Kök

عدو

Kur'an'da 106 yerde, 92 ayette geçer.

Önerilen okuma

Kur'an içi çıkarım

Kısaca

Vadinin bir yakasındasın, karşıda öte yamaç var ve koşan atlar arayı hızla aşıyor. Yani bu kök önce sınırı geçmek demek. Sonra bu, kuralları çiğnemek ve haksız saldırı ile karşına geçmiş, zarar isteyen tarafı anlatır.

Tanıdık kelimelerle kıyas

  • bu kökileبغض(buğz)

    Adû kökü geçilmiş sınırı ve saldırıyı anlatır. Buğz içteki nefrettir. Kısacası adû iş ve cephe, buğz duygu.

    • 60:2Eller ve dillerin uzanması saldırıyı gösterir, adû kökü.
    • 5:91Düşmanlık eylemi anlatır, kin duygu tarafını anlatır.

Müfessir diliyle

Sınırı aşıp öte tarafa geçen, zarar vermeye yönelmiş karşı konum ve eylem.

Somut olarak öte yamaç/kenar fikri (8:42) ve (bağlamdan) geçiş-hareket, kökün özünü sınırı aşma olarak kurar. Bu öz, hukukî-dinî ölçüleri çiğneme fiilinde görünür (4:14; 65:1; 2:190; 2:194). İlişkisel kullanımda ise karşı tarafa yönelmiş, fiilî zarar kastı taşıyan bir konum belirler; şeytan ve bazı insanlar için tekrar eden vasıf budur (2:168; 60:2; 63:4).

Somuttan soyuta

Önce mekânsal kenar/öte taraf (8:42) ve süratli hareket (100:1) görünür; buradan ölçüleri aşma (4:14; 65:1) ve karşı tarafa yönelmiş saldırgan tutum (2:168; 60:2) türetilir.

Kardeş köklerden farkı

  • بغضile farkı

    ‘Adw, iki taraf arasında sınır-aşımıyla belirlenen karşı konumu ve ona eşlik eden fiilî zarar kastını anlatır; ‘bagd’ ise içteki nefret/soğukluğun duygusal yönünü belirtir. Bu yüzden ikisi birlikte zikredilirken (5:14; 5:64; 5:91) ‘adâvet’ toplumsal/fiilî cepheleşmeyi, ‘bagdâ’ duyguyu işaret eder; ellerin ve dillerin uzanması ‘adw tarafını somutlar (60:2).

Anlam alanları · 4

  1. Mekânsal sınır ve öte yamaç

    Vadi/kenar gibi iki yakayı belirten somut sınır fikri; karşı taraf olgusu buradan beslenir.

  2. Ölçü ve hududu aşma (hukuk/ibadet)

    Belirlenmiş sınırı çiğneme, haksız taşma; savaşta, ibadette, muamelede haddi geçme.

  3. Karşı tarafa konumlanma (fiilî hasımlık)

    Karşı tarafa geçmiş, zarar kastını fiile dökmeye hazır/çalışan konum; şeytan ve insan toplulukları için kullanılır.

  4. Toplumsal cepheleşme ve saldırganlık

    Araya kalıcı karşıtlık sokma ve haksız tecavüzkâr davranışlarda birleşme.

Biçimlerin kullanımı

عَدُوّ
Karşı tarafa geçmiş, zarar kastı taşıyan açık tehlike/hasım konumu (2:168; 60:2; 63:4).
ٱعْتَدَىٰ
Belirlenmiş sınırı fiilen aşmak; haksız taşmak/saldırmak (2:190; 2:194; 5:2).
عُدْوَٰن
Haddi aşan saldırgan fiil; başkasının hakkına yönelik tecavüz (2:85; 58:8; 2:193).
عَدَٰوَة
İki taraf arasındaki karşıt cephe/uzlaşmaz konum (5:14; 5:64; 5:91; 41:34).
عُدْوَة
Vadi/alanın karşı yakası; öte yamaç/kenar (8:42).
عَاد
Sınırı aşan, meşru ölçüyü geçen kimse (2:173; 6:145; 23:7).

Güven: Güçlü · incelenen 63 ayetin 35'i açıklandı (%56) · toplam 92 ayetten dengeli örnek

Çok sayıda biçim ve bağlam, ortak “sınır aşımı ve karşı tarafa yöneliş” temasında birleşiyor; mekânsal kullanım bunu somutluyor (8:42).

Açık soru: Somut temel olarak ‘öte yamaç’ mı ‘koşup geçme’ mi önceliklidir; 100:1 tekil oluşu bu sırayı kesinleştirmeyi güçleştirir.

Bu okuma Arapça metinden ve kökün geçtiği ayetlerden çıkarıldı; meal yalnızca yardımcı olarak kullanıldı. Ayete dayanmayan iddialar otomatik silindi. Ayetlere tıklayıp kendin tart.

Kur'an'daki izi

34 sûreye yayılıyor; mushaf sırasında ilk kez 2:36'de.

FâtihaNâs
Mekkî · 43Medenî · 49
isim · 82fiil · 22sıfat · 2

Yoldaş kökler

Aynı ayetlerde bu kökle en sık birlikte geçenler. Bu bir istatistiktir, eş anlam iddiası değildir — farkı ders ortaya koyar.

Aldığı yüzler · 55

Aynı üç harf, bu kadar farklı kelime veriyor. Anlam ailesi burada görünür — sözlük anlamıdır, hüküm değildir.

عَدُوّٞ18عَدُوّٗا8وَٱلعُدوَٰنِ5ٱعتَدَىٰ4ٱلمُعتَدِينَ4يَعتَدُونَ3عَادٖ3أَعدَآءٗ3تَعتَدُوٓاْ2عُدوَٰنَ2يَتَعَدَّ2عَدُوّٖ2ٱلعَدَٰوَةَ2بِٱلعُدوَةِ2وَعَدُوَّكُم2عَدُوًّا2ٱلعَادُونَ2عَدُوِّهِ2مُعتَدٍ2ٱعتَدَواْ1فَٱعتَدُواْ1تَعتَدُوهَا1لِّتَعتَدُواْ1وَيَتَعَدَّ1عُدوَٰنٗا1بِأَعدَآئِكُم1تَعدُواْ1تَعتَدُواْ1ٱلعَدَاوَةَ1عَدَٰوَةٗ1ٱعتَدَينَآ1عَدوَا1بِٱلمُعتَدِينَ1عَدُوَّكُم1ٱلأَعدَآءَ1يَعدُونَ1عَدُوَّ1ٱلمُعتَدُونَ1وَعَدوًا1تَعدُ1

Geçtiği ayetler · ilk 30

  1. 2:36Bunun üzerine şeytan onları(n ayağını) oradan kaydırdı, içinde bulundukları (cennet yurdu)ndan çıkardı. Biz de: "Birbirinize düşman olarak inin, orada belirli bir vakte kadar sizin için bir karar yeri ve bir nasib vardır." dedikعَدُوّٞ
  2. 2:61Hani bir zamanlar, "Ey Musa, biz tek çeşit yemeğe asla katlanamayacağız, yeter artık bizim için Rabbine dua et de bize yerin yetiştirdiği şeylerden; sebzesinden, kabağından, sarmısağından, mercimeğinden ve soğanından çıkarsın." dediniz. O da size "O üstün olanı daha aşağı olanla değiştirmek mi istiyorsunuz? Bir kasabaya konaklayın o vakit istediğiniz elbette olacaktır." dedi. Üzerlerine zillet ve meskenet damgası vuruldu ve nihayet Allah'dan bir gazaba uğradılar. Evet öyle oldu, çünkü Allah'ın âyetlerini inkâr ediyorlar ve haksız yere peygamberleri öldürüyorlardı. Evet öyle oldu, çünkü isyana dalıyorlar ve aşırı gidiyorlardıيَعتَدُونَ
  3. 2:65İçinizden cumartesi günü yasağını çiğneyenleri elbette bilirsiniz. İşte bundan dolayı onlara "sefil maymunlar olun!" dedikٱعتَدَواْ
  4. 2:85Sonra sizler öyle kimselersiniz ki, kendilerinizi öldürüyorsunuz ve sizden olan bir grubu diyarlarından çıkarıyorsunuz, onlar aleyhinde kötülük ve düşmanlık güdüyor ve bu konuda birleşip birbirinize arka çıkıyorsunuz, şayet size esir olarak gelirlerse fidyeleşmeye kalkıyorsunuz. Halbuki yurtlarından çıkarılmaları size haram kılınmış idi. Yoksa siz kitabın bir kısmına inanıp bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz? Şu halde içinizden böyle yapanlar, netice olarak dünya hayatında perişanlıktan başka ne kazanırlar, kıyamet gününde de en şiddetli azaba uğratılırlar. Allah, yaptıklarınızdan gafil değildirوَٱلعُدوَٰنِ
  5. 2:97Söyle; her kim Cebrail'e düşman ise iyi bilsin ki, Kur'ân'ı senin kalbine Allah'ın izniyle kendinden önceki vahiyleri onaylayıcı, müminlere hidayet ve müjde kaynağı olmak üzere o indirdiعَدُوّٗا
  6. 2:98Her kim Allah'a, Allah'ın meleklerine, peygamberlerine, Cebrail ile Mîkâil'e düşman olursa, iyi bilsin ki, Allah da o kâfirlerin düşmanıdırعَدُوّٗا
  7. 2:168Ey insanlar! Bütün yeryüzündeki nimetlerimden helal olmak, temiz olmak şartıyla yiyin. Fakat şeytanın adımlarına uymayın. Çünkü o size belli bir düşmandırعَدُوّٞ
  8. 2:173O, size yalnız şunları haram kıldı: Ölü hayvan, kan, domuz eti, bir de Allah'tan başkası adına kesilen hayvanlar. Sonra kim bunlardan yemeye mecbur kalırsa, başkasının hakkına tecavüz etmemek ve zaruret ölçüsünü geçmemek şartıyla ona da bir günah yükletilmez. Çünkü Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhametlidirعَادٖ
  9. 2:178Ey iman edenler! Öldürmede kısas size farz kılındı. Hüre hür, köleye köle, kadına kadın. Ama her kim, ölenin kardeşi tarafından bir şey karşılığı bağışlanırsa, o zaman örfe uyması, ona diyeti güzellikle ödemesi gerekir. Bu, Rabbiniz tarafından bir hafifletme ve bir rahmettir. Her kim bunun arkasından yine saldırırsa, artık ona acı veren bir azab vardırٱعتَدَىٰ
  10. 2:190Size savaş açanlarla Allah yolunda çarpışın. Fakat haksız saldırıda bulunmayın. Çünkü Allah, haksız saldırıda bulunanları sevmezتَعتَدُوٓاْ
  11. 2:193Hem bir fitne kalmayıp, din yalnız Allah'ın oluncaya kadar onlarla çarpışın. Vazgeçerlerse, düşmanlık ancak zalimlere karşıdırعُدوَٰنَ
  12. 2:194Hürmetli ay hürmetli aya ve bütün hürmetler birbirine karşılıktır. O halde kim size saldırdıysa, siz de ona yaptığı saldırının aynıyle saldırın da ileri gitmeye Allah'tan korkun ve bilin ki Allah, takva sahipleriyle beraberdirٱعتَدَىٰ
  13. 2:208Ey iman edenler! Hepiniz barış ve selamete girin de şeytanın adımlarına uymayın. Çünkü o sizin aranızı açan belli bir düşmandırعَدُوّٞ
  14. 2:229Boşamak (talak) iki defadır. Ondan sonrası ya iyilikle tutmak veya güzellikle salmaktır. Onlara verdiklerinizden bir şey almanız da size helâl olmaz. Ancak Allah'ın çizdiği hudutta duramayacaklarından korkmaları başka. Eğer siz de bunların, Allah'ın çizdiği hudutta duramayacaklarından korkarsanız, kadının, ayrılmak için hakkından vazgeçmesinde artık ikisine de günah yoktur. İşte bunlar, Allah'ın çizdiği hudududur. Sakın bunları aşmayın, Her kim Allah'ın hududunu aşarsa, işte onlar zalimlerdirتَعتَدُوهَا
  15. 2:231Kadınları boşadığınız zaman iddetlerini bitirdiklerinde, artık kendilerini ya iyilikle tutun veya güzellikle salın. Yoksa haklarına tecavüz için zararlarına olarak onları tutmayın. Her kim bunu yaparsa nefsine zulmetmiş olur. Sakın Allah'ın âyetlerini alay konusu edinmeyin, Allah'ın üzerinizdeki nimetini, size kendisiyle öğüt vermek üzere indirdiği kitap ve hikmeti hatırlayıp, düşünün. Hem Allah'tan korkun ve bilin ki Allah her şeyi bilirلِّتَعتَدُواْ
  16. 3:103Hep birlikte Allah'ın ipine (kitabına, dinine) sımsıkı sarılın. Parçalanıp ayrılmayın. Allah'ın üzerinizdeki nimetini düşünün. Hani siz birbirinize düşmanlar idiniz de, O, kalplerinizi birleştirmişti. İşte O'nun (bu) nimeti sayesinde kardeşler olmuştunuz. Yine siz, bir ateş çukurunun tam kenarında iken oradan da sizi O kurtarmıştı. İşte Allah size âyetlerini böyle apaçık bildiriyor ki, doğru yola eresinizأَعدَآءٗ
  17. 3:112Onlar nerede bulunurlarsa bulunsunlar, üzerlerine alçaklık damgası vurulmuştur. Meğer ki Allah'ın ipine ve insanlar (müminler)ın ahdine sığınmış olsunlar. Onlar Allah'ın hışmına uğradılar ve üzerlerine de miskinlik damgası vuruldu. Bunun sebebi, onların Allah'ın âyetlerini inkâr etmiş olmaları ve haksız yere peygamberleri öldürmeleridir. Ayrıca isyan etmiş ve haddi de aşmışlardıيَعتَدُونَ
  18. 4:14Kim de Allah'a ve Peygamberine isyan eder ve Allah'ın koyduğu sınırları aşarsa Allah onu da ebedî kalacağı cehennem ateşine koyar. Onun için alçaltıcı bir azab vardırوَيَتَعَدَّ
  19. 4:30Kim, zulüm ve tecavüz yolu ile bu yasakları işlerse, yakında onu cehennem ateşine atacağız. Onu ateşe atmak da Allah'a pek kolaydırعُدوَٰنٗا
  20. 4:45Allah sizin düşmanlarınızı çok iyi bilir. Gerçek bir dost olarak Allah yeter. Ve yardımcı olarak da Allah yeterبِأَعدَآئِكُم
  21. 4:92Hata dışında bir mümin, diğer bir mümini öldüremez. Ve kim bir mümini yanlışlıkla öldürürse, mümin bir köle azad etmesi ve ölenin ailesine (varislerine) teslim edilecek bir diyet vermesi gerekir. Ancak ölünün ailesinin bağışlaması müstesnadır. Eğer öldürülen, mümin olmakla beraber size düşman bir kavimden ise, o zaman, öldürenin bir köle azad etmesi gerekir. Eğer öldürülen sizinle aralarında antlaşma olan bir kavimden ise, öldürenin, ölenin ailesine diyet vermesi ve mümin bir köle azad etmesi gerekir. Bunlara gücü yetmeyenin de Allah tarafından tevbesinin kabulü için arka arkaya iki ay oruç tutması gerekir. Allah, Alimdir (her şeyi bilendir), Hakimdir (hüküm ve hikmet sahibidir)عَدُوّٖ
  22. 4:101Yeryüzünde sefere çıktığınızda kâfirlerin size bir kötülük yapacağından korkarsanız namazı kısaltmanızda size bir vebal yoktur. Kuşkusuz kâfirler sizin apaçık düşmanınızdırعَدُوّٗا
  23. 4:154Söz vermeleri için Tur dağını üzerlerine kaldırdık. Onlara: "O kapıdan secde ederek girin" dedik. Yine onlara: "Cumartesi yasağını çiğnemeyin" dedik ve onlardan sağlam bir söz aldıkتَعدُواْ
  24. 5:2Ey iman edenler! Allah'ın alâmetlerine, haram aya, kurbanlık hediyelere, gerdanlıklarına ve Rablerinden lutuf ve rıza bekleyerek Kabe'ye yönelenlere sakın saygısızlık etmeyin. İhramdan çıktığınız zaman avlanabilirsiniz. Sizi Mescidi Haram'dan çevirdiklerinden dolayı bir topluma karşı olan kininiz, sizi saldırıya sevk etmesin. İyilik ve takva üzerinde yardımlaşın, günah ve düşmanlık üzerinde yardımlaşmayın. Allah'tan korkun. Çünkü Allah'ın azabı çetindirتَعتَدُواْ
  25. 5:14Biz hıristiyanız" diyenlerden de söz almıştık. Onlar da kendilerine hatırlatılan şeylerin çoğunu unutmuşlardı. Biz de onların arasına, kıyamete kadar sürecek kin ve düşmanlık soktuk. Allah, ne yapmış olduklarını onlaraelbette haber verecektirٱلعَدَاوَةَ
  26. 5:62Onlardan çoğunu, günah işlemede, düşmanlıkta ve haram yemede yarış ederken görürsün. Bu yaptıkları şeyler ne kötüdürوَٱلعُدوَٰنِ
  27. 5:64Yahudiler, "Allah'ın eli çok sıkıdır" dediler. Söyledikleri söz sebebiyle onların elleri bağlansın ve lanete uğrasınlar! Aksine Allah'ın elleri açıktır, dilediği gibi verir. Andolsun, Rabbinden sana indirilen, onların çoğunun azgınlığını ve küfrünü azdırıyor. Biz, onların aralarına tâ kıyamete kadar düşmanlık ve kin atmışızdır. Ne zaman savaş için bir ateş yakmışlarsa, Allah onu söndürmüştür. Onlar yeryüzünde bozğunculuğa koşarlar. Şüphesiz Allah bozguncuları sevmezٱلعَدَٰوَةَ
  28. 5:78İsrailoğulları'ndan küfredenler, Davud ve Meryem'in oğlu İsa diliyle lanetlenmişlerdir. Bu, onların isyan etmeleri ve aşırı gitmeleri yüzündendiيَعتَدُونَ
  29. 5:82İman edenlere karşı düşmanlık yönünden insanların en şiddetlisi olarak yahudileri ve Allah'a ortak koşanları bulursun. Ve yine iman edenlere sevgi bakımından en yakın olarak da: "Biz hıristiyanlarız" diyenleri bulursun. Çünkü onların içlerinde keşişler ve rahipler vardır. Ve onlar büyüklük taslamazlarعَدَٰوَةٗ
  30. 5:87Ey iman edenler! Allah'ın size helal kıldığı temiz şeyleri haram saymayın. Ve aşırı da gitmeyin. Çünkü Allah aşırı gidenleri sevmezتَعتَدُوٓاْ

Bu kök 92 ayette geçiyor; ilk 30 tanesi gösteriliyor.

Kök ve kelime çözümlemesi Quranic Arabic Corpus'tan (GNU GPL). NÛR burada anlam yorumu yapmaz.