Kök
قتل
Kur'an'da 170 yerde, 121 ayette geçer.
Önerilen okuma
Kur'an içi çıkarımKısaca
Birinin yere yığıldığı anı düşün. Bu kök önce tek bir cana kıymayı anlatır, sonra iki tarafın vuruşmasını, en sonda da kahretme anlamında yıkım çağrısını. Bazı ayetlerde sonuç Allah’a bağlanır; vurana değil, öldüren olarak Allah anılır.
Türkçedeki izi
- katil
- Birini öldüren kişi demektir; kökle aynıdır.
- katliam
- Birçok canın öldürülmesi; kökün çoklu hali.
- katletmek
- Öldürmek anlamı, Arapçadaki katl ile aynıdır.
Tanıdık kelimelerle kıyas
bu kökileثقف()
Bu kök yakalamayı ve ele geçirmeyi anlatır. Katl ise canı sonlandırmaktır. Kısacası yakalama başka, öldürme başkadır.
bu kökileحرب(harp)
Harp, düşmanlık ve savaş hali demektir. Katl veya kıtal ise bu hal içindeki vuruş ve öldürmedir. Kısacası harp durum, katl eylem.
bu kökileجهد(cihad)
Cihad geniş bir seferberliktir; her zaman silahlı değildir. Katl veya kıtal ise doğrudan vuruş ve can düşürmedir. Kısacası cihad gayret, katl vuruş.
Müfessir diliyle
Hayatı söndürme eylemi ve buna yönelik karşılıklı vuruşmayı ifade eder.
Kök, tekil hedefin canına kıymayı anlatır (2:72; 5:32; 4:93; 17:33) ve hayvana yöneldiğinde de aynı sonlandırmayı bildirir (5:95). III. bâbda iki taraflı silahlı çarpışmayı gösterir (2:190; 2:216; 3:13; 8:16), VIII. bâbda da karşılıklı vuruşmayı tasvir eder (2:253; 28:15). Beddua/mahv üslubunda retorik bir yıkım çağrısına dönüşür: قاتلهم الله ve benzerleri (9:30; 63:4; 51:10; 74:19; 80:17).
Somuttan soyuta
En somut düzeyde bir canın fiilen düşürülmesi (2:72; 17:33), oradan iki taraflı muharebeye (2:190; 3:13), nihayet retorik-yargısal yıkım nisbetine ve ilahî isnada uzanır (8:17; 9:30).
Kardeş köklerden farkı
ثقفile farkı
ثقف bulup ele geçirmeyi/yakalayıp üstün gelmeyi bildirir; قتل ise hayatı sona erdiren fiilin kendisidir. İkisi bir arada: yakalayın, sonra öldürün (4:91; 2:191).
حربile farkı
حرب düşmanlık ve harp hâlini, süregiden durumu anlatır; قتل/قتال bu hâl içindeki öldürücü eylem ve çarpışmadır (5:33; 47:4).
جهدile farkı
جهد kapsamlı bir seferberlik/çaba (mal ve canla) olup hep silahlı çatışma olmayabilir; قتل/قتال ise doğrudan vuruşma ve can düşürmeyi odaklar (9:41; 9:73; 2:216).
Anlam alanları · 5
Bireysel cana kıyma ve hukuki çerçeve
Bir canın haksız yere düşürülmesi yasaklanır; meşru karşılık ve aşırmama vurgulanır.
Karşılıklı silahlı çarpışma (قتال)
Tarafların birbirine karşı vuruşmaya girmesi; emredilmesi, sınırları ve hedefi.
Yoğun ve sistematik katl (II. bâb şiddeti)
Çoklu ve ısrarlı biçimde canların söndürülmesi, özellikle topluluklara yönelik.
Beddua/mahv formülü ve ilahî isnad
‘Allah kahretsin/mahvetsin’ üslubu ve fiilin nihai faili olarak Allah’a nisbet.
Çatışmada akıbet ve yazgı
Çatışma bağlamında yazgılanan ölüm ve bunun değerlendirilmesi.
Biçimlerin kullanımı
- قَتَلَ
- Tekil hedefin hayatına fiilen son vermek; can düşürmek (2:72; 5:32; 4:93).
- قَٰتَلَ
- İki taraflı silahlı vuruşmaya girmek; çarpışmak (2:190; 3:13).
- قِتَال
- Karşılıklı çarpışma hâli/fiili; muharebe (2:216; 33:25).
- قَتْل
- Hayatı sona erdirme eylemi; kimi bağlamda çatışmada yazgılanan ölüm (3:154; 17:33).
- ٱقْتَتَلَ
- Birbirleriyle vuruşup boğuşmak; karşılıklı dövüşmek (2:253; 28:15).
- قُتِّلُ
- Şiddetlendirilmiş, tekrarlı katl; çok sayıda canın düşürülmesi (7:141; 5:33).
Güven: Güçlü · incelenen 61 ayetin 25'i açıklandı (%41) · toplam 122 ayetten dengeli örnek
Kökün hem tekil eylem hem karşılıklı çarpışma hem de retorik kullanımları çok sayıda ve farklı bağlamlarda açıkça gösteriliyor.
Açık soru: ‘فَاقْتُلُوا أَنْفُسَكُمْ’ (2:54; 4:66) ve ‘قاتلهم الله’ gibi üslupların iç icrası ve retorik yükü bağlama göre değişebilir.
Bu okuma Arapça metinden ve kökün geçtiği ayetlerden çıkarıldı; meal yalnızca yardımcı olarak kullanıldı. Ayete dayanmayan iddialar otomatik silindi. Ayetlere tıklayıp kendin tart.
Yoldaş kökler
Aynı ayetlerde bu kökle en sık birlikte geçenler. Bu bir istatistiktir, eş anlam iddiası değildir — farkı ders ortaya koyar.
Aldığı yüzler · 107
Aynı üç harf, bu kadar farklı kelime veriyor. Anlam ailesi burada görünür — sözlük anlamıdır, hüküm değildir.
Geçtiği ayetler · ilk 30
- 2:54Hani bir zamanlar Musa kavmine dedi ki; Ey kavmim cidden siz o buzağıyı put edinmekle kendi kendinize zulmettiniz, bari gelin Rabbinize tevbe ile dönün de nefislerinizi öldürün. Böyle yapmanız Bârî Teâlânız katında sizin için hayırlıdır, böylece tevbenizi kabul buyurdu. Gerçekten de o Tevvab ve Rahîm'dirفَٱقتُلُوٓاْ
- 2:61Hani bir zamanlar, "Ey Musa, biz tek çeşit yemeğe asla katlanamayacağız, yeter artık bizim için Rabbine dua et de bize yerin yetiştirdiği şeylerden; sebzesinden, kabağından, sarmısağından, mercimeğinden ve soğanından çıkarsın." dediniz. O da size "O üstün olanı daha aşağı olanla değiştirmek mi istiyorsunuz? Bir kasabaya konaklayın o vakit istediğiniz elbette olacaktır." dedi. Üzerlerine zillet ve meskenet damgası vuruldu ve nihayet Allah'dan bir gazaba uğradılar. Evet öyle oldu, çünkü Allah'ın âyetlerini inkâr ediyorlar ve haksız yere peygamberleri öldürüyorlardı. Evet öyle oldu, çünkü isyana dalıyorlar ve aşırı gidiyorlardıوَيَقتُلُونَ
- 2:85Sonra sizler öyle kimselersiniz ki, kendilerinizi öldürüyorsunuz ve sizden olan bir grubu diyarlarından çıkarıyorsunuz, onlar aleyhinde kötülük ve düşmanlık güdüyor ve bu konuda birleşip birbirinize arka çıkıyorsunuz, şayet size esir olarak gelirlerse fidyeleşmeye kalkıyorsunuz. Halbuki yurtlarından çıkarılmaları size haram kılınmış idi. Yoksa siz kitabın bir kısmına inanıp bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz? Şu halde içinizden böyle yapanlar, netice olarak dünya hayatında perişanlıktan başka ne kazanırlar, kıyamet gününde de en şiddetli azaba uğratılırlar. Allah, yaptıklarınızdan gafil değildirتَقتُلُونَ
- 2:87Celâlim hakkı için Musa'ya o kitabı verdik, arkasından birtakım peygamberler de gönderdik, hele Meryem oğlu İsa'ya apaçık mucizeler verdik, onu Rûhu'lKudüs ile de destekledik. Size nefislerinizin hoşlanmayacağı bir emirle gelen her peygambere kafa mı tutacaksınız? Kibrinize dokunduğu için onların bir kısmına yalan diyecek, bir kısmını da öldürecek misinizتَقتُلُونَ
- 2:91Onlara, "Allah ne indirdiyse ona iman edin." denildiği zaman, onlar "Biz kendimize indirilene iman ederiz." derler ve ondan başkasını inkâr ederler. Oysa yanlarındaki Tevrat'ı tasdik eden gerçek vahiy odur. Onlara de ki; "Peki madem gerçek mümin sizsiniz de ne diye daha önce Allah'ın peygamberlerini öldürüyordunuzتَقتُلُونَ
- 2:154Allah yolunda öldürülenlere "ölüler" demeyin. Hayır, onlar diridirler. Fakat siz sezemezsinizيُقتَلُ
- 2:178Ey iman edenler! Öldürmede kısas size farz kılındı. Hüre hür, köleye köle, kadına kadın. Ama her kim, ölenin kardeşi tarafından bir şey karşılığı bağışlanırsa, o zaman örfe uyması, ona diyeti güzellikle ödemesi gerekir. Bu, Rabbiniz tarafından bir hafifletme ve bir rahmettir. Her kim bunun arkasından yine saldırırsa, artık ona acı veren bir azab vardırٱلقَتلَى
- 2:190Size savaş açanlarla Allah yolunda çarpışın. Fakat haksız saldırıda bulunmayın. Çünkü Allah, haksız saldırıda bulunanları sevmezوَقَٰتِلُواْ
- 2:191Onları nerede yakalarsanız öldürün ve sizi çıkardıkları yerden onları çıkarın. O fitne, öldürmeden daha şiddetlidir. Yalnız Mescidi Haram yanında onlar sizinle savaşmadıkça siz de onlarla savaşmayın. Fakat sizi öldürmeye kalkışırlarsa, hemen onları öldürün. Kâfirlerin cezası böyledirوَٱقتُلُوهُم
- 2:193Hem bir fitne kalmayıp, din yalnız Allah'ın oluncaya kadar onlarla çarpışın. Vazgeçerlerse, düşmanlık ancak zalimlere karşıdırوَقَٰتِلُوهُم
- 2:216Savaş size farz kılındı, gerçi o size hoş gelmez. Olabilir ki siz, bir şeyden hoşlanmazsınız; oysa ki o sizin için bir hayırdır. Yine olabilir ki, siz bir şeyi seversiniz, oysaki o sizin için bir kötülüktür. Allah bilir, siz bilmezsinizٱلقِتَالُ
- 2:217Ey Muhammed! Sana haram aydan ve o ayda savaşmaktan soruyorlar. De ki: O ayda savaşmak, büyük bir günahtır. Bununla beraber Allah yolundan alıkoymak, O'nu inkar etmek, insanları, Mescidi Haram'dan menetmek ve halkını oradan çıkarmak, Allah yanında daha büyük bir günahtır ve fitne, öldürmekten daha büyük bir vebaldir. Onlar, güçleri yeterse, sizi dininizden döndürmek için sizinle savaşmaktan hiçbir zaman geri durmazlar. Sizden de her kim, dininden döner ve kâfir olarak can verirse artık onların bütün amelleri, dünyada ve ahirette boşa gitmiştir. İşte onlar, cehennemliklerdir. Onlar orada ebedi olarak kalacaklardırقِتَالٖ
- 2:244O halde Allah yolunda çarpışın ve bilin ki Allah, her şeyi işitir ve bilirوَقَٰتِلُواْ
- 2:246Baksana, İsrail oğullarının Musa'dan sonra ileri gelenlerine! Hani onlar, bir peygamberlerine: "Bize bir kumandan gönder de Allah yolunda savaşalım..." dediler. O da: "Size savaş farz kılınırsa, acaba yapmamazlık eder misiniz?" dedi. Onlar: "Bize ne oldu da yurtlarımızdan çıkarıldığımız ve çocuklarımızdan ayrıldığımız halde Allah yolunda savaşmayalım?" dediler. Bunun üzerine savaş kendilerine farz kılınınca da onlardan pek azı hariç, yüz çevirdiler. Ama Allah, o zalimleri bilirنُّقَٰتِل
- 2:251Derken, Allah'ın izniyle onları tamamen bozdular. Davud, Calut'u öldürdü ve Allah, kendisine hükümdarlık ve hikmet (peygamberlik) verdi ve ona dilediği şeylerden de öğretti. Eğer Allah'ın, insanları birbirleriyle savması olmasaydı, yeryüzü mutlaka bozulur giderdi. Fakat Allah, bütün âlemlere karşı büyük bir lütuf sahibidirوَقَتَلَ
- 2:253O işaret olunan resuller yok mu, biz onların bazısını, bazısından üstün kıldık. İçlerinden kimi var ki Allah, kendisiyle konuştu, bazısını da derecelerle daha yükseklere çıkardı. Biz Meryem oğlu İsa'ya da o delilleri verdik ve kendisini Rûhu'lKudüs (Cebrail) ile kuvvetlendirdik. Eğer Allah dileseydi, bunların arkasındaki ümmetler, kendilerine o deliller geldikten sonra birbirlerinin kanına girmezlerdi. Fakat ihtilâfa düştüler, kimi iman etti, kimi inkâr etti. Yine Allah dileseydi, birbirlerininkanına girmezlerdi. Fakat Allah dilediğini yaparٱقتَتَلَ
- 3:13Hiç şüphesiz karşı karşıya gelen iki toplulukta size bir âyet, bir işaret ve ibret vardır. Onlardan biri Allah yolunda savaşıyordu, öbürü de kâfirdi ve karşılarındakini göz kararıyla kendilerinin iki katı görüyorlardı. Allah da gönderdiği yardımla dilediğini destekliyordu. Gören gözleri olanlar için elbette bunda apaçık bir ibret vardırتُقَٰتِلُ
- 3:21Allah'ın âyetlerini inkâr edenler ve haksız yere peygamberleri öldürenler, insanlar içinde adaleti emredenlerin canına kıyanlar yok mu? Bunlarıacıklı bir azapla müjdeleوَيَقتُلُونَ
- 3:111Onlar size eziyetten başka bir zarar veremezler. Eğer sizinle savaşmaya kalkışsalar, size arkalarını dönüp kaçarlar. Sonra kendilerine yardım da edilmezيُقَٰتِلُوكُم
- 3:112Onlar nerede bulunurlarsa bulunsunlar, üzerlerine alçaklık damgası vurulmuştur. Meğer ki Allah'ın ipine ve insanlar (müminler)ın ahdine sığınmış olsunlar. Onlar Allah'ın hışmına uğradılar ve üzerlerine de miskinlik damgası vuruldu. Bunun sebebi, onların Allah'ın âyetlerini inkâr etmiş olmaları ve haksız yere peygamberleri öldürmeleridir. Ayrıca isyan etmiş ve haddi de aşmışlardıوَيَقتُلُونَ
- 3:121Hani sen sabah erkenden müminleri savaş mevzilerine yerleştirmek için ailenden ayrılmıştın. Allah, hakkıyla işiten ve bilendirلِلقِتَالِ
- 3:144Muhammed, ancak bir peygamberdir. Ondan önce de peygamberler gelip geçmiştir. Şimdi o ölür veya öldürülürse gerisin geriye (eski dininize) mi döneceksiniz? Kim (böyle) geri dönerse, Allah'a hiçbir şekilde zarar veremez. Allah şükredenleri mükafatlandıracaktırقُتِلَ
- 3:146Nice peygamberler vardı ki, kendileriyle beraber birçok Allah dostları çarpıştılar; Allah yolunda başlarına gelenlerden yılgınlık göstermediler, zaafa düşmediler, boyun eğmediler. Allah sabredenleri severقَٰتَلَ
- 3:154Sonra o kederin ardından (Allah) üzerinize öyle bir eminlik, öyle bir uyku indirdi ki, o, içinizden bir zümreyi örtüp bürüyordu. Bir zümre de canları sevdasına düşmüştü. Allah'a karşı, cahiliyet zannı gibi, hakka aykırı bir zan besliyorlar ve "Bu işten bize ne?" diyorlardı. De ki: "Bütün iş Allah'ındır". Onlar sana açıklamayacaklarını içlerinde saklıyorlar (ve) diyorlar ki: "Bize bu işten bir şey olsaydı burada öldürülmezdik". Onlara şöyle söyle: "Eğer siz evlerinizde olsaydınız bile, üzerlerine öldürülmesi yazılmış olanlar yine muhakkak yatacakları (öldürülecekleri) yerlere çıkıp gidecekti. Allah (bunu) göğüslerinizin içindekini denemek ve yüreklerinizdekini temizlemek için yaptı. Allah göğüslerin içinde olanı bilirقُتِلنَا
- 3:156Ey iman edenler! Sizler inkâr edenler ve yeryüzünde sefere veya savaşa çıkan kardeşleri için: "Eğer bizim yanımızda olsalardı ölmezlerdi ve öldürülmezlerdi." diyenler gibi olmayın. Allah bunu, onların kalplerine bir hasret (yarası) olarak koydu. Allah, diriltir ve öldürür. Allah yaptıklarınızı görmektedirقُتِلُواْ
- 3:157Eğer Allah yolunda öldürülür veya ölürseniz, Allah'ın bağışlaması ve rahmeti, (sizin için) onların topladıkları (dünyalıkları)ndan daha hayırlıdırقُتِلتُم
- 3:158Andolsun, ölseniz de, öldürülseniz de Allah'ın huzurunda toplanacaksınızقُتِلتُم
- 3:167İki topluluğun karşılaştığı günde başınıza gelen musibet de Allah'ın izniyledir. Bu da müminleri belirlemesi ve hem de münafıklık yapanları ayırt etmesi içindir. Ve onlara: "Geliniz, Allah yolunda savaşınız veya (hiç olmazsa) savunmaya geçiniz." denilmişti. Onlar ise: "Biz savaşmasını (veya savaş olacağını) bilseydik arkanızdan gelirdik." demişlerdi. Onlar, o gün, imandan çok küfre yakındılar. kalblerinde olmayanı ağızlarıyla söylüyorlardı. Allah neyi gizlediklerini daha iyi bilendirقَٰتِلُواْ
- 3:168Kendileri oturup kaldıkları halde kardeşleri için: "Eğer bize uysalardı öldürülmezlerdi" dediler. Onlara de ki: "Eğer iddianızda doğru iseniz, kendinizden ölümü uzaklaştırınızقُتِلُواْ
- 3:169Allah yolunda öldürülenleri sakın ölüler sanma. Bilakis onlar diridirler, Rab'leri katında rızıklanmaktadırlarقُتِلُواْ
Bu kök 121 ayette geçiyor; ilk 30 tanesi gösteriliyor.
Kök ve kelime çözümlemesi Quranic Arabic Corpus'tan (GNU GPL). NÛR burada anlam yorumu yapmaz.