Kök
بشر
Kur'an'da 123 yerde, 119 ayette geçer.
Önerilen okuma
Kur'an içi çıkarımKısaca
Bir yaz günü, yağmurdan önce esen rüzgâr yüzüne dokunur. Bu kök önce ten temasını ve bedeni anlatır; en güçlü sahne evlilikte yakınlıktır. Oradan rüzgâr gibi ön haber veren işaretlere ve vahyin geleceğe dair haberine geçer. Çoğu sevinç getirir, bazen de uyarıyı böyle söyler.
Türkçedeki izi
- beşer
- Tenli insan demek; beden ve dokunma vurgusu taşır.
- müjde
- Önden gelen sevindirici haber demek; bu kökten.
- beşerî
- İnsanla ilgili demek; kökün ten vurgusundan gelir.
Tanıdık kelimelerle kıyas
bu kökileنوس(nâs)
nâs topluluğu, kitleyi anlatır. beşer ise tek tek insanın bedenini ve dokunmayı öne çıkarır. Kısacası nâs kalabalık, beşer ten.
bu kökileانس(insan)
ins türler ikilisinin bir tarafını anlatır, cinin karşısında durur. beşer ise meleğe karşı insanı ve tenli oluşu öne çıkarır. Kısacası ins tür, beşer beden.
bu kökileكثر(ekseriyet, ekser)
Bu kök çokluğu söyler, sayı vurgular. beşer sayıyı değil beden ve ön haber duygusunu taşır. Kısacası çokluk sayı, beşer ten.
Müfessir diliyle
Tenle ilgili yakınlık; buradan mecazen akıbeti önceden bildiren, yüzü/kalbi ferahlatan haber ve işaret.
Somutta kök, dokunulabilir varlığı ve yakın teması gösterir (2:187; 3:47; 19:20; 25:54). Soyutta ise öncü haber/işaret taşır: rüzgârların rahmetten önce gelişi (7:57; 25:48; 30:46) ve hakikat elçilerinin geleceğe dönük haber taşıması (2:25; 2:119; 18:2). Etki çoğu kez sevinçtir (3:170-171; 9:124; 80:39), fakat ironik biçimde tehdit haberi için de kullanılır (4:138; 45:8).
Somuttan soyuta
Temasın en yoğun ifadesi olan cinsel yakınlıktan (2:187) ve dokunma vurgusundan (3:47; 19:20) başlar; sonra doğadaki ön-işarete (7:57; 30:46-48), oradan vahyin geleceğe dönük haberine (2:119; 18:2) ve yüzlerde beliren sevince (80:39) yükselir.
Kardeş köklerden farkı
نوسile farkı
نَاس toplum/topluluk boyutunu ve kitlenin hâlini anlatır (2:21; 2:83), بَشَر ise bedenli tür ve temas vurgusundadır (3:47; 2:187; 25:54).
انسile farkı
إِنس cinne karşıt olarak türler ikiliğini bildirir (6:112; 6:130), بَشَر ise meleğe karşıt insanî bedeni ve dokunurluğu öne çıkarır (12:31; 14:11; 41:6).
كثرile farkı
كَثْر çokluk/çoğunluk niceliğini ifade eder (3:110; 4:114), بَشَر ise nicelik değil, bedenli varlık ve ondan türeyen ön-haber boyutunu taşır (25:54; 2:25).
Anlam alanları · 5
Bedenli varlık/temas
Türün dokunulabilir, tenli yönü ve yakın temas bağlamı; meleğe karşıt insan oluşu.
Doğadaki ön-işaret
Rahmetten önce gelen belirti/peşin haber olarak rüzgârlar ve yağmur sahnesi.
Rahmet vaadinin önceden bildirimi
İyi akıbetin daha dünyadayken kalbi yatıştıran haber olarak bildirilmesi.
Tehdit haberi (ironik kullanım)
Kötü akıbetin, alışılmış olumlu tonla fakat tersine çevrilerek duyurulması.
Sevinç ve kabulle karşılanan haber
Haberin kişide doğurduğu sevinçli beklenti ve yüzlere vuran neşe.
Biçimlerin kullanımı
- بَشَر
- Tenli, dokunulabilir tür; melek/jinnden ayrılan bedenli varlık.
- بُشْرَىٰ
- Kalbi yatıştıran ön-haber; peşin işaret/vaat.
- بُشْر
- Ön-işaret/haber anlamını taşıyan doğal belirti (özellikle rüzgâr).
Güven: Orta · incelenen 64 ayetin 27'i açıklandı (%42) · toplam 119 ayetten dengeli örnek
Somut ve soyut kullanımlar güçlü biçimde metinde var; fakat ikisini tek çekirdekte bağlama derecesi dolaylı işaretlerle kuruluyor.
Açık soru: Ten ile ‘ön-haber’ anlamları arasındaki tarihî-bağlamsal bağ metinde açıkça açıklanmaz; ilişki, kullanımların seyriyle sezdirilir.
Bu okuma Arapça metinden ve kökün geçtiği ayetlerden çıkarıldı; meal yalnızca yardımcı olarak kullanıldı. Ayete dayanmayan iddialar otomatik silindi. Ayetlere tıklayıp kendin tart.
Yoldaş kökler
Aynı ayetlerde bu kökle en sık birlikte geçenler. Bu bir istatistiktir, eş anlam iddiası değildir — farkı ders ortaya koyar.
Aldığı yüzler · 58
Aynı üç harf, bu kadar farklı kelime veriyor. Anlam ailesi burada görünür — sözlük anlamıdır, hüküm değildir.
Geçtiği ayetler · ilk 30
- 2:25İnanıp yararlı işler yapanlara, altlarından ırmaklar akan cennetlerin kendilerine ait olduğunu müjdele! Onlardaki herhangi bir meyveden rızıklandırıldıklarında: "Bu daha önce de rızıklandığımız şeydir" derler ve o rızık birbirinin benzeri olmak üzere, kendilerine sunulacak. Orada çok temiz zevceler de onların. Hem onlar orada ebedî kalacaklarوَبَشِّرِ
- 2:97Söyle; her kim Cebrail'e düşman ise iyi bilsin ki, Kur'ân'ı senin kalbine Allah'ın izniyle kendinden önceki vahiyleri onaylayıcı, müminlere hidayet ve müjde kaynağı olmak üzere o indirdiوَبُشرَىٰ
- 2:119Şüphe yok ki, Biz seni hak ile rahmetimizin müjdecisi ve azabımızın habercisi olarak gönderdik. Sen, o cehennemliklerden sorumlu değilsinبَشِيرٗا
- 2:155Çaresiz biz sizi biraz korku, biraz açlık, biraz da mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiltme ile imtihan edeceğiz. Müjdele o sabredenleriوَبَشِّرِ
- 2:187Oruç gecesi kadınlarınıza yaklaşmanız, size helâl kılındı. Onlar, sizin için bir örtü, siz de onlar için bir örtü durumundasınız. Allah, nefsinize güvenemeyeceğinizi bildiği için müracaatınızı kabul buyurdu ve sizi bağışladı. Şimdi onlara yaklaşın ve Allah'ın sizler için yazdığını isteyin. Ta fecrin beyaz ipliği siyah iplikden size seçilinceye kadar yiyin, için. Sonra da ertesi geceye kadar orucu tam tutun. Bununla beraber siz mescitlerde îtikaf halinde iken onlara yaklaşmayın. Bunlar, Allah'ınsınırlarıdır, sakın onlara yaklaşmayın. Allah, âyetlerini insanlara böyle açıklıyor ki sakınıp korunsunlarبَٰشِرُوهُنَّ
- 2:213İnsanlar tek bir ümmetti. Ayrılmaları üzerine Allah, rahmetinin müjdecileri ve azabının habercileri olmak üzere peygamberler gönderdi ve beraberlerinde hak ile ilgili kitap indirdi ki, insanların, aralarında ihtilaf ettikleri şeyler hakkında hakem olsun. Bunda da sırf o kitap verilenler, kendilerine bunca deliller geldikten sonra tuttular, aralarındaki hırs ve kıskançlık yüzünden anlaşmazlığa düştüler. Bunun üzerine Allah kendi izniyle, iman edenleri, onların hakkında anlaşmazlığa düştükleri hakka, ulaştırdı. Allah, dilediğini doğru yola iletirمُبَشِّرِينَ
- 2:223Kadınlarınız, sizin için bir tarladır. O halde tarlanıza dilediğiniz gibi varın ve kendiniz için ileriye hazırlık yapın. Allah'tan korkun ve bilin ki siz mutlaka O'nun huzuruna varacaksınız. Ey Muhammed, müminleri müjdeleوَبَشِّرِ
- 3:21Allah'ın âyetlerini inkâr edenler ve haksız yere peygamberleri öldürenler, insanlar içinde adaleti emredenlerin canına kıyanlar yok mu? Bunlarıacıklı bir azapla müjdeleفَبَشِّرهُم
- 3:39Zekeriyya mabedde namaz kılarken melekler ona: "Allah sana, Allah'dan bir kelimeyi doğrulayıcı, efendi, nefsine hakim ve iyilerden bir peygamber olarak Yahya'yı müjdeler." diye ünledilerيُبَشِّرُكَ
- 3:45Melekler şöyle demişti: "Ey Meryem! Allah sana kendisinden bir kelimeyi müjdeliyor ki, adı Meryem oğlu İsa Mesih'dir; dünyada da ahirette de itibarlı, aynı zamanda Allah'a çok yakınlardandırيُبَشِّرُكِ
- 3:47(Meryem): "Ey Rabbim, bana bir beşer dokunmamışken benim nasıl çocuğum olur?" dedi. Allah: "Öyle ama, Allah dilediğini yaratır, bir şeyin olmasını dilediğinde ona sadece 'ol!' der, o da hemen oluverir." dediبَشَرٞ
- 3:79İnsanlardan hiçbir kimseye, Allah kendisine kitap, hüküm ve peygamberlik verdikten sonra, kalkıp insanlara: "Allah'ı bırakıp bana kul olun." demesi yakışmaz. Fakat onun: "Öğrettiğiniz ve okuduğunuz kitap gereğince Rabb'e halis kullar olun" (demesi uygundur)لِبَشَرٍ
- 3:126Allah, bunu size sırf bir müjde olsun ve kalpleriniz bununla yatışsın diye yaptı. Yardım, yalnız daima galip ve hikmet sahibi olan Allah katındandırبُشرَىٰ
- 3:170Allah'ın lütfundan verdiği nimetle sevinçlidirler. Arkalarından kendilerine ulaşamayan kimselere de hiç bir korku olmayacağını ve üzülmeyeceklerini müjdelemek isterlerوَيَستَبشِرُونَ
- 3:171Onlar, Allah'ın nimetini, keremini ve Allah'ın, müminlerin ecrini zayi etmeyeceğini müjdelerlerيَستَبشِرُونَ
- 4:138Münafıklara da haber ver ki, kendileri için çok acı bir azab vardırبَشِّرِ
- 4:165Peygamberleri müjdeciler ve azab habercileri olarak gönderdik ki, peygamberlerden sonra insanların Allah'a karşı bir bahaneleri olmasın. Allah mutlak üstündür, yegane hikmet sahibidirمُّبَشِّرِينَ
- 5:18Yahudiler ve hıristiyanlar, "Biz Allah'ın oğulları ve sevgilileriyiz" dediler. De ki: " O halde niçin günahlarınızdan ötürü (Allah ) size azab ediyor?" Hayır, siz de O'nun yaratıklarından birer insansınız. O dilediğini bağışlar, dilediğine azab eder. Göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunan her şeyin mülkü Allah'ındır. Nihayet dönüş de O'nadırبَشَرٞ
- 5:19Ey kitap ehli! Peygamberlerin arasının kesildiği bir sırada size Resulümüz geldi, gerçekleri açıklıyor ki, (yarın kıyamet gününde): "Bize bir müjdeleyici ve uyarıcı gelmedi" demeyiniz. İşte müjdeleyici ve uyarıcı geldi. Allah, her şeye kadirdirبَشِيرٖ
- 6:48Biz peygamberleri, ancak rahmetimizin müjdecileri ve azabımızın habercileri olmak üzere göndeririz. Artık kim iman edip durumunu düzeltirse, onlara hiç korku yoktur. Onlar mahzun da olmayacaklardırمُبَشِّرِينَ
- 6:91Onlar: "Allah insanlara hiçbir şey göndermemiştir" demekle, Allah'ı gereği gibi tanıyamadılar. De ki: Musa'nın insanlara aydınlık ve hidayet olmak üzere getirdiği, sizin parça parça kâğıtlara çevirdiğiniz, bir kısmını belli ettiğiniz, birçoğunu gizlediğiniz; sizinle babalarınızın, sayesinde bilmediğiniz birçok şeyleri öğrendiğiniz Kitab'ı kim gönderdi? (Onlara karşı sen) "Allah" de. Sonra onları bırak, boş laflara dalarak oyalansınlarبَشَرٖ
- 7:57Rahmetinin önünde müjdeci olarak rüzgarları gönderen O'dur. O rüzgarlar, yağmur yüklü bulutları yüklenince, onu kurak bir memlekete gönderir, sonra onunla yağmur yağdırır ve onunla her çeşit ürünü yetiştiririz. İşte Biz, ölüleri de böyle diriltiriz. Gerekir ki düşünür, ibret alırsınızبُشرَا
- 7:188De ki, ben kendi kendime Allah'ın dilediğinden başka ne bir menfaat elde etmeye, ne de bir zararı önlemeye malik değilim. Ben eğer gaybı bilseydim daha çok hayır yapardım ve kötülük denilen şey yanıma uğramazdı. Ben iman edecek bir kavme müjde veren ve uyaran bir peygamberden başka biri değilimوَبَشِيرٞ
- 8:10Bunu da Allah size sırf bir müjde olsun ve bununla kalbleriniz yatışsın diye yapmıştı. Yoksa zafer ancak Allah katındandır. Gerçekten Allah mutlak galiptir ve hikmet sahibidirبُشرَىٰ
- 9:3Ayrıca büyük hac günü Allah ve Rasulü tarafından insanlara bir ilandır ki, Allah da Resulü de müşriklerle yapılan antlaşmalara artık bağlı değildir. Eğer hemen tevbe ederseniz, bu sizin için hayırlıdır. Yok yine tevbeden yüz çevirirseniz biliniz ki, Allah'ı yıldıracak değilsiniz. Kâfirleri acı bir azap ile müjdeleوَبَشِّرِ
- 9:21Rab'leri, onları kendi katından bir rahmet, bir rıza ve bir cennetle müjdeler ki o cennette onlar için bitmez tükenmez nimetler vardırيُبَشِّرُهُم
- 9:34Ey iman edenler, şurası bir gerçektir ki, yahudi hahamları ile hıristiyan rahiplerinin bir çoğu insanların mallarını haksız yere yerler ve Allah yolundan saptırırlar. Bir de altın ve gümüşü hazineye doldurup, onları Allah yolunda sarfetmeyenleri bu yüzden acıklı bir azap ile müjdeleفَبَشِّرهُم
- 9:111Allah, müminlerden, canlarını ve mallarını, kendilerine cennet vermek üzere satın almıştır: Allah yolunda çarpışacaklar da öldürecekler ve öldürülecekler. Bu, Tevrat'ta da, İncil'de de Kur'ân'da da Allah'ın kendi üzerine yüklendiği bir ahittir. Allah'dan ziyade ahdine riayet edecek kim vardır? O halde yaptığınız alışveriş ahdinden dolayı size müjdeler olsun! Ve işte o büyük kurtuluş budurفَٱستَبشِرُواْ
- 9:112(Bunlar), O tevbekâr olanlar, o ibadet edenler, o hamd edenler, o oruçlular, o rükua varanlar, o secdeye kapananlar, iyiliği emredip, kötülükten vazgeçirenler, Allah'ın hududunu koruyanlar (emirleriyle yasaklarının ölçülerine riayet edenler)dır. Müjde ver o müminlere, müjdeوَبَشِّرِ
- 9:124Bir sûre indirildiği zaman, içlerinden biri çıkar, "Bu sûre hanginizin imanını arttırdı?" der. Fakat müminlere gelince, aslında her inen sûre onların imanını arttırmıştır ve onlar sürekli olarak müjdelenip duruyorlarيَستَبشِرُونَ
Bu kök 119 ayette geçiyor; ilk 30 tanesi gösteriliyor.
Kök ve kelime çözümlemesi Quranic Arabic Corpus'tan (GNU GPL). NÛR burada anlam yorumu yapmaz.