Kök
دون
Kur'an'da 144 yerde, 142 ayette geçer.
Önerilen okuma
Kur'an içi çıkarımKısaca
Bir odada dua eden birini düşün. Mesela önce eşiğin altı anlatılır: alçak ses ve büyük gelmeden önce küçük tadış. Yani insan, asıl sahibini bırakıp gücü eksik olana dost, aracı ya da ilah diye yönelir.
Tanıdık kelimelerle kıyas
bu kökileوذر()
وذر (bırakmak) doğrudan terk etmeyi söyler. Bu kök ise asılın yerine daha aşağı olana yönelmeyi anlatır. Kısacası وذر bırak der, bu kök yanlış yöne sapmayı gösterir.
bu kökileترك(terk)
ترك (terk etmek) somut bir şeyi bir hâlde bırakmayı anlatır. Bu kök, asılın yerine daha düşük birine yönelmeyi gösterir. Kısacası ترك geride bırakır, bu kök aşağı olana yöneltir.
bu kökileغير(gayri, gayrimenkul)
غير (başka) sadece ayrılığı söyler, değer katmaz. Bu kök ise aşağı ve gücü eksik olana yönelişi anlatır. Kısacası غير başka der, bu kök eksik başka der.
Müfessir diliyle
Asıl merciye göre aşağıda duran, ona varmadan seçilen eksik dayanak ve muhatap.
Nazâir, özellikle “مِنْ دُونِ” yapısında, kudret ve hükümde yetersiz merciiye yönelişi gösterir: ne yarar ne zarar verebilen ilâhlar/veliler, sahiplikten ve hükümden mahrumdur (5:76; 13:16; 34:22; 35:13; 40:20). Aynı yapı topluluk tercihinde ve yakın dostlukta da, esas referansın altına düşen yönelişi bildirir (3:28; 3:118; 4:144). Derece ve eşik altı kullanımlarda ise bir seviyenin “altında/ona varmadan” anlamını verir (7:205; 32:21; 23:63; 48:27).
Somuttan soyuta
Önce somut eşik-altı/alt düzey: sesin alçak tutulması (7:205) ve büyük azaptan önceki daha aşağı deneyim (32:21). Buradan, ilâhlık, vekâlet ve dostlukta asıl merkeze varmayan, değeri/iktidarı düşük muhataplara yönelişe genişler (2:107; 13:16; 34:22).
Kardeş köklerden farkı
وذرile farkı
وذر ‘bırakmak/terk etmek’ fiilî bir vazgeçiştir; دُون ise ilişkisel konum bildirir: asıla göre aşağı ve ona varmayan yönelişi işaret eder. وذر kime/neyi bırak dediğini emreder (6:70), دُون ise kime yönelmenin asıl merci altı kaldığını gösterir (6:51).
تركile farkı
ترك ‘arkada bırakmak/bir hâlde bırakmak’ somut bir nesneyi/durumu geride tutar (2:17), دُون ise bir şeyi asıl referansın yerini tutmaya çalışan fakat seviyesine erişmeyen muhatap olarak konumlar (2:107).
غيرile farkı
غير yalın ‘başkalık/ayrılık’tır; değer yargısı içermez (2:173; 2:230). دُون ise ‘aşağılık/eksik’ bir alternatifi ve asıla ulaşmayan yönelişi ima eder; güç ve mülkiyet noksanını özellikle vurgular (13:16; 34:22).
Anlam alanları · 4
Himaye–vekâlet arayışı (asıl mercii altı)
Velî/yardımcı/şefaatçi edinmede, kudret ve hüküm sahibi asıl merciinin yerini dolduramayan muhataplara yöneliş.
İbadet ve dua nesnesi (iktidarsız muhatap)
Kendisinde zarar/yarar, mülk, hüküm bulunmayan ilâhlara yöneliş; alternatifi güçsüz kılan dūn ilişkisi.
Topluluk ve yakınlık tercihi
Müminlerin yerine kâfirleri sırdaş/dost seçmek veya doğal muhatabı terk edip dış halkaya yönelmek; asıl referansın altına düşmek.
Seviye/eşik altı ve ‘öncesi’ anlamı
Bir eşik veya derecenin altında kalma: sesin alçak düzeyi ve büyükten önce tadılan daha düşük olan.
Güven: Güçlü · incelenen 60 ayetin 25'i açıklandı (%42) · toplam 142 ayetten dengeli örnek
Kökün çok sayıda ve farklı bağlamlardaki kullanımlarında aynı ‘asıla göre aşağı/erişmeyen’ ilişkisi tutarlı biçimde görülüyor.
Açık soru: 48:27’deki “مِنْ دُونِ ذَٰلِكَ” ifadesi ‘ilâveten’ mi ‘öncesinde/altında’ mı sorusunu açık bırakır; bağlam alt/önce nüansını muhtemelen birlikte taşır.
Bu okuma Arapça metinden ve kökün geçtiği ayetlerden çıkarıldı; meal yalnızca yardımcı olarak kullanıldı. Ayete dayanmayan iddialar otomatik silindi. Ayetlere tıklayıp kendin tart.
Yoldaş kökler
Aynı ayetlerde bu kökle en sık birlikte geçenler. Bu bir istatistiktir, eş anlam iddiası değildir — farkı ders ortaya koyar.
Aldığı yüzler · 14
Aynı üç harf, bu kadar farklı kelime veriyor. Anlam ailesi burada görünür — sözlük anlamıdır, hüküm değildir.
Geçtiği ayetler · ilk 30
- 2:23Eğer kulumuz (Muhammed)a indirdiğimiz (Kur'ân)den şüphe içinde iseniz, haydi onun gibi bir sûre getirin, Allah'tan başka güvendiklerinizin hepsini çağırın; eğer doğru isenizدُونِ
- 2:94De ki; Allah yanında ahiret yurdu (cennet) başkalarının değil de yalnızca sizin ise, eğer iddianızda da sadık iseniz haydi hemen ölümü temenni ediniz, ölmeyi cana minnet bilinizدُونِ
- 2:107Bilmez misin ki, hakikaten göklerin ve yerin mülkü Allah'ındır, hepsi O'nundur. Size de Allah'dan başka ne bir dost, ne de bir yardımcı vardırدُونِ
- 2:165İnsanlardan kimi de Allah'tan başka şeyleri O'na eş tutuyorlar da onları, Allah'ı sever gibi seviyorlar. Oysa iman edenlerin Allah sevgisi daha kuvvetlidir. O zulmedenler, azabı görecekleri zaman bütün kuvvetin Allah'a ait olduğunu ve Allah'ın azabının gerçekten çok şiddetli bulunduğunu keşke anlasalardıدُونِ
- 3:28Müminler, müminleri bırakıp da kâfirleri dost edinmesin ve onu her kim yaparsa Allah'dan ilişiği kesilmiş olur, ancak onlardan bir korunma yapmanız başkadır. Bununla beraber Allah sizi kendisinden korunmanız hususunda uyarır. Nihâyet gidiş Allah'adırدُونِ
- 3:64De ki: Ey kitap ehli! Sizinle bizim aramızda ortak olan bir söze geliniz. Allah'tan başkasına kulluk etmeyelim, O'na hiçbir şeyi eş tutmayalım ve Allah'ı bırakıp da kimimiz kimimizi ilâhlaştırmasın. Eğer onlar yine yüz çevirirlerse, deyin ki: "Şahit olun biz müslümanlarızدُونِ
- 3:79İnsanlardan hiçbir kimseye, Allah kendisine kitap, hüküm ve peygamberlik verdikten sonra, kalkıp insanlara: "Allah'ı bırakıp bana kul olun." demesi yakışmaz. Fakat onun: "Öğrettiğiniz ve okuduğunuz kitap gereğince Rabb'e halis kullar olun" (demesi uygundur)دُونِ
- 3:118Ey iman edenler! Kendi dışınızdakilerden sırdaş edinmeyin. Çünkü onlar size fenalık etmekten asla geri kalmazlar, hep sıkıntıya düşmenizi isterler. Kin ve düşmanlıkları ağızlarından taşmaktadır. Kalplerinde gizledikleri ise daha büyüktür. Düşünürseniz, biz size âyetleri açıkladıkدُونِكُم
- 4:48Doğrusu Allah, kendisine ortak koşulmasını asla affetmez. Ondan başkasını (diğer günahları) ise, dilediği kimseler için bağışlar ve mağfiret buyurur. Her kim Allah'a şirk koşarsa gerçekten pek büyük bir günah ile iftira etmiş olurدُونَ
- 4:116Şüphesiz Allah kendisine ortak koşulmasını bağışlamaz. Bunun dışında dilediğini bağışlar. Allah'a ortak koşan, muhakkak ki, derin bir sapıklığa düşmüştürدُونَ
- 4:117Onlar, Allah'ı bırakırlar da, yalnız dişilere taparlar. Böylece ancak inatçı şeytana tapmış olurlarدُونِهِٓ
- 4:119Allah o şeytana lanet etti. Ve o da: "Elbette senin kullarından belirli bir pay alacağım, onları mutlaka saptıracağım, onları boş kuruntulara sokacağım, ve onlara emredeceğim de hayvanların kulaklarını yaracaklar, onlara emredeceğim de Allah'ın yaratışını değiştirecekler" dedi. Kim Allah'ı bırakıp da şeytanı dost edinirse, şüphesiz o, apaçık bir ziyana uğramış olurدُونِ
- 4:123(İş), ne sizin kuruntunuza, ne de kitap ehlinin kuruntusuna göredir. Kötülük yapan, o yüzden cezalandırılır. O, kendisine Allah'tan başka ne bir dost, ne de bir yardımcı bulabilirدُونِ
- 4:139Onlar, müminleri bırakıp kâfirleri dost ediniyorlar. Onların yanında izzet ve şeref mi arıyorlar? Halbuki bütün izzet ve şeref Allah'a aittirدُونِ
- 4:144Ey iman edenler! Müminleri bırakıp da kâfirleri dost edinmeyin. Kendi aleyhinizde Allah'a apaçık bir delil mi vermek istiyorsunuzدُونِ
- 4:173İnanıp güzel işler yapanlara gelince, onların mükafatlarını eksiksiz ödeyecek ve lütfundan onlara daha fazlasını da verecektir. Allah'a kulluktan çekinip büyüklük taslayanlara da şiddetli bir şekilde azab edecek ve onlar Allah'dan başka kendilerine ne bir dost, ne de bir yardımcı bulamayacaklardırدُونِ
- 5:76De ki: "Allah'ı bırakıp da size ne zarar, ne de fayda vermeye gücü yetmeyen şeylere mi tapıyorsunuz? Oysa Allah işitendir, bilendirدُونِ
- 5:116Ve Allah demişti ki: "Ey Meryemoğlu İsa, sen mi insanlara: 'Beni ve annemi, Allah'tan başka iki tanrı edinin' dedin?". "Hâşâ, dedi, sen yücesin, benim için gerçek olmayan birşeyi söylemem bana yakışmaz. Eğer demiş olsam, sen bunu bilirsin, sen benim nefsimde olanı bilirsin, ben ise senin nefsinde olanı bilmem, çünkü gaybları bilen yalnız sensin, senدُونِ
- 6:51Rablerinin huzurunda toplanacaklarından korkanları Kur'an'la uyar. Onlar için Allah'tan başka ne bir dost, ne de bir şefaatçi vardır. Gerekir ki Allah'tan korkarlarدُونِهِ
- 6:56De ki: "Şüphesiz ki bana, Allah'tan başka yalvardıklarınıza ibadet etmem yasaklandı". De ki: "Sizin çarpık isteklerinize uymayacağım, (eğer uyarsam) o zaman sapıtmış olur, doğru yolda gidenlerden olmamış olurumدُونِ
- 6:70Dinlerini bir oyun ve bir eğlence edinen ve kendilerini dünya hayatının aldattığı kimseleri bırak! Ve hiçbir kimsenin kazandığı şey yüzünden kendisini helake atmamasını, kendisi için Allah'tan başka hiç bir dost ve hiçbir şefaatçi bulunmadığını Kur'ân ile hatırlat. O, azaptan kurtulmak için bütün varını feda etse, kendisinden alınmaz. Onlar kazandıkları şey yüzünden helake uğratılmışlardır. Onlar için, inkâr ettiklerinden dolayı kaynar bir içecek ve can yakıcı bir azab vardırدُونِ
- 6:71De ki: "Biz Allah'ı bırakıp da bize fayda veya zarar vermeyen şeylere mi yalvaralım? Allah bizi doğru yola kavuşturduktan sonra ardımıza mı dönelim? Arkadaşları, bize gel, diye doğru yola çağırdıkları halde yeryüzünde şaşkın şaşkın dolaşıp, şeytanların ayartarak uçuruma çektikleri ahmak gibi mi olalım?". De ki: "Allah'ın gösterdiği yol, yegane doğru yoldur. Bize, bütün âlemlerin Rabb'ine teslim olmamız emrolunduدُونِ
- 6:108Onların Allah'tan başka yalvardıklarına sövmeyin ki, onlar da bilmeyerek sınırı aşıp Allah'a sövmesinler. Biz, her ümmete yaptıkları işi böyle süslü gösterdik. Sonunda dönüşleri Rablerinedir. O, onlara ne yaptıklarını haber verirدُونِ
- 7:3(Ey insanlar) Rabbinizden, size indirilene uyun ve O'ndan başka dostlara uymayın. Ne kadar da az öğüt alıyorsunuzدُونِهِٓ
- 7:30bir topluluğu doğru yola iletti, bir topluluğa da sapıklık hak oldu. Çünkü onlar, şeytanları Allah'tan başka dostlar tuttular ve kendilerinin de doğru yolda olduklarını sanıyorlarدُونِ
- 7:37Allah'a karşı yalan uyduran yahut âyetlerini yalanlayandan daha zalim kim olabilir? Onlara Kitap'tan nasipleri erişir. Canlarını alacak elçilerimiz gelince onlara: "Allah'tan başka taptıklarınız nerede?" derler. Onlar: "O taptıklarımız bizden sapıp ayrıldılar." derler. Böylece kendilerinin kâfir olduklarına bizzat şahitlik ederlerدُونِ
- 7:81Çünkü siz kadınları bırakıp da şehvetle erkeklere gidiyorsunuz. Belki de siz haddi aşan bir kavimsinizدُونِ
- 7:168Ve onları yeryüzünde birçok ümmetlere ayırdık. İçlerinde iyi olanları da vardı, olmayanları da. Onları biz, bazan nimetlerle, bazan da musibetlerle imtihana çektik. Sonunda belki hakka dönerler diyeدُونَ
- 7:194Allah'ı bırakıp taptıklarınız da tıpkı sizin gibi kullardır. Eğer iddianızda doğru iseniz haydi onları çağırın da size cevap versinlerدُونِ
- 7:197Sizin Allah'tan başka taptıklarınız ise ne size yardım edebilirler, ne de kendi kendilerine yardımları dokunurدُونِهِ
Bu kök 142 ayette geçiyor; ilk 30 tanesi gösteriliyor.
Kök ve kelime çözümlemesi Quranic Arabic Corpus'tan (GNU GPL). NÛR burada anlam yorumu yapmaz.