Kök

موه

Kur'an'da 63 yerde, 60 ayette geçer.

Önerilen okuma

Kur'an içi çıkarım

Kısaca

Yağmur yağıyor, kuru toprak canlanıyor, dere dolup akıyor. Kur’an, bu suyun hayatı başlatıp sürdürdüğünü, içirmeye ve temizlemeye yaradığını, canlıların başlangıcıyla bağ kurduğunu söyler. Yani bazen bereket, bazen taşkın ya da çekilme ile imtihan olur; cennette nimet, cehennemde kaynar ceza diye anılır.

Tanıdık kelimelerle kıyas

  • bu kökileنزل(nazil, nüzul)

    nzl, yukarıdan indirme işini anlatır. mâ suyun kendisidir. Kısacası nzl süreçtir, mâ içeriktir.

    • 16:65Burada su anlatılır ve yeri diriltir. Konu suyun kendisi.
    • 50:9Burada indirme işi önde. Yağmurun gökten gönderilişi söylenir.
  • bu kökileكتب(kitap, mektup)

    ktb yazı ve kayıtla ilgilidir. mâ yaşatır ve temizler. Kısacası ktb yön verir, mâ can verir.

    • 8:11Burada su yağmur olarak iner ve temizler. Suyun arıtması konu edilir.
    • 2:231Burada kitap indirilmiştir. Yazılı bildirim anlatılır.
  • bu kökileنبت(nebât, nebati)

    nbt bitip boy verme sonucudur. mâ buna imkân veren sudur. Kısacası nbt sonuç, mâ sebep.

    • 39:21Burada su kaynaklara konur ve ekin çıkarır. Sebep su olarak gösterilir.
    • 6:99Burada bitkiler ve taneler biter. Sonuç anlatılır.

Müfessir diliyle

Yaşatmayı başlatıp sürdüren, arıtan; taşkın, kaynar yahut çekilerek sınayan hayat taşıyıcı akışkan.

Nazâir, bu varlığın yeryüzünü diriltip bitkiyi ortaya çıkaran etken olduğunu gösterir (2:164; 16:65; 39:21). İçirilir ve temizler (16:10; 4:43; 5:6; 8:11; 25:48). Canlıların ve insan neslinin başlangıcıyla da bağ kurar (21:30; 24:45; 25:54; 32:8). Nitelikleri bağlama göre değişir: bereketli, tatlı, durgun olmayan; yahut kaynar, iğrenç cezaya dönüşen (50:9; 77:27; 47:15; 14:16; 18:29).

Somuttan soyuta

Önce duyusal: taş yarılır, kaynaklar fışkırır, vadiler akar (2:74; 54:12; 13:17). Buradan mecaza yürür: dünya hayatı gibi gelir, büyütür, sonra solar (10:24; 18:45); erişilemeyen ümit yahut serap olur (13:14; 24:39).

Kardeş köklerden farkı

  • نزلile farkı

    Bu kök, yukarıdan aşağıya sevki ve inzâli bildirir; ماء ise indirilen şeyin bizzat canlılık kuran içeriğidir. İnzâl fiili süreçtir; ماء fail/vasıtadır.

  • كتبile farkı

    كتب, hüküm ve metni, normu ve kaydı ifade eder; ماء biyolojik-varlıksal imkânı ve arındırmayı. Biri yönlendiren kelâmî düzen, diğeri yaşatıcı maddî zemin.

  • نبتile farkı

    نبت bitip-boy veren sonucu anlatır; ماء bu sonucu mümkün kılan besleyici etken ve taşıyıcıdır.

Anlam alanları · 5

  1. Canlandırma ve bitirtme

    Kuru toprağı harekete geçirip renk ve ürün çıkaran ettir; diriltme delili burada görünür.

  2. İçirme ve arıtma

    İnsan ve hayvanlara içecek olur; ayrıca kir ve vesveseyi gideren temizleyici kılınır.

  3. Yaratılışın menşei

    Canlıların ve insan soyunun kaynağı olarak anılır; kozmik başlangıç bağlamına da dokunur.

  4. Akış, ölçü ve kaynaklaşma

    Ölçülü gönderilir, yeryüzünde barındırılır; vadilerce taşınır, yeraltı ve yerüstü kaynaklara sevk olunur.

  5. Ödül, azap ve imtihan

    Cennette durgunlaşmayan, dökülen bir nimet; cehennemde kaynar/irinleşmiş bir ceza; kıtlık veya çekilme ise dünyevî imtihandır.

Biçimlerin kullanımı

مَآء
Yaşamı mümkün kılan akışkan; içecek, arıtıcı, bitirici; bazen nimet, bazen azap.

Güven: Güçlü · incelenen 60 ayetin 32'i açıklandı (%53)

Kök yalnızca tek isimle, çok sayıda ve tutarlı bağlamda geçer; nazâir ortak özü açıkça destekler.

Açık soru: 11:7 ve 21:30 gibi kozmogonik atıfların mahiyeti tasvirîdir; ayrıntılarına dair fazladan yorum metnin dışına taşabilir.

Bu okuma Arapça metinden ve kökün geçtiği ayetlerden çıkarıldı; meal yalnızca yardımcı olarak kullanıldı. Ayete dayanmayan iddialar otomatik silindi. Ayetlere tıklayıp kendin tart.

Kur'an'daki izi

41 sûreye yayılıyor; mushaf sırasında ilk kez 2:22'de.

FâtihaNâs
Mekkî · 46Medenî · 14
isim · 63

Yoldaş kökler

Aynı ayetlerde bu kökle en sık birlikte geçenler. Bu bir istatistiktir, eş anlam iddiası değildir — farkı ders ortaya koyar.

Aldığı yüzler · 17

Aynı üç harf, bu kadar farklı kelime veriyor. Anlam ailesi burada görünür — sözlük anlamıdır, hüküm değildir.

مَآءٗ21ٱلمَآءَ7مَّآءٖ6ٱلمَآءِ6ٱلمَآءُ4بِمَآءٖ4مَآءَ3كَمَآءٍ2مَآءً2مَآءَكِ1مَآؤُهَا1مَّآءٍ1وَمَآءٖ1مَآؤُكُم1مَّآءً1مَّآءٗ1مَآءَهَا1

Geçtiği ayetler · ilk 30

  1. 2:22O (Rabb) ki yeri sizin için bir döşek, göğü de bir bina yaptı. Gökten su indirdi, onunla size rızık olarak çeşitli ürünler çıkardı. Öyleyse siz de, bile bile, Allah'a eşler koşmayınمَآءٗ
  2. 2:74Sonra bunun arkasından yine kalbleriniz katılaştı, şimdi de taş gibi, ya da taştan da beter hale geldi. Çünkü taşlardan öylesi var ki; içinden nehirler kaynıyor, yine öylesi var ki, çatlıyor da bağrından sular fışkırıyor, öylesi de var ki, Allah korkusundan yerlerde yuvarlanıyor... Ve sizin neler yaptığınızdan Allah gafil değildirٱلمَآءُ
  3. 2:164Şüphesiz göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelişinde, insanlara yarar şeylerle denizde akıp giden gemide, Allah'ın yukarıdan bir su indirip de onunla yeri ölümünden sonra diriltmesinde, diriltip de üzerinde deprenen hayvanları yaymasında, rüzgarları değiştirmesinde, gök ile yer arasında emre hazır olan bulutta şüphesiz akıllı olan bir topluluk için elbette Allah'ın birliğine deliller vardırمَّآءٖ
  4. 4:43Ey iman edenler! Sarhoş iken ne söylediğinizi bilinceye kadar namaza yaklaşmayın. Cünüb iken de yolcu olanlar müstesna gusül edinceye kadar namaza yaklaşmayın. Eğer hasta olur, veya yolculukta bulunursanız veyahut biriniz abdest bozmaktan gelince veya cinsî münasebette bulunup, su da bulamazsanız o zaman tertemiz bir toprak ile teyemmüm edin. Niyetle yüzlerinize ve ellerinize sürün. Şüphesiz ki Allah çok affedicidir, çok bağışlayıcıdırمَآءٗ
  5. 5:6Ey iman edenler! Namaz kılmaya kalktığınız zaman, yüzlerinizi ve dirseklere kadar ellerinizi yıkayın. Başlarınızı meshedin, iki topuğa kadar da ayaklarınızı yıkayın. Eğer cünüp iseniz temizlenin. Hasta iseniz, yahut yolculukta iseniz, yahut biriniz abdest bozmaktan gelmişse yahut kadınlara dokunmuşsanız, su da bulamamışsanız, temiz bir toprağa teyemmüm edin. Bunun için de yüzlerinizi ve ellerinizi o toprakla meshedin. Allah size bir güçlük çıkarmak istemiyor, fakat sizi temizlemek ve şükredesiniz diye de üzerinizdeki nimetini tamamlamak istiyorمَآءٗ
  6. 6:99Gökten suyu indiren O'dur. Onunla her çeşit bitkiyi çıkardık, o bitkiden bir yeşillik çıkardık, ondan da birbiri üzerine binmiş taneler; hurmanın tomurcuğundan sarkan salkımlar, üzüm bağları, zeytin ve nar (bahçeleri) çıkarıyoruz. (Bunların) kimi birbirine benzer, kimi benzemez. Bunlar meyvelendikleri zaman meyvelerinin olgunlaşmasına bakın! Bunlarda inanan bir toplum için ibretler vardırمَآءٗ
  7. 7:50Cehennemdekiler, cennettekilere: "Bize biraz su akıtın veya Allah'ın size verdiği rızıktan bize de verin." diye seslenirler. Cennettekiler de: "Allah, bunların ikisini de kâfirlere haram kıldı." derlerٱلمَآءِ
  8. 7:57Rahmetinin önünde müjdeci olarak rüzgarları gönderen O'dur. O rüzgarlar, yağmur yüklü bulutları yüklenince, onu kurak bir memlekete gönderir, sonra onunla yağmur yağdırır ve onunla her çeşit ürünü yetiştiririz. İşte Biz, ölüleri de böyle diriltiriz. Gerekir ki düşünür, ibret alırsınızٱلمَآءَ
  9. 8:11O sırada size, yine katından bir güven ve esenlik olmak üzere bir uyku sardırıyordu, sizi temizlemek, şeytanın vesvesesini sizden gidermek, yüreklerinize kuvvet vermek ve ayaklarınızı sağlam durdurmak için gökten üzerinize yağmur indiriyorduمَآءٗ
  10. 10:24Dünya hayatının misali şöyledir: Gökten indirdiğimiz su ile, insanların ve hayvanların yediği bitkiler birbirine karışmıştır. Nihayet yeryüzü süslerini takınıp süslendiği ve sahipleri kendilerini ona gücü yeter sandıkları bir sırada, geceleyin veya gündüzün, ona emrimiz gelivermiştir, ansızın ona öyle bir tırpan atıvermişiz de sanki bir gün önce orada hiçbir şenlik yokmuş gibi oluvermiştir. Düşünen bir kavim için âyetlerimizi işte böyle açıklarızكَمَآءٍ
  11. 11:7O, öyle bir Allah'dır ki, hanginizin daha güzel amel işleyeceğini imtihan etmek için gökleri ve yeri altı günde yarattı. Arşı da su üstündeydi. Onlara "öldükten sonra tekrar dirileceksiniz" dersen, o kâfirler de kesinlikle sana: " Bu apaçık bir sihirden başka birşey değildir." diyeceklerٱلمَآءِ
  12. 11:43O, dedi ki; "Ben, beni sudan koruyacak bir dağa çıkacağım". Nuh da "Bu gün Allah'ın merhamet ettiğinden başkasını, Allah'ın bu emrinden koruyacak kimse yoktur." dedi. Derken dalga aralarına giriverdi. O da boğulanlardan olduٱلمَآءِ
  13. 11:44Allah tarafından denildi ki: "Ey yeryüzü suyunu yut! Ey gökyüzü sen de suyunu kes! Ve sular çekildi. Emir yerine gelmiş oldu. Gemi de Cudi dağı üzerine oturdu. O zalim kavme böylece dünyadan uzak olun denildiمَآءَكِ
  14. 13:4Yeryüzünde birbirine komşu kıtalar vardır. Üzüm bağları, ekinler, çatallı ve çatalsız hurmalıklar vardır ki, hepsi bir tek su ile sulanır. Halbuki meyvelerinde birini öbürüne üstün kılıyoruz. Aklı eren bir kavim için bunda muhakkak ibretler vardırبِمَآءٖ
  15. 13:14Gerçek dua O'nadır. O'nun dışında yalvarıp durdukları ise onlara hiçbir şeyle cevap veremezler. Onlar olsa olsa ağzına su gelsin diye iki avucunu açana benzer ki, o, ona gelmez. Kâfirlerin duası hep bir sapıklık içindedirٱلمَآءِ
  16. 13:17Gökten bir su indirdi de vadiler, kendi miktarlarınca sel olup aktılar. Sel de suyun yüzüne çıkan bir köpük yüklendi. Bir zinet eşyası veya bir değerli mal yapmak için, ateşte üzerini körükledikleri madenlerden de onun gibi bir köpük meydana gelir. İşte Allah hak ile batılı böyle çarpıştırır. Fakat köpük atılır gider, insanlara faydası olan ise yerde kalır. İşte Allah böyle misaller verirمَآءٗ
  17. 14:16Ardından da Cehennem vardır, orada kendisine irinli su içirilecektirمَّآءٖ
  18. 14:32Allah öyle bir Allah'tır ki; gökleri ve yeri yarattı, gökten su indirdi, onunla size rızık olarak çeşitli meyveler çıkardı; emri gereğince denizde yüzüp gitmeleri için gemileri emrinize verdi, ırmakları da emrinize verdiمَآءٗ
  19. 15:22Biz rüzgarları aşılayıcı olarak gönderdik ve gökten bir su indirip sizi onunla suladık. O suyu hazinelerde tutan da siz değilsinizمَآءٗ
  20. 16:10Sizin için gökten su indiren O'dur. İçecek su ondandır; hayvanlarınızı otlattığınız bitkiler de o su ile yetişirمَآءٗ
  21. 16:65Allah gökten bir su indirdi ve onunla yeryüzüne ölümünden sonra hayat verdi. Şüphesiz ki bunda dinleyen bir millet için büyük bir ibret vardırمَآءٗ
  22. 18:29Ve de ki: O hak Rabbimizdendir. Artık dileyen iman etsin, dileyen inkâr etsin. Çünkü biz zalimler için öyle bir ateş hazırlamışız ki, duvarları, çepeçevre onları içine alacaktır. Eğer feryad edip yardım isteseler, erimiş maden gibi yüzleri haşlayan bir su ile cevap verilir. O ne kötü bir içecek ve ne kötü bir dayanma yeriبِمَآءٖ
  23. 18:41Yahut, bağının suyu yerin dibine çekilir de bir daha suyunu çıkarıp bağını sulayamazsınمَآؤُهَا
  24. 18:45Ey Muhammed! Sen onlara dünya hayatının misalini ver. Dünya hayatı, gökten indirdiğimiz bir su gibidir ki, bu su sayesinde yeryüzünün bitkileri (her renk ve çiçekten) birbirine karışmış, nihayet bir çöp kırıntısı olmuştur. Rüzgarlar onu savurur gider. Allah her şeye muktedirdirكَمَآءٍ
  25. 20:53Yeryüzünü sizin için bir döşek yapan, oradan sizin için yollar açan ve gökten bir su indiren O'dur." İşte biz o su ile türlü türlü bitkilerden çiftler çıkardıkمَآءٗ
  26. 21:30O kâfir olanlar, görmediler mi ki, göklerle yer bitişik bir halde iken biz onları ayırdık. Hayatı olan her şeyi sudan yarattık. Hâlâ inanmıyorlar mıٱلمَآءِ
  27. 22:5Ey insanlar! Eğer öldükten sonra dirilmekten şüphede iseniz, (bilin ki) ne olduğunuzu size açıklamak için şüphesiz biz sizi topraktan, sonra nutfeden (spermadan) sonra bir alekadan (embriodan) sonra yapısı belli belirsiz bir et parçasından yaratmışızdır. Dilediğimizi belli bir süreye kadar rahimlerde tutarız. Sonra sizi bir çocuk olarak çıkartırız, sonra sizi, olgunluk çağına erişmeniz için bırakırız. Bununla beraber kiminiz öldürülür, kiminiz de önceki bilgisinden sonra, hiçbir şey bilmemek üzere, ömrünün en fena zamanına ulaştırılır. Bir de yeryüzünü görürsün ki kupkurudur; fakat biz onun üzerine su indirdiğimiz zaman, harekete geçer, kabarır ve her güzel çiftten bitkiler bitirirٱلمَآءَ
  28. 22:63Görmedin mi Allah'ın gökten indirdiği su ile yeryüzü (nasıl) yemyeşil oluyor? Gerçekten Allah çok lütufkârdır, her şeyden haberdardırمَآءٗ
  29. 23:18Gökten uygun bir ölçüde yağmur indirip onu yerde durgunlaştırdık. Bizim onu gidermeye de elbet gücümüz yeterمَآءَ
  30. 24:39Küfredenlere gelince, onların amelleri, ıssız çöllerdeki serap gibidir ki, susayan onu su zanneder, nihayet ona vardığında orada herhangi bir şey bulamamış, üstelik yanıbaşında da (inanmadığı, kendisinden sakınmadığı) Allah'ı bulmuştur. Allah ise onun hesabını tastamam görmüştür. Allah hesabı çok çabuk görürمَآءً

Bu kök 60 ayette geçiyor; ilk 30 tanesi gösteriliyor.

Kök ve kelime çözümlemesi Quranic Arabic Corpus'tan (GNU GPL). NÛR burada anlam yorumu yapmaz.