mesela kitap açıkça yol gösterir, darlık sonrası kapılar açılır, dua ederken bağışlanmadan sonra ayrıca lütuf istenir. En geniş anlamıyla Rahman, yaratılışı ve verilen sözü kuşatır.
Türkçedeki izi
- rahmet
- Yağmur ve esenlik için de söylenir; kök aynı.
- merhamet
- Şefkat ve koruma demek; aynı kökten gelir.
- rahim (anne karnı)
- Kökün somut hali; içerde taşıyıp koruyan yer.
Tanıdık kelimelerle kıyas
bu kökileغفر(mağfiret, Gafur)
Gfr daha çok suçu örtmek ve cezayı düşürmektir. rHm ise örtmenin ardından esenlik ve iyilik ulaştırır. Kısacası gfr affeder, rHm yaşatır.
bu kökileراف(Rauf, re'fet)
rAf incitmemeye dönük yumuşaklıktır. rHm daha geniş bir bakımdır; yol gösterme ve nimet verme de içerir. Kısacası rAf nazikçe dokunur, rHm bütünüyle kollar.
bu kökileتوب(tövbe, Tevvab)
Twb dönüşün kabulüdür, ilişki yeniden kurulur. rHm ise bu kabulden sonra yumuşak ve lütufkâr muameledir. Kısacası twb kapıyı açar, rHm içeri alıp ağırlır.
Müfessir diliyle
Yakınlıkla kuşatıp koruyan, zararı hafifleten ve yararı ulaştıran, taşıyıp büyüten ilahî ihsan ve şefkatli gözetim.
Somut çekirdek, canlıyı içinde taşıyıp koruyan arham/rahimlerdir (2:228; 13:8). Buradan, vahyin açıklayıcı kılınması ve hayra yöneltmesi “rahma”nın bir görünümüdür (7:52; 16:89; 46:12; 28:86). Ayrıca darlıktan sonra kolaylık ve nimet kapılarının açılması da bu kapsamda anılır (35:2; 10:21; 30:36), dua dilinde ise kusurun örtülmesinin ardından özel lütuf talebi olarak yer alır (2:286; 39:53).
Somuttan soyuta
Somut “rahim/rahimler”den (2:228; 13:8) soyut olarak vahyin kılavuzluğu ve nimet kapılarının açılması anlamına (7:52; 35:2) genişler; en kuşatıcı haliyle ilahî isim “Rahman”da yaratılış ve vaad ufkuna taşınır (25:59; 67:3).
Kardeş köklerden farkı
غفرile farkı
Gfr kusuru örtme/cezayı düşürme odaklıdır; rHm ise bunun ötesinde esenlik sağlama ve hayrı ulaştırmadır. İkisi ardışık veya eşleşik görünür: önce örtme, sonra lütuf (2:286; 39:53; 2:173).
رافile farkı
Ra’fa, incitmemeye dönük yumuşaklık ve hassasiyet vurgusudur; rHm daha kuşatıcı bir bakım olup hidayet, yaratış ve vaad gibi olumlu ihsanları da içerir (7:52; 25:59). “Ra’uf rahim” birleşimi bu iki katmanı yan yana gösterir (9:128; 22:65).
توبile farkı
Twb dönüşün kabulü ve ilişkiye geri alınmadır; rHm bu kabulün ardından esirgeme ve lütufla muamele etmektir (2:37; 2:160; 4:16), dua dilinde de kabulün üzerine ilave ihsan talebidir (2:286).
Anlam alanları · 5
Barındıran-koruyan yakınlık (somut rahim)
Canlıyı içinde taşıyıp saklayan, ölçülü biçimde azaltıp çoğaltan barınak; kökün temel imgesi.
Sıkıntıyı hafifletme ve genişlik verme
Zararı kaldırma veya hafifletme, ardından hayrın ulaştırılması; insanlar bu açılışlara sevinir yahut nankörleşir.
Hidayet ve vahyin ihsanı
Kitabın beyan, yol gösterme ve müjde oluşu; bu, koruyucu-lütufkâr muamelenin bilgi ve yöneliş olarak tezahürüdür.
Kusurdan sonra yumuşak muamele
Örtülmenin ardından esirgeyici, gönle ferah veren muamele; dua ve müjde dilinde sıkça eşleşir.
Kuşatıcı isim: Rahman
Yaratışın kusursuz düzeni, kozmik hâkimiyet ve sevgi yerleştirme; en geniş halkaya yayılan ilahî lütuf.
Biçimlerin kullanımı
- رَحْمَة
- Koruyup kuşatan lütuf: darlıktan sonra genişlik, hidayet, nimet kapılarının açılması.
- رَّحِيم
- Süregiden, yönelmiş bakım; çoğunlukla kusur bağlamında yumuşak muameleyle eşleşir.
- رَّحْمَٰن
- Kuşatıcı ve genel ihsan sahibi; yaratış ve vaad ufkunda tecelli eden ilahî isim.
- رَّحِمَ
- Yumuşak davranmak, zararı kaldırıp hayrı ulaştırmak; dua ve telif bağlamında istenir.
- أَرْحَام
- Rahimler; barındıran ve büyüten yakınlık ve soy bağı merkezi.
- مَرْحَمَة
- Karşılıklı şefkat tavsiyesi; toplumsal yumuşama ve himaye çağrısı.
Güven: Güçlü · incelenen 62 ayetin 26'i açıklandı (%42) · toplam 313 ayetten dengeli örnek
Kökün somut (arham) ve soyut (hidayet, nimet, zarar hafifletme) kullanımları çok sayıda ve tutarlıdır.
Açık soru: Rahman-Rahim nüanslarının kapsamı geniştir; veriler güçlü işaretler verse de dağılımın tüm ayrıntıları bu listede sınırlı kalabilir.
Bu okuma Arapça metinden ve kökün geçtiği ayetlerden çıkarıldı; meal yalnızca yardımcı olarak kullanıldı. Ayete dayanmayan iddialar otomatik silindi. Ayetlere tıklayıp kendin tart.
Yoldaş kökler
Aynı ayetlerde bu kökle en sık birlikte geçenler. Bu bir istatistiktir, eş anlam iddiası değildir — farkı ders ortaya koyar.
Aldığı yüzler · 84
Aynı üç harf, bu kadar farklı kelime veriyor. Anlam ailesi burada görünür — sözlük anlamıdır, hüküm değildir.
Geçtiği ayetler · ilk 30
- 1:1Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın ismiyleٱلرَّحمَٰنِ
- 1:3O Rahmân ve Rahimٱلرَّحمَٰنِ
- 2:37Derken Âdem Rabb'ından birtakım kelimeler aldı, (onlarla tevbe etti. O da) tevbesini kabul etti. Muhakkak O, tevbeyi çok kabul eden, çok esirgeyendirٱلرَّحِيمُ
- 2:54Hani bir zamanlar Musa kavmine dedi ki; Ey kavmim cidden siz o buzağıyı put edinmekle kendi kendinize zulmettiniz, bari gelin Rabbinize tevbe ile dönün de nefislerinizi öldürün. Böyle yapmanız Bârî Teâlânız katında sizin için hayırlıdır, böylece tevbenizi kabul buyurdu. Gerçekten de o Tevvab ve Rahîm'dirٱلرَّحِيمُ
- 2:64Sonra verdiğiniz sözün arkasından yüz çevirdiniz, eğer üzerinizde Allah'ın lütfu ve rahmeti olmasa idi herhalde zarara uğrayanlardan olurdunuzوَرَحمَتُهُ
- 2:105Ne Kitap ehlinden, ne de müşriklerden hiçbiri, size Rabbinizden bir hayır indirilsin istemez. Allah ise, üstünlüğü, rahmetiyle dilediğine mahsus kılar ve Allah çok büyük lütuf sahibidirبِرَحمَتِهِ
- 2:128Ey bizim Rabbimiz, hem bizim ikimizi yalnız senin için boyun eğen müslümanlar kıl, hem de soyumuzdan yalnız senin için boyun eğen müslüman bir ümmet meydana getir ve bize ibadetimizin yollarını göster, tevbemize rahmetle bakıver. Hiç şüphesiz Tevvâb sensin, Rahîm sensinٱلرَّحِيمُ
- 2:143Ve işte böyle, sizi ortada yürüyen bir ümmet kıldık ki, siz bütün insanlar üzerine adalet örneği ve hakkın şahitleri olasınız, Peygamber de sizin üzerinize şahit olsun. Daha önce içinde durduğun Kâ'be'yi kıble yapmamız da şunun içindir: Peygamber'in izince gidecekleri, iki ökçesi üzerinde geri döneceklerden ayıralım. Bu iş elbette Allah'ın hidayet ettiği kimselerin dışındakilere çok ağır gelecekti. Allah imanınızı kaybedecek değildir. Hiç şüphesiz Allah, bütün insanlara çok şefkatlidir, çok merhametlidirرَّحِيمٞ
- 2:157İşte onlar var ya, Rablerinden, mağfiretler ve rahmet onlaradır. İşte hidayete erenler de onlardırوَرَحمَةٞ
- 2:160Ancak tevbe edip halini düzelterek gerçeği söyleyenler başka. İşte onları ben bağışlarım. Ben çok merhamet ediciyim, tevbeleri çokça kabul ederimٱلرَّحِيمُ
- 2:163Her halde hepinizin ilâhı, bir tek ilâhtır. Ondan başka bir ilâh yoktur. O Rahmân ve Rahîm'dirٱلرَّحمَٰنُ
- 2:173O, size yalnız şunları haram kıldı: Ölü hayvan, kan, domuz eti, bir de Allah'tan başkası adına kesilen hayvanlar. Sonra kim bunlardan yemeye mecbur kalırsa, başkasının hakkına tecavüz etmemek ve zaruret ölçüsünü geçmemek şartıyla ona da bir günah yükletilmez. Çünkü Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhametlidirرَّحِيمٌ
- 2:178Ey iman edenler! Öldürmede kısas size farz kılındı. Hüre hür, köleye köle, kadına kadın. Ama her kim, ölenin kardeşi tarafından bir şey karşılığı bağışlanırsa, o zaman örfe uyması, ona diyeti güzellikle ödemesi gerekir. Bu, Rabbiniz tarafından bir hafifletme ve bir rahmettir. Her kim bunun arkasından yine saldırırsa, artık ona acı veren bir azab vardırوَرَحمَةٞ
- 2:182Her kim de vasiyet edenin, bir hata işlemesinden veya bir günaha girmesinden endişe eder de tarafların arasını düzeltirse, ona bir vebal yoktur. Şüphesiz ki, Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidirرَّحِيمٞ
- 2:192Artık şirkten vazgeçerlerse, şüphesiz ki Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidirرَّحِيمٞ
- 2:199Sonra insanların akıp geldiği yerden siz de akıp gelin. Allah'tan bağışlanmanızı isteyin. Çünkü Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidirرَّحِيمٞ
- 2:218Şüphesiz ki iman edenlere, Allah yolunda hicret edip, cihad edenlere gelince, işte onlar, Allah'ın rahmetini umarlar. Allah, çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidirرَحمَتَ
- 2:226Kadınlarından îlâ edenler (onlara yaklaşmamaya yemin edenler) için dört ay beklemek vardır. Eğer bu yeminlerinden dönerlerse, şüphesiz ki Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidirرَّحِيمٞ
- 2:228Boşanan kadınlar, kendi kendilerine üç adet süresi beklerler ve Allah'ın rahimlerinde yarattığını gizlemeleri, kendilerine helâl olmaz. Eğer Allah'a ve ahiret gününe inanıyorlarsa gizlemezler. Kocaları da, barışmak istedikleri takdirde o süre içersinde onları geri almaya daha layıktırlar. O kadınların, üzerlerindeki meşru hak gibi, kendilerinin de hakları vardır. Yalnız erkekler için, onların üzerinde bir derece vardır. Allah çok güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidirأَرحَامِهِنَّ
- 2:286Allah hiç kimseye gücünün yeteceğinden başka yük yüklemez. Herkesin kazandığı hayır kendisine, yaptığı kötülüğün zararı yine kendisinedir. Ey Rabbimiz, eğer unuttuk ya da yanıldıysak bizi tutup sorguya çekme! Ey Rabbimiz, bize bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme! Ey Rabbimiz, bize gücümüzün yetmeyeceği yükü de yükleme! Bağışla bizi, mağfiret et bizi, rahmet et bize! Sensin bizim Mevlamız, kâfir kavimlere karşı yardım et bizeوَٱرحَمنَآ
- 3:6Sizi, rahimlerde dilediği gibi şekillendiren O'dur. Kendisinden başka tanrı olmayan, şan, şeref ve hikmet sahibi olan O'durٱلأَرحَامِ
- 3:8Ey Rabbimiz! Bize ihsan ettiğin hidayetten sonra kalblerimizi haktan saptırma, bize kendi katından rahmet ihsan eyle! Şüphesiz ki, Sen bol ihsan sahibisinرَحمَةً
- 3:31De ki, siz gerçekten Allah'ı seviyorsanız bana uyun ki, Allah da sizi sevsin ve suçlarınızı bağışlasın. Çünkü Allah çok esirgeyici ve bağışlayıcıdırرَّحِيمٞ
- 3:74Rahmetini dilediğine tahsis eder. Allah, büyük lütuf ve kerem sahibidirبِرَحمَتِهِ
- 3:89Ancak bundan sonra tevbe edip kendini düzeltenler başka. Şüphesiz ki Allah, çok bağışlayan ve çok esirgeyendirرَّحِيمٌ
- 3:107Yüzleri ağaranlara gelince, (onlar) Allah'ın rahmeti içindedirler. Onlar orada ebedî kalacaklardırرَحمَةِ
- 3:129Göklerde ve yerde olanların hepsi Allah'ındır. Dilediğini bağışlar, dilediğine azab eder. Allah, çok bağışlayan, çok esirgeyendirرَّحِيمٞ
- 3:132Allah ve Peygambere itaat edin ki, size de merhamet edilsinتُرحَمُونَ
- 3:157Eğer Allah yolunda öldürülür veya ölürseniz, Allah'ın bağışlaması ve rahmeti, (sizin için) onların topladıkları (dünyalıkları)ndan daha hayırlıdırوَرَحمَةٌ
- 3:159Sen (o zaman), sırf Allah'ın rahmetiyle onlara karşı yumuşak davrandın. Eğer kaba, katı yürekli olsaydın, onlar senin etrafından dağılıp giderlerdi. Artık onları sen bağışla, onlar için Allah'dan mağfiret dile. (Yapacağın) işlerde onlara da danış, bir kere de azmettin mi, artık Allah'a dayan. Muhakkak ki Allah kendine dayanıp güvenenleri severرَحمَةٖ
Bu kök 313 ayette geçiyor; ilk 30 tanesi gösteriliyor.
Kök ve kelime çözümlemesi Quranic Arabic Corpus'tan (GNU GPL). NÛR burada anlam yorumu yapmaz.