Kök

دين

Kur'an'da 101 yerde, 87 ayette geçer.

Önerilen okuma

Kur'an içi çıkarım

Kısaca

Birine borç veriyorsun. Yazılıyor, şahit tutuluyor, vade gelince herkes ödeşiyor. Kur’an “din”i buradan açar: bir otoriteye göre yaşamak ve sonunda herkesin tam karşılığını alacağı gün.

Türkçedeki izi

din
Bağlılık düzeni ve hesap anlamını taşır.
dindar
Bu düzene bağlı yaşayan kimse demektir.
dinsiz
Bu bağlılığı kabul etmeyen kimse için söylenir.

Tanıdık kelimelerle kıyas

  • bu kökileملل(millet, millî, milliyet)

    Millah daha çok bir topluluğun tuttuğu yol ve örf demek. Dîn ise bağlılık düzeni ve hesabı anlatır. Kısacası dîn bağlılık ve hesap, millah izlenen yol.

    • 12:76Burada dîn, “Melikin kanunları” diye geçer. Düzeni ve işleyişi anlatır.
    • 6:161Burada millah, “İbrahim'in dinine” ifadesinde izlenen yolu anlatır.
  • bu kökileحنف(hanif)

    Hanîf, yönelişin nasıl olduğunu anlatır. Dîn ise bağlı olunan düzenin kendisini ve hesabı anlatır. Kısacası dîn düzen ve hesap, hanîf yönelişin niteliği.

    • 39:3“Halis din” dîn kavramıdır. Bağlılığın adresini netler.
    • 30:30Hanîf olarak dine yönelme, yönelişin doğrulanmasını anlatır.
  • bu kökileخلص(ihlâs, halis)

    İhlâs, bağlılığı saf tutmayı ve tek adrese ayırmayı anlatır. Dîn ise bağlılık düzeni ve sonunda hesap. Kısacası dîn düzen ve hesap, ihlâs saf bağlılık.

    • 1:4“Din gününün maliki” ifadesi dîn ile ilgilidir; hesap günü.
    • 39:2“dini yalnız kendisine halis kılarak” ihlâsı açıkça söyler.

Müfessir diliyle

Üst otoriteye borçlu bağlılık düzeni; buna göre yaşamak ve sonunda eksiksiz ödeşmek.

Kök, somut borç-alacak ilişkisiyle başlar (2:282; 4:11-12) ve bu borçluluk fikri, bir düzen ve otorite altında yaşama alanına açılır: “melikin düzeni/kanunu” (12:76), “Allah’ın düzeni” (24:2; 42:21). Bu bağlılığın nihai sonucu, herkese hak ettiği karşılığın verildiği ödeşme günüdür: “yawm ad-dīn” (1:4; 51:6; 24:25).

Somuttan soyuta

Somut: karşılıklı borçlanma ve alacak (2:282; 4:11-12). Soyut: otoriteye bağlı yaşam düzeni (12:76; 42:21) ve bu bağlılığın nihai ödeşmesi, karşılığın tastamam verilmesi (1:4; 24:25; 51:6).

Kardeş köklerden farkı

  • مللile farkı

    Bu kök, daha çok bir topluluğun izlediği yol/soy bağına dayalı örfî yol anlamındadır; dîn ise otoriteye borçluluk ve ona göre yaşanan düzeni, onun hesabını vurgular. Dîn ile millah yan yana zikredildiğinde de bu ayrım görünür (dîn: bağlılık-düzen; millah: İbrahim’in izlenen yolu).

  • حنفile farkı

    Hanîf, yönelişin niteliğini (eğriden doğrultuya meyli, şirkten arınmış yönelişi) anlatır; dîn ise yönelinen bağlılık düzeninin kendisidir. Hanîf, dîne nasıl yönelindiğini niteler.

  • خلصile farkı

    İhlâs, bağlılığın saflaştırılmasını ve yalnız bir makama tahsis edilmesini ifade eder; dîn ise bu bağlılığın konusu olan düzen/borçluluk ve onun hesabıdır. İhlâs dînin yönünü tekleştirir.

Anlam alanları · 5

  1. Maddî borç ve alacak

    Tarafların birbirine karşı yükümlülük altına girdiği somut borç ilişkisi ve bunun yazılıp güvenceye alınması.

  2. Ödeşme/Karşılık Günü

    Herkese hak ettiğinin tastamam verildiği, borçluluğun/bağlılığın sonucunun alındığı gün.

  3. Hukuk ve yetke düzeni

    Bir otoritenin yürürlükte kıldığı düzen, kanun ve işlem usulü; ona göre muamele görmek.

  4. Bağlılığın tek merciye tahsisi

    Bağlılık ve kulluğun yalnız Allah’a has kılınması; yönün O’na çevrilmesi.

  5. Toplumsal aidiyet ve çatışma

    Benimseme, ayrışma, savaş ve yardımlaşmanın bağlı olunan düzen üzerinden tanımlanması.

Biçimlerin kullanımı

دِين
Otoriteye borçlu bağlılık ve buna dayalı yaşam düzeni; ayrıca ödeşmenin adı (yawm ad-dīn).
دَيْن
Talep edilebilir maddî borç/alacak, yükümlülük.
تَدَايَن
Karşılıklı borç ilişkisine girmek; alacaklı-borçlu olmak.
يَدِينُ
Bir düzeni benimseyip ona göre yaşamak; onun hükmü altına girmek.
مَدِينِين
Yükümlülük altında olan; karşılık görmeye/ödeşmeye tabi.

Güven: Güçlü · incelenen 62 ayetin 31'i açıklandı (%50) · toplam 87 ayetten dengeli örnek

Kökün tüm kullanımları ‘borçluluk–bağlılık–ödeşme’ ekseninde birbirini tutarlı biçimde destekliyor ve çok sayıda ayetle pekişiyor.

Açık soru: Bazı bağlamlarda kapsam genişler (9:36’daki takvim/düzen gibi); dînin inanç-amel sınırını tam çizmek bu listeyle tek başına bitmeyebilir.

Bu okuma Arapça metinden ve kökün geçtiği ayetlerden çıkarıldı; meal yalnızca yardımcı olarak kullanıldı. Ayete dayanmayan iddialar otomatik silindi. Ayetlere tıklayıp kendin tart.

Kur'an'daki izi

40 sûreye yayılıyor; mushaf sırasında ilk kez 1:4'de.

FâtihaNâs
Mekkî · 46Medenî · 41
isim · 99fiil · 2

Yoldaş kökler

Aynı ayetlerde bu kökle en sık birlikte geçenler. Bu bir istatistiktir, eş anlam iddiası değildir — farkı ders ortaya koyar.

Aldığı yüzler · 27

Aynı üç harf, bu kadar farklı kelime veriyor. Anlam ailesi burada görünür — sözlük anlamıdır, hüküm değildir.

ٱلدِّينِ27ٱلدِّينَ13ٱلدِّينُ7دِينَهُم6دِينِكُم5دِينِ5دِينَكُم4دِينٗا4وَدِينِ3لِلدِّينِ3بِٱلدِّينِ3دِينِهِ2دَينٍ2دَينٖ2دِينِي2دِينَهُمُ2تَدَايَنتُم1بِدَينٍ1دِينِهِم1دِينُهُم1يَدِينُونَ1دِينَ1لَمَدِينُونَ1بِدِينِكُم1مَدِينِينَ1دِينُ1دِينُكُم1

Geçtiği ayetler · ilk 30

  1. 1:4O, din gününün maliki Allah'ınٱلدِّينِ
  2. 2:132Bu dini İbrahim, kendi oğullarına vasiyyet etti, Yakub da öyle yaptı: "Ey oğullarım! Muhakkak ki, bu dini size Allah seçti, başka dinlerden uzak durun, yalnızca müslüman olarak can verin!" dediٱلدِّينَ
  3. 2:193Hem bir fitne kalmayıp, din yalnız Allah'ın oluncaya kadar onlarla çarpışın. Vazgeçerlerse, düşmanlık ancak zalimlere karşıdırٱلدِّينُ
  4. 2:217Ey Muhammed! Sana haram aydan ve o ayda savaşmaktan soruyorlar. De ki: O ayda savaşmak, büyük bir günahtır. Bununla beraber Allah yolundan alıkoymak, O'nu inkar etmek, insanları, Mescidi Haram'dan menetmek ve halkını oradan çıkarmak, Allah yanında daha büyük bir günahtır ve fitne, öldürmekten daha büyük bir vebaldir. Onlar, güçleri yeterse, sizi dininizden döndürmek için sizinle savaşmaktan hiçbir zaman geri durmazlar. Sizden de her kim, dininden döner ve kâfir olarak can verirse artık onların bütün amelleri, dünyada ve ahirette boşa gitmiştir. İşte onlar, cehennemliklerdir. Onlar orada ebedi olarak kalacaklardırدِينِكُم
  5. 2:256Dinde zorlama yoktur. Çünkü doğruluk, sapıklıktan ayırd edilmiştir. Artık her kim tâğutu inkar edip, Allah'a inanırsa, sağlam bir kulpa yapışmıştır ki, o hiçbir zaman kopmaz. Allah, her şeyi işitir ve bilirٱلدِّينِ
  6. 2:282Ey iman edenler! Belli bir vade ile karşılıklı borç alış verişinde bulunduğunuz vakit onu yazın. Hem aranızda doğruluğuyla tanınmış yazı bilen biri yazsın. Yazı bilen biri, Allah'ın, kendisine öğrettiği gibi yazmaktan kaçınmasın da yazsın. Bir de hak kendi üzerinde olan adam söyleyip yazdırsın ve herbiri yazarken Rabbi olan Allah'dan korksun da haktan birşey eksiltmesin. Şayet borçlu bir bunak veya küçük bir çocuk veya söyleyip yazdıramıyacak durumda biri ise velisi doğrusunu söyleyip yazdırsın. Erkeklerinizden hazırda olan iki kişiyi şahit de yapın. Şayet iki tane erkek hazırda yoksa, o zaman doğruluğuna güvendiğiniz şahitlerden bir erkekle iki kadın ki, birisi unutunca, öbürü hatırlatsın, şahitler de çağırıldıklarında kaçınmasınlar; siz yazanlar da az olmuş, çok olmuş, onu vadesine kadar yazmaktan usanmayın. Bu, Allah katında adalete daha uygun olduğu gibi; hem şahitlik için daha sağlam, hem şüpheye düşmemeniz için daha elverişlidir. Meğer ki, aranızda hemen devredeceğiniz bir ticaret olsun, o zaman bunu yazmamanızda sizin için bir sakınca yoktur. Alım satım yaptığınız vakit de yine şahit tutun. Ayrıca ne yazan, ne de şahitlik eden bir zarar görmesin. Eğer onlara zarar verirseniz, o işte mutlaka size dokunacak bir günah olur. Üstelik Allah'dan korkun. Allah size ayrıntılarıyla öğretiyor ve Allah her şeyi bilirتَدَايَنتُم
  7. 3:19Doğrusu Allah katında din, İslâm'dır; o kitap verilenlerin anlaşmazlıkları ise sırf kendilerine ilim geldikten sonra aralarındaki taşkınlık ve ihtirastan dolayıdır. Her kim Allah'ın âyetlerini inkâr ederse iyi bilsin ki, Allah hesabı çabuk görendirٱلدِّينَ
  8. 3:24Bunun sebebi, onların "belli günlerden başka bize asla ateş azabı dokunmaz" demeleridir. Uydurageldikleri yalanlar dinlerinde kendilerini aldatmaktadırدِينِهِم
  9. 3:73Ve kendi dininize uyanlardan başkasına inanmayın" (dediler). De ki: "Şüphesiz doğru yol, Allah'ın yoludur". (Onlar kendi aralarında): "Size verilenin benzerinin hiçbir kimseye verilmiş olduğuna, yahut Rabbinizin huzurunda sizin aleyhinize deliller getireceklerine" (de inanmayın dediler). De ki: "Lütuf Allah'ın elindedir, onu dilediğine verir. Allah, rahmeti bol olan, her şeyi hakkıyla bilendirدِينَكُم
  10. 3:83Onlar, Allah'ın dininden başkasını mı arıyorlar? Halbuki göklerde ve yerde ne varsa hepsi, ister istemez O'na boyun eğmiştir ve O'na döndürülüp götürüleceklerdirدِينِ
  11. 3:85Kim İslâm'dan başka bir din ararsa ondan asla kabul edilmeyecek ve o ahirette de zarar edenlerden olacaktırدِينٗا
  12. 4:11Allah size evlatlarınızın miras taksimini şöyle emrediyor: Çocuklarınızda, erkeğe iki kadın payı kadar, eğer hepsi kadın olmak üzere ikiden de fazla iseler, bunlara mirasın üçte ikisi ve eğer bir tek kadın ise o zaman ona malın yarısı vardır. Eğer ölen, ana ve baba ile birlikte çocuklar da bırakmışsa ana babanın her birine ölenin terekesinden altıda bir; şâyet ölenin çocuğu yok da, mirasçı olarak ana ve babası kalmışsa, ananın payı üçte birdir. Eğer ölenin kardeşleri varsa terekenin altıda biriananındır. Bu paylar, ölenin borçları ödenip, vasiyeti de yerine getirildikten sonra hak sahiplerine verilir. Baba ve çocuklardan, hangisinin size fayda bakımından daha yakın olduğunu, siz bilmezsiniz. Bütün bunlar Allah tarafından farz kılınmıştır. Şüphesiz Allah alîmdir, hakîmdirدَينٍ
  13. 4:12Eğer hanımlarınızın çocukları yoksa, bıraktıkları mirasın yarısı sizindir. Şâyet bir çocukları varsa o zaman mirasın dörtte biri sizindir. Bu paylar, ölenin vasiyeti yerine getirildikten ve varsa, borcu ödendikten sonra verilir. Eğer siz çocuk bırakmadan ölürseniz, geriye bıraktığınız mirasın dörtte biri hanımlarınızındır. Şâyet çocuklarınız varsa o zaman bıraktığınız mirasın sekizde biri hanımlarınızındır. Bu paylar, yaptığınız vasiyetler yerine getirilip ve varsa borcunuz ödendikten sonra verilir. Eğer ölen bir erkek veya kadının çocuğu ve babası bulunmadığı halde kelâle olarak (yan koldan) mirasına konuluyor ve kendisinin bir erkek veya kızkardeşi bulunuyorsa, bunlardan herbirinin miras payı terekenin altıda biridir. Eğer mevcut olan kardeşler bundan daha çok iseler, bu takdirde kardeşler mirasın üçte birini zarara uğratılmaksızın aralarında eşit olarak taksim ederler. Bu paylar ölenin vasiyeti yerine getirilip ve varsa borcu ödendikten sonra verilir. Bunlar, Allah tarafından bir emirdir. Allah her şeyi bilen ve yarattıklarına çok yumuşak davranandırدَينٖ
  14. 4:46Yahudilerden bir kısmı, (Allah'ın kitabındaki) kelimeleri esas mânâsından kaydırıp; dillerini eğerek ve dine saldırarak, "Sözünü işittik, emirlerine isyan ettik, dinle, dinlemez olası ve râinâ (bizi gözet)" diyorlar. Halbuki onlar, "İşittik ve itaatettik; dinle ve bize de bak" deselerdi bu, kendileri için daha hayırlı ve daha doğru olurdu. Fakat Allah, küfürleri yüzünden kendilerini lanetlemiştir. Artık onlar, pek azı müstesna, iman etmezlerٱلدِّينِ
  15. 4:125İyilik yaparak kendisini Allah'a teslim eden ve İbrahim'in dinine dosdoğru olarak tâbi olan kimseden, din bakımından daha iyi kim olabilir? Allah, İbrahim'i dost edinmiştiدِينٗا
  16. 4:146Ancak tevbe edenler, durumlarını düzeltenler, Allah'a sarılanlar ve Allah için dinlerine samimi olarak bağlananlar müstesna. İşte bunlar müminlerle beraberdirler. Allah, müminlere büyük bir mükafat verecektirدِينَهُم
  17. 4:171Ey kitab ehli! Dininizde taşkınlık etmeyin ve Allah hakkında ancak doğru olanı söyleyin! Meryem oğlu İsa Mesih, sadece Allah'ın elçisi, Meryem'e atmış olduğu kelimesi ve O'ndan bir ruhtur. Allah'a ve peygamberlerine inanın (Allah) üçtür demeyin. Kendi yararınız için buna son verin. Muhakkak ki Allah tek bir ilâhtır. O, çocuk sahibi olmaktan yüce (münezzeh)dir. Göklerdeki ve yerdekilerin hepsi O'nundur. Vekil olarak Allah yeterدِينِكُم
  18. 5:3Leş, kan, domuz eti, Allah'tan başkasının adı anılarak kesilen; boğulmuş, vurulmuş, yukardan düşmüş, boynuzlanmış, canavar yırtmış olup da canlı iken kesmedikleriniz; dikili taşlar (putlar) üzerine boğazlanan hayvanlar ve fal oklarıyla kısmet (şans) aramanız size haram kılındı. Bunların hepsi doğru yoldan çıkmaktır. Bugün kâfirler, dininize karşı ümitsizliğe düşmüşlerdir. Onlardan korkmayın, benden korkun. Bugün dininizi kemale erdirdim, size nimetimi tamamladım. Size din olarak İslâmı beğendim. Kim açlıktan daralır, günaha istekle yönelmeden bunlardan yemek zorunda kalırsa, ona günah yoktur. Çünkü Allah bağışlayan, merhamet edendirدِينِكُم
  19. 5:54Ey iman edenler! Sizden kim dininden dönerse, bilsin ki Allah yakında öyle bir toplum getirir ki, Allah onları sever, onlar da Allah'ı severler; müminlere karşı yumuşak, kâfirlere karşı da onurlu ve şiddetlidirler; Allah yolunda mücahede eder, hiçbirkınayıcının kınamasından da korkmazlar. Bu, Allah'ın bir lütfudur, onu dilediğine verir. Allah, geniş ihsan sahibidir, her şeyi çok iyi bilendirدِينِهِ
  20. 5:57Ey iman edenler! Sizden önce kendilerine kitap verilmiş olanlardan ve kâfirlerden, dininizi alay ve eğlence konusu yapanları dost edinmeyin. Eğer (gerçekten) iman ediyorsanız, Allah'dan gereğince korkunدِينَكُم
  21. 5:77De ki: "Ey kitap ehli! Dininizde haksız yere aşırı gitmeyin. Daha önce sapmış, birçoklarını da saptırmış ve böylece doğru yolu kaybetmiş bir kavmin keyiflerine uymayınدِينِكُم
  22. 6:70Dinlerini bir oyun ve bir eğlence edinen ve kendilerini dünya hayatının aldattığı kimseleri bırak! Ve hiçbir kimsenin kazandığı şey yüzünden kendisini helake atmamasını, kendisi için Allah'tan başka hiç bir dost ve hiçbir şefaatçi bulunmadığını Kur'ân ile hatırlat. O, azaptan kurtulmak için bütün varını feda etse, kendisinden alınmaz. Onlar kazandıkları şey yüzünden helake uğratılmışlardır. Onlar için, inkâr ettiklerinden dolayı kaynar bir içecek ve can yakıcı bir azab vardırدِينَهُم
  23. 6:137Yine ortakları, müşriklerden çoğuna evlatlarını öldürmeyi güzel gösterdi ki, hem kendilerini mahvetsinler, hem de dinlerini karıştırıp bozsunlar. Allah dileseydi bunu yapamazlardı. O halde onları, uydurduklarıyla baş başa bırakدِينَهُم
  24. 6:159Dinlerini parça parça edip, grup grup olanlar var ya, senin onlarla hiçbir ilişkin yoktur. Onların işi Allah'a kalmıştır, sonra (Allah) onlara yaptıklarını haber verecektirدِينَهُم
  25. 6:161De ki: Rabbim, beni doğru yola iletti. Dosdoğru dine, Allah'ı birleyen İbrahim'in dinine. O, ortak koşanlardan değildiدِينٗا
  26. 7:29De ki: "Rabbim bana adaleti emretti. Her mescidde yüzünüzü O'na doğrultun ve dini yalnız kendisine has kılarak O'na yalvarın. İlkin sizi yarattığı gibi yine O'na döneceksinizٱلدِّينَ
  27. 7:51Onlar ki, dinlerini bir eğlence ve oyun yerine koydular ve dünya hayatı kendilerini aldattı. Onlar, bugüne kavuşacaklarını nasıl unuttular ve âyetlerimizi nasıl inkâr ettilerse, biz de bugün onları öyle unuturuzدِينَهُم
  28. 8:39Ortalıkta fitne kalmayıp, din tamamıyla Allah'ın dini oluncaya kadar onlarla savaşın. Eğer vazgeçerlerse muhakkak ki, Allah yaptıklarını görürٱلدِّينُ
  29. 8:49O sırada münafıklar ve kalblerinde hastalık bulunanlar, (müslümanlar hakkında) "şu adamları dinleri aldattı" diyorlardı. Oysa her kim Allah'a tevekkül ederse bilsin ki, Allah galiptir, güçlüdür ve hikmet sahibidirدِينُهُم
  30. 8:72Gerçekten de iman edip hicret eden, mallarıyla ve canlarıyla Allah yolunda cihad veren, onları barındırıp yardım edenler, işte bunlar birbirlerinin dostlarıdırlar. İman ettiği halde henüz hicret etmemiş olanlar, hicret edinceye kadar onlar üzerinde herhangi bir velayet hakkınız yoktur. Bununla beraber dinde sizden yardım isterlerse, sizinle arasında antlaşma bulunanlar aleyhine bir durum olmadıkça, onlara yardım etmeniz de üzerinize borçtur. Allah bütün yaptıklarınızı görüp duruyorٱلدِّينِ

Bu kök 87 ayette geçiyor; ilk 30 tanesi gösteriliyor.

Kök ve kelime çözümlemesi Quranic Arabic Corpus'tan (GNU GPL). NÛR burada anlam yorumu yapmaz.