Kök

كلل

Kur'an'da 377 yerde, 355 ayette geçer.

Önerilen okuma

Kur'an içi çıkarım

Kısaca

Bir köyde su payı düşün: pınarlar sayılmış, herkese ayrı yer ve pay verilmiş. Kur'an'da küll (hepsi), bazen hepsi birden, bazen de her kişi ve her parça tek tek anlamına gelir. Allah bağlamında yaratma, bilme ve şahitlik eksiksizdir. Her defasında tekrar da böyledir. Mirasta çocuk ve baba yoksa kapsam yana açılır.

Türkçedeki izi

külliyen
Tamamıyla, eksiksiz anlamı bu kökten gelir.
külliyat
Bir yazarın tüm eserleri anlamı buradan gelir.
kelâle
Miras konusundaki yana açılan kapsamı anlatır.

Tanıdık kelimelerle kıyas

  • bu kökileوسع(vüsat, vasi)

    küll (hepsi) istisnasız kapsar. vüsat (genişlik) sınırın genişliğini anlatır. Kısacası küll kapsam, vüsat alan.

    • 39:62Burada küll var. 'Her şeyin yaratıcısı' istisnasız kapsamdır.
    • 2:255Burada vüsat var. 'Kürsisi bütün gökleri ve yeri kucakladı' genişliği anlatır.
  • bu kökileفحش(fuhuş, fahişe)

    küll (hepsi) bir sınıfın tamamını söyler. fuhuş sınır aşan çirkin işi adlandırır. Kısacası küll kapsamdır, fuhuş niteliktir.

    • 24:2Burada küll var. 'Her birine yüz sopa' dağıtıcı kapsama örnek.
    • 7:33Burada fuhuş var. Açık ve gizli taşkın fiil anlatılır.

Müfessir diliyle

İstisnasız kapsam: bir bütünün tamamını ve tek tek üyelerine dağılan kuşatıcı bildirge.

كُلّ, nefis, ümmet, gezegenler gibi kümeleri büsbütün ve istisnasız kuşatır; bazen dağıtıcıdır, yani her bireyi tek tek kapsar (3:185; 45:28; 36:40; 17:36). كُلَّمَا, bu kapsamı zamanın her vukuuna yayar (2:20; 4:56; 17:97). Aynı kökten كَلَالَة mirasta doğrudan hat olmayınca kapsamın yana açılan dalını, كَلّ ise efendiye “yük” olan kimseyi bildirir (4:12; 4:176; 16:76).

Somuttan soyuta

Somut paylaştırma ve sayma: su nöbeti, her parça, her pınar ve her birine ceza (54:28; 26:63; 7:160; 24:2). Buradan soyut külliyete, Allah’ın kudret, ilim ve tanıklığının tüm varlığa yayılmasına yükselir (2:29; 39:62; 58:6).

Kardeş köklerden farkı

  • وسعile farkı

    وسع kapasite ve genişlik bildirir; kapsamanın yaygınlığını/ufkunu anlatır (2:255). كُلّ ise istisnasızlık vurgusuyla bütünün tamamını ve her birimi tek tek kuşatır (39:62; 2:29).

  • فحشile farkı

    فحش sınır aşan çirkin fiili/ahlakî taşkınlığı adlandırır (7:33). كُلّ bir sınıfın kapsamını belirler; nitelediği ahlâkî vasıf ne olursa olsun ‘istisnasız hepsi’ demektir (31:18; 68:10).

Anlam alanları · 6

  1. İlâhî kuşatma (küllî hüküm, ilim, kudret)

    Allah’a nisbetle كُلّ, varlığın tamamı üzerinde eksiksiz yetki, bilgi ve tanıklığı bildirir.

  2. Dağıtıcı evrensellik (her birey tek tek)

    Kapsam bireylere dağıtılır; her can, her ümmet, her organ, her biri ayrı ayrı dahildir.

  3. Zamanın tüm vukuatında tekrar

    كُلَّمَا ile kapsam, her gerçekleşme anına yayılır; her seferinde aynı hüküm işler.

  4. Somut paylaştırma ve bölüştürme

    Pay, parça, pınar ve ceza gibi somut nesne/işlerde kapsamın parçalara dağılımı.

  5. Tür ve çeşitlerin bütünü

    Çiftler, ürünler, misaller gibi tür/nevilerin tamamı içinden küllî kapsama.

  6. Miras bağlamında yana açılan kapsam (كَلَالَة)

    Doğrudan hat olmadığında kapsam kardeşlere yönelir; payların belirlenmesi bu durumda işler.

Güven: Orta · incelenen 63 ayetin 28'i açıklandı (%44) · toplam 355 ayetten dengeli örnek

Külliyet ve dağıtım anlamı çok sayıdaki nazîrle açık; ancak كَلّ ve كَلَالَة’nın kökle birleşik asal anlam bağı birer bağlamla sınırlı görünüyor.

Açık soru: كَلَالَة’da doğrudan hattın kapsamı tam olarak neyi içerdiği ayetlerde çocuğun yokluğu ile sınırlı geçtiği için daha fazlasını çıkarmamak gerekir.

Bu okuma Arapça metinden ve kökün geçtiği ayetlerden çıkarıldı; meal yalnızca yardımcı olarak kullanıldı. Ayete dayanmayan iddialar otomatik silindi. Ayetlere tıklayıp kendin tart.

Kur'an'daki izi

74 sûreye yayılıyor; mushaf sırasında ilk kez 2:20'de.

FâtihaNâs
Mekkî · 230Medenî · 125
isim · 361T · 16

Yoldaş kökler

Aynı ayetlerde bu kökle en sık birlikte geçenler. Bu bir istatistiktir, eş anlam iddiası değildir — farkı ders ortaya koyar.

Aldığı yüzler · 40

Aynı üç harf, bu kadar farklı kelime veriyor. Anlam ailesi burada görünür — sözlük anlamıdır, hüküm değildir.

كُلِّ123كُلَّ49كُلُّ47بِكُلِّ33كُلّٞ19لِّكُلِّ13لِكُلِّ12وَكُلّٗا8كُلَّمَا7كُلَّمَآ5كُلَّهَا4وَلِكُلّٖ4كُلِّهِ4وَلِكُلِّ4وَكُلّٞ4وَكُلُّ4وَكُلَّ4كُلٌّ3كُلّٗا3كُلُّهُم3كُلّٖ3لِكُلّٖ2كُلُّهُ2أَفَكُلَّمَا1أَوَكُلَّمَا1كُلَّهُ1كَلَٰلَةً1فَلِكُلِّ1ٱلكَلَٰلَةِ1كُلًّا1كُلَّا1وَكُلَّمَا1كَلٌّ1وَكُلُّهُم1وَكُلًّا1وَكُلٌّ1بِكُلّٖ1فَكُلًّا1كُلُّهُنَّ1كُلِّهَا1

Geçtiği ayetler · ilk 30

  1. 2:20O şimşek nerdeyse gözlerini (n nûrunu) kapıverecek. Önlerini aydınlattımı ışığında yürürler, karanlık üzerlerine çöktümü de dikilip kalırlar. Allah dilemiş olsaydı işitmelerini, görmelerini de alıverirdi. Şüphesiz Allah her şeye kâdirdirكُلَّمَآ
  2. 2:25İnanıp yararlı işler yapanlara, altlarından ırmaklar akan cennetlerin kendilerine ait olduğunu müjdele! Onlardaki herhangi bir meyveden rızıklandırıldıklarında: "Bu daha önce de rızıklandığımız şeydir" derler ve o rızık birbirinin benzeri olmak üzere, kendilerine sunulacak. Orada çok temiz zevceler de onların. Hem onlar orada ebedî kalacaklarكُلَّمَا
  3. 2:29O ki, yeryüzünde ne varsa hepsini sizin için yarattı. Sonra göğe yöneldi, onları yedi gök olarak düzenledi. O, her şeyi bilirبِكُلِّ
  4. 2:31Ve Âdem'e isimlerin hepsini öğretti, sonra onları meleklere gösterip: "Haydi davanızda sadıksanız bana şunları isimleriyle haber verin." dediكُلَّهَا
  5. 2:60Hani bir zamanlar Musa, kavmi için su istemişti, biz de "asanla taşa vur!" demiştik, bunun üzerine o taştan on iki pınar fışkırmıştı. Her kısım insan kendi su alacağı yeri bildi. Allah'ın rızkından yiyin ve için de bozgunculuk ve saldırganlık yaparak yeryüzünü fesada vermeyinكُلُّ
  6. 2:87Celâlim hakkı için Musa'ya o kitabı verdik, arkasından birtakım peygamberler de gönderdik, hele Meryem oğlu İsa'ya apaçık mucizeler verdik, onu Rûhu'lKudüs ile de destekledik. Size nefislerinizin hoşlanmayacağı bir emirle gelen her peygambere kafa mı tutacaksınız? Kibrinize dokunduğu için onların bir kısmına yalan diyecek, bir kısmını da öldürecek misinizأَفَكُلَّمَا
  7. 2:100O fasıklar hem bunları tanımıyacaklar, hem de ne zaman bir ahd üzerine antlaşma yapsalar, her defasında mutlaka içlerinden bir güruh çıkıp onu bozacak ve atıverecek öyle mi? Hatta az bir güruh değil, onların çoğu ahit tanımaz imansızlardırأَوَكُلَّمَا
  8. 2:106Biz bir âyetten her neyi nesheder veya unutturursak, ondan daha hayırlısını yahut mislini getiririz. Bilmez misin ki, Allah her şeye kâdirdirكُلِّ
  9. 2:109Ehli kitaptan birçoğu arzu etmektedir ki, sizi imanınızdan sonra çevirip kâfir etsinler: Hak kendilerine iyice belirdikten sonra bile sırf nefsaniyetlerinden ve kıskançlıktan dolayı bunu yaparlar. Buna rağmen siz şimdi af ile, hoşgörüyle davranın tâ Allah emrini verinceye kadar. Şüphe yok ki Allah her şeye kâdirdirكُلِّ
  10. 2:116O zalimler, "Allah kendisine çocuk edindi." dediler. Hâşâ, O sübhândır. Doğrusu, göklerde ve yerde ne varsa O'nundur. Hepsi O'na boyun eğmiştirكُلّٞ
  11. 2:145Celâlim için, sen o kitap verilmiş olanlara, bütün delilleri de getirsen, yine de senin kıblene tabi olmazlar, sen de onların kıblesine tabi olmazsın. Zaten onlar da birbirlerinin kıblesine tabi değiller. Celâlim hakkı için, sana gelen bunca ilmin arkasından sen tutar da onların arzu ve heveslerine uyacak olursan, o zaman hiç şüphesiz, sen de zâlimlerden olursunبِكُلِّ
  12. 2:148Ümmetlerden her birinin bir yönü vardır, o ona yönelir, haydin, hep hayırlara koşun, yarışın. Her nerede olsanız Allah sizi toplar, bir araya getirir. Şüphesiz ki Allah her şeye kâdirdirوَلِكُلّٖ
  13. 2:164Şüphesiz göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelişinde, insanlara yarar şeylerle denizde akıp giden gemide, Allah'ın yukarıdan bir su indirip de onunla yeri ölümünden sonra diriltmesinde, diriltip de üzerinde deprenen hayvanları yaymasında, rüzgarları değiştirmesinde, gök ile yer arasında emre hazır olan bulutta şüphesiz akıllı olan bir topluluk için elbette Allah'ın birliğine deliller vardırكُلِّ
  14. 2:231Kadınları boşadığınız zaman iddetlerini bitirdiklerinde, artık kendilerini ya iyilikle tutun veya güzellikle salın. Yoksa haklarına tecavüz için zararlarına olarak onları tutmayın. Her kim bunu yaparsa nefsine zulmetmiş olur. Sakın Allah'ın âyetlerini alay konusu edinmeyin, Allah'ın üzerinizdeki nimetini, size kendisiyle öğüt vermek üzere indirdiği kitap ve hikmeti hatırlayıp, düşünün. Hem Allah'tan korkun ve bilin ki Allah her şeyi bilirبِكُلِّ
  15. 2:259Yahut o kimse gibisini (görmedin mi) ki, bir şehre uğramıştı, altı üstüne gelmiş, ıpıssız yatıyordu. "Bunu bu ölümünden sonra Allah, nerden diriltecek?" dedi. Bunun üzerine Allah onu yüz sene öldürdü, sonra diriltti, "Ne kadar kaldın?" diye sordu. Oda: "Bir gün, yahut bir günden eksik kaldım." dedi. Allah buyurdu ki: "Hayır, yüz sene kaldın, öyle iken bak yiyeceğine, içeceğine henüz bozulmamış, hele eşeğine bak, hem bunlar, seni insanlara karşı kudretimizin bir işareti kılalım diyedir. Hele o kemiklere bak, onları nasıl birbirinin üzerine kaldırıyoruz? Sonra onlara nasıl et giydiriyoruz?" Böylece gerçek ona açıkça belli olunca: "Şimdi biliyorum ki, Allah her şeye kadirdir." dediكُلِّ
  16. 2:260Bir zamanlar İbrahim de: "Ey Rabbim! Ölüleri nasıl dirilttiğini bana göster!" demişti. Allah: "İnanmadın mı ki?" buyurdu. İbrahim: "İnandım, fakat kalbim iyice yatışsın diye istiyorum." dedi. Allah buyurdu ki: "Öyle ise kuşlardan dördünü tut da onları kendine çevir, iyice tanıdıktan sonra (kesip) her dağın başına onlardan birer parça dağıt, sonra da onları çağır, koşa koşa sana gelecekler ve bil ki, Allah gerçekten çok güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidirكُلِّ
  17. 2:261Mallarını Allah yolunda harcayanların durumu, bir tanenin durumu gibidir ki, yedi başak bitirmiş ve her başakta yüz tane var. Allah, dilediğine daha da katlar. Allah'ın rahmeti geniştir. O, her şeyi bilirكُلِّ
  18. 2:266Hiç biriniz ister mi ki, kendisinin hurmalık ve üzümlüklerden bir bahçesi olsun, altında ırmaklar aksın, içinde her türlü ürünü bulunsun da, kendi üzerine de ihtiyarlık çökmüş ve elleri ermez, güçleri yetmez küçük, zayıf çocukları olsun. Derken ona ateşli bir bora isabet ediversin de o bahçe yanıversin. İşte Allah, âyetlerini size böylece açıklıyor. Umulur ki, düşünürsünüzكُلِّ
  19. 2:276Allah faizi mahveder, oysa sadakaları bereketlendirir. Allah günahta ve inkârda direnen hiç kimseyi sevmezكُلَّ
  20. 2:281Öyle bir günden korkunuz ki, o gün Allah'a döndürüleceksiniz. Sonra da herkese kazancı tamamıyla ödenecek ve hiç kimse haksızlığa uğramayacaktırكُلُّ
  21. 2:282Ey iman edenler! Belli bir vade ile karşılıklı borç alış verişinde bulunduğunuz vakit onu yazın. Hem aranızda doğruluğuyla tanınmış yazı bilen biri yazsın. Yazı bilen biri, Allah'ın, kendisine öğrettiği gibi yazmaktan kaçınmasın da yazsın. Bir de hak kendi üzerinde olan adam söyleyip yazdırsın ve herbiri yazarken Rabbi olan Allah'dan korksun da haktan birşey eksiltmesin. Şayet borçlu bir bunak veya küçük bir çocuk veya söyleyip yazdıramıyacak durumda biri ise velisi doğrusunu söyleyip yazdırsın. Erkeklerinizden hazırda olan iki kişiyi şahit de yapın. Şayet iki tane erkek hazırda yoksa, o zaman doğruluğuna güvendiğiniz şahitlerden bir erkekle iki kadın ki, birisi unutunca, öbürü hatırlatsın, şahitler de çağırıldıklarında kaçınmasınlar; siz yazanlar da az olmuş, çok olmuş, onu vadesine kadar yazmaktan usanmayın. Bu, Allah katında adalete daha uygun olduğu gibi; hem şahitlik için daha sağlam, hem şüpheye düşmemeniz için daha elverişlidir. Meğer ki, aranızda hemen devredeceğiniz bir ticaret olsun, o zaman bunu yazmamanızda sizin için bir sakınca yoktur. Alım satım yaptığınız vakit de yine şahit tutun. Ayrıca ne yazan, ne de şahitlik eden bir zarar görmesin. Eğer onlara zarar verirseniz, o işte mutlaka size dokunacak bir günah olur. Üstelik Allah'dan korkun. Allah size ayrıntılarıyla öğretiyor ve Allah her şeyi bilirبِكُلِّ
  22. 2:284Göklerde ne var, yerde ne varsa hepsi Allah'ındır. Siz içinizdekileri açığa vursanız da gizli tutsanız da Allah onunla sizi hesaba çeker. Sonra dilediğini bağışlar, dilediğine de azab eder. Allah her şeye kadirdirكُلِّ
  23. 2:285Peygamber, Rabbi'nden kendisine ne indirildiyse ona iman etti. Müminlerin de hepsi Allah'a, meleklerine, kitaplarına ve peygamberlerine iman ettiler. "Biz Allah'ın peygamberleri arasında ayırım yapmayız, duyduk ve itaat ettik. Ey Rabbimiz, bağışlamanı dileriz, dönüş ancak sanadır." dedilerكُلٌّ
  24. 3:7Sana bu kitabı indiren O'dur. Bunun âyetlerinden bir kısmı muhkemdir ki, bu âyetler, kitabın anası (aslı) demektir. Diğer bir kısmı da müteşabih âyetlerdir. Kalblerinde kaypaklık olanlar, sırf fitne çıkarmak için, bir de kendi keyflerine göre te'vil yapmak için onun müteşabih olanlarının peşine düşerler. Halbuki onun te'vilini Allah'dan başka kimse bilmez. İlimde uzman olanlar, "Biz buna inandık, hepsi Rabbimiz katındandır." derler. Üstün akıllılardan başkası da derin düşünmezكُلّٞ
  25. 3:25O geleceğinde hiç şüphe olmayan günde kendilerini bir araya topladığımız ve hiç kimseye haksızlık edilmeden herkese ne kazandıysa tamamen ödendiği vakit halleri nasıl olacaktırكُلُّ
  26. 3:26De ki: "Ey mülkün sahibi Allah'ım! Sen mülkü dilediğine verirsin, dilediğinden de onu çeker alırsın, dilediğini aziz edersin, dilediğini zelil edersin. Hayır Senin elindedir. Muhakkak ki, Sen her şeye kâdirsinكُلِّ
  27. 3:29De ki, göğüslerinizdekini gizleseniz de, açığa vursanız da Allah onu bilir. Göklerde ne var, yerde ne varsa hepsini bilir. Hiç şüphesiz Allah, her şeye kadirdirكُلِّ
  28. 3:30O gün her nefis, ne hayır işlemişse, ne kötülük yapmışsa onları önünde hazır bulur. Yaptığı kötülüklerle kendi arasında uzak bir mesafe bulunsun ister. Allah, size asıl kendisinden çekinmenizi emreder. Şüphesiz ki Allah, kullarını çok esirgerكُلُّ
  29. 3:37Bunun üzerine Rabbi onu güzel bir şekilde kabul buyurdu ve onu güzel bir bitki gibi yetiştirdi ve Zekeriyya'nın himayesine verdi. Zekeriyya ne zaman kızın bulunduğu mihraba girse, onun yanında yeni bir yiyecek bulurdu. "Meryem! Bu sana nereden geldi?" deyince, o da: "Bu, Allah katındandır." derdi. Şüphesiz Allah, dilediğine hesapsız rızık verirكُلَّمَا
  30. 3:93Tevrat indirilmeden önce, İsrail (Yakub)in kendisine haram kıldığı dışında, yiyeceklerin hepsi İsrailoğullarına helal idi. De ki: "Eğer doğrulardan iseniz, haydi Tevrat'ı getirip okuyunكُلُّ

Bu kök 355 ayette geçiyor; ilk 30 tanesi gösteriliyor.

Kök ve kelime çözümlemesi Quranic Arabic Corpus'tan (GNU GPL). NÛR burada anlam yorumu yapmaz.