Kök
ايي
Kur'an'da 382 yerde, 353 ayette geçer.
Önerilen okuma
Kur'an içi çıkarımKısaca
Gece iner, sabah olur; kurumuş toprak yağmurla canlanır. Kur’an bunlara, elçilere verilen olağanüstü kanıtlara ve okunan vahiy parçalarına “ayet” der: Allah’ın gerçeğini ve yetkisini gösteren belirgin nişanlar. Allah bu nişanları açıklar, kimi zaman yenisiyle değiştirir; insan ise ya eğilir ya da yalanlayıp yüz çevirir.
Türkçedeki izi
- ayet
- Kur’an’da okunan her birim için söylenen ad.
Tanıdık kelimelerle kıyas
bu kökileجحد()
Ayet, Allah’ın gösterdiği nişandır. Kardeşi ise bu nişan bilindiği halde onu reddetmektir. Kısacası ayet gösterge, o ise inatçı inkâr.
bu kökileتلو(tilavet)
Ayet, mesajın birimidir. Kardeşi, o birimi sesle okumaktır. Kısacası ayet metin, o okuma.
bu kökileفصل(fasıl, tafsilat)
Ayet, işaretin kendisidir. Kardeşi, o işareti tane tane açıklamaktır. Kısacası ayet gösterge, o ayrıntılandırma.
Müfessir diliyle
Allah’ın gerçeğine ve yetkisine delalet eden, görülen ya da okunan belirgin nişan/birim.
Kimi zaman yaratılışta serilmiş gözle görünür belirtilerdir (3:190; 13:3; 30:23; 36:37), kimi zaman elçilere verilen olağanüstü kanıtlardır (27:12; 2:248; 23:50; 20:56), kimi zaman da vahyin okunup anlaşılmak üzere sunulan birimleridir (12:1; 10:15; 46:7). Bu nişanlar Allah tarafından türlü yollarla açıklanır ve yer yer yenisiyle değiştirilir (6:105; 2:106; 16:101). İnsan bunlara ya yönelip boyun eğer ya da yalanlayıp yüz çevirir (32:15; 2:39; 18:105).
Somuttan soyuta
Somutta gece-gündüz, yeryüzünün dirilmesi, sandığın gelişi gibi görülen alametlerden (36:37; 41:39; 2:248), soyutta okunan vahiy birimlerine ve hükümlerin tebdiline uzanır (12:1; 2:106; 16:101).
Kardeş köklerden farkı
جحدile farkı
Bu kök, nişanın kendisini ifade eder; jHd ise bu nişanlar bilindiği halde onları inatla tanımazlıktır. Biri delil, diğeri delile rağmen inkâr tutumudur.
تلوile farkı
Bu kök, içerik birimini belirtir; tlw ise o birimin seslendirilip aktarılmasıdır. Biri gösterge, diğeri göstergenin tilaveti/iletilişidir.
فصلile farkı
Bu kök nişanın kendisini adlandırır; fSl ise nişanların açıklanıp ayrıntılandırılması eylemidir. Biri işaret, diğeri işaretin tebyini/tafsilidir.
Anlam alanları · 5
Kozmik-gözlemlenebilir belirtiler
Gökler, yer, gece-gündüz devri ve rızkın takdiri; akleden, dinleyen, yönelenler için göstergedir.
Elçilere verilen olağanüstü kanıtlar
Tarihî müdahaleler ve mucizeler, elçilerin doğruluğunu ve ilahî tasarrufu gösterir.
Vahyin okunan birimleri
Açık-seçik olarak tilavet edilen vahiy parçaları; mesajın taşındığı metinsel nişanlardır.
Beyan ve açıklama
Allah bu nişanları döndürüp türlü yönleriyle açıklar; insanlar anlasın ve dönsünler diye.
İnsanî tutum: kabul ya da tekzip
Bu nişanlara boyun eğmek hidayeti, yalanlamak ise zilleti ve azabı çağırır.
Biçimlerin kullanımı
- ءَايَة
- Görülen ya da okunan, hakikate delalet eden tekil gösterge/birim.
Güven: Güçlü · incelenen 60 ayetin 42'i açıklandı (%70) · toplam 353 ayetten dengeli örnek
Kullanımlar geniş bir yelpazede fakat ortak işleviyle tutarlı ve çok sayıda ayetle teyit ediliyor.
Açık soru: Bağlam, nişanın türünü belirler; kimi yerde hukmî/ metinsel tebdil (2:106; 16:101), kimi yerde kozmik belirti kastedilir.
Bu okuma Arapça metinden ve kökün geçtiği ayetlerden çıkarıldı; meal yalnızca yardımcı olarak kullanıldı. Ayete dayanmayan iddialar otomatik silindi. Ayetlere tıklayıp kendin tart.
Yoldaş kökler
Aynı ayetlerde bu kökle en sık birlikte geçenler. Bu bir istatistiktir, eş anlam iddiası değildir — farkı ders ortaya koyar.
Aldığı yüzler · 46
Aynı üç harf, bu kadar farklı kelime veriyor. Anlam ailesi burada görünür — sözlük anlamıdır, hüküm değildir.
Geçtiği ayetler · ilk 30
- 2:39İnkâr edip âyetlerimizi yalanlayanlara gelince, onlar da cehennem ehlidirler. Orada ebedî olarak kalacaklardırبِـَٔايَٰتِنَآ
- 2:41Yanınızdakini (Tevrat'ı) tasdik edici olarak indirdiğim (Kur'ân)a iman edin, O'nu, inkar edenlerin ilki siz olmayın, benim âyetlerimi birkaç paraya değişmeyin. Ancak benden korkunبِـَٔايَٰتِي
- 2:61Hani bir zamanlar, "Ey Musa, biz tek çeşit yemeğe asla katlanamayacağız, yeter artık bizim için Rabbine dua et de bize yerin yetiştirdiği şeylerden; sebzesinden, kabağından, sarmısağından, mercimeğinden ve soğanından çıkarsın." dediniz. O da size "O üstün olanı daha aşağı olanla değiştirmek mi istiyorsunuz? Bir kasabaya konaklayın o vakit istediğiniz elbette olacaktır." dedi. Üzerlerine zillet ve meskenet damgası vuruldu ve nihayet Allah'dan bir gazaba uğradılar. Evet öyle oldu, çünkü Allah'ın âyetlerini inkâr ediyorlar ve haksız yere peygamberleri öldürüyorlardı. Evet öyle oldu, çünkü isyana dalıyorlar ve aşırı gidiyorlardıبِـَٔايَٰتِ
- 2:73İşte bundan dolayı, o sığırın bir parçası ile o ölüye vurun, dedik. Allah ölüleri işte böyle diriltir ve size âyetlerini gösterir, belki aklınızı başınıza toplarsınızءَايَٰتِهِ
- 2:99Şanım hakkı için sana çok açık âyetler; parlak mucizeler indirdik. Öyle ki, iman sahasından uzaklaşmış fasıklardan başkası onları inkâr etmezءَايَٰتِ
- 2:106Biz bir âyetten her neyi nesheder veya unutturursak, ondan daha hayırlısını yahut mislini getiririz. Bilmez misin ki, Allah her şeye kâdirdirءَايَةٍ
- 2:118Bilgiden nasibi olmayanlar da "Allah bizimle konuşsa ya, yahut bize de bir mucize gelse ya!" dediler. Bunlardan öncekiler de tıpkı böyle, bunların dedikleri gibi demişlerdi. Onların kalbleri birbirlerine benzedi. Gerçekten de yakîne ermek (hakikati bilmek) isteyen bir kavim için biz mucizeleri çok açık seçik gösterdikءَايَةٞ
- 2:129Ey bizim Rabbimiz, bir de onlara içlerinden öyle bir peygamber gönder ki, onlara senin âyetlerini tilavet eylesin, kendilerine kitabı ve hikmeti öğretsin, içlerini ve dışlarını tertemiz yapıp onları pâk eylesin. Hiç şüphesiz Azîz sensin, hikmet sahibi Sensinءَايَٰتِكَ
- 2:145Celâlim için, sen o kitap verilmiş olanlara, bütün delilleri de getirsen, yine de senin kıblene tabi olmazlar, sen de onların kıblesine tabi olmazsın. Zaten onlar da birbirlerinin kıblesine tabi değiller. Celâlim hakkı için, sana gelen bunca ilmin arkasından sen tutar da onların arzu ve heveslerine uyacak olursan, o zaman hiç şüphesiz, sen de zâlimlerden olursunءَايَةٖ
- 2:151Nitekim içinizden size bir peygamber gönderdik. O size âyetlerimizi okuyor, sizi temizliyor, size kitabı ve hikmeti öğretiyor. Size bilmediğiniz şeyleri öğretiyorءَايَٰتِنَا
- 2:164Şüphesiz göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelişinde, insanlara yarar şeylerle denizde akıp giden gemide, Allah'ın yukarıdan bir su indirip de onunla yeri ölümünden sonra diriltmesinde, diriltip de üzerinde deprenen hayvanları yaymasında, rüzgarları değiştirmesinde, gök ile yer arasında emre hazır olan bulutta şüphesiz akıllı olan bir topluluk için elbette Allah'ın birliğine deliller vardırلَأٓيَٰتٖ
- 2:187Oruç gecesi kadınlarınıza yaklaşmanız, size helâl kılındı. Onlar, sizin için bir örtü, siz de onlar için bir örtü durumundasınız. Allah, nefsinize güvenemeyeceğinizi bildiği için müracaatınızı kabul buyurdu ve sizi bağışladı. Şimdi onlara yaklaşın ve Allah'ın sizler için yazdığını isteyin. Ta fecrin beyaz ipliği siyah iplikden size seçilinceye kadar yiyin, için. Sonra da ertesi geceye kadar orucu tam tutun. Bununla beraber siz mescitlerde îtikaf halinde iken onlara yaklaşmayın. Bunlar, Allah'ınsınırlarıdır, sakın onlara yaklaşmayın. Allah, âyetlerini insanlara böyle açıklıyor ki sakınıp korunsunlarءَايَٰتِهِ
- 2:211İsrailoğullarına sor: Biz onlara ne kadar açık âyetler vermiştik. Fakat Allah'ın nimetini her kim kendisine geldikten sonra değiştirirse, şüphe yok ki, Allah'ın azabı çok şiddetlidirءَايَةِ
- 2:219Ey Muhammed! Sana şarap ve kumardan soruyorlar. De ki: Bu ikisinde büyük bir günah, bir de insanlar için bazı menfaatler vardır. Fakat günahları, menfaatlerinden daha büyüktür. Yine sana neyi infak edeceklerini soruyorlar. De ki: İhtiyaçtan fazlasını infak edin. İşte böylece Allah, size âyetlerini açıklıyor. Umulur ki siz düşünürsünüzٱلأٓيَٰتِ
- 2:221Müşrik kadınları, iman etmedikçe nikâhlamayın. Bir müşrik kadın, sizin hoşunuza gitse bile, iman etmiş olan bir cariye herhalde ondan daha hayırlıdır. Müşrik erkeklere de mümin kadınları nikâh ettirmeyin. Bir müşrik, sizin hoşunuza gitse bile, mümin bir köle elbette ondan daha hayırlıdır. Onlar sizi ateşe davet ederler, Allah ise, kendi izniyle cennete ve mağfirete davet ediyor ve âyetlerini insanlara açıklıyor. Umulur ki onlar hatırda tutup, öğüt alırlarءَايَٰتِهِ
- 2:231Kadınları boşadığınız zaman iddetlerini bitirdiklerinde, artık kendilerini ya iyilikle tutun veya güzellikle salın. Yoksa haklarına tecavüz için zararlarına olarak onları tutmayın. Her kim bunu yaparsa nefsine zulmetmiş olur. Sakın Allah'ın âyetlerini alay konusu edinmeyin, Allah'ın üzerinizdeki nimetini, size kendisiyle öğüt vermek üzere indirdiği kitap ve hikmeti hatırlayıp, düşünün. Hem Allah'tan korkun ve bilin ki Allah her şeyi bilirءَايَٰتِ
- 2:242İşte akıllarınız ersin diye, Allah size âyetlerini böylece açıklıyorءَايَٰتِهِ
- 2:248Peygamberleri, onlara şunu da söylemişti: Haberiniz olsun, Onun hükümdarlığının alâmeti, size o tabutun gelmesi olacaktır ki onda Rabbinizden bir sekine (sükûnet, gönül rahatlığı), Musa ve Harun ailelerinin bıraktıklarından bir bakiyye (kalıntı) vardır. Onu melekler getirecektir. Eğer iman etmiş kimselerden iseniz, bunda sizin için kesin bir ibret, bir alâmet vardırءَايَةَ
- 2:252İşte bunlar, Allah'ın âyetleridir. Onları sana hakkıyla okuyoruz. Şüphesiz ki sen o gönderilen resullerdensinءَايَٰتُ
- 2:259Yahut o kimse gibisini (görmedin mi) ki, bir şehre uğramıştı, altı üstüne gelmiş, ıpıssız yatıyordu. "Bunu bu ölümünden sonra Allah, nerden diriltecek?" dedi. Bunun üzerine Allah onu yüz sene öldürdü, sonra diriltti, "Ne kadar kaldın?" diye sordu. Oda: "Bir gün, yahut bir günden eksik kaldım." dedi. Allah buyurdu ki: "Hayır, yüz sene kaldın, öyle iken bak yiyeceğine, içeceğine henüz bozulmamış, hele eşeğine bak, hem bunlar, seni insanlara karşı kudretimizin bir işareti kılalım diyedir. Hele o kemiklere bak, onları nasıl birbirinin üzerine kaldırıyoruz? Sonra onlara nasıl et giydiriyoruz?" Böylece gerçek ona açıkça belli olunca: "Şimdi biliyorum ki, Allah her şeye kadirdir." dediءَايَةٗ
- 2:266Hiç biriniz ister mi ki, kendisinin hurmalık ve üzümlüklerden bir bahçesi olsun, altında ırmaklar aksın, içinde her türlü ürünü bulunsun da, kendi üzerine de ihtiyarlık çökmüş ve elleri ermez, güçleri yetmez küçük, zayıf çocukları olsun. Derken ona ateşli bir bora isabet ediversin de o bahçe yanıversin. İşte Allah, âyetlerini size böylece açıklıyor. Umulur ki, düşünürsünüzٱلأٓيَٰتِ
- 3:4O, sana kendisinden öncekileri tasdik edip doğrulayan bu kitabı hak ile indirdi. Daha önce insanlara hidayet olarak Tevrat'ı ve İncil'i de yine O indirmişti.. Evet bu Furkan'ı da O indirdi. Gerçek şu ki, Allah'ın âyetlerini inkâr edenler için çetin bir azap vardır. Allah çok güçlüdür, intikamını alırبِـَٔايَٰتِ
- 3:7Sana bu kitabı indiren O'dur. Bunun âyetlerinden bir kısmı muhkemdir ki, bu âyetler, kitabın anası (aslı) demektir. Diğer bir kısmı da müteşabih âyetlerdir. Kalblerinde kaypaklık olanlar, sırf fitne çıkarmak için, bir de kendi keyflerine göre te'vil yapmak için onun müteşabih olanlarının peşine düşerler. Halbuki onun te'vilini Allah'dan başka kimse bilmez. İlimde uzman olanlar, "Biz buna inandık, hepsi Rabbimiz katındandır." derler. Üstün akıllılardan başkası da derin düşünmezءَايَٰتٞ
- 3:11Gidişatları, Firavun soyunun ve daha öncekilerin gidişatı gibidir. Onlar, âyetlerimizi yalan saymışlardı. Bunun üzerine Allah da onları işledikleri günahlar yüzünden yakalayıp alaşağı etti. Allah, cezası çetin olandırبِـَٔايَٰتِنَا
- 3:13Hiç şüphesiz karşı karşıya gelen iki toplulukta size bir âyet, bir işaret ve ibret vardır. Onlardan biri Allah yolunda savaşıyordu, öbürü de kâfirdi ve karşılarındakini göz kararıyla kendilerinin iki katı görüyorlardı. Allah da gönderdiği yardımla dilediğini destekliyordu. Gören gözleri olanlar için elbette bunda apaçık bir ibret vardırءَايَةٞ
- 3:19Doğrusu Allah katında din, İslâm'dır; o kitap verilenlerin anlaşmazlıkları ise sırf kendilerine ilim geldikten sonra aralarındaki taşkınlık ve ihtirastan dolayıdır. Her kim Allah'ın âyetlerini inkâr ederse iyi bilsin ki, Allah hesabı çabuk görendirبِـَٔايَٰتِ
- 3:21Allah'ın âyetlerini inkâr edenler ve haksız yere peygamberleri öldürenler, insanlar içinde adaleti emredenlerin canına kıyanlar yok mu? Bunlarıacıklı bir azapla müjdeleبِـَٔايَٰتِ
- 3:41Zekeriyya: "Rabbim! (oğlum olacağına dair) bana bir alâmet ver" dedi. Allah da buyurdu ki: "Senin için alâmet, insanlara üç gün, işaretten başka söz söyleyememendir. Ayrıca Rabbini çok an, sabah akşam tesbih etءَايَةٗ
- 3:49Allah onu İsrailoğullarına (şöyle diyecek) bir peygamber olarak gönderir: "Şüphesiz ki ben size Rabbinizden bir âyet (mucize, belge) getirdim: Size, kuş biçiminde çamurdan birşey yaparım da içine üflerim, Allah'ın izniyle o, kuş olur; anadan doğma körü ve alacalıyı iyileştiririm ve Allah'ın izniyle ölüleri diriltirim. Evlerinizde ne yiyor ve neleri biriktiriyorsanız size haber veririmبِـَٔايَةٖ
- 3:50Önümdeki Tevrat'ı doğrulayıcı olarak ve size haram kılınan bazı şeyleri helal kılmak için (geldim) ve Rabbiniz tarafından size bir mucize getirdim. Artık Allah'tan korkun da bana uyunبِـَٔايَةٖ
Bu kök 353 ayette geçiyor; ilk 30 tanesi gösteriliyor.
Kök ve kelime çözümlemesi Quranic Arabic Corpus'tan (GNU GPL). NÛR burada anlam yorumu yapmaz.