Kök

قدر

Kur'an'da 132 yerde, 121 ayette geçer.

Önerilen okuma

Kur'an içi çıkarım

Kısaca

Atölyede bir usta, zırhın halkalarını tek tek ayarlar. Mesela ayın durakları ve yağmurun miktarı da böyle ayarlı gider; sonra iş, her varlığın payına ve vaktine bağlanır. Bu kök, ölçü koymayı ve o ölçüye göre dilediğini yapmayı, ayrıca değeri yerli yerince bilmeyi anlatır.

Türkçedeki izi

kader
Yazgı ve pay demektir; kökteki ölçü fikrini taşır.
takdir
Değer vermek ve planlamak için kullanırız; ölçü kurmaktır.
kadir kıymet
Bir şeyin değerini yerinde bilmek anlamını taşır.

Tanıdık kelimelerle kıyas

  • bu kökileحلم(halim selim, Halim)

    Bu kök ölçü koyar ve uygular. Hilm tepkiyi erteler ve yumuşak davranır. Kısacası bu kök düzenler ve yapar, hilm sabreder.

    • 25:2Burada her şeyi ölçüye göre düzenleme anlatılır. Ölçü koyup yürütme var.
    • 2:263Burada halim geçer. Yumuşaklık ve erteleme öne çıkar.
  • bu kökileقهر(kahır, kahretmek, Kahhar)

    Bu kök ölçüye göre verir ve yapar. Kahır bastırır ve zorlar. Kısacası bu kök ölçer ve yürütür, kahır ezer.

    • 42:27Rızık ölçüyle indirilir. Ölçülü paylaştırma anlatılır.
    • 13:16Burada Kahhar geçer. Üstün gelip boyun eğdirme vurgusu var.
  • bu kökileحكم(hüküm, hakim, hikmet)

    Bu kök pay, miktar ve süre belirler ve uygular. Hüküm kökü kural koyar ve yargılar. Kısacası bu kök paylaştırır ve yürütür, hüküm kural koyar.

    • 54:49Her şeyin bir kadere göre yaratıldığı söylenir. Ölçü ve plan var.
    • 2:209Burada hakîm geçer. Kural ve hikmet bildirir.

Müfessir diliyle

Varlıklara ölçü ve sınır koymak; buna göre dilediğini gerçekleştirecek etki ve yetkiye sahip olmak.

II. bâb ve masdar kullanımları kozmik ve dünyevî “ölçüleme/planlama”yı gösterir (10:5; 36:38; 36:39; 6:96; 25:2; 54:49). İsm-i fâil ve sıfatlar ise sonuç doğurma kudretini, engellenmeyen icrayı bildirir (2:20; 46:33; 70:40; 23:95). “حق قدره” ve “ليلة القدر” örnekleri, “değerini yerli yerince belirleme” yönünü açar (6:91; 39:67; 97:2).

Somuttan soyuta

Zırh halkalarının ölçüsünü ayarlamaktan (34:11), ayın menzillerine ve suyun miktarına (36:39; 23:18) uzanan somut düzen; oradan mahlûkatın payına, ecele ve zamana yayılmış genel taksime yükselir (54:49; 56:60; 32:5) ve nihayet ilâhî icraya bağlanır (2:20; 57:2).

Kardeş köklerden farkı

  • حلمile farkı

    HLM, tepkiyi erteleyen yumuşak tutumu ve müsamahayı anlatır; QDR ise ölçü koyup o ölçüye göre icrayı gerçekleştirmeyi vurgular.

  • قهرile farkı

    QHR baskınlaştırma ve boyun eğdirmeyi öne çıkarır; QDR ölçülü tahsis ve yetkin icrayı, zorlamayı şart koşmadan bildirir.

  • حكمile farkı

    HKM hüküm ve hikmetle norm koymadır; QDR ise varlıklara pay, miktar ve süre takdir edip fiilen yürütmedir.

Anlam alanları · 5

  1. Kozmik ölçü ve nizam

    Güneş, ay ve fecrin işleyişi; her şeyin belirlenmiş oran ve programa göre yürütülmesi.

  2. Rızık ve inişlerin ölçülü tahsisi

    Su, rızık ve hazinelerin belirli miktarlar hâlinde indirilmesi ve paylaştırılması.

  3. İlâhî yetkin tasarruf

    Yaratma, diriltme, gidermeye veya vermeye muktedir olma; fiilin neticesini kesinleştirme.

  4. İnsanî yeterlik ve acziyet

    İnsanın bir alan üzerinde hâkimiyet vehmi veya gerçek güçsüzlüğü; elde edememe.

  5. Değer/kıymet tayini ve zihinsel hesap

    Allah’ı yerli yerince değerlendirme ve bir zamanın/değerin seçkin kılınması; düşünerek ölçüp biçme.

Biçimlerin kullanımı

قَدِير
Engellenmeyen icra sahibi; sonuçları dilediği yönde gerçekleştiren otorite.
قَادِر
Belirli bir alan/iş üzerinde etkide bulunabilen; hâkim olan.
مُّقْتَدِر
Üstün ve kuşatıcı bir kabiliyetle icra eden, her yönden yetkin.
تَقْدِير
Konulan ölçü ve düzen; oranlayıp programlama fiilinin kendisi.

Güven: Güçlü · incelenen 61 ayetin 29'i açıklandı (%48) · toplam 121 ayetten dengeli örnek

Ayetler kökün hem ölçü/taksim hem de icra/yeterlik boyutlarını yaygın ve tutarlı biçimde gösteriyor.

Açık soru: 21:87’de “لَنْ نَقْدِرَ عَلَيْهِ” bağlama göre “daraltmak/sıkmak” nüansına işaret eder; fiilin bu yönü yer yer kabiliyet anlamıyla iç içedir.

Bu okuma Arapça metinden ve kökün geçtiği ayetlerden çıkarıldı; meal yalnızca yardımcı olarak kullanıldı. Ayete dayanmayan iddialar otomatik silindi. Ayetlere tıklayıp kendin tart.

Kur'an'daki izi

58 sûreye yayılıyor; mushaf sırasında ilk kez 2:20'de.

FâtihaNâs
Mekkî · 80Medenî · 41
isim · 90fiil · 41sıfat · 1

Yoldaş kökler

Aynı ayetlerde bu kökle en sık birlikte geçenler. Bu bir istatistiktir, eş anlam iddiası değildir — farkı ders ortaya koyar.

Aldığı yüzler · 57

Aynı üç harf, bu kadar farklı kelime veriyor. Anlam ailesi burada görünür — sözlük anlamıdır, hüküm değildir.

قَدِيرٞ26قَدِيرٌ10وَيَقدِرُ9قَدِيرٗا5بِقَدَرٖ5يَقدِرُونَ3قَدَرُواْ3تَقدِيرُ3لَقَٰدِرُونَ3بِقَٰدِرٍ3قَدَّرَ3ٱلقَدرِ3قَدَرُهُ2تَقدِرُواْ2قَادِرٌ2قَدرِهِٓ2يَقدِرُ2قَدَرٖ2فَقَدَّرَهُ2تَقدِيرٗا2وَقَدَّرَ2قُدِرَ2قَٰدِرِينَ2قَدِيرًا1قَدِيرُ1ٱلقَادِرُ1وَقَدَّرَهُ1قَٰدِرُونَ1بِمِقدَارٍ1بِقَدَرِهَا1قَدَّرنَآ1مُّقتَدِرًا1نَّقدِرَ1لَقَدِيرٌ1قَدَّرنَٰهَا1ٱلقَدِيرُ1مِقدَارُهُٓ1قَدَرٗا1مَّقدُورًا1وَقَدِّر1

Geçtiği ayetler · ilk 30

  1. 2:20O şimşek nerdeyse gözlerini (n nûrunu) kapıverecek. Önlerini aydınlattımı ışığında yürürler, karanlık üzerlerine çöktümü de dikilip kalırlar. Allah dilemiş olsaydı işitmelerini, görmelerini de alıverirdi. Şüphesiz Allah her şeye kâdirdirقَدِيرٞ
  2. 2:106Biz bir âyetten her neyi nesheder veya unutturursak, ondan daha hayırlısını yahut mislini getiririz. Bilmez misin ki, Allah her şeye kâdirdirقَدِيرٌ
  3. 2:109Ehli kitaptan birçoğu arzu etmektedir ki, sizi imanınızdan sonra çevirip kâfir etsinler: Hak kendilerine iyice belirdikten sonra bile sırf nefsaniyetlerinden ve kıskançlıktan dolayı bunu yaparlar. Buna rağmen siz şimdi af ile, hoşgörüyle davranın tâ Allah emrini verinceye kadar. Şüphe yok ki Allah her şeye kâdirdirقَدِيرٞ
  4. 2:148Ümmetlerden her birinin bir yönü vardır, o ona yönelir, haydin, hep hayırlara koşun, yarışın. Her nerede olsanız Allah sizi toplar, bir araya getirir. Şüphesiz ki Allah her şeye kâdirdirقَدِيرٞ
  5. 2:236Eğer kadınları, kendilerine dokunmadan veya onlara bir mehir takdir etmeden boşarsanız (bunda) size bir vebal yoktur. Şu kadar ki onlara (mal verip) faydalandırın. Eli geniş olan hâline göre, eli dar olan da haline göre ve güzellikle faydalandırmalıdır. Bu, iyilik yapanlar üzerine bir borçturقَدَرُهُ
  6. 2:259Yahut o kimse gibisini (görmedin mi) ki, bir şehre uğramıştı, altı üstüne gelmiş, ıpıssız yatıyordu. "Bunu bu ölümünden sonra Allah, nerden diriltecek?" dedi. Bunun üzerine Allah onu yüz sene öldürdü, sonra diriltti, "Ne kadar kaldın?" diye sordu. Oda: "Bir gün, yahut bir günden eksik kaldım." dedi. Allah buyurdu ki: "Hayır, yüz sene kaldın, öyle iken bak yiyeceğine, içeceğine henüz bozulmamış, hele eşeğine bak, hem bunlar, seni insanlara karşı kudretimizin bir işareti kılalım diyedir. Hele o kemiklere bak, onları nasıl birbirinin üzerine kaldırıyoruz? Sonra onlara nasıl et giydiriyoruz?" Böylece gerçek ona açıkça belli olunca: "Şimdi biliyorum ki, Allah her şeye kadirdir." dediقَدِيرٞ
  7. 2:264Ey iman edenler! Sadakalarınızı, başa kakmak, gönül kırmakla boşa gidermeyin. O adam gibi ki, insanlara gösteriş için malını dağıtır da ne Allah'a inanır, ne ahiret gününe. Artık onun hâli, bir kayanın hâline benzer ki, üzerinde biraz toprak varmış, derken şiddetli bir sağnak inmiş de onu yalçın bir kaya halinde bırakıvermiş. Öyle kimseler, kazandıklarından hiçbir şey elde edemezler. Allah, kâfirler topluluğunu doğru yola iletmezيَقدِرُونَ
  8. 2:284Göklerde ne var, yerde ne varsa hepsi Allah'ındır. Siz içinizdekileri açığa vursanız da gizli tutsanız da Allah onunla sizi hesaba çeker. Sonra dilediğini bağışlar, dilediğine de azab eder. Allah her şeye kadirdirقَدِيرٌ
  9. 3:26De ki: "Ey mülkün sahibi Allah'ım! Sen mülkü dilediğine verirsin, dilediğinden de onu çeker alırsın, dilediğini aziz edersin, dilediğini zelil edersin. Hayır Senin elindedir. Muhakkak ki, Sen her şeye kâdirsinقَدِيرٞ
  10. 3:29De ki, göğüslerinizdekini gizleseniz de, açığa vursanız da Allah onu bilir. Göklerde ne var, yerde ne varsa hepsini bilir. Hiç şüphesiz Allah, her şeye kadirdirقَدِيرٞ
  11. 3:165(Bedir'de düşmanı) iki katına uğrattığınız bir musibet (Uhud'da) size çarpınca mı: "Bu nereden" dediniz? De ki: "Bu başınıza gelen kendinizdendir". Şüphesiz Allah her şeye kâdirdirقَدِيرٞ
  12. 3:189Göklerin ve yerin mülkü Allah'ındır. Allah her şeye kâdirdirقَدِيرٌ
  13. 4:133Ey insanlar! Eğer Allah dilerse sizi giderir de başkalarını getirir. Ve Allah, buna kadirdirقَدِيرٗا
  14. 4:149Bir hayrı açıklar yahut gizlerseniz, yahut da bir kötülüğü bağışlarsanız, biliniz ki, Allah da çok bağışlayıcıdır, her şeye hakkıyla kadirdirقَدِيرًا
  15. 5:17Muhakkak ki, "Allah, ancak Meryemoğlu İsa Mesih'tir" diyenler kâfir olmuşlardır. (Onlara) de ki: " Allah, Meryemoğlu İsa Mesih'i, anasını ve bütün yeryüzündekileri helak etmek istese O'na kim engel olabilir? " Göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin mülkiyeti sadece Allah'a aittir. O, dilediğini yaratır. Allah, her şeye kadirdirقَدِيرٞ
  16. 5:19Ey kitap ehli! Peygamberlerin arasının kesildiği bir sırada size Resulümüz geldi, gerçekleri açıklıyor ki, (yarın kıyamet gününde): "Bize bir müjdeleyici ve uyarıcı gelmedi" demeyiniz. İşte müjdeleyici ve uyarıcı geldi. Allah, her şeye kadirdirقَدِيرٞ
  17. 5:34Ancak kendilerini yakalamanızdan önce tevbe edenler başka. Bilin ki Allah, çok bağışlayan ve çok merhamet edendirتَقدِرُواْ
  18. 5:40Göklerin ve yerin mülkünün Allah'a ait olduğunu, dilediğine azap edip dilediğini de bağışladığını bilmedin mi? Allah herşeye kâdirdirقَدِيرٞ
  19. 5:120Göklerin, yerin ve bunlarda bulunan herşeyin mülkü Allah'ındır. O herşeye kâdirdirقَدِيرُ
  20. 6:17Allah sana bir zarar dokundurursa, onu yine kendisinden başka açacak yoktur. Ve eğer sana bir hayır dokundursa, kuşkusuz O, herşeyi yapabilendirقَدِيرٞ
  21. 6:37Dediler ki: "Ona Rabbinden bir mucize indirilmeli değil miydi?" De ki: "Şüphesiz ki Allah, bir mucize indirmeye kâdirdir, fakat çokları bilmezlerقَادِرٌ
  22. 6:65De ki: "O'nun üstünüzden ve ayaklarınızın altından azab göndermeye, yahut sizi fırkalara ayırıp kiminizin kiminize hıncını tattırmaya gücü yeter". Bak, âyetlerimizi nasıl inceden inceye açıklıyoruz ki, onlar iyice anlasınlarٱلقَادِرُ
  23. 6:91Onlar: "Allah insanlara hiçbir şey göndermemiştir" demekle, Allah'ı gereği gibi tanıyamadılar. De ki: Musa'nın insanlara aydınlık ve hidayet olmak üzere getirdiği, sizin parça parça kâğıtlara çevirdiğiniz, bir kısmını belli ettiğiniz, birçoğunu gizlediğiniz; sizinle babalarınızın, sayesinde bilmediğiniz birçok şeyleri öğrendiğiniz Kitab'ı kim gönderdi? (Onlara karşı sen) "Allah" de. Sonra onları bırak, boş laflara dalarak oyalansınlarقَدَرُواْ
  24. 6:96Karanlığı yarıp tanyerini ağartan O'dur. Geceyi, dinlenmek için; Güneş'i, Ay'ı (vakitlerinizi) hesaplamak için yaratmıştır. İşte bu, her şeye galip gelen ve her şeyi bilen Allah'ın takdiridirتَقدِيرُ
  25. 8:41Şunu da biliniz ki, ganimet olarak aldığınız her hangi bir şeyden beşte biri mutlaka Allah içindir. O da peygambere ve ona yakınlığı olanlara, yetimlere, miskinlere ve yolda kalmışlara aittir. Eğer siz Allah'a iman etmiş, hak ile batılın ayrıldığı o gün, iki ordunun karşı karşıya geldiği o (Bedir) günü kulumuza indirdiğimiz âyetlere iman getirmiş iseniz bunu böyle biliniz. Ve biliniz ki, Allah, herşeye kâdirdirقَدِيرٌ
  26. 9:39Eğer topluca savaşa katılmazsanız, O sizi acı bir azaba uğratır ve yerinize başka bir kavmi getirir ve siz O'na zerrece bir zarar veremezsiniz. Allah'ın herşeye gücü yeterقَدِيرٌ
  27. 10:5O Allah'dır ki, senelerin sayısını ve hesabını bilesiniz diye güneşi bir ışık, ayı da bir nur yaptı. Ve aya menziller tayin etti. Allah bunu hak olarak yarattı. O, bilecek olan bir kavim için âyetlerini ayrıntılı olarak açıklarوَقَدَّرَهُ
  28. 10:24Dünya hayatının misali şöyledir: Gökten indirdiğimiz su ile, insanların ve hayvanların yediği bitkiler birbirine karışmıştır. Nihayet yeryüzü süslerini takınıp süslendiği ve sahipleri kendilerini ona gücü yeter sandıkları bir sırada, geceleyin veya gündüzün, ona emrimiz gelivermiştir, ansızın ona öyle bir tırpan atıvermişiz de sanki bir gün önce orada hiçbir şenlik yokmuş gibi oluvermiştir. Düşünen bir kavim için âyetlerimizi işte böyle açıklarızقَٰدِرُونَ
  29. 11:4Dönüşünüz yalnızca Allah'adır. O'nun da herşeye gücü yeterقَدِيرٌ
  30. 13:8Her dişinin neye gebe olduğunu Allah bilir. Ve rahimler ne eksiltir, ne arttırır, onu da bilir. O'nun katında her şeyin bir ölçüsü vardırبِمِقدَارٍ

Bu kök 121 ayette geçiyor; ilk 30 tanesi gösteriliyor.

Kök ve kelime çözümlemesi Quranic Arabic Corpus'tan (GNU GPL). NÛR burada anlam yorumu yapmaz.