Kök

كثر

Kur'an'da 167 yerde, 162 ayette geçer.

Önerilen okuma

Kur'an içi çıkarım

Kısaca

Bir meydanda hızla büyüyen bir kalabalık düşün. Kur’an’da bu kök, azın çoğa dönmesini ve kalabalığın yayılıp artmasını anlatır. Sonra çoğunluğun hangi yöne kaydığını, çoğaltma yarışı ve kişinin kendine çokluk devşirme isteğini de gösterir.

Müfessir diliyle

Sayı ve payın yükselmesi; nicelikçe üstün gelip yayılma ve bunu artırma eğilimi.

Kök, niceliğin artmasını ve çoğaltılmasını bildiren düz kullanımlara sahiptir: az iken artırılma (7:86), kalabalığın faydasız oluşu (8:19), karşılığın katlanması (2:245), ganimetin bolluğu (48:19). İsm-i tafdîl ekseriyeti niteler ve çoğu yerde bu ekseriyetin bâtıl yöne meylini gösterir (6:116; 10:36; 11:17; 12:103). Mastar ve türevleri, sayıyı büyütme yarışı (57:20; 102:1) ve kendine büyük miktar devşirme niyetini ifade eder (6:128; 7:188).

Somuttan soyuta

Önce somut nicelik artışı ve kalabalık (7:86; 8:19; 48:19), ardından bir vasfın yaygınlığı/yoğunluğu (3:186; 4:82; 22:40; 33:35) ve nihayet ekseriyetin itikadî-ahlâkî yönelişini bildiren soyut kullanımlar (6:116; 10:36; 11:17; 12:103).

Anlam alanları · 5

  1. Sayıca artma ve çoğaltma

    Azdan çoğa çıkma, sayının yükseltilmesi ve niceliksel katlama.

  2. Ekseriyetin nitelenmesi

    Toplulukların büyük kısmının hangi yönde durduğunu bildiren kullanımlar.

  3. Yoğunluk ve yaygınlık derecesi

    Bir etkinin/vasfın ne denli yaygın ve yoğun olduğunu belirtir.

  4. Yarışarak biriktirme (tekâsür)

    Karşılıklı üstün gelme ve niceliği büyütme yarışı.

  5. Kendine devşirme ve artırma talebi

    Kişi lehine büyük miktar elde etme, kendine çokluk devşirme.

Biçimlerin kullanımı

كَثِير
Yüksek nicelik/yoğunluk bildiren niteleyici; hem sayılabilir hem süreğen etkiler için.
أَكْثَر
Ekseriyet veya görece daha büyük kısmı ifade eden ismi tafdîl.
تَّكَاثُر
Karşılıklı olarak niceliği artırma ve üstün gelme yarışı.
ٱسْتَكْثَرَ
Kendi lehine çokluk devşirmek/elde etmek; miktarı büyütmeyi istemek.
كَثَّرَ
Çoğaltmak; sayıyı görünür biçimde artırmak (müteaddî).
كَوْثَر
Taşkın bolluk, feyezan eden nimet bütünü.

Güven: Güçlü · incelenen 66 ayetin 21'i açıklandı (%32) · toplam 162 ayetten dengeli örnek

Kök, geniş ve tutarlı bir nazâir ağıyla hem somut artışı hem ekseriyet/yarış nüansını açıkça gösteriyor.

Açık soru: Kawthar tek âyette geçtiği için bu özel ismin nüansı, genel kök anlamından daha zengin olabilir.

Bu okuma Arapça metinden ve kökün geçtiği ayetlerden çıkarıldı; meal yalnızca yardımcı olarak kullanıldı. Ayete dayanmayan iddialar otomatik silindi. Ayetlere tıklayıp kendin tart.

Kur'an'daki izi

51 sûreye yayılıyor; mushaf sırasında ilk kez 2:26'de.

FâtihaNâs
Mekkî · 102Medenî · 60
isim · 125sıfat · 34fiil · 8

Yoldaş kökler

Aynı ayetlerde bu kökle en sık birlikte geçenler. Bu bir istatistiktir, eş anlam iddiası değildir — farkı ders ortaya koyar.

Aldığı yüzler · 35

Aynı üç harf, bu kadar farklı kelime veriyor. Anlam ailesi burada görünür — sözlük anlamıdır, hüküm değildir.

كَثِيرٗا44أَكثَرَ25أَكثَرُهُم22أَكثَرَهُم15كَثِيرٖ7أَكثَرُ6وَكَثِيرٞ5كَثِيرَةٞ4وَأَكثَرُهُم4كَثِيرٞ3كَثِيرَةٗ3كَثِيرَةٖ3وَأَكثَرُهُمُ2أَكثَرَكُم2كَثِيرًا2كَثِيرَةَ1كَثُرَ1كَثرَةُ1ٱستَكثَرتُم1لِكَثِيرٖ1فَكَثَّرَكُم1لِأَكثَرِهِم1لَٱستَكثَرتُ1كَثُرَت1كَثرَتُكُم1وَأَكثَرَ1فَأَكثَرتَ1وَكَثِيرٌ1وَأَكثَرُ1أَكثَرِهِم1وَتَكَاثُرٞ1تَستَكثِرُ1فَأَكثَرُواْ1ٱلتَّكَاثُرُ1ٱلكَوثَرَ1

Geçtiği ayetler · ilk 30

  1. 2:26Muhakkak ki Allah bir sivri sineği, hatta daha üstününü misal getirmekten çekinmez. İman edenler bilirler ki, o şüphesiz haktır, Rabb'lerındandır. Ama küfre saplananlar: "Allah böyle bir misal ile ne demek istedi?" derler. Allah onunla birçoklarını şaşırtır, yine onunla birçoklarını yola getirir. Onunla ancak o fasıkları şaşırtırكَثِيرٗا
  2. 2:100O fasıklar hem bunları tanımıyacaklar, hem de ne zaman bir ahd üzerine antlaşma yapsalar, her defasında mutlaka içlerinden bir güruh çıkıp onu bozacak ve atıverecek öyle mi? Hatta az bir güruh değil, onların çoğu ahit tanımaz imansızlardırأَكثَرُهُم
  3. 2:109Ehli kitaptan birçoğu arzu etmektedir ki, sizi imanınızdan sonra çevirip kâfir etsinler: Hak kendilerine iyice belirdikten sonra bile sırf nefsaniyetlerinden ve kıskançlıktan dolayı bunu yaparlar. Buna rağmen siz şimdi af ile, hoşgörüyle davranın tâ Allah emrini verinceye kadar. Şüphe yok ki Allah her şeye kâdirdirكَثِيرٞ
  4. 2:243Görmedin mi o kimseleri ki kendileri binlerce kişi iken ölüm korkusuyla yurtlarından çıktılar. Allah da kendilerine "ölün!" dedi, sonra da onlara bir hayat verdi. Şüphesiz ki Allah, insanlara karşı bir lütuf sahibidir. Fakat insanların pek çokları şükretmezlerأَكثَرَ
  5. 2:245Kimdir o adam ki Allah'a güzel bir ödünç versin de Allah da ona birçok katlarını ödesin. Allah darlık da verir, genişlik de verir. Hepiniz de O'na döndürülüp götürüleceksinizكَثِيرَةٗ
  6. 2:249Talut, ordu ile hareket edince dedi ki: "Allah sizi mutlaka bir nehirle imtihan edecek. Kim ondan içerse, benden değildir. Kim de onu tatmazsa, işte o bendendir. Ancak eliyle bir avuç alan başka (bu kadarına ruhsat vardır)." Derken içlerinden pek azı hariç, hepsi de varır varmaz ondan içtiler. Talut ve beraberindeki iman eden kimseler nehri geçtiklerinde. "Bizim bugün, Calut ile ordusuna karşı duracak gücümüz yok." dediler. Allah'a kavuşacaklarına inanıp, bilenler ise şu cevabı verdiler: "Nice az topluluklar, Allah'ın izniyle nice çok topluluklara galip gelmişlerdir. Allah, sabırlılarla beraberdirكَثِيرَةَ
  7. 2:269Dilediğine hikmet verir, hikmet verilene ise pek çok hayır verilmiş demektir. Ve bunu ancak üstün akıllılar anlarكَثِيرٗا
  8. 3:41Zekeriyya: "Rabbim! (oğlum olacağına dair) bana bir alâmet ver" dedi. Allah da buyurdu ki: "Senin için alâmet, insanlara üç gün, işaretten başka söz söyleyememendir. Ayrıca Rabbini çok an, sabah akşam tesbih etكَثِيرٗا
  9. 3:110Siz insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz. İyiliği emreder, kötülükten vazgeçirmeğe çalışır ve Allah'a inanırsınız. Kitap ehli de inansaydı kendileri için elbette daha hayırlı olurdu. İçlerinden iman edenler de var, ama pek çoğu yoldan çıkmışlardırوَأَكثَرُهُمُ
  10. 3:146Nice peygamberler vardı ki, kendileriyle beraber birçok Allah dostları çarpıştılar; Allah yolunda başlarına gelenlerden yılgınlık göstermediler, zaafa düşmediler, boyun eğmediler. Allah sabredenleri severكَثِيرٞ
  11. 3:186Muhakkak siz, mallarınız ve canlarınız hususunda imtihan olunacaksınız. Sizden önce kendilerine kitap verilenlerden ve Allah'a ortak koşanlardan size eziyet verici bir çok söz işiteceksiniz. Eğer sabreder ve Allah'dan gereği gibi korkarsanız, şüphesiz işte bu azmi gerektiren işlerdendirكَثِيرٗا
  12. 4:1Ey insanlar! Sizi bir tek nefisten yaratan ve ondan eşini yaratıp ikisinden bir çok erkekler ve kadınlar üreten Rabbinizden korkun; kendi adına birbirinizden dilekte bulunduğunuz Allah'dan ve akrabalık (bağlarını kırmak)tan sakının. Şüphesiz Allah sizin üzerinizde gözeticidirكَثِيرٗا
  13. 4:7Ana, baba ve akrabaların miras olarak bıraktıklarında erkeklerin hissesi vardır. Kadınların da ana, baba ve akrabaların bıraktıklarında hisseleri vardır. Bunlar, az olsun çok olsun, farz kılınmış bir hissedirكَثُرَ
  14. 4:12Eğer hanımlarınızın çocukları yoksa, bıraktıkları mirasın yarısı sizindir. Şâyet bir çocukları varsa o zaman mirasın dörtte biri sizindir. Bu paylar, ölenin vasiyeti yerine getirildikten ve varsa, borcu ödendikten sonra verilir. Eğer siz çocuk bırakmadan ölürseniz, geriye bıraktığınız mirasın dörtte biri hanımlarınızındır. Şâyet çocuklarınız varsa o zaman bıraktığınız mirasın sekizde biri hanımlarınızındır. Bu paylar, yaptığınız vasiyetler yerine getirilip ve varsa borcunuz ödendikten sonra verilir. Eğer ölen bir erkek veya kadının çocuğu ve babası bulunmadığı halde kelâle olarak (yan koldan) mirasına konuluyor ve kendisinin bir erkek veya kızkardeşi bulunuyorsa, bunlardan herbirinin miras payı terekenin altıda biridir. Eğer mevcut olan kardeşler bundan daha çok iseler, bu takdirde kardeşler mirasın üçte birini zarara uğratılmaksızın aralarında eşit olarak taksim ederler. Bu paylar ölenin vasiyeti yerine getirilip ve varsa borcu ödendikten sonra verilir. Bunlar, Allah tarafından bir emirdir. Allah her şeyi bilen ve yarattıklarına çok yumuşak davranandırأَكثَرَ
  15. 4:19Ey iman edenler! Kadınlara zorla varis olmanız size helal değildir. Verdiğiniz mehrin bir kısmını kurtaracaksınız diye, onları sıkıştırmanız da helal değildir. Ancak açık bir hayasızlık yapmış olurlarsa başka. Onlarla iyi geçinin. Eğer kendilerinden hoşlanmadınızsa, olabilir ki, siz bir şeyden hoşlanmasanız da Allah onda bir çok hayır takdir etmiş bulunurكَثِيرٗا
  16. 4:82Onlar hâlâ Kur'ân'ı gereği gibi düşünüp anlamaya çalışmazlar mı? Eğer o Allah'tan başkası tarafından indirilmiş olsaydı mutlaka onda birçok çelişkiler bulurlardıكَثِيرٗا
  17. 4:94Ey İman edenler! Allah yolunda cihada çıktığınız zaman, mümini kâfirden ayırmak için iyice araştırın. Size selam veren kimseye, dünya hayatının menfaatini gözeterek, "Sen mümin değilsin" demeyin. Allah katında çok ganimetler var. İslâm'a ilk önce girdiğiniz zaman siz de öyle idiniz. Sonra Allah size lutufta bulundu. Onun için iyice araştırın. Şüphesiz ki Allah, yaptıklarınızdan haberdardırكَثِيرَةٞ
  18. 4:100Her kim Allah yolunda hicret ederse, yeryüzünde gidecek çok yer de bulur, genişlik de bulur. Her kim Allah'a ve Peygamberine hicret etmek maksadıyla evinden çıkar da sonra kendisine ölüm yetişirse, kuşkusuz onun mükafatı Allah'a düşer. Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidirكَثِيرٗا
  19. 4:114Bir sadaka vermeyi yahut iyilik yapmayı veyahut da insanlar arasını düzeltmeyi emreden(ler)inki hariç, onların aralarındaki gizli gizli konuşmalarının çoğunda hiçbir hayır yoktur. Kim bunları sırf Allah'ın rızasını kazanmak için yaparsa, yakında ona büyük bir mükafat vereceğizكَثِيرٖ
  20. 4:160Yahudilerin zulmetmeleri ve birçok kimseleri Allah yolundan alıkoymaları, yasaklandıkları halde faiz almaları ve insanların mallarını haksız yere yemeleri sebebiyle daha önce kendilerine helâl kılınan temiz şeyleri haram kıldık. Onlardan kâfir olanlara can yakıcı bir azap hazırladıkكَثِيرٗا
  21. 5:15Ey kitap ehli! Kitaptan gizlemiş olduğunuz şeylerin çoğunu açıklayan, çoğundan da vazgeçen peygamberimiz size geldi. Ayrıca size, Allah'tan bir nur ve apacık bir kitap da gelmiştirكَثِيرٗا
  22. 5:32Bunun içindir ki, İsrâiloğulları'na: "Kim, bir cana kıymayan veya yeryüzünde bozgunculuk çıkarmayan bir nefsi öldürürse, bütün insanları öldürmüş gibi olur. Kim de bir nefsin yaşamasına sebep olursa, bütün insanları yaşatmış gibi olur" hükmünü yazdık (farz kıldık). Şüphesiz ki onlara peygamberlerimiz açık delillerle geldiler. Yine de bundan sonra onların birçoğu yeryüzünde aşırı gitmektedirlerكَثِيرٗا
  23. 5:49Aralarında Allah'ın indirdiğiyle hükmet. Onların keyiflerine uyma. Allah'ın sana indirdiğinin bir kısmından seni saptırmalarından sakın. Eğer Allah'ın hükmünden yüzçevirirlerse, bil ki Allah, bir kısım günahları sebebiyle onları musibete uğratmak istiyor. Muhakkak ki insanların çoğu yoldan çıkanlardırكَثِيرٗا
  24. 5:59De ki: "Ey kitap ehli! Sadece Allah'a, bize indirilene ve bizden önce indirilene inandığımız için mi bizden hoşlanmıyorsunuz? Oysa çoğunuz yoldan çıkmışlarsınızأَكثَرَكُم
  25. 5:62Onlardan çoğunu, günah işlemede, düşmanlıkta ve haram yemede yarış ederken görürsün. Bu yaptıkları şeyler ne kötüdürكَثِيرٗا
  26. 5:64Yahudiler, "Allah'ın eli çok sıkıdır" dediler. Söyledikleri söz sebebiyle onların elleri bağlansın ve lanete uğrasınlar! Aksine Allah'ın elleri açıktır, dilediği gibi verir. Andolsun, Rabbinden sana indirilen, onların çoğunun azgınlığını ve küfrünü azdırıyor. Biz, onların aralarına tâ kıyamete kadar düşmanlık ve kin atmışızdır. Ne zaman savaş için bir ateş yakmışlarsa, Allah onu söndürmüştür. Onlar yeryüzünde bozğunculuğa koşarlar. Şüphesiz Allah bozguncuları sevmezكَثِيرٗا
  27. 5:66Eğer onlar, Tevrat'ı, İncil'i ve kendilerine indirileni gereğince uygulasalardı, hem üstlerindeki, hem de ayaklarının altındaki (nimetlerden bol bol) yerlerdi. Onların arasında ılımlı bir grup da vardı. Böyle olmakla beraber onların çoğunun yaptıkları ne kadar kötüdürوَكَثِيرٞ
  28. 5:68De ki: "Ey kitap ehli! Tevrat'ı, İncil'i ve Rabbinizden size indirileni uygulamadıkça bir esas üzerinde değilsiniz. Şüphesiz ki, Rabbinden sana indirilenler, onların çoğunun azgınlığını ve inkârını artıracaktır. Şu halde kâfir olan bir toplum için üzülmeكَثِيرٗا
  29. 5:71Onlar, bir fitne kopmayacak sandılar, kör ve sağır kesildiler. Sonra Allah onların tevbesini kabul etti. Sonra yine onların çoğu kör, sağır kesildiler. Allah, onların yaptıklarını görüyorكَثِيرٞ
  30. 5:77De ki: "Ey kitap ehli! Dininizde haksız yere aşırı gitmeyin. Daha önce sapmış, birçoklarını da saptırmış ve böylece doğru yolu kaybetmiş bir kavmin keyiflerine uymayınكَثِيرٗا

Bu kök 162 ayette geçiyor; ilk 30 tanesi gösteriliyor.

Kök ve kelime çözümlemesi Quranic Arabic Corpus'tan (GNU GPL). NÛR burada anlam yorumu yapmaz.