Kök

الم

Kur'an'da 75 yerde, 73 ayette geçer.

Önerilen okuma

Kur'an içi çıkarım

Kısaca

Akşam, uzun yürüyüşten döndün; dizlerin sızlıyor. Kur’an’da elîm, böyle keskin ve içe işleyen acıyı anlatır. Sebebe değil, kişinin bizzat hissettiği sızıya odaklanır; bazen rüzgarla, dumanla ya da ağır bir günle bu acı duyulur.

Türkçedeki izi

elem
Elem, acı ve sızı demek; bu kökle aynı aileden.

Tanıdık kelimelerle kıyas

  • bu kökileحرق(ihrak, harik)

    Elem, acının bizzat nasıl hissedildiğini öne çıkarır. Yanma ise özellikle ateşle yakılmayı anlatır. Kısacası elem his, yanma araçtır.

    • 46:24Burada acı bir azap rüzgarla hissedilir; his öndedir.
    • 3:181Burada yakıcı azap denir; ateşle yakma vurgusu var.

Müfessir diliyle

Bedenen veya içten keskin biçimde duyulan incinme ve sızının, öznece hissedilir etkisi.

Fiil şekli, savaş yorgunluğunda karşılıklı duyulan ıstırabı bildirir (4:104). Sıfat şekli çoğunlukla ‘azap’ın niteliği olur; rüzgâr, duman, yakalayış ve gün gibi vasıtalarla gelen karşılığın özündeki keskin acıyı vurgular (2:10, 11:102, 11:26, 44:11, 46:24). Böylece kök, sebebi değil, maruz kalanın bizzat hissettiği şiddetli incinmeyi öne çıkarır.

Somuttan soyuta

Önce duyusal-incinsel bir sızı olarak belirir (4:104); oradan ahlâkî karşılığın kişi üzerinde bıraktığı keskin etkisinin adı olur (10:4, 15:50).

Kardeş köklerden farkı

  • حرقile farkı

    Harq, ateşle yanma ve kavurma türünden azabı belirtir; Alm ise sebep ne olursa olsun maruz kalanın keskin biçimde hissettiği ıstırabı adlandırır. Harq, vasıtaya; Alm, hissedilişe odaklanır.

Anlam alanları · 5

  1. Duyusal-ezici etki

    Somut temas ve tabii hadiselerle hissedilen sızı ve incinme.

  2. İlâhî cezanın hissi şiddeti

    ‘Azap’ın vasfı olarak, karşılığın özündeki keskin acının adı.

  3. Dünya-ahiret boyutu

    İncinmenin hem dünyada hem ahirette yaşanabileceği vurgusu.

  4. Uyarı ve tehdit dili

    İronik ‘müjde’ kalıbıyla ağır sonuçların duyurulması.

  5. Zulm ve inkârla bağ

    Kök, haksızlık ve inkârın kaçınılmaz, keskin hissedilen sonucuna bağlanır.

Biçimlerin kullanımı

أَلِيم
Sıfat; azap, gün, yakalayış vb. için ‘keskin şekilde inciten, sızlatan’ nitelik.
يَأْلَمُ
Fiil; incinmek, sızı duymak, ıstırap çekmek.

Güven: Güçlü · incelenen 60 ayetin 24'i açıklandı (%40) · toplam 73 ayetten dengeli örnek

Kök geniş bir nazâir yelpazesinde tutarlı biçimde ‘hissedilen keskin ıstırap’ ekseninde kullanılır; fiil kullanımı somut dayanak sağlar.

Açık soru: Şiddeti belirten diğer niteleyicilerle (ör. شديد) birlikte gelebilir; derece ilişkisi bağlama göre değişebilir.

Bu okuma Arapça metinden ve kökün geçtiği ayetlerden çıkarıldı; meal yalnızca yardımcı olarak kullanıldı. Ayete dayanmayan iddialar otomatik silindi. Ayetlere tıklayıp kendin tart.

Kur'an'daki izi

42 sûreye yayılıyor; mushaf sırasında ilk kez 2:10'de.

FâtihaNâs
Mekkî · 36Medenî · 37
sıfat · 72fiil · 3

Yoldaş kökler

Aynı ayetlerde bu kökle en sık birlikte geçenler. Bu bir istatistiktir, eş anlam iddiası değildir — farkı ders ortaya koyar.

Aldığı yüzler · 13

Aynı üç harf, bu kadar farklı kelime veriyor. Anlam ailesi burada görünür — sözlük anlamıdır, hüküm değildir.

أَلِيمٞ28أَلِيمٗا11أَلِيمٖ9أَلِيمٌ7أَلِيمٍ5ٱلأَلِيمَ4أَلِيمُ3تَألَمُونَ2أَلِيمًا2يَألَمُونَ1ٱلأَلِيمُ1ٱلأَلِيمِ1أَلِيمَا1

Geçtiği ayetler · ilk 30

  1. 2:10Kalplerinde hastalık vardır. Allah da onların hastalığını arttırmıştır. Yalan söylemelerine karşılık onlara elem verici bir azab vardırأَلِيمُ
  2. 2:104Ey iman edenler! "râine" demeyin, "unzurna" deyin ve iyi dinleyin, kâfirler için elemli bir azap vardırأَلِيمٞ
  3. 2:174Allah'ın indirdiği kitaptan bir şeyi gizleyip de bununla biraz para alanlar gerçekten karınları dolusu ateşten başka birşey yemezler. Kıyamet günü Allah onlara ne söz söyler, ne de kendilerini temize çıkarır. Onlara sadece acı veren bir azab vardırأَلِيمٌ
  4. 2:178Ey iman edenler! Öldürmede kısas size farz kılındı. Hüre hür, köleye köle, kadına kadın. Ama her kim, ölenin kardeşi tarafından bir şey karşılığı bağışlanırsa, o zaman örfe uyması, ona diyeti güzellikle ödemesi gerekir. Bu, Rabbiniz tarafından bir hafifletme ve bir rahmettir. Her kim bunun arkasından yine saldırırsa, artık ona acı veren bir azab vardırأَلِيمٞ
  5. 3:21Allah'ın âyetlerini inkâr edenler ve haksız yere peygamberleri öldürenler, insanlar içinde adaleti emredenlerin canına kıyanlar yok mu? Bunlarıacıklı bir azapla müjdeleأَلِيمٍ
  6. 3:77Allah'a verdikleri sözü ve yeminlerini az bir paraya satanlar var ya, işte onların ahirette bir payı yoktur; Allah kıyamet günü onlarla hiç konuşmayacak, onlara bakmayacak ve onları temizlemeyecektir. Onlar için acı bir azab vardırأَلِيمٞ
  7. 3:91Muhakkak ki inkâr edenler ve kâfir oldukları halde de ölenler, yeryüzü dolusu altın fidye verseler bile hiç birisinden asla kabul edilmeyecektir. İşte dayanılmaz azab onlar içindir. Onların hiçbir yardımcıları da yokturأَلِيمٞ
  8. 3:177İman karşılığında inkarı satın alanlar Allah'a hiç bir zarar veremezler. Onlar için acı bir azap vardırأَلِيمٞ
  9. 3:188O yaptıklarına sevinen ve yapmadıkları şeylerle de övülmek isteyenlerin (onacaklarını) sanma! Onların azaptan kurtulacaklarını da sanma! Onlar için can yakıcı bir azap vardırأَلِيمٞ
  10. 4:18Yoksa günah işleyip de kendisine ölüm gelince: "İşte ben şimdi tevbe ettim." diyen kimselerin tevbesi kabul edilmez. Kâfir olarak ölenlerin de tevbeleri kabul edilmez. İşte bunlara ahirette can yakıcı bir azap hazırlamışızdırأَلِيمٗا
  11. 4:104Düşman topluluğunu takip etmede gevşeklik göstermeyin. Eğer siz acı duyuyorsanız, kuşkusuz onlar da sizin acı duyduğunuz gibi acı çekiyorlar. Oysa siz Allah'tan onların ümit edemeyecekleri şeyleri umuyorsunuz. Kuşkusuz Allah her şeyi bilendir, hikmet sahibidirتَألَمُونَ
  12. 4:138Münafıklara da haber ver ki, kendileri için çok acı bir azab vardırأَلِيمًا
  13. 4:161Yahudilerin zulmetmeleri ve birçok kimseleri Allah yolundan alıkoymaları, yasaklandıkları halde faiz almaları ve insanların mallarını haksız yere yemeleri sebebiyle daha önce kendilerine helâl kılınan temiz şeyleri haram kıldık. Onlardan kâfir olanlara can yakıcı bir azap hazırladıkأَلِيمٗا
  14. 4:173İnanıp güzel işler yapanlara gelince, onların mükafatlarını eksiksiz ödeyecek ve lütfundan onlara daha fazlasını da verecektir. Allah'a kulluktan çekinip büyüklük taslayanlara da şiddetli bir şekilde azab edecek ve onlar Allah'dan başka kendilerine ne bir dost, ne de bir yardımcı bulamayacaklardırأَلِيمٗا
  15. 5:36Bütün yeryüzündekiler ve bir o kadarı daha inkâr edenlerin olsa, bunlar kıyamet gününün azabından kurtulmak için hepsini fidye olarak verseler yine onlardan kabul edilmez. Onlar için can yakıcı bir azap vardırأَلِيمٞ
  16. 5:73Allah, üçün üçüncüsüdür" diyenler elbette kâfir olmuşlardır. Oysa tek ilâhtan başka ilâh yoktur. Eğer söylediklerinden vazgeçmezlerse, elbette onlardan inkâr edenlere acı bir azap dokunacaktırأَلِيمٌ
  17. 5:94Ey iman edenler! Allah sizi ellerinizin ve mızraklarınızın erişeceği bir avla dener ki, gizlide kendisinden korkanları meydana çıkarsın. Kim bundan sonra saldırıda bulunursa onun için acı bir azab vardırأَلِيمٞ
  18. 6:70Dinlerini bir oyun ve bir eğlence edinen ve kendilerini dünya hayatının aldattığı kimseleri bırak! Ve hiçbir kimsenin kazandığı şey yüzünden kendisini helake atmamasını, kendisi için Allah'tan başka hiç bir dost ve hiçbir şefaatçi bulunmadığını Kur'ân ile hatırlat. O, azaptan kurtulmak için bütün varını feda etse, kendisinden alınmaz. Onlar kazandıkları şey yüzünden helake uğratılmışlardır. Onlar için, inkâr ettiklerinden dolayı kaynar bir içecek ve can yakıcı bir azab vardırأَلِيمُ
  19. 7:73Semûd kavmine de kardeşleri Sâlih'i (gönderdik): "Ey kavmim dedi, Allah'a kulluk edin, sizin O'ndan başka bir ilâhınız yoktur. Size Rabbinizden açık bir delil geldi. İşte şu, Allah'ın devesi, size bir mucizedir; bırakın onu Allah'ın yeryüzünde yesin (içsin), sakın ona bir kötülük etmeyin, yoksa sizi acı bir azap yakalarأَلِيمٞ
  20. 8:32Bir vakit de, "Ey Allah, eğer bu Senin katından gelmiş bir hak kitap ise, hiç durma üstümüze gökten taşlar yağdır veya bize daha acı bir azap ver" demişlerdiأَلِيمٖ
  21. 9:3Ayrıca büyük hac günü Allah ve Rasulü tarafından insanlara bir ilandır ki, Allah da Resulü de müşriklerle yapılan antlaşmalara artık bağlı değildir. Eğer hemen tevbe ederseniz, bu sizin için hayırlıdır. Yok yine tevbeden yüz çevirirseniz biliniz ki, Allah'ı yıldıracak değilsiniz. Kâfirleri acı bir azap ile müjdeleأَلِيمٍ
  22. 9:34Ey iman edenler, şurası bir gerçektir ki, yahudi hahamları ile hıristiyan rahiplerinin bir çoğu insanların mallarını haksız yere yerler ve Allah yolundan saptırırlar. Bir de altın ve gümüşü hazineye doldurup, onları Allah yolunda sarfetmeyenleri bu yüzden acıklı bir azap ile müjdeleأَلِيمٖ
  23. 9:39Eğer topluca savaşa katılmazsanız, O sizi acı bir azaba uğratır ve yerinize başka bir kavmi getirir ve siz O'na zerrece bir zarar veremezsiniz. Allah'ın herşeye gücü yeterأَلِيمٗا
  24. 9:61Yine onların içinde öyleleri vardır ki, Peygamber'i incitiyorlar ve "O her söyleneni dinleyen bir kulaktır." diyorlar. De ki; "Sizin için bir hayır kulağıdır. Allah'a inanır, müminlere inanır, ayrıca sizden iman edenlere de bir rahmettir". Allah'ın Resulünü incitenlere acıklı bir azap vardırأَلِيمٞ
  25. 9:74Onlar, kötü bir şey söylemedik, diyerek Allah'a yemin ederler. Onlar o küfür kelimesini kesinlikle söylediler. İslâm'a girdikten sonra yine kâfirlik ettiler. Ve o başaramadıkları cinayeti tasarladılar. Halbuki intikam almaları için Allah'ın, Resulü ile onları lütfundan zenginleştirmiş olmasından başka bir sebep yoktu. Eğer tevbe ederlerse haklarında hayırlı olur. Yok yanaşmazlarsa Allah onları dünyada da, ahirette de acıklı bir azaba uğratır. Yeryüzünde onları koruyacak veya onlara yardım edecek bir kimse de bulunmazأَلِيمٗا
  26. 9:79Müminlerden zekâttan fazla olarak kendi gönülleriyle bağışta bulunanlara, bir de güçlerinin yettiğinden fazlasını bulamayanlara bakıp da onlarla alay edenleri Allah, maskaraya çevirmiştir. Onlara pek acıklı bir azap vardırأَلِيمٌ
  27. 9:90Bedevilerden özür bahane edenler, kendilerine izin verilsin diye geldiler. Allah'a ve Resulüne yalan söyleyenler de oturdular kaldılar. Bunlardan kâfir olanlara acıklı bir azap isabet edecektirأَلِيمٞ
  28. 10:4Dönüşünüz hep O'nadır. Allah'ın vaadi haktır. Herşeyi ilk baştan yaratan O'dur. Sonra iman edip salih amel işleyenleri hak ettikleri ölçüde mükâfatlandırmak için geri döndürecek olan yine O'dur. Kâfirlere de inkâr ettikleri için kaynar sudan bir içki ve acıklı bir azap vardırأَلِيمُ
  29. 10:88Musa dedi: "Ey Rabbimiz! Sen Firavun'a ve adamlarına şu dünya hayatında göz kamaştırıcı zenginlik ve bol bol servet verdin. Ey Rabbimiz! Senin yolundan saptırsınlar diye mi? Ey Rabbimiz! Onların mallarını sil süpür ve kalblerine sıkıntı düşür. Çünkü onlar o acıklı azabı görmedikçe iman etmeyeceklerٱلأَلِيمَ
  30. 10:97Onlara bütün mucizeler hep birden gelse, yine de o acıklı azabı görünceye kadar inanmazlarٱلأَلِيمَ

Bu kök 73 ayette geçiyor; ilk 30 tanesi gösteriliyor.

Kök ve kelime çözümlemesi Quranic Arabic Corpus'tan (GNU GPL). NÛR burada anlam yorumu yapmaz.