Kök

كلم

Kur'an'da 75 yerde, 71 ayette geçer.

Önerilen okuma

Kur'an içi çıkarım

Kısaca

Birinin gözlerinin içine bakıp söz söylemesi. Mesela kral Yusuf’la konuşup görev verir (12:54). Kur’an’da bu kök, karşı tarafa yönelmiş, içeriği belli söz demek. Allah için geçtiğinde, değiştirilemeyen karar ve vaatleri anlatır.

Türkçedeki izi

kelime
Tek tek söz birimleri bu kökten gelir.
kelam
Söz ve konuşma anlamı, aynı kökten gelir.

Tanıdık kelimelerle kıyas

  • bu kökileنطق(nutuk)

    nTq çıplak konuşma ya da ses çıkarma demektir. klm ise birine dönük, içeriği belli söz ve kimi zaman bağlayıcı bildiri demektir. Kısacası nTq ses, klm muhataba içerik.

    • 21:63Putların konuşma gücü yok. Ses çıkarma vurgusu var.
    • 2:174Allah onlarla konuşmaz. Muhataplık kurulmaz.
  • bu kökileجهر(cehren)

    jhr yüksek sesle ya da açıktan söylemektir. klm ise ses düzeyinden bağımsız, muhataba yönelen ve içeriği belirli sözdür. Kısacası jhr yüksek ses, klm muhataplı içerik.

    • 13:10Gizli-açık söz eşittir. Açık söyleme vurgusu.
    • 9:6Allah’ın kelâmını dinlesin. İçerik ve muhatap önde.
  • bu kökileفوه()

    fwh ağızdan çıkan lafı, dillerde dolaşan sözü öne çıkarır. klm ise sözü yerli yerine koymayı ve muhataplı anlamı taşır. Kısacası fwh ağız lafı, klm yerli söz ve muhataplık.

    • 33:4Ağzınızdaki lafınızdır denir. Ağız öne çıkar.
    • 4:46Kelimeleri yerinden kaydırırlar. Yerinden oynatma vurgusu.

Müfessir diliyle

Yöneltilmiş beyan: muhataba dönük, belirli içerik taşıyan bildiriş ve bunun değişmez hükme/vaade dönüşmüş şekli.

II. bâb fiiller sürekli bir nesneye yönelir; muhatap alma ve bildiriş kurma vurgusu açıktır (2:174; 3:77; 7:143; 12:54). İsimler ise, özellikle Allah’a nisbetle, değiştirilemez hüküm/vaat ve gerçeği yerleştiren bildiriler olarak görünür (6:34; 6:115; 8:7; 10:82; 18:27).

Somuttan soyuta

Önce beşerî ve doğrudan muhataplık: insan-insan ve işaretle ileti (3:41; 12:54; 19:26-29), ardından ilahî muhataplık (2:253; 7:143) ve nihayet soyut düzeyde değişmez hüküm/vaat ve sınırsız beyanlar (6:115; 18:109; 31:27). Bu soyut düzey, yaratıcı buyrukla somutlaşmaya kadar varır; ‘İsa’nın ‘kendinden bir kelime’ diye anılması buna işaret eder (3:45; 4:171).

Kardeş köklerden farkı

  • نطقile farkı

    nTq, seslendirme/ifade kabiliyetini ve çıplak artikülasyonu gösterir (21:63; 27:85; 41:21); klm ise muhataba dönük bildiri ve içerik-yükümlülük taşıyan beyanı kurar (7:143; 2:174; 36:65). İdollerin ‘yantiqun’ olmaması ses çıkaramamalarına dairdir (21:63), ‘la yukallimuhum’ ise muhatap almanın kurulmayışıdır (7:148).

  • جهرile farkı

    jhr, bir sözün açıktan/davranışsal yüksek sesle ortaya konmasını anlatır (13:10; 20:7); klm ise ses düzeyinden bağımsız biçimde yöneltilmiş beyan ve hüküm/vaat boyutunu taşır (6:115; 9:6).

  • فوهile farkı

    fwh, ‘ağız’ vurgusuyla dıştan telaffuzu, dillerde dolaşan lafı öne çıkarır (9:30; 33:4); klm ise lafzın yerli yerine konuluşu veya yerinden saptırılışını (mevâdi‘) konu eder ve içerik/bağlam ilişkisini taşır (4:46; 5:13; 5:41).

Anlam alanları · 5

  1. Beşerî muhataplık (yöneltilmiş beyan)

    Kişiler arası doğrudan bildiriş; işaretle sınırlandırma ve izin şartı da yer alır.

  2. İlahî muhataplık ve reddi

    Allah’ın kuluna yönelişi veya bu yönelişin mahrum bırakılması; ayrıca ilahî bildirinin işitilmesi.

  3. Allah’ın kelimeleri: değişmez hüküm/vaat ve sınırsız beyan

    Değiştirilemez, gerçekleşen hükümler ve gerçeği tahkim eden beyanlar; sayıca ve içerikçe tükenmez.

  4. Önceden geçmiş hüküm (sâbiqa kelime) ve erteleme

    İhtilaf ve ceza konularında hemen hüküm verilmesini erteleyen daha önce konmuş karar.

  5. İlke/iddia ve beyanın niteliği (tekil kalime)

    Ortak ilke, nitelikli/çirkin iddia veya boş laf; inanç beyanı ya da sav.

Biçimlerin kullanımı

كَلَّمَ
Birini muhatap almak; belirli içeriği ona yöneltmek (çoğunlukla mef‘ul ile).
يَتَكَلَّمُ
Beyan üretmek/ifade etmek; kimi zaman izin ve konu edatıyla sınırlandırılır (bi-, illâ).
كَلِمَة
Tekil beyan: ilke, iddia veya bağlayıcı hüküm/vaat niteliği kazanmış bildiri.
كَلِم
İfade unsurları; yerleri/bağlamı olan lafızlar, yerlerinden saptırılabilen öğeler.

Güven: Güçlü · incelenen 59 ayetin 32'i açıklandı (%54) · toplam 71 ayetten dengeli örnek

Biçimler arası tutarlılık ve çok sayıda ayette hem muhataplık hem hüküm/vaat boyutunun açık görünmesi.

Açık soru: كَلَام ile كَلِمَة/كَلِمَات arasındaki sınır her yerde kesin çizgili değildir; bağlam belirleyicidir (2:75; 6:115).

Bu okuma Arapça metinden ve kökün geçtiği ayetlerden çıkarıldı; meal yalnızca yardımcı olarak kullanıldı. Ayete dayanmayan iddialar otomatik silindi. Ayetlere tıklayıp kendin tart.

Kur'an'daki izi

32 sûreye yayılıyor; mushaf sırasında ilk kez 2:37'de.

FâtihaNâs
Mekkî · 44Medenî · 27
isim · 51fiil · 24

Yoldaş kökler

Aynı ayetlerde bu kökle en sık birlikte geçenler. Bu bir istatistiktir, eş anlam iddiası değildir — farkı ders ortaya koyar.

Aldığı yüzler · 49

Aynı üç harf, bu kadar farklı kelime veriyor. Anlam ailesi burada görünür — sözlük anlamıdır, hüküm değildir.

كَلِمَتُ5كَلِمَةٞ5كَلِمَةَ4كَلِمَةُ4كَلَٰمَ3ٱلكَلِمَ3يُكَلِّمُهُمُ2بِكَلِمَةٖ2تُكَلِّمَ2لِكَلِمَٰتِ2لِكَلِمَٰتِهِ2بِكَلِمَٰتِهِ2كَلِمَةٗ2كَلِمَٰتُ2كَلِمَٰتٖ1يُكَلِّمُنَا1بِكَلِمَٰتٖ1كَلَّمَ1وَيُكَلِّمُ1كَلِمَةٖ1وَكَلَّمَ1تَكلِيمٗا1وَكَلِمَتُهُٓ1تُكَلِّمُ1وَكَلَّمَهُمُ1وَكَلَّمَهُ1وَبِكَلَٰمِي1يُكَلِّمُهُم1وَكَلِمَٰتِهِ1وَكَلِمَةُ1تَكَلَّمُ1كَلَّمَهُ1كُلِّمَ1كَلِمَةٍ1لِّكَلِمَٰتِ1أُكَلِّمَ1نُكَلِّمُ1كَلِمَةٌ1تُكَلِّمُونِ1نَّتَكَلَّمَ1

Geçtiği ayetler · ilk 30

  1. 2:37Derken Âdem Rabb'ından birtakım kelimeler aldı, (onlarla tevbe etti. O da) tevbesini kabul etti. Muhakkak O, tevbeyi çok kabul eden, çok esirgeyendirكَلِمَٰتٖ
  2. 2:75Şimdi bunların, size hemen inanacaklarını ümit mi ediyorsunuz? Halbuki bunlardan bir grup vardı ki, Allah'ın kelâmını işitirlerdi de sonra ona akılları yattığı halde bile bile onu tahrif ederlerdiكَلَٰمَ
  3. 2:118Bilgiden nasibi olmayanlar da "Allah bizimle konuşsa ya, yahut bize de bir mucize gelse ya!" dediler. Bunlardan öncekiler de tıpkı böyle, bunların dedikleri gibi demişlerdi. Onların kalbleri birbirlerine benzedi. Gerçekten de yakîne ermek (hakikati bilmek) isteyen bir kavim için biz mucizeleri çok açık seçik gösterdikيُكَلِّمُنَا
  4. 2:124Şunu da unutmayın ki, bir zamanlar İbrahim'i Rabbi, birtakım kelimeler ile imtihan etti, o, onları sona erdirince, Rabbi ona, "Ben seni bütün insanlara imam yapacağım." buyurdu. İbrahim, "Zürriyetimden de yap!" dedi. Rabbi ona "zâlimler benim ahdime nail olamaz!" buyurduبِكَلِمَٰتٖ
  5. 2:174Allah'ın indirdiği kitaptan bir şeyi gizleyip de bununla biraz para alanlar gerçekten karınları dolusu ateşten başka birşey yemezler. Kıyamet günü Allah onlara ne söz söyler, ne de kendilerini temize çıkarır. Onlara sadece acı veren bir azab vardırيُكَلِّمُهُمُ
  6. 2:253O işaret olunan resuller yok mu, biz onların bazısını, bazısından üstün kıldık. İçlerinden kimi var ki Allah, kendisiyle konuştu, bazısını da derecelerle daha yükseklere çıkardı. Biz Meryem oğlu İsa'ya da o delilleri verdik ve kendisini Rûhu'lKudüs (Cebrail) ile kuvvetlendirdik. Eğer Allah dileseydi, bunların arkasındaki ümmetler, kendilerine o deliller geldikten sonra birbirlerinin kanına girmezlerdi. Fakat ihtilâfa düştüler, kimi iman etti, kimi inkâr etti. Yine Allah dileseydi, birbirlerininkanına girmezlerdi. Fakat Allah dilediğini yaparكَلَّمَ
  7. 3:39Zekeriyya mabedde namaz kılarken melekler ona: "Allah sana, Allah'dan bir kelimeyi doğrulayıcı, efendi, nefsine hakim ve iyilerden bir peygamber olarak Yahya'yı müjdeler." diye ünledilerبِكَلِمَةٖ
  8. 3:41Zekeriyya: "Rabbim! (oğlum olacağına dair) bana bir alâmet ver" dedi. Allah da buyurdu ki: "Senin için alâmet, insanlara üç gün, işaretten başka söz söyleyememendir. Ayrıca Rabbini çok an, sabah akşam tesbih etتُكَلِّمَ
  9. 3:45Melekler şöyle demişti: "Ey Meryem! Allah sana kendisinden bir kelimeyi müjdeliyor ki, adı Meryem oğlu İsa Mesih'dir; dünyada da ahirette de itibarlı, aynı zamanda Allah'a çok yakınlardandırبِكَلِمَةٖ
  10. 3:46Beşikte de, yetişkin çağında da insanlarla konuşacak ve iyilerden olacaktırوَيُكَلِّمُ
  11. 3:64De ki: Ey kitap ehli! Sizinle bizim aramızda ortak olan bir söze geliniz. Allah'tan başkasına kulluk etmeyelim, O'na hiçbir şeyi eş tutmayalım ve Allah'ı bırakıp da kimimiz kimimizi ilâhlaştırmasın. Eğer onlar yine yüz çevirirlerse, deyin ki: "Şahit olun biz müslümanlarızكَلِمَةٖ
  12. 3:77Allah'a verdikleri sözü ve yeminlerini az bir paraya satanlar var ya, işte onların ahirette bir payı yoktur; Allah kıyamet günü onlarla hiç konuşmayacak, onlara bakmayacak ve onları temizlemeyecektir. Onlar için acı bir azab vardırيُكَلِّمُهُمُ
  13. 4:46Yahudilerden bir kısmı, (Allah'ın kitabındaki) kelimeleri esas mânâsından kaydırıp; dillerini eğerek ve dine saldırarak, "Sözünü işittik, emirlerine isyan ettik, dinle, dinlemez olası ve râinâ (bizi gözet)" diyorlar. Halbuki onlar, "İşittik ve itaatettik; dinle ve bize de bak" deselerdi bu, kendileri için daha hayırlı ve daha doğru olurdu. Fakat Allah, küfürleri yüzünden kendilerini lanetlemiştir. Artık onlar, pek azı müstesna, iman etmezlerٱلكَلِمَ
  14. 4:164Daha önce sana anlattığımız peygamberlerle, anlatmadığımız başka peygamberlere de (vahyettik). Ve Allah Musa ile de konuştuوَكَلَّمَ
  15. 4:171Ey kitab ehli! Dininizde taşkınlık etmeyin ve Allah hakkında ancak doğru olanı söyleyin! Meryem oğlu İsa Mesih, sadece Allah'ın elçisi, Meryem'e atmış olduğu kelimesi ve O'ndan bir ruhtur. Allah'a ve peygamberlerine inanın (Allah) üçtür demeyin. Kendi yararınız için buna son verin. Muhakkak ki Allah tek bir ilâhtır. O, çocuk sahibi olmaktan yüce (münezzeh)dir. Göklerdeki ve yerdekilerin hepsi O'nundur. Vekil olarak Allah yeterوَكَلِمَتُهُٓ
  16. 5:13Sözlerini bozdukları için onları lanetledik ve kalblerini katılaştırdık. Kelimeleri yerlerinden değiştiriyorlar. Uyarıldıkları şeyden pay almayı unuttular. İçlerinden pek azı hariç, daima onlardan hainlik görürsün. Yine de onları affet, aldırma. Çünkü Allah güzel davrananları severٱلكَلِمَ
  17. 5:41Ey peygamber, ağızlarıyla "inandık" deyip, kalbleriyle inanmamış olanlardan ve yahudilerden küfürde yarış edenler seni üzmesin. Onlar yalana kulak verirler, sana gelmeyen diğer bir topluluğa kulak verirler, kelimeleri yerlerinden değiştirirler, "eğer size bu verilirse alın, bu verilmezse sakının" derler. Allah birini şaşırtmak isterse, sen onun için Allah'a karşı hiçbir şey yapamazsın. Onlar öyle kimselerdir ki, Allah, onların kalblerini temizlemek istememiştir. Onlar için dünyada rezillik var ve yine onlar için ahirette de büyük bir azab vardırٱلكَلِمَ
  18. 5:110Allah şöyle diyecektir: "Ey Meryemoğlu İsa! Sana ve annene olan nimetimi hatırla! Hani seni Rûhu'lKudüs (Cebrâil) ile desteklemiştim. Beşikteyken ve kemâle ermişken insanlarla konuşuyordun. Sana yazıyı, hikmeti, Tevrat'ı ve İncil'i öğretmiştim. İznimle çamurdan kuş şeklinde bir şey yapmış ve ona üflemiştin, o da iznimle kuş olmuştu. Anadan doğma kör olanı ve alaca hastalığına yakalanmış kimseyi iznimle iyileştirmiştin. Ölüleri iznimle (hayata) çıkarmıştın. İsrailoğulları'na âyetlerle geldiğin ve onlardan inkâr edenlerin: "Bu ancak apaçık bir sihirdir" dedikleri zaman seni, onlardan korumuştumتُكَلِّمُ
  19. 6:34Senden önce de peygamberler yalanlanmıştı. Kendilerine yardımımız gelinceye kadar yalanlanmaya ve eziyet olunmaya sabrettiler. Allah'ın sözlerini değiştirecek hiçbir kimse yoktur. Şüphesiz ki sana, peygamberlerin haberlerinden bir kısmı gelmiştirلِكَلِمَٰتِ
  20. 6:111Eğer biz onlara melekleri indirseydik, ölüler de kendileriyle konuşsaydı ve her şeyi toplayıp karşılarına getirseydik, Allah'ın diledikleri hariç, yine de inanacak değillerdi, fakat çokları bunu bilmezlerوَكَلَّمَهُمُ
  21. 6:115Rabbinin sözü hem doğrulukça, hem de adaletçe tamamlanmıştır. O'nun sözlerini değiştirebilecek hiç kimse yoktur. O, işitendir, bilendirكَلِمَتُ
  22. 7:137Ve o hırpalanıp ezilmekte olan kavmi de yeryüzünün, bereketle donattığımız doğusuna ve batısına mirasçı yaptık. Ve böylece Rabbinin, İsrailoğullarına olan o güzel vaadi, sabırları yüzünden gerçekleşti. Biz de Firavun ile kavminin yapageldikleri sanat eserlerini ve diktikleri binaları yerle bir ettikكَلِمَتُ
  23. 7:143Ne zaman ki, Musa, mikatımıza geldi, Rabbi ona kelâmıyla ihsanda bulundu. "Ey Rabbim, göster bana kendini de bakayım sana". dedi. Rabbi ona buyurdu ki; "Beni katiyyen göremezsin ve lâkin dağa bak, eğer o yerinde durabilirse, sonra sen de beni göreceksin". Daha sonra Rabbi dağa tecelli edince onu yerle bir ediverdi, Musa da baygın düştü. Ayılıp kendine gelince, "Sen sübhansın", "tevbe ettim, sana döndüm ve ben inananların ilkiyim," dediوَكَلَّمَهُ
  24. 7:144Allah buyurdu: Ey Musa! Sana verdiğim peygamberlikle ve kelâmımla seni insanlar üzerine seçkin kıldım. Sana verdiğime sıkı sarıl ve şükredenlerden olوَبِكَلَٰمِي
  25. 7:148Musa'nın arkasından kavmi, tutmuş süs takılarından böğüren bir buzağı heykeli edinmişlerdi. O buzağının kendilerine bir söz söylemediğini ve bir yol gösteremediğini görmemişler miydi? Fakat yine de onu tanrı edindiler ve zalimlerden oldularيُكَلِّمُهُم
  26. 7:158De ki; ey insanlar! Ben sizin hepinize Allah'ın resulüyüm. O Allah ki, göklerin ve yerin bütün mülkü O'nundur. O'ndan başka hiçbir ilâh yoktur. Öldüren de, dirilten de O'dur. Bundan dolayı gelin, Allah'a ve resulüne iman edin. Allah'a ve Allah'ın bütün kelâmlarına iman etmiş bulunan o ümmî peygambere, evet ona uyun ki, hidayete erebilesinizوَكَلِمَٰتِهِ
  27. 8:7İşte o zaman Allah size iki taifeden (kervan veya kureyş ordusundan) birini vaad ediyordu ki, sizin olacaktı. Siz ise arzu ediyordunuz ki, şanı ve şerefi olmayan şey (kervan) sizin olsun. Halbuki Allah, âyetleriyle hakkı yerine oturtmak ve kâfirlerinarkasını kesmek istiyorduبِكَلِمَٰتِهِ
  28. 9:6Eğer müşriklerden biri aman dilerse, ona aman ver. Ta ki, Allah'ın kelâmını dinlesin. Sonra onu güvenlik içinde olduğu yere kadar gönder. Çünkü bunlar gerçekten de bilgisiz bir kavimdirlerكَلَٰمَ
  29. 9:40Eğer siz ona (Peygamber'e) yardım etmezseniz, Allah ona yardım eder. Hani o kâfirler, onu Mekke'den çıkardıkları vakit sadece iki kişiden biri iken, ikisi de mağarada bulundukları sırada arkadaşına "Üzülme, çünkü Allah bizimledir." diyordu. Allah onun kalbine sükûnet ve kuvvet indirmişti ve onu görmediğiniz bir orduyla desteklemişti. Kâfirlerin sözünü alçaltmıştı. Yüce olan Allah'ın kelimesidir. Ve Allah güçlüdür, hikmet sahibidirكَلِمَةَ
  30. 9:74Onlar, kötü bir şey söylemedik, diyerek Allah'a yemin ederler. Onlar o küfür kelimesini kesinlikle söylediler. İslâm'a girdikten sonra yine kâfirlik ettiler. Ve o başaramadıkları cinayeti tasarladılar. Halbuki intikam almaları için Allah'ın, Resulü ile onları lütfundan zenginleştirmiş olmasından başka bir sebep yoktu. Eğer tevbe ederlerse haklarında hayırlı olur. Yok yanaşmazlarsa Allah onları dünyada da, ahirette de acıklı bir azaba uğratır. Yeryüzünde onları koruyacak veya onlara yardım edecek bir kimse de bulunmazكَلِمَةَ

Bu kök 71 ayette geçiyor; ilk 30 tanesi gösteriliyor.

Kök ve kelime çözümlemesi Quranic Arabic Corpus'tan (GNU GPL). NÛR burada anlam yorumu yapmaz.