Kök

شكر

Kur'an'da 75 yerde, 69 ayette geçer.

Önerilen okuma

Kur'an içi çıkarım

Kısaca

Yolda susamışken biri sana su uzatıyor. Şükür, bu iyiliği ve vereni bilmek, anmak ve nimeti doğru kullanıp iyi işle karşılık vermektir. Bu tutum sürerse, Allah yapılanı kabul eder ve değerini artırır.

Türkçedeki izi

şükür
Arapçadan gelir; verilen iyiliği bilip yerince karşılık verme anlamıyla bağlı.
şükretmek
Kökün fiili; sadece teşekkür değil, nimeti doğru kullanmaktır.
şükran
Aynı kökten; değeri teslim edip teşekkür etmeyi anlatır.

Tanıdık kelimelerle kıyas

  • bu kökileفاد(Fuat)

    Fuat kalp ve anlama gücünü anlatır. Şükür ise bu anlamadan sonra verilen bilinçli karşılıktır. Kısacası Fuat imkan, şükür karşılık.

    • 34:13Burada şükür emek ve işle istenir. Bu yüzden şükür kökü var.
    • 23:78Kulak, göz ve gönül verildiği söylenir. Bu, gönlün anlama yönünü anlatır.

Müfessir diliyle

Verilen iyiliği ve vereni bilip anmak; nimeti yerli yerinde kullanarak buna uygun karşılık vermek.

Kök çoğu yerde nimet ve kurtarılış zikredildikten sonra, verene yönelip bunu ikrar ve itaatle karşılamayı ister (2:52; 2:56; 2:172; 16:114; 30:46). Zıddı olarak küfür/inkârla karşılaştırılır; bu yüzden mesele sadece söz değil, yönelim ve iştir (2:152; 14:7; 27:40; 39:7). Allah için “Şākir/Şakūr” oluş, kulun güzel işini kabul edip karşılığını artırarak değer vermesidir (2:158; 4:147; 35:30; 42:23; 17:19).

Somuttan soyuta

Somut nimetler ve kurtuluşlar karşısında vereni tanımakla başlar (2:172; 16:14; 22:36; 35:12), buradan amelle karşılık verme ve süreklilik gösteren bir tutuma yükselir; sabırla yan yana anılır (14:5; 31:31; 42:33; 34:19).

Kardeş köklerden farkı

  • فادile farkı

    Fu’ād (kalb-gönül) verilen idrak aracıdır; tanıma imkânını sağlar. Şkr ise bu idrakin doğurduğu bilinçli karşılıktır. Nimet olarak verilen işitme-görme-fu’ād zikredilir, ardından beklenen tepki şkr’dir (altyapı-eylem ayrımı).

Anlam alanları · 5

  1. Verene yönelme ve ikrar

    Nimetin sahibini bilip O’na yönelmek; bu yöneliş bazen doğrudan emredilir.

  2. Nimet ve kurtarılış karşısında beklenen tepki

    Rahmet, rızık ve kurtuluşa karşı bilinçli ve yerli yerinde bir karşılık beklenir.

  3. Amelle karşılık verme

    Kök, fiilî kullanımı ve salih işlerle nimeti değerlendirmeyi içerir.

  4. Allah’ın kulun amelini değerlemesi

    Allah’ın “Şākir/Şakūr” oluşu, kulun çabasını kabul ve ziyadesiyle mükâfatlandırmadır.

  5. Azlık, imtihan ve zıtlık (inkâr)

    İnsanların çoğunun bu tutumu göstermediği, şeytanın da bunu hedef aldığı belirtilir.

Biçimlerin kullanımı

شَكَرَ
Nimeti ve vereni bilip anmak; verene yönelip uygun karşılıkta bulunmak (çoğunlukla لِ ile verene yönelir).
شَاكِر
Bu tutumu sürdüren kimse; Allah için kulun iyiliğini tanıyıp ona değer veren.
مَشْكُور
Takdir edilip karşılığı görülen çaba/sonuç (17:19; 76:22).
شُكْر
Nimete karşı amaçlı ve fiilî teşekkür, yerli yerinde değerlendirme (34:13).

Güven: Güçlü · incelenen 61 ayetin 33'i açıklandı (%54) · toplam 69 ayetten dengeli örnek

Kök çok sayıda ve farklı bağlamlarda geçiyor; zıtlıkları ve ilahî isimlerle kullanımı çekirdeği netleştiriyor.

Açık soru: Şākir ile Şakūr arasındaki nüans (sıklık/şiddet) metinde tamamen ayrışmıyor; burada genel ortak anlam esas alındı.

Bu okuma Arapça metinden ve kökün geçtiği ayetlerden çıkarıldı; meal yalnızca yardımcı olarak kullanıldı. Ayete dayanmayan iddialar otomatik silindi. Ayetlere tıklayıp kendin tart.

Kur'an'daki izi

35 sûreye yayılıyor; mushaf sırasında ilk kez 2:52'de.

FâtihaNâs
Mekkî · 50Medenî · 19
fiil · 46isim · 20sıfat · 9

Yoldaş kökler

Aynı ayetlerde bu kökle en sık birlikte geçenler. Bu bir istatistiktir, eş anlam iddiası değildir — farkı ders ortaya koyar.

Aldığı yüzler · 29

Aynı üç harf, bu kadar farklı kelime veriyor. Anlam ailesi burada görünür — sözlük anlamıdır, hüküm değildir.

تَشكُرُونَ19يَشكُرُونَ9ٱلشَّـٰكِرِينَ7وَٱشكُرُواْ5شَكُورٖ3شَكُورٌ3شَكَرتُم2شَاكِرٗا2أَشكُرَ2شَكَرَ2يَشكُرُ2ٱشكُر2شَاكِرٌ1شَاكِرًا1بِٱلشَّـٰكِرِينَ1شَٰكِرِينَ1شَكُورٗا1مَّشكُورٗا1شَٰكِرُونَ1شُكُورٗا1ءَأَشكُرُ1يَشكُر1شُكرٗا1ٱلشَّكُورُ1شَكُورٞ1تَشكُرُواْ1شَكُورٍ1شُكُورًا1مَّشكُورًا1

Geçtiği ayetler · ilk 30

  1. 2:52Sonra yine de sizi affettik, artık şükretmeniz gerekiyorduتَشكُرُونَ
  2. 2:56Sonra şükredesiniz diye sizi ölümünüzün ardından yeniden diriltmiştikتَشكُرُونَ
  3. 2:152O halde beni anın, ben de sizi anayım. Bana şükredin de nankörlük etmeyinوَٱشكُرُواْ
  4. 2:158Gerçekten Safâ ile Merve Allah'ın alâmetlerindendir. Onun için her kim hac veya umre niyetiyle Kâ'be'yi ziyaret ederse, bunları tavaf etmesinde ona bir günah yoktur. Her kim de gönlünden koparak bir hayır işlerse, şüphesiz Allah iyiliğin karşılığını verir, o her şeyi bilirشَاكِرٌ
  5. 2:172Ey iman edenler! Size kısmet ettiğimiz rızıkların hoş ve temiz olanlarından yiyin ve Allah'a şükredin, eğer yalnız O'na kulluk ediyorsanızوَٱشكُرُواْ
  6. 2:185O Ramazan ayı ki, insanları irşad için, hak ile batılı ayıracak olan, hidayet rehberi ve deliller halinde bulunan Kur'ân onda indirildi. Onun için sizden her kim bu aya şahit olursa onda oruç tutsun. Kim de hasta, yahut yolculukta ise tutamadığı günler sayısınca diğer günlerde kaza etsin. Allah size kolaylık diler zorluk dilemez. Sayıyı tamamlamanızı, size doğru yolu gösterdiğinden dolayı Allah'ı tekbir etmenizi ister. Umulur ki şükredersinizتَشكُرُونَ
  7. 2:243Görmedin mi o kimseleri ki kendileri binlerce kişi iken ölüm korkusuyla yurtlarından çıktılar. Allah da kendilerine "ölün!" dedi, sonra da onlara bir hayat verdi. Şüphesiz ki Allah, insanlara karşı bir lütuf sahibidir. Fakat insanların pek çokları şükretmezlerيَشكُرُونَ
  8. 3:123Andolsun, sizler güçsüz olduğunuz halde Allah size Bedir'de yardım etmişti. Allah'tan sakının ki, O'na şükretmiş olasınızتَشكُرُونَ
  9. 3:144Muhammed, ancak bir peygamberdir. Ondan önce de peygamberler gelip geçmiştir. Şimdi o ölür veya öldürülürse gerisin geriye (eski dininize) mi döneceksiniz? Kim (böyle) geri dönerse, Allah'a hiçbir şekilde zarar veremez. Allah şükredenleri mükafatlandıracaktırٱلشَّـٰكِرِينَ
  10. 3:145Allah'ın izni olmadıkça hiçbir kimseye ölmek yoktur. (Ölüm) belirli bir süreye göre yazılmıştır. Kim dünya menfaatini dilerse, kendisine ondan veririz. Kim de ahiret sevabını isterse ona da ondan veririz. Biz şükredenleri mükafatlandıracağızٱلشَّـٰكِرِينَ
  11. 4:147Eğer şükreder ve iman ederseniz Allah size azabı ne yapar? Allah, şükredenlerin mükafatını veren ve her şeyi bilendirشَكَرتُم
  12. 5:6Ey iman edenler! Namaz kılmaya kalktığınız zaman, yüzlerinizi ve dirseklere kadar ellerinizi yıkayın. Başlarınızı meshedin, iki topuğa kadar da ayaklarınızı yıkayın. Eğer cünüp iseniz temizlenin. Hasta iseniz, yahut yolculukta iseniz, yahut biriniz abdest bozmaktan gelmişse yahut kadınlara dokunmuşsanız, su da bulamamışsanız, temiz bir toprağa teyemmüm edin. Bunun için de yüzlerinizi ve ellerinizi o toprakla meshedin. Allah size bir güçlük çıkarmak istemiyor, fakat sizi temizlemek ve şükredesiniz diye de üzerinizdeki nimetini tamamlamak istiyorتَشكُرُونَ
  13. 5:89Allah sizi, kasıtsız olarak yaptığınız yeminlerinizden sorumlu tutmaz. Fakat kasıtlı yaptığınız yeminlerinizden sizi sorumlu tutar. Bozulan yeminin keffareti (cezası), ailenize yedirdiğinizin ortalamasından on yoksulu yedirmek veya giydirmek yahut da bir köle azad etmektir. Verecek bir şey bulamayan kimse için de üç gün oruç tutmaktır. İşte yemin ettiğiniz zaman yeminlerinizi bozmanın cezası budur. Yeminlerinizi koruyun. İşte Allah âyetlerini size böyle açıklar ki, şükredesinizتَشكُرُونَ
  14. 6:53Biz onlardan kimini kimi ile, "Allah aramızdan bunlara mı lutfunu layık gördü" desinler diye, işte böyle imtihan ettik. Allah, şükredenleri daha iyi bilen değil midirبِٱلشَّـٰكِرِينَ
  15. 6:63De ki: "Bizi bu tehlikeden kurtarırsa elbette şükredenlerden olacağız" diye gizli ve aşikâr O'na yalvarıp dururken, karanın ve denizin karanlıklarından sizi kim kurtarırٱلشَّـٰكِرِينَ
  16. 7:10Doğrusu Biz sizi yeryüzünde, yerleştirdik, orada size geçimlikler verdik; ne kadar da az şükrediyorsunuzتَشكُرُونَ
  17. 7:17Sonra (onların) önlerinden arkalarından, sağlarından sollarından onlara sokulacağım ve sen, çoklarını şükredenlerden, bulmayacaksınشَٰكِرِينَ
  18. 7:58Güzel memleketin bitkisi, Rabbinin izniyle çıkar; kötü olandan ise yararsız bitkiden başka bir şey çıkmaz. İşte biz, şükreden bir toplum için âyetleri böyle açıklarızيَشكُرُونَ
  19. 7:144Allah buyurdu: Ey Musa! Sana verdiğim peygamberlikle ve kelâmımla seni insanlar üzerine seçkin kıldım. Sana verdiğime sıkı sarıl ve şükredenlerden olٱلشَّـٰكِرِينَ
  20. 7:189Sizi bir tek nefisten yaratan, onunla sükûnet bulsun diye eşini de ondan yaratan Allah'tır. O, eşini kucaklayıp sarılınca (ona yaklaşınca), eşi hafif bir yük yüklendi (hâmile kaldı). Bir müddet böyle geçti, derken yükü ağırlaştı. O vakit ikisi birden Rableri olan Allah'a şöyle dua ettiler: "Eğer bize salih bir evlat verirsen, biz muhakkak şükredenlerden olacağızٱلشَّـٰكِرِينَ
  21. 8:26Düşünün ve hatırlayın o zamanları ki, hani bir vakitler siz yeryüzünde güçsüzdünüz, hor görülen bir azınlıktınız. İnsanların sizi hırpalamasından korkuyordunuz, öyle iken O, sizi barındırdı ve sizi yardımıyla destekleyip güçlendirdi ve şükretmeniz için temizlerinden rızık verdiتَشكُرُونَ
  22. 10:22Sizi karada ve denizde gezdirip dolaştıran O'dur. Hatta gemilerde bulunduğunuz ve o gemiler, içindekilerle beraber hoş bir esinti ile akıp gittikleri ve tam keyiflendikleri sırada o gemilere şiddetli bir fırtına gelir çatar ve her taraftan onlara dalgalar gelmeye başlar. Bütünüyle kuşatılıp artık bittiklerini sanırlar. İşte o vakit tam ihlas ile Allah'a yalvarır ve dindar olurlar: "Eğer bizi buradan kurtarırsan, andolsun ki, şükredenlerden olacağız." derler. Sonra Allah onları oradan kurtarır, kurtulur kurtulmaz yeryüzünde çeşitli taşkınlıklara başlarlar. Ey insanlar taşkınlığınız sırf kendi zararınızadır. Şu değersiz dünya hayatının bir süre tadını çıkarınız, sonra nasıl olsa dönüp bize geleceksiniz. Biz de bütün yaptıklarınızı tek tek size haber vereceğizٱلشَّـٰكِرِينَ
  23. 10:60Allah'a yalanı iftira edenler kıyamet gününü ne sanıyorlar? Allah, insanlara çok ihsanda bulunmuştur, lâkin insanların çoğu şükretmezlerيَشكُرُونَ
  24. 12:38Atalarım İbrahim, İshak ve Yakub'un dinine uydum. Bizim, Allah'a hiçbir şeyi ortak tutmamız olmaz. Bu, bize ve insanlara Allah'ın bir lutfudur. Fakat insanların çoğu şükretmezlerيَشكُرُونَ
  25. 14:5And olsun ki Musa'yı âyetlerimizle gönderdik. Ona şöyle dedik: Kavmini karanlıklardan aydınlığa çıkar, onlara Allah'ın (felaket) günlerini hatırlat. Şüphe yok ki bunda her sabredip şükreden için nice ibretler vardırشَكُورٖ
  26. 14:7Ve hatırlayın ki Rabbiniz size şöyle bildirmişti: Yüceliğim hakkı için şükrederseniz elbette size (nimetimi) artırırım ve eğer nankörlük ederseniz hiç şüphesiz azabım çok şiddetlidirشَكَرتُم
  27. 14:37Rabbimiz! Ben çocuklarımdan bir kısmını namazı dosdoğru kılmaları için, senin Beyti Haram'ının yanında, ekinsiz bir vadiye yerleştirdim. Artık sen de insanlardan bir kısmını onlara meylettir. Ve onları bazı meyvelerle rızıklandır ki şükretsinlerيَشكُرُونَ
  28. 16:14Yine denizden taze et (balık) yiyesiniz ve ondan takındığınız süs eşyasını çıkarasınız diye, denizi emrinize veren Allah'tır. Gemilerin denizde suyu yararak gittiklerini görüyorsun. Lütfundan rızık aramanız ve şükretmeniz için Allah böyle yapmıştırتَشكُرُونَ
  29. 16:78Allah sizi annelerinizin karnından çıkardığı zaman hiçbir şey bilmiyordunuz. Şükredesiniz diye size işitme (duygusu), gözler ve gönüller verdiتَشكُرُونَ
  30. 16:114Artık Allah'ın size rızık olarak verdiği şeylerden helal ve temiz olarak yiyin. Allah'ın nimetine şükredin, eğer gerçekten O'na ibadet edeceksenizوَٱشكُرُواْ

Bu kök 69 ayette geçiyor; ilk 30 tanesi gösteriliyor.

Kök ve kelime çözümlemesi Quranic Arabic Corpus'tan (GNU GPL). NÛR burada anlam yorumu yapmaz.