Kök

عرض

Kur'an'da 79 yerde, 72 ayette geçer.

Önerilen okuma

Kur'an içi çıkarım

Kısaca

Bir sınıfta öğretmen masaya eşyaları dizip herkese tek tek gösteriyor. Kur'an'da bu kök bazen böyle sunup görünür kılmayı anlatır. Bazen de bir şeyden el çekmeyi, aldırmamayı. Ayrıca genişlik ve yayılma çağrışımı var: cennetin eni, vadiyi kaplayan bulut gibi.

Türkçedeki izi

arz etmek
Bir şeyi birine sunmak, kökün gösterme yönü.
maruz kalmak
Ortaya konmak ve etkisine bırakılmak anlamıyla bağlantılı.

Tanıdık kelimelerle kıyas

  • bu kökileولي(veli, evliya)

    wly yönünü bir yere çevirip bağlanmayı anlatır. arz ise ya bir şeyi ortaya koymak ya da ondan uzak durmaktır. Kısacası wly yön değiştirme ve bağlanma, arz sunma ya da geri durmadır.

    • 6:4Burada yüz çevirmek ilgiyi kesmek demek. Bu arz köküdür.
    • 2:144Burada yüzü belirli bir yöne çevirmek var. wly yönlendirmeyi anlatır.
  • bu kökileماي(yüz)

    mAy sayı bildirir. arz ilişkiyi belirler: ya sunma ya uzak durma. Kısacası mAy sayı, arz ilişki hareketidir.

    • 2:31Eşyaları meleklere gösterme var. Bu arzın sergileme yönü.
    • 8:65Burada yüz sayısı geçer. mAy nicelik anlatır.
  • bu kökileبيض(beyaz)

    byD renk ve parlaklığı anlatır. arz ise şeyleri ortaya koyma ya da onlardan uzak durmadır; ayrıca genişlik anlamı da taşır. Kısacası byD renk, arz sunma ve uzak durmadır.

    • 3:133Cennetin genişliği anlatılır. Bu arzın genişlik anlamı.
    • 20:22Elin bembeyaz çıkması renk vurgusudur. byD köküdür.

Müfessir diliyle

Bir şeyi karşı tarafa sunup görünür kılmak yahut ondan kenara çekilip ilişiği bırakmak.

I. bâb “X’i Y’ye arz etmek” kalıbında başkasının önüne koyma/teşhir etme sabittir (2:31; 11:18; 18:48; 40:46; 33:72). IV. bâb “عن” ile geldiğinde ilişkiyi kesip ilgilenmeme, uzak tutma ifade eder; hem emredilen hem yerilen örnekleri vardır (6:106; 7:199; 5:42; 6:4; 21:1; 32:22). Aynı kökten isim ‘عَرَض’ dünyanın kısa vadeli payını, yani “öne sürülen/eldeki menfaati” adlandırır (4:94; 8:67; 9:42; 7:169); ‘عَرْض’ ise yanal genişliği bildirir ve ‘عَارِض/عَرِيض’te yayılma-genişleme nüansı görünür (3:133; 57:21; 46:24; 41:51).

Somuttan soyuta

Önce somut: eşyayı meleklere sunma ve inkârcıları ateşe arz etme (2:31; 46:20), vadileri karşılayan yaygın bulut ve cennetin eni (46:24; 3:133). Buradan, ayetlerden el çekme yahut onlara ilgisiz kalma gibi tutumlara açılır (6:4; 21:1).

Kardeş köklerden farkı

  • وليile farkı

    ولي yön değiştirme/bağlanma ve bir istikamete çevrilmeyi anlatır; عرض ise ya bir şeyi ortaya koyar ya da ondan el çekip meşguliyeti bırakır. Aynı bağlamda ikisi ayrışır: “geri durma” (عرض) süreğen ilgisizliktir, “dönme” (ولي) yönlendirmedir.

  • مايile farkı

    مائَة nicelik (belirli sayı) bildirir; ilişkisel bir yöneliş veya sunma anlamı yoktur. عرض ise ilişkide konum değiştirip ilgiyi kesme ya da bir şeyi ortaya koymadır.

  • بيضile farkı

    ب ي ض renk/parlaklık (aklık) bildirir; nesne sergileme ya da ondan el çekme anlamı taşımaz. عرض’ta sunma/teşhir ve ilgisizlik bulunur; ayrıca yanal genişlik de onun alanıdır.

Anlam alanları · 5

  1. Sunma/teşhir (arz etmek)

    Bir şeyi bir merciin önüne koymak, ona maruz bırakmak; teklif, muhakeme ve hükme konu etme.

  2. İlişkiyi kesme/aldırmama (i‘râz)

    Bir şeyden el çekmek, ona kulak vermemek; bazen tedbir olarak emredilir, bazen ayıplanır.

  3. Geçici pay/fırsat (عَرَضُ الدُّنْيَا)

    Eldeki, kolay erişilen; öne sürülen ve peşine düşülen kısa vadeli menfaat.

  4. Yanal yayılım/genişlik

    Mekânsal en: genişlik, yayılan kütle; ‘bulut kütlesi’, ‘geniş dua’ gibi genişleyip yayılma çağrışımı.

  5. Dolaylı beyan/öne sürme

    Açık etmeksizin ima ederek ortaya koyma; bir şeyi hedef/vasıta kılarak öne sürme.

Biçimlerin kullanımı

أَعْرَضَ
عن ile: el çekmek, ilgiyi bırakmak; bazen tedbiren uzak durmak.
مُّعْرِضُون
Sürekli ilgisiz/uzak duran kimseler; çağrıya katılmayanlar.
عَرَضَ
على ile: birini/bir şeyi başkasının önüne koymak, sergilemek/teşhir etmek.
عَرَّضَ
Dolaylı söylemek, üstü kapalı ima ile ortaya koymak.

Güven: Orta · incelenen 61 ayetin 30'i açıklandı (%49) · toplam 72 ayetten dengeli örnek

Kullanımlar yoğundur ve tutarlıdır; ancak ‘genişlik’ ile ‘geçici pay’ anlamlarının kök içi ilişkisi bağlamdan kurulmakta, bazı nüanslar (ör. عَرِيض) yoruma açıktır.

Açık soru: ‘عَرْض (genişlik)’ ile ‘عَرَض (geçici pay)’ yazımca ortak, anlamca ayrışır; Kur’an bunları bağlamla ayırır, eşleştirme zorlama olmamalıdır.

Bu okuma Arapça metinden ve kökün geçtiği ayetlerden çıkarıldı; meal yalnızca yardımcı olarak kullanıldı. Ayete dayanmayan iddialar otomatik silindi. Ayetlere tıklayıp kendin tart.

Kur'an'daki izi

35 sûreye yayılıyor; mushaf sırasında ilk kez 2:31'de.

FâtihaNâs
Mekkî · 49Medenî · 23
fiil · 44isim · 34sıfat · 1

Yoldaş kökler

Aynı ayetlerde bu kökle en sık birlikte geçenler. Bu bir istatistiktir, eş anlam iddiası değildir — farkı ders ortaya koyar.

Aldığı yüzler · 40

Aynı üç harf, bu kadar farklı kelime veriyor. Anlam ailesi burada görünür — sözlük anlamıdır, hüküm değildir.

مُّعرِضُونَ9فَأَعرِض5مُعرِضِينَ5مُعرِضُونَ5أَعرَضَ5عَرَضَ4أَعرِض3وَأَعرِض3يُعرَضُونَ3أَعرَضُواْ3عَرضُهَا2فَأَعرِضُواْ2فَأَعرَضَ2يُعرَضُ2عَرَضَهُم1عُرضَةٗ1عَرَّضتُم1إِعرَاضٗا1تُعرِضُواْ1تُعرِض1إِعرَاضُهُم1عَرَضٞ1عَرَضٗا1لِتُعرِضُواْ1تُعرِضَنَّ1أَعرَضتُم1وَعُرِضُواْ1وَعَرَضنَا1عَرضًا1عَرَضنَا1فَأَعرَضُواْ1عُرِضَ1عَرِيضٖ1عَارِضٗا1عَارِضٞ1يُعرِضُواْ1كَعَرضِ1وَأَعرَضَ1تُعرَضُونَ1يُعرِض1

Geçtiği ayetler · ilk 30

  1. 2:31Ve Âdem'e isimlerin hepsini öğretti, sonra onları meleklere gösterip: "Haydi davanızda sadıksanız bana şunları isimleriyle haber verin." dediعَرَضَهُم
  2. 2:83Hani bir vakitler İsrailoğulları'ndan şöylece mîsak (kesin bir söz) almıştık: Allah'dan başkasına tapmayacaksınız, anababaya iyilik, yakınlığı olanlara, öksüzlere, çaresizlere de iyilik yapacaksınız, insanlara güzellikle söz söyleyecek, namazı kılacak, zekatı vereceksiniz. Sonra çok azınız müstesna olmak üzere sözünüzden döndünüz, hâlâ da dönüyorsunuzمُّعرِضُونَ
  3. 2:224Sözünüzde durmanız, kötülükten sakınmanız ve insanların arasını düzeltmeniz için, Allah'ı yeminlerinize hedef veya siper edip durmayın. Allah, her şeyi işitir ve bilirعُرضَةٗ
  4. 2:235Böyle kadınlara evlenme isteğinizi üstü kapalı biçimde çıtlatmanızda veya gönlünüzde tutmanızda size bir vebal yoktur. Allah biliyor ki siz onları mutlaka anacaksınız. Fakat meşru bir söz söylemekten başka bir şekilde kendileriyle gizlice sözleşmeyin. Farz olan iddet sona erinceye kadar da nikâh akdine azmetmeyin (kesin karar vermeyin). Bilin ki Allah gönlünüzdekini bilir. Öyle ise O'nun azabından sakının. Yine bilin ki Allah çok bağışlayıcıdır, çok yumuşaktırعَرَّضتُم
  5. 3:23Görmüyor musun, o kendilerine kitaptan bir nasip verilmiş olanlar, aralarında hüküm vermek için Allah'ın kitabına davet olunuyorlar da, sonra içlerinden bir kısmı yüz çevirerek dönüp gidiyorlarمُّعرِضُونَ
  6. 3:133Rabbinizin bağışına ve genişliği göklerle yer arası kadar olan, Allah'tan gereği gibi korkanlar için hazırlanmış bulunan cennete koşunعَرضُهَا
  7. 4:16Sizlerden zina edenlerin her ikisine de eziyet edin. Eğer onlar tevbe edip kendilerini ıslah ederlerse onlardan vazgeçin. Çünkü Allah tevbeleri kabul eden ve çok merhamet edendirفَأَعرِضُواْ
  8. 4:63Onlar, Allah'ın kalblerindekini bildiği kimselerdir; Onlara aldırma, onlara öğüt ver ve onların içlerine tesir edecek güzel söz söyleفَأَعرِض
  9. 4:81Sana "Peki" derler, fakat senin yanından çıktıklarında, içlerinden birtakımı, geceleyin (gündüz) söylemiş olduklarının tersini kurarlar. Allah onların geceleyin tasarladıklarını yazıyor. Sen onlara aldırma. Allah'a güven. Vekil olarak Allah yeterفَأَعرِض
  10. 4:94Ey İman edenler! Allah yolunda cihada çıktığınız zaman, mümini kâfirden ayırmak için iyice araştırın. Size selam veren kimseye, dünya hayatının menfaatini gözeterek, "Sen mümin değilsin" demeyin. Allah katında çok ganimetler var. İslâm'a ilk önce girdiğiniz zaman siz de öyle idiniz. Sonra Allah size lutufta bulundu. Onun için iyice araştırın. Şüphesiz ki Allah, yaptıklarınızdan haberdardırعَرَضَ
  11. 4:128Eğer bir kadın kocasının geçimsizliğinden, yahut kendisinden yüz çevirmesinden endişe ederse, aralarında bir sulh yapmalarında, onlara bir günah yoktur. Sulh hep hayırlıdır. Zaten nefisler kıskançlığa hazırdır. Eğer iyi geçinir ve geçimsizlikten sakınırsanız, şüphesiz Allah yaptıklarınızdan haberdardırإِعرَاضٗا
  12. 4:135Ey iman edenler! Adaleti ayakta tutan ve kendiniz, anababanız ve yakın akrabanız aleyhine de olsa, yalnız Allah için şahitlik eden kimseler olunuz. Zira zengin de olsa, fakir de olsa, Allah ikisine de (sizden) daha yakındır. Nefsinizin arzusuna uyarak adaletten uzaklaşmayın. Eğer (şahitlik ederken) dilinizi eğer, bükerseniz veya çekinirseniz, şüphesiz Allah yaptıklarınızdan haberdardırتُعرِضُواْ
  13. 5:42Onlar, yalana çok kulak verirler ve çok haram yerler. Eğer sana gelirlerse, ister aralarında hükmet, ister onlardan yüz çevir. Eğer onlardan yüz çevirirsen, sana hiçbir zarar veremezler. Eğer aralarında hükmedersen adaletle hükmet. Şüphesiz Allah, adaletli davrananları severأَعرِض
  14. 6:4Onlara Rab'lerinin âyetlerinden hiçbir âyet gelmez ki, ondan yüz çevirmesinlerمُعرِضِينَ
  15. 6:35Eğer onların yüz çevirmesi sana ağır geldiyse, haydi gücün yetiyorsa yerin içine (inebileceğin) bir delik, ya da göğe (çıkabileceğin) bir merdiven ara ki onlara bir mucize getiresin! Allah dileseydi, elbette onları hidayet üzerinde toplardı. O halde cahillerden olmaإِعرَاضُهُم
  16. 6:68Âyetlerimiz hakkında münasebetsizliğe dalanları gördüğün zaman hemen onlardan uzaklaş ki, ondan başka söze dalsınlar. Eğer şeytan bunu sana unutturursa hatırladıktan sonra hemen kalk, o zalimler topluluğuyla oturmaفَأَعرِض
  17. 6:106Rabbinden sana vahyedilene uy. O'ndan başka ilâh yoktur. Ortak koşanlardan da yüz çevirوَأَعرِض
  18. 7:169Derken kitabı (Tevrat'ı) miras alan bozuk bir nesil bunların yerini aldı. Bize nasıl olsa mağfiret edilecek diyerek, şu alçak dünya malını alıyorlar, yine onun gibi bir mal ve rüşvet gelse onu da alırlar. Allah'a karşı haktan başka bir şey söylemeyeceklerine dair kendilerinden o kitabın hükmü üzere misak alınmamış mıydı? Ve onun içindekileri okuyup öğrenmemişler miydi? Oysa ahiret yurdu Allah'tan korkanlar için daha hayırlıdır. Hâlâ aklınızı başınıza almayacak mısınızعَرَضَ
  19. 7:199Sen yine de affa sarıl, iyiliği emret ve cahillerden yüz çevirوَأَعرِض
  20. 8:23Allah onlarda hayır görseydi onlara işittirirdi, işittirseydi yine de aldırmaz arka dönerlerdiمُّعرِضُونَ
  21. 8:67Hiçbir peygamberin, yeryüzünde ağır basmadıkça (kesin zafere ulaşıp üstün gelmedikçe) esirleri olması layık değildir. Siz dünya malını istersiniz, oysa Allah ahireti kazanmanızı murad eder. Allah azizdir, hakimdirعَرَضَ
  22. 9:42Eğer o sefer, yakın bir ganimet ve kolay bir sefer olsaydı mutlaka peşine düşer gelirlerdi. Fakat o meşakkatli yolculuk kendilerine uzun bir sefer geldi. Bununla beraber, "Bizim de gücümüz yetseydi, sizinle beraber elbette sefere çıkardık." diyerek Allah'a yemin edecekler, nefislerini helake sürükleyecekler. Allah biliyor ki, onlar iyice yalancıdırlarعَرَضٗا
  23. 9:76Ne zaman ki, Allah lutfedip onlara ihsanda bulundu, onlar da cimrilik edip yüz çevirdiler ve zaten yan çizip duruyorlardıمُّعرِضُونَ
  24. 9:95Dönüp de yanlarına geldiğinizde kendilerinden yüz çeviresiniz (hesaba çekmekten vazgeçesiniz) diye Allah'a yemin edecekler. Siz de onlardan yüz çevirin. Çünkü onlar gerçekten murdar kimselerdir. Yaptıklarının cezası olarak nihayet varacakları yer cehennemdirلِتُعرِضُواْ
  25. 11:18Üstelik bir yalanı Allah'a iftira edenden daha zalim kim olabilir? Bunlar Rablerinin huzuruna arzolunacaklar, şahitler de şöyle diyecekler: "İşte bunlar Rablerine karşı yalan söyleyenlerdir". İyi bilin ki: Allah'ın laneti zalimlerin üzerinedirيُعرَضُونَ
  26. 11:76Melekler: "Ey İbrahim! Bu konuda bizimle tartışmaktan vazgeç. Çünkü Rabbinin emri kesin olarak geldi ve onlara geri çevrilmesi mümkün olmayan bir azap gelecektirأَعرِض
  27. 12:29Yusuf! Sakın sen bundan bahsetme! Kadın! Sen de günahından dolayı istiğfar et. Sen gerçekten günahkarlardan oldunأَعرِض
  28. 12:105Bununla beraber göklerde ve yerde ne kadar âyet var ki, onunla yüz yüze gelirler de yine de yüz çevirip geçerlerمُعرِضُونَ
  29. 15:81Biz, onlara âyetlerimizi vermiştik de onlar, yüz çeviriyorlardıمُعرِضِينَ
  30. 15:94Şimdi sen emrolunduğunu açıkça tebliğ et. Müşriklerden yüz çevirوَأَعرِض

Bu kök 72 ayette geçiyor; ilk 30 tanesi gösteriliyor.

Kök ve kelime çözümlemesi Quranic Arabic Corpus'tan (GNU GPL). NÛR burada anlam yorumu yapmaz.