Kök

قضي

Kur'an'da 63 yerde, 59 ayette geçer.

Önerilen okuma

Kur'an içi çıkarım

Kısaca

Mahkeme salonunda hâkim kararı okur ve dosya kapanır. Kur’an’da قَضَى böyle bir bitirmeyi anlatır. Yani iş kesinleşir ve sonuç fiilen ortaya çıkar.

Türkçedeki izi

kadı
Kararı bildirip işi bitiren kişi; kökle aynı fikir.
kazâ
Eksik kalan ibadeti sonradan tamamlama anlamı buradan gelir.
kaza etmek
Bir görevi veya ibadeti sonradan tamamlamak demektir.

Tanıdık kelimelerle kıyas

  • bu kökileعمه(yok)

    قَضَى işi sonuca bağlar. Emh ise yönünü kaybedip bocalamayı anlatır. Kısacası قَضَى sonu getirir, Emh oyalayıp geciktirir.

    • 10:11Burada ecelleri getirmek işi bitirmektir; قَضَى var.
    • 2:15Azgınlık içinde serserice dolaşma bocalamadır; Emh anlatılır.
  • bu kökileستت(yok)

    stt yaratmanın aşamalarını ve zamanı anlatır. قَضَى ise işi tamamlar ve uygular. Kısacası stt süreç, قَضَى bitiriş.

    • 2:117Bir işe karar verilip hemen olur; قَضَى’nın tamamlatması.
    • 7:54Yaratılışın altı günde oluşu süreçtir; stt anlamı öne çıkar.
  • bu kökileابد(ebed, ebedî, ebediyen)

    Abd bitmeyen süreyi anlatır. قَضَى ise sona bağlar. Kısacası Abd sürer, قَضَى biter.

    • 6:2Ecel belirlenir ve tamamlanır; قَضَى’nın bitiriş yönü.
    • 4:57Orada ebedî kalış süreklidir; Abd anlamı.

Müfessir diliyle

Bir şeyi kesin karara bağlayıp gerektiği gibi sonuca ulaştırmak; vadesini, işini veya çekişmeyi bitirmek.

Kimi yerlerde yaratış yahut azap gibi bir işi nihai ve etkili biçimde sonuçlandırır (2:117; 3:47; 11:44; 40:68). Kimi yerlerde süreyi ve ölümü belirleyip sona erdirir (6:2; 10:11; 34:14; 39:42), yahut ibadet ve fiilleri tamamlamayı ifade eder (2:200; 4:103; 62:10). Uyuşmazlıklarda da sonucu kesinleştirir; karar sadece bildirmek değil, işi bitirmektir (10:47; 39:69; 40:20).

Somuttan soyuta

Önce somut bitirme ve infaz: birini öldürmek, son darbeyi indirmek, ibadeti yahut süreyi tamamlamak (28:15; 62:10; 28:29). Buradan kozmik ve hükmî alanlara yükselir: yaratma buyruğunun gerçekleşmesi ve ihtilafların katiyen sona erdirilmesi (2:117; 39:75).

Kardeş köklerden farkı

  • عمهile farkı

    qDy, işi kesin sona ulaştırır; Emh ise yönsüz bocalamayı ve kararsız sürüklenişi anlatır. Aynı bağlamda biri sonu getirirken diğeri sonu geciktiren şaşkınlığı tasvir eder.

  • ستتile farkı

    stt, yaratılışın safhalarını ve zaman çerçevesini bildirir; qDy ise o işin tamamlanıp hükmünün icra edilmesini, neticenin oluşunu ifade eder.

  • ابدile farkı

    Abd, kesintisiz sürekliliği (ebediyeti) belirtir; qDy ise sona bağlamayı ve bitişi vurgular; biri bitimsiz kalışı, diğeri tamamlanışı işaret eder.

Anlam alanları · 5

  1. Fiil ve ibadetlerin tamamlanması

    Bir işin yahut ibadetin bitirilmesi, emrin yerine getirilmesi; salt başlama değil, nihai tamamlama.

  2. Süre/ölüm/vaadin sonuca bağlanması

    Ecelin tayini ve bitirilmesi, ölümün gerçekleşmesi, verilen ahdin nihayete ermesi.

  3. Uyuşmazlıkların katiyen sonuçlandırılması

    İhtilaflarda neticenin ortaya konması; kararın uygulanmasıyla işin bitmesi.

  4. Yaratma ve kozmik icra

    İlâhî iradenin bir işe hükmedip onu derhal varlıkta sonuçlandırması; oldurma ve tamamlama.

  5. Bildirilmiş kesin buyruk/karar

    Kesin kararın muhataba tebliğ edilip bağlayıcı kılınması; yazılmış akıbetin haber verilmesi.

Biçimlerin kullanımı

قَضَىٰٓ
Kesinleştirip sonucu ortaya koymak; bitirmek, vadeyi belirleyip sona erdirmek.
مَّقْضِيّ
Kararı önceden verilmiş, kaçınılmaz biçimde sonuçlanacak olan.
قَاض
Kararı uygulayan/sonuçlandıran kimse; yetkisi dünyayla sınırlı da olabilir (20:72).
قَاضِيَة
Nihai bitiriş; işi tamamen sona erdiren akıbet (69:27).

Güven: Güçlü · incelenen 59 ayetin 36'i açıklandı (%61)

Kök, pek çok bağlamda tekrarla aynı çekirdeği (kesin sonuçlandırma) gösteriyor ve örnekler geniş bir alana yayılıyor.

Açık soru: قضى إلى yapısı, ‘kesin kararın muhataba ulaştırılması’ nüansını taşır; salt ‘bildirme’yle sınırlı olup olmadığı bağlama göre değişebilir.

Bu okuma Arapça metinden ve kökün geçtiği ayetlerden çıkarıldı; meal yalnızca yardımcı olarak kullanıldı. Ayete dayanmayan iddialar otomatik silindi. Ayetlere tıklayıp kendin tart.

Kur'an'daki izi

29 sûreye yayılıyor; mushaf sırasında ilk kez 2:117'de.

FâtihaNâs
Mekkî · 46Medenî · 13
fiil · 59isim · 2sıfat · 2

Yoldaş kökler

Aynı ayetlerde bu kökle en sık birlikte geçenler. Bu bir istatistiktir, eş anlam iddiası değildir — farkı ders ortaya koyar.

Aldığı yüzler · 36

Aynı üç harf, bu kadar farklı kelime veriyor. Anlam ailesi burada görünür — sözlük anlamıdır, hüküm değildir.

لَقُضِيَ6قُضِيَ6قَضَىٰٓ5وَقُضِيَ5يَقضِي4قَضَىٰ4لَّقُضِيَ2وَقَضَينَآ2مَّقضِيّٗا2قَضَيتُم1قَضَيتَ1قَضَيتُمُ1لِيُقضَىٰٓ1لِّيَقضِيَ1لِيَقضِيَ1ٱقضُوٓاْ1قَضَىٰهَا1وَقَضَىٰ1قَاضٍ1فَٱقضِ1تَقضِي1يُقضَىٰٓ1ليَقضُواْ1فَقَضَىٰ1قَضَيتُ1قَضَينَآ1قَضَى1قَضَواْ1قَضَينَا1يُقضَىٰ1يَقضُونَ1فَقَضَىٰهُنَّ1لِيَقضِ1قُضِيَتِ1ٱلقَاضِيَةَ1يَقضِ1

Geçtiği ayetler · ilk 30

  1. 2:117O, göklerin ve yerin yoktan var edicisidir ve O, bir işin olmasını murad edince, ona yalnızca "ol!" der, o da hemen oluverirقَضَىٰٓ
  2. 2:200Nihayet hac ibadetlerinizi bitirdiğiniz zaman, önceleri babalarınızı andığınız gibi, hatta daha kuvvetli bir anışla Allah'ı anın. İnsanlardan kimisi: "Ey Rabbimiz! Bize dünyada ver!" der. Onun için ahirette hiçbir kısmet yokturقَضَيتُم
  3. 2:210Onlar sadece gözetiyorlar ki, Allah, buluttan gölgelikler içinde meleklerle birlikte geliversin de iş bitiriliversin. Halbuki bütün işler Allah'a döndürülüp götürülürوَقُضِيَ
  4. 3:47(Meryem): "Ey Rabbim, bana bir beşer dokunmamışken benim nasıl çocuğum olur?" dedi. Allah: "Öyle ama, Allah dilediğini yaratır, bir şeyin olmasını dilediğinde ona sadece 'ol!' der, o da hemen oluverir." dediقَضَىٰٓ
  5. 4:65Hayır! Rabbine andolsun ki iş bildikleri gibi değil, onlar aralarında çıkan çekişmeli işlerde seni hakem yapıp sonra da senin verdiğin hükme karşı içlerinde hiçbir sıkıntı duymaksızın, tam bir teslimiyetle boyun eğmedikçe iman etmiş olamazlarقَضَيتَ
  6. 4:103O korkulu zamanda namazı kıldınız mı gerek ayakta, gerek otururken ve gerek yanlarınız üzerinde hep Allah'ı zikredin. Korkudan kurtulduğunuzda namazı tam erkanı ile kılın. Çünkü namaz müminlere belirli vakitlerde yazılı bir farzdırقَضَيتُمُ
  7. 6:2Sizi çamurdan yaratan, sonra size bir ecel takdir eden O'dur. Tayin edilen bir ecel de (kıyamet zamanı) O'nun katındadır. Sonra bir de şüphe ediyorsunuzقَضَىٰٓ
  8. 6:8O'na bir melek indirilmeli değil miydi?" dediler. Eğer bir melek indirseydik, iş bitirilmiş olurdu, sonra kendilerine hiç göz açtırılmazdıلَّقُضِيَ
  9. 6:58De ki: "Sizin çabuk gelmesini istediğiniz azab benim elimde olsaydı, benimle sizin aranızdaki durum herhalde sonuçlanmış olurdu. Allah, zulmedenleri en iyi bilendirلَقُضِيَ
  10. 6:60Sizi geceleyin ölü gibi uyutan, gündüzün ne yaptıklarınızı bilen, sonra ölüm ânı gelinceye kadar gündüzleri sizi uyandırıp kaldıran O'dur. Sonunda da dönüşünüz ancak O'nadır. Sonra bütün yaptıklarınızı size O haber verecektirلِيُقضَىٰٓ
  11. 8:42O vakit siz vadinin yakın bir yamacında idiniz, onlarsa uzak yamacında idiler. Kervan da sizden daha aşağıda idi. Öyle ki, şayet onlarla sözleşmiş olsaydınız, öyle bir buluşma yeri için mutlaka anlaşmazlık çıkarırdınız. Fakat olması gereken (zafer)in olması için Allah böyle takdir etti. Tâ ki, helak olan apaçık bir delil gördükten sonra helak olsun, sağ kalanlar da yine apaçık bir delilden sonra yaşasın. Kesindir ki Allah, işitendir, bilendirلِّيَقضِيَ
  12. 8:44Ve işte onlarla karşılaştığınız vakit onları sizin gözünüze az gösteriyordu, sizi de onların gözlerinde azaltıyordu. Çünkü Allah o mukadder olan işi yerine getirecekti. Bütün işler Allah'a döndürülürلِيَقضِيَ
  13. 10:11Eğer Allah, insanlara, hayrı çarçabuk istedikleri gibi, şerri de alelacele verseydi, onların hemen ecellerini getiriverirdi. Fakat bize kavuşmayı ummayanları kendi hallerine bırakırız da azgınlıkları içinde bocalayıp giderlerلَقُضِيَ
  14. 10:19İnsanlar, aslında bir tek ümmet idiler, sonra ihtilafa düşüp ayrı ayrı oldular. Eğer Rabbinden bir karar çıkmamış olsa idi, ihtilaf edip durdukları şeyler hakkında şimdiye kadar aralarında çoktan hüküm verilmiş olurduلَقُضِيَ
  15. 10:47Her ümmetin bir peygamberi vardır. O peygamberleri gelince aralarında adaletle hüküm verilir. Onlar hiç zulüm görmezlerقُضِيَ
  16. 10:54Zulüm yapmış olan herkes, azabı görünce yeryüzündeki her şeyin sahibi olsa da, (o azaptan kurtulmak için) hepsini feda ederdi. Ve içten içe pişmanlık duyardı. Fakat aralarında adaletle hüküm verilir ve hiçbirine zulüm yapılmazوَقُضِيَ
  17. 10:71Bir de onlara Nuh'un kıssasını oku: Hani o bir zamanlar kavmine demişti ki: "Ey kavmim, eğer benim aranızda duruşum ve Allah'ın âyetleriyle öğüt verişim size ağır geliyorsa, şunu bilin ki, ben yalnızca Allah'a dayanmışımdır, artık siz ve ortaklarınız her ne yapacaksanız toplanıp bütün gücünüzle karar veriniz. Sonra bu işiniz size dert olmasın. Sonra bana ne yapacaksanız yapın, bana mühlet de vermeyinٱقضُوٓاْ
  18. 10:93Gerçekten İsrailoğulları'nı çok güzel bir yurda yerleştirdik ve onlara hoş nimetlerden rızıklar verdik. Anlaşmazlığa düşmeleri de kendilerine ilim geldikten sonra oldu. Şüphe yok ki, Rabbin, o anlaşmazlığa düştükleri konularda kıyamet günü aralarında hüküm verecektirيَقضِي
  19. 11:44Allah tarafından denildi ki: "Ey yeryüzü suyunu yut! Ey gökyüzü sen de suyunu kes! Ve sular çekildi. Emir yerine gelmiş oldu. Gemi de Cudi dağı üzerine oturdu. O zalim kavme böylece dünyadan uzak olun denildiوَقُضِيَ
  20. 11:110Andolsun ki, Musa'ya kitabı verdik, yine de onda ihtilafa düşüldü. Eğer Rabbinden daha önce verilmiş bir karar olmasa idi, elbette haklarında hüküm verilmiş bitmişti. Muhakkak ki onlar, bundan kuşkulu bir şüphe içindedirlerلَقُضِيَ
  21. 12:41Ey benim zindan arkadaşlarım! Biriniz efendisine yine şarap sunacak. Diğeri de asılacak, kuşlar başından yiyecekler. İşte öğrenmek istediğiniz iş böylece hallolduقُضِيَ
  22. 12:68Ne zaman ki, şehre vardılar, o zaman babalarının kendilerine emrettiği şekilde girdiler. (Gerçi bu şekilde girmeleri) onlar hakında Allah'ın takdir ettiği hiçbir şeyi önleyemezdi, bu sadece Yakub'un içinden geçirdiği bir isteğin yerine getirilmesi oldu. Şüphesiz o, ilim sahibiydi, çünkü ona biz öğretmiştik. Fakat insanların çoğu bunu bilmezlerقَضَىٰهَا
  23. 14:22İş bitince şeytan onlara şöyle diyecek: "Şüphesiz ki Allah size gerçek olanı vaad etti, ben de size vaad ettim, ama sonra caydım! Zaten benim size karşı bir gücüm yoktu. Ancak ben sizi (küfür ve isyana) çağırdım, siz de geldiniz. O halde beni kınamayın, kendi kendinizi kınayın! Ne ben sizi kurtarabilirim, ne de siz beni kurtarabilirsiniz! Ben, önceden beni Allah'a ortak koşmanızı da kabul etmemiştim." Doğrusu zalimler için acı bir azab vardırقُضِيَ
  24. 15:66Biz, Lût'a şu kesin emri vahyettik: "Bu kâfirler sabaha çıkarken muhakkak kökleri kesilmiş olacaktırوَقَضَينَآ
  25. 17:4Biz İsrailoğulları'na Tevrat'ta şu hükmü verdik: "Muhakkak siz, yeryüzünde iki defa fesat çıkaracaksınız ve muhakkak büyük bir yükselişle yükseleceksinizوَقَضَينَآ
  26. 17:23Rabbin kesin olarak şunları emretti: Ancak kendisine ibadet edin, anne ve babaya iyilik edin. Onlardan biri veya her ikisi senin yanında yaşlanırsa, sakın onlara "öf" bile deme ve onları azarlama. İkisine de tatlı ve güzel söz söyleوَقَضَىٰ
  27. 19:21Melek: "Bu, dediğin gibidir. Ancak Rabbin buyurdu ki: Bu (babasız çocuk vermek), bana pek kolaydır. Hem biz onu nezdimizden insanlara bir mucize ve rahmet kılacağız. Hem, bu önceden (ezelde) kararlaştırılmış bir iştir." dediمَّقضِيّٗا
  28. 19:35Çocuk edinmek asla Allah'ın şanına yakışmaz. O bundan münezzehtir. O, bir şeyin olmasını dilerse, ona sadece "ol" der, o da oluverirقَضَىٰٓ
  29. 19:39(Ey Muhammed!) İnsanların pişmanlık duyacağı ve işin bitmiş olacağı (kıyamet) günü ile onları uyar. Onlar hâlâ gaflet içindedirler, onlar iman etmezlerقُضِيَ
  30. 19:71İçinizden hiçbiri istisna edilmemek üzere mutlaka herkes cehenneme varacaktır. Bu, Rabbinin katında kesinleşmiş bir hükümdürمَّقضِيّٗا

Bu kök 59 ayette geçiyor; ilk 30 tanesi gösteriliyor.

Kök ve kelime çözümlemesi Quranic Arabic Corpus'tan (GNU GPL). NÛR burada anlam yorumu yapmaz.