Kök

بني

Kur'an'da 184 yerde, 150 ayette geçer.

Önerilen okuma

Kur'an içi çıkarım

Kısaca

Bir usta temele taş dizer, duvar kat kat yükselir. Kur’an bu kökle göğün kurulmasını ve binaları anlatır (2:22, 51:47, 78:12). Sonra anlam, bir aileye bağlı olmayı ve çocukla güçlenmeyi de kapsar (2:40, 23:55). En sonda, işi sağlam temele kurmayı anlatır (9:109).

Türkçedeki izi

bina
Bina doğrudan bu kökten, kurma ve yapı demektir.
bünye
Bünye kurulu yapı ve düzen anlamını taşır, kök aynıdır.
banî
Banî, bir yapıyı kuran kimse demektir; aynı köktendir.

Tanıdık kelimelerle kıyas

  • bu kökileايد(teyit, müeyyide)

    Biny kurmak ve içeriden bağ oluşturmaktır. Ayd dışarıdan destek vermektir. Kısacası bny kurar, Ayd tutar.

    • 51:47Burada göğün kurulması anlatılır, içeriden kurma fikri var.
    • 5:110Burada destekledim geçer, dışarıdan güç verme anlatılır.
  • bu kökileصفو(saf, tasfiye)

    Biny temele dayalı kurma ve bağdır. Sfw seçip ayırmadır. Kısacası bny kurar, Sfw eleyip seçer.

    • 9:109Burada işin bir temele kurulması anlatılır.
    • 37:153Burada tercih etme, seçme konuşulur.
  • bu kökileسوم()

    Biny yapı ve bağın adıdır. swm yüklenen muameleyi anlatır. Kısacası bny kurar ve bağlar, swm yükler ve sürer.

    • 2:22Burada gök bir yapı olarak kurulur.
    • 2:49Burada kötü muamele yüklenmesi, azaba sürme anlatılır.

Müfessir diliyle

Bir temele dayayarak parçaları yerleştirip yükseltmek; aynı kökten çıkan bağlı unsurları ortaya koymak ve onlarla güçlenmek.

Kök, önce somut inşayı gösterir: göğün kurulması ve yapı/kuruluş (2:22, 40:64, 51:47, 78:12; 9:109, 16:26). Aynı kökten nesep/aidiyet alanına geçer: belirli bir ataya bağlı topluluk (7:27, 2:40), gerçek soyla sabit yakın bağ (33:4), ayrıca kaynak ve kuvvet artıran birim olarak evlatlar (23:55, 26:133, 71:12, 68:14). Nisbet kullanımı ‘ibnü’s-sebîl’ gibi aidiyeti/ilişkililiği bildirir (2:215, 4:36, 59:7).

Somuttan soyuta

Somut inşa ve yapı (2:22, 51:47) zemininde başlayan anlam, soy/aidiyetin ‘kurulmuş bağ’ oluşuna ve nihayet amelin temellenişine dair mecaza genişler (9:109, 16:26).

Kardeş köklerden farkı

  • ايدile farkı

    ايد dışarıdan verilen destek ve takviye bildirir; بني ise içeriden kurma/tesis etme ve kökten türeyen bağlı birimi gösterir.

  • صفوile farkı

    صفو seçip ayırmayı/tercihi anlatır; بني var olan bir temele dayanarak inşa veya nesep bağı kurmayı ifade eder.

  • سومile farkı

    سوم yüklemek/azaba sürmek gibi muamele türünü anlatır; بني ise o muamelenin yöneldiği bağlı birimi/nesebi ve yapıyı adlandırır.

Anlam alanları · 5

  1. Kozmik ve mimarî inşa

    Temele dayalı kurma, kurulu örtü/çatı ve yapının kendisi.

  2. Topluluk ve nesep bağı

    Belirli bir ataya bağlı kurulmuş zümre; gerçek soyla sabit kimlik.

  3. Kaynak ve kuvvet olarak evlatlar

    Mallar gibi arttırılan, desteği/sermayeyi büyüten unsurlar.

  4. Nisbet ve aidiyet bildiren kullanım

    Bir şeye bağlanmış kişi/öğe: yol, anne vb. ile ilişkililik.

  5. Teşbihî-ahlâkî temelleniş

    Amellerin bir temele bina edilmesi veya temelsizliğin çöküşü.

Biçimlerin kullanımı

بَنَىٰ
Kurmak, inşa etmek, yükseltmek (51:47, 78:12, 18:21)
بُنْيَٰن
Yapı/kuruluş; temeli olan bütün (9:109, 16:26, 37:97)
بِنَآء
Kurulu üst-yapı/örtü; bina niteliği (2:22, 40:64)
ٱبْن
Bir şeye bağlı, ondan türemiş kişi; nesep/aidiyet (33:4, 2:146, 2:215)
بَنَات
Aynı kökten türemiş kadın evlatlar (4:23, 33:50, 37:153)
بَنَّآء
İnşa eden, yapı kuran kimse (38:37)

Güven: Güçlü · incelenen 64 ayetin 24'i açıklandı (%38) · toplam 150 ayetten dengeli örnek

Kökün her iki ana damarı (inşa ve nesep/aidiyet) pek çok ayette açık ve tutarlı biçimde görünür.

Açık soru: ‘İnşa’ ile ‘nesep’ arasındaki bağın tarihî-etimolojik açıklaması metin dışıdır; burada yalnız kullanım ortak eksenini esas aldım.

Bu okuma Arapça metinden ve kökün geçtiği ayetlerden çıkarıldı; meal yalnızca yardımcı olarak kullanıldı. Ayete dayanmayan iddialar otomatik silindi. Ayetlere tıklayıp kendin tart.

Kur'an'daki izi

53 sûreye yayılıyor; mushaf sırasında ilk kez 2:22'de.

FâtihaNâs
Mekkî · 90Medenî · 60
isim · 173fiil · 11

Yoldaş kökler

Aynı ayetlerde bu kökle en sık birlikte geçenler. Bu bir istatistiktir, eş anlam iddiası değildir — farkı ders ortaya koyar.

Aldığı yüzler · 74

Aynı üç harf, bu kadar farklı kelime veriyor. Anlam ailesi burada görünür — sözlük anlamıdır, hüküm değildir.

بَنِيٓ31ٱبنُ12يَٰبَنِيٓ11ٱبنَ10ٱبنِ6يَٰبُنَيَّ6وَبَنِينَ6وَٱبنِ5أَبنَآءَكُم4أَبنَآءَهُم4لِّبَنِيٓ4وَبَنَاتِ4يَٰبَنِيَّ3وَٱبنَ3أَبنَآءِ3بِنَآءٗ2وَأَبنَآؤُكُم2وَبَنَاتُ2بَنِينَ2بِبَنِيٓ2بُنيَٰنَهُ2بِٱلبَنِينَ2ٱبنُواْ2بُنيَٰنٗا2أَبنَآئِهِنَّ2ٱلبَنُونَ2بَنَينَٰهَا2بَنَىٰهَا2بَنِيهِ1لِبَنِيهِ1وَأَبنَآئِنَا1وَٱلبَنِينَ1أَبنَآءَنَا1وَأَبنَآءَكُم1وَبَنَاتُكُم1أَبنَآئِكُمُ1أَبنَـٰٓؤُاْ1ٱبنَي1أَبنَآءَهُمُ1وَبَنَٰتِ1

Geçtiği ayetler · ilk 30

  1. 2:22O (Rabb) ki yeri sizin için bir döşek, göğü de bir bina yaptı. Gökten su indirdi, onunla size rızık olarak çeşitli ürünler çıkardı. Öyleyse siz de, bile bile, Allah'a eşler koşmayınبِنَآءٗ
  2. 2:40Ey İsrailoğulları, size verdiğim nimetimi hatırlayın, bana verdiğiniz sözü tutun ki, ben de size verdiğim sözü tutayım ve sadece benden korkunيَٰبَنِيٓ
  3. 2:47Ey İsrailoğulları! Size verdiğim nimeti ve vaktiyle sizi âlemlere üstün kıldığımı hatırlayınيَٰبَنِيٓ
  4. 2:49(Hem hatırlayın ki bir zaman) sizi Firavun ailesinden de kurtardık, (onlar) size azabın en kötüsünü reva görüyor, oğullarınızı boğazlıyor, kadınlarınızı sağ bırakıyorlardı. Ve bunda size Rabbiniz tarafından büyük bir imtihan vardıأَبنَآءَكُم
  5. 2:83Hani bir vakitler İsrailoğulları'ndan şöylece mîsak (kesin bir söz) almıştık: Allah'dan başkasına tapmayacaksınız, anababaya iyilik, yakınlığı olanlara, öksüzlere, çaresizlere de iyilik yapacaksınız, insanlara güzellikle söz söyleyecek, namazı kılacak, zekatı vereceksiniz. Sonra çok azınız müstesna olmak üzere sözünüzden döndünüz, hâlâ da dönüyorsunuzبَنِيٓ
  6. 2:87Celâlim hakkı için Musa'ya o kitabı verdik, arkasından birtakım peygamberler de gönderdik, hele Meryem oğlu İsa'ya apaçık mucizeler verdik, onu Rûhu'lKudüs ile de destekledik. Size nefislerinizin hoşlanmayacağı bir emirle gelen her peygambere kafa mı tutacaksınız? Kibrinize dokunduğu için onların bir kısmına yalan diyecek, bir kısmını da öldürecek misinizٱبنَ
  7. 2:122Ey İsrailoğulları! Sizlere ihsan ettiğim nimetimi ve sizi vaktiyle âlemdeki ümmetlere üstün tuttuğumu hatırlayınيَٰبَنِيٓ
  8. 2:132Bu dini İbrahim, kendi oğullarına vasiyyet etti, Yakub da öyle yaptı: "Ey oğullarım! Muhakkak ki, bu dini size Allah seçti, başka dinlerden uzak durun, yalnızca müslüman olarak can verin!" dediبَنِيهِ
  9. 2:133Yoksa siz de olaya şahit mi oldunuz; Yakub'a ölüm hali gelip çattığı zaman, oğullarına; "Benden sonra neye ibadet edeceksiniz?" dediği zaman, oğulları; "Senin Allah'ına ve ataların İbrahim, İsmail ve İshak'ın Allah'ına, tek olan o Allah'a ibadet edeceğiz. Biz ancak O'na boyun eğen müslümanlarız." dedilerلِبَنِيهِ
  10. 2:146O kendilerine kitap verdiğimiz ümmetlerin âlimleri onu o peygamberi oğullarını tanır gibi tanırlar, böyle iken içlerinden bir takımı gerçeği bile bile gizlerlerأَبنَآءَهُم
  11. 2:177Yüzlerinizi bazan doğu, bazan batı tarafına çevirmeniz erginlik değildir. Fakat eren o kimselerdir ki, Allah'a, ahiret gününe, meleklere, kitaba ve bütün peygamberlere iman edip, yakınlığı olanlara, öksüzlere, yoksullara, yolda kalmışa, dilenenlere ve esirleri kurtarmaya seve seve mal verirler. Namazı kılarlar, zekatı verirler. Bir de andlaştıkları zaman sözlerini yerine getirenler, hele sıkıntı ve hastalık durumlarında ve harbin şiddetli zamanında sabır ve kararlılık gösterenler var ya, işte doğru olanlar da bunlardır, korunanlar da bunlardırوَٱبنَ
  12. 2:211İsrailoğullarına sor: Biz onlara ne kadar açık âyetler vermiştik. Fakat Allah'ın nimetini her kim kendisine geldikten sonra değiştirirse, şüphe yok ki, Allah'ın azabı çok şiddetlidirبَنِيٓ
  13. 2:215Ey Muhammed! Sana nereye infak edeceklerini soruyorlar. De ki: Hayır olarak verdiğiniz nafaka, ana baba, yakınlar, öksüzler, yoksullar ve yolda kalmışlar içindir. Hayır olarak daha ne yaparsanız herhalde Allah onu bilirوَٱبنِ
  14. 2:246Baksana, İsrail oğullarının Musa'dan sonra ileri gelenlerine! Hani onlar, bir peygamberlerine: "Bize bir kumandan gönder de Allah yolunda savaşalım..." dediler. O da: "Size savaş farz kılınırsa, acaba yapmamazlık eder misiniz?" dedi. Onlar: "Bize ne oldu da yurtlarımızdan çıkarıldığımız ve çocuklarımızdan ayrıldığımız halde Allah yolunda savaşmayalım?" dediler. Bunun üzerine savaş kendilerine farz kılınınca da onlardan pek azı hariç, yüz çevirdiler. Ama Allah, o zalimleri bilirبَنِيٓ
  15. 2:253O işaret olunan resuller yok mu, biz onların bazısını, bazısından üstün kıldık. İçlerinden kimi var ki Allah, kendisiyle konuştu, bazısını da derecelerle daha yükseklere çıkardı. Biz Meryem oğlu İsa'ya da o delilleri verdik ve kendisini Rûhu'lKudüs (Cebrail) ile kuvvetlendirdik. Eğer Allah dileseydi, bunların arkasındaki ümmetler, kendilerine o deliller geldikten sonra birbirlerinin kanına girmezlerdi. Fakat ihtilâfa düştüler, kimi iman etti, kimi inkâr etti. Yine Allah dileseydi, birbirlerininkanına girmezlerdi. Fakat Allah dilediğini yaparٱبنَ
  16. 3:14İnsanlara kadınlar, oğullar, yüklerle altın ve gümüş yığınları, salma atlar, davarlar, ekinler kabilinden aşırı sevgiyle bağlanılan şeyler çok süslü gösterilmiştir. Halbuki bunlar dünya hayatının geçici faydalarını sağlayan şeylerdir. Oysa varılacakyerin (ebedî hayatın) bütün güzellikleri Allah katındadırوَٱلبَنِينَ
  17. 3:45Melekler şöyle demişti: "Ey Meryem! Allah sana kendisinden bir kelimeyi müjdeliyor ki, adı Meryem oğlu İsa Mesih'dir; dünyada da ahirette de itibarlı, aynı zamanda Allah'a çok yakınlardandırٱبنُ
  18. 3:49Allah onu İsrailoğullarına (şöyle diyecek) bir peygamber olarak gönderir: "Şüphesiz ki ben size Rabbinizden bir âyet (mucize, belge) getirdim: Size, kuş biçiminde çamurdan birşey yaparım da içine üflerim, Allah'ın izniyle o, kuş olur; anadan doğma körü ve alacalıyı iyileştiririm ve Allah'ın izniyle ölüleri diriltirim. Evlerinizde ne yiyor ve neleri biriktiriyorsanız size haber veririmبَنِيٓ
  19. 3:61Sana (gerekli) bilgi geldikten sonra artık kim bu konuda seninle tartışacak olursa, de ki: "Gelin, oğullarımızı ve oğullarınızı, kadınlarımızı ve kadınlarınızı, kendimizi ve kendinizi çağıralım, sonra da lanetleşelim; Allah'ın lanetinin yalancılara olmasını dileyelimأَبنَآءَنَا
  20. 3:93Tevrat indirilmeden önce, İsrail (Yakub)in kendisine haram kıldığı dışında, yiyeceklerin hepsi İsrailoğullarına helal idi. De ki: "Eğer doğrulardan iseniz, haydi Tevrat'ı getirip okuyunلِّبَنِيٓ
  21. 4:11Allah size evlatlarınızın miras taksimini şöyle emrediyor: Çocuklarınızda, erkeğe iki kadın payı kadar, eğer hepsi kadın olmak üzere ikiden de fazla iseler, bunlara mirasın üçte ikisi ve eğer bir tek kadın ise o zaman ona malın yarısı vardır. Eğer ölen, ana ve baba ile birlikte çocuklar da bırakmışsa ana babanın her birine ölenin terekesinden altıda bir; şâyet ölenin çocuğu yok da, mirasçı olarak ana ve babası kalmışsa, ananın payı üçte birdir. Eğer ölenin kardeşleri varsa terekenin altıda biriananındır. Bu paylar, ölenin borçları ödenip, vasiyeti de yerine getirildikten sonra hak sahiplerine verilir. Baba ve çocuklardan, hangisinin size fayda bakımından daha yakın olduğunu, siz bilmezsiniz. Bütün bunlar Allah tarafından farz kılınmıştır. Şüphesiz Allah alîmdir, hakîmdirوَأَبنَآؤُكُم
  22. 4:23Size şunları nikahlamak haram kılındı: Anneleriniz, kızlarınız, kız kardeşleriniz, halalarınız, teyzeleriniz, erkek ve kız kardeşlerinizin kızları, sizi emziren süt anneleriniz, süt kızkardeşleriniz ve karılarınızın anneleri, ve kendileri ile zifafa girdiğiniz kadınlarınızdan olan ve evlerinizde bulunan üvey kızlarınız. Eğer üvey kızlarınızın anneleri ile zifafa girmemişseniz onlarla evlenmenizde size bir günah yoktur. Sulbünüzden gelen (öz) oğullarınızın hanımları ile evlenmeniz ve iki kız kardeşi birlikte nikahlamanız da haramdır. Ancak cahiliyyet devrinde geçen geçmiştir. Şüphesiz ki Allah gafur (çok bağışlayıcı) ve çok merhamet edicidirوَبَنَاتُكُم
  23. 4:36Allah'a ibadet edin ve O'na hiçbir şeyi ortak koşmayın. Sonra anaya, babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, akraba olan komşulara, yakın komşulara, yanında bulunan arkadaşa, yolda kalanlara, sahip olduğunuz kölelere iyilik edin. Şüphesiz Allah, kibirlenen ve övünen kimseyi sevmezوَٱبنِ
  24. 4:157Bir de "Biz Allah'ın peygamberi Meryem oğlu İsa Mesih'i öldürdük" demeleridir. Oysa onu ne öldürdüler, ne de astılar. Fakat öldürdükleri kimse, onlara İsa gibi gösterildi. Onun hakkında anlaşmazlığa düşenler, ondan yana tam bir kuşku içindedirler. O hususta bir bilgileri yoktur. Sadece zanna uyuyorlar. Onu kesinlikle öldürmedilerٱبنَ
  25. 4:171Ey kitab ehli! Dininizde taşkınlık etmeyin ve Allah hakkında ancak doğru olanı söyleyin! Meryem oğlu İsa Mesih, sadece Allah'ın elçisi, Meryem'e atmış olduğu kelimesi ve O'ndan bir ruhtur. Allah'a ve peygamberlerine inanın (Allah) üçtür demeyin. Kendi yararınız için buna son verin. Muhakkak ki Allah tek bir ilâhtır. O, çocuk sahibi olmaktan yüce (münezzeh)dir. Göklerdeki ve yerdekilerin hepsi O'nundur. Vekil olarak Allah yeterٱبنُ
  26. 5:12Allah, İsrailoğularından söz almıştı. İçlerinden on iki müfettiş göndermiştik... Allah şöyle demişti: " Ben, muhakkak sizinle beraberim. Namazı dosdoğru kıldığınız, zekatı verdiğiniz, peygamberlerime iman ettiğiniz ve onlara yardımda bulunduğunuz, (mallarınızı) Allah yolunda güzelce sarfettiğiniz takdirde, günahlarınızı mutlaka örter ve sizi altından ırmaklar akan cennetlere korum. Fakat sizden her kim de, bundan sonra küfrederse, dosdoğru yoldan sapmış olurبَنِيٓ
  27. 5:17Muhakkak ki, "Allah, ancak Meryemoğlu İsa Mesih'tir" diyenler kâfir olmuşlardır. (Onlara) de ki: " Allah, Meryemoğlu İsa Mesih'i, anasını ve bütün yeryüzündekileri helak etmek istese O'na kim engel olabilir? " Göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin mülkiyeti sadece Allah'a aittir. O, dilediğini yaratır. Allah, her şeye kadirdirٱبنُ
  28. 5:18Yahudiler ve hıristiyanlar, "Biz Allah'ın oğulları ve sevgilileriyiz" dediler. De ki: " O halde niçin günahlarınızdan ötürü (Allah ) size azab ediyor?" Hayır, siz de O'nun yaratıklarından birer insansınız. O dilediğini bağışlar, dilediğine azab eder. Göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunan her şeyin mülkü Allah'ındır. Nihayet dönüş de O'nadırأَبنَـٰٓؤُاْ
  29. 5:27Onlara Âdem'in iki oğluyla ilgili haberi hakkıyle oku. Hani her ikisi birer kurban sunmuşlardı, birinden kabul edilmiş, diğerinden kabul edilmemişti. (Kurbanı kabul edilmeyen, ötekine): " Seni öldüreceğim" demişti. Diğeri ise şöyle demişti: "Allah, yalnız kendisinden korkanlardan kabul ederٱبنَي
  30. 5:32Bunun içindir ki, İsrâiloğulları'na: "Kim, bir cana kıymayan veya yeryüzünde bozgunculuk çıkarmayan bir nefsi öldürürse, bütün insanları öldürmüş gibi olur. Kim de bir nefsin yaşamasına sebep olursa, bütün insanları yaşatmış gibi olur" hükmünü yazdık (farz kıldık). Şüphesiz ki onlara peygamberlerimiz açık delillerle geldiler. Yine de bundan sonra onların birçoğu yeryüzünde aşırı gitmektedirlerبَنِيٓ

Bu kök 150 ayette geçiyor; ilk 30 tanesi gösteriliyor.

Kök ve kelime çözümlemesi Quranic Arabic Corpus'tan (GNU GPL). NÛR burada anlam yorumu yapmaz.