Kök
اكل
Kur'an'da 109 yerde, 101 ayette geçer.
Önerilen okuma
Kur'an içi çıkarımKısaca
Bir çocuk ekmekten bir parça koparıp çiğniyor, yutuyor. Kur'an'da 'yemek' kökü, dışarıdan payı alıp içte harcamayı anlatır: gıdayı almak, rızkı helal ve temiz olanla sınırlamak, şükretmek. Ama aynı kök başkasının malını iç etmek için de geçer; yıllar birikeni yer, günah içi yakar; أُكُل ürün ve verimi anlatır.
Tanıdık kelimelerle kıyas
bu kökileطيب(Tayyip)
Akl tüketmeyi anlatır. Tyb alınacak şeyin temiz ve helal oluşunu anlatır. Kısacası Akl işin kendisi, Tyb niteliği.
Müfessir diliyle
Dışarıdaki payı kendine çekip içte harcama: gıda için bedenine alma, mal ve imkânları istihlâk etme.
Kök çoğunlukla bedene almayı bildirir; izin ve nitelik vurgusuyla rızık bağlamında geçer (2:60; 2:172; 16:114). Aynı fiil, başkasının hakkını zimmete geçirip tüketmeyi de anlatır (2:188; 4:10; 4:161). Duyusal sahnelerde canlıların avı/parçayı içe indirmesi görülür (5:3; 12:13-12:14); isim biçimi أُكُل ise bitkisel/verimsel hasılayı ifade eder (2:265; 6:141; 13:35; 18:33).
Somuttan soyuta
Görünür alım ve hazımdan (5:75; 21:8) mecaza ilerleyip malın iç edilmesi (2:188; 4:161), zamanın stokları ‘yemesi’ (12:48) ve günahın içe ateş gibi alınması (2:174; 4:10) tasvirine açılır.
Kardeş köklerden farkı
Anlam alanları · 5
Fıtrî beslenme ve bedenin ihtiyacı
İnsan ve elçilerin beşer oluşunu, canlıların gıda alımını bildirir; alım doğal ve nötrdür.
Meşruiyet ve şükürle sınırlı tüketim
Rızkın alınışı helal/temiz nitelik ve şükürle çerçevelenir; yasaklı nesnelerden kaçınılır.
Mala el atma: iç etme ve gasb
Başkasının hakkını kendi içine aktarıp tüketme; bu kullanım ahlâkî/hukukî kınamayla gelir.
Yokedici tüketim ve şiddetli istihlâk
Vahşî hayvanın parçalamayıp içe indirmesi, yılların stokları ‘yemesi’, kurtçukun aşındırması gibi sahneler.
Ürün/hasıla (أُكُل) ve bereket
Toprağın/bahçenin verdiği yenebilir hasıla ve onun sürekliliği/çeşitliliği.
Biçimlerin kullanımı
- أَكَلَ
- Dıştaki payı kendine almak; bedene gıda indirmek ya da bir kaynağı/malı istihlâk etmek.
- أُكُل
- Verim/hasıla; alınmaya hazır ürünün çıktısı.
- أَكْل
- Alım/istihlâk fiilinin kendisi; tüketim eylemi.
- ءَاكِلُون
- Alımda bulunanlar; gıda/nesne tüketen kimseler.
- مَّأْكُول
- Alınmış/çarpılmış parça; tüketimin geride bıraktığı yenik şey.
Güven: Güçlü · incelenen 61 ayetin 37'i açıklandı (%61) · toplam 101 ayetten dengeli örnek
Kök çok sayıda ve çeşitli bağlamlarda geçer; nazâir tutarlı bir çekirdeğe birleşiyor.
Açık soru: Akl kökü nötrdür; övgü/yerme ve meşruiyet, daha çok siyâkta gelen vasıflandırmalardan doğar.
Bu okuma Arapça metinden ve kökün geçtiği ayetlerden çıkarıldı; meal yalnızca yardımcı olarak kullanıldı. Ayete dayanmayan iddialar otomatik silindi. Ayetlere tıklayıp kendin tart.
Yoldaş kökler
Aynı ayetlerde bu kökle en sık birlikte geçenler. Bu bir istatistiktir, eş anlam iddiası değildir — farkı ders ortaya koyar.
Aldığı yüzler · 49
Aynı üç harf, bu kadar farklı kelime veriyor. Anlam ailesi burada görünür — sözlük anlamıdır, hüküm değildir.
Geçtiği ayetler · ilk 30
- 2:35Dedik ki: "Ey Âdem, sen ve eşin cennette oturun, ikiniz de ondan dilediğiniz yerde bol bol yeyin, fakat şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuzوَكُلَا
- 2:57Ve üstünüze o bulutu gölge yaptık, ve size ihsan ettiğimiz hoş rızıklardan yiyin, diye üzerinize kudret helvası ve bıldırcın indirdik. Onlar, bize zulmetmediler, lakin kendi nefislerine zulmediyorlardıكُلُواْ
- 2:58Hani bir zamanlar "Şu şehre girin de onun nimetlerinden dilediğiniz şekilde bol bol yiyin ve kapıdan secde ederek girin ve "hıtta" (bizi bağışla!) deyin ki, size, hatalarınızı mağfiret ediverelim, iyilik yapanlara nimetlerimizi daha da arttıracağız" dedikفَكُلُواْ
- 2:60Hani bir zamanlar Musa, kavmi için su istemişti, biz de "asanla taşa vur!" demiştik, bunun üzerine o taştan on iki pınar fışkırmıştı. Her kısım insan kendi su alacağı yeri bildi. Allah'ın rızkından yiyin ve için de bozgunculuk ve saldırganlık yaparak yeryüzünü fesada vermeyinكُلُواْ
- 2:168Ey insanlar! Bütün yeryüzündeki nimetlerimden helal olmak, temiz olmak şartıyla yiyin. Fakat şeytanın adımlarına uymayın. Çünkü o size belli bir düşmandırكُلُواْ
- 2:172Ey iman edenler! Size kısmet ettiğimiz rızıkların hoş ve temiz olanlarından yiyin ve Allah'a şükredin, eğer yalnız O'na kulluk ediyorsanızكُلُواْ
- 2:174Allah'ın indirdiği kitaptan bir şeyi gizleyip de bununla biraz para alanlar gerçekten karınları dolusu ateşten başka birşey yemezler. Kıyamet günü Allah onlara ne söz söyler, ne de kendilerini temize çıkarır. Onlara sadece acı veren bir azab vardırيَأكُلُونَ
- 2:187Oruç gecesi kadınlarınıza yaklaşmanız, size helâl kılındı. Onlar, sizin için bir örtü, siz de onlar için bir örtü durumundasınız. Allah, nefsinize güvenemeyeceğinizi bildiği için müracaatınızı kabul buyurdu ve sizi bağışladı. Şimdi onlara yaklaşın ve Allah'ın sizler için yazdığını isteyin. Ta fecrin beyaz ipliği siyah iplikden size seçilinceye kadar yiyin, için. Sonra da ertesi geceye kadar orucu tam tutun. Bununla beraber siz mescitlerde îtikaf halinde iken onlara yaklaşmayın. Bunlar, Allah'ınsınırlarıdır, sakın onlara yaklaşmayın. Allah, âyetlerini insanlara böyle açıklıyor ki sakınıp korunsunlarوَكُلُواْ
- 2:188Bir de aranızda mallarınızı batıl sebeplerle yemeyin. İnsanların mallarından bir kısmını bile bile günah ile yemek için, o malları hakimlere rüşvet olarak vermeyinتَأكُلُوٓاْ
- 2:265Allah'ın rızasını aramak, kendilerini veya kendilerinden bir kısmını Allah yolunda sabit kılmak için mallarını Allah yolunda harcayanların hâli ise, bir tepedeki güzel bir bahçenin hâline benzer ki, ona kuvvetli bir sağnak düşmüş de yemişlerini iki kat vermiştir. Böyle bir bahçeye yağmur düşmese bile mutlaka bir çisenti vardır. Allah, yaptıklarınızı görürأُكُلَهَا
- 2:275Riba (faiz) yiyen kimseler, şeytan çarpan kimse nasıl kalkarsa ancak öyle kalkarlar. Bu ceza onlara, "alışveriş de faiz gibidir" demeleri yüzündendir. Oysa Allah, alışverişi helal, faizi de haram kılmıştır. Bundan böyle her kim, Rabbinden kendisine gelen bir öğüt üzerine faizciliğe son verirse, geçmişte olanlar kendisine ve hakkındaki hüküm de Allah'a kalmıştır. Her kim de yeniden faize dönerse işte onlar cehennem ehlidirler ve orada süresiz kalacaklardırيَأكُلُونَ
- 3:49Allah onu İsrailoğullarına (şöyle diyecek) bir peygamber olarak gönderir: "Şüphesiz ki ben size Rabbinizden bir âyet (mucize, belge) getirdim: Size, kuş biçiminde çamurdan birşey yaparım da içine üflerim, Allah'ın izniyle o, kuş olur; anadan doğma körü ve alacalıyı iyileştiririm ve Allah'ın izniyle ölüleri diriltirim. Evlerinizde ne yiyor ve neleri biriktiriyorsanız size haber veririmتَأكُلُونَ
- 3:130Ey iman edenler! Kat kat artırılmış olarak faiz yemeyin. Allah'tan sakının ki kurtuluşa eresinizتَأكُلُواْ
- 3:183Ateşin yiyeceği bir kurban getirmedikçe hiç bir peygambere iman etmeyeceğimize dair Allah bize ahidde bulundu." diyenlere de ki: "Benden önce size bazı peygamberler açık belgelerle ve sizin dediğiniz şeyle geldi. Eğer doğru insanlarsanız, ya onlarıniçin öldürdünüzتَأكُلُهُ
- 4:2Öksüzlere mallarını verin ve kötüsünü (onlara vererek) iyisiyle değiştirmeyin. Onların mallarını, kendi mallarınıza karıştırıp yemeyin. Zira bu, büyük bir günahtırتَأكُلُوٓاْ
- 4:4Kadınlara mehirlerini gönül hoşluğuyla verin. Eğer onlar gönül rızasıyla size bir şey bağışlarlarsa onu afiyetle yiyinفَكُلُوهُ
- 4:6Evlenme çağına gelinceye kadar yetimleri gözetip deneyin. Onların akılca olgunlaştıklarını görürseniz, mallarını kendilerine teslim edin. "Büyüyecekler de mallarına sahip olacaklar" endişesiyle onları israf ederek, tez elden yemeyin. Zengin olan, onların malını yemekten çekinsin. Fakir olan ise, meşrû sûrette yesin. Mallarını kendilerine verdiğiniz zaman, bunu şahitler karşısında yapın. Hesap görücü olarak Allah yeterتَأكُلُوهَآ
- 4:10Yetimlerin mallarını haksız yere yiyenler, muhakkak ki karınlarını ateşle doldurmuş olurlar ve cehennemi boylarlarيَأكُلُونَ
- 4:29Ey iman edenler! Mallarınızı aranızda haksızlıkla yemeyin. Ancak kendi rızanızla yaptığınız ticaretle yemeniz helaldir. Birbirinizin canına kıymayın. Şüphesiz Allah, size karşı çok merhametlidirتَأكُلُوٓاْ
- 4:161Yahudilerin zulmetmeleri ve birçok kimseleri Allah yolundan alıkoymaları, yasaklandıkları halde faiz almaları ve insanların mallarını haksız yere yemeleri sebebiyle daha önce kendilerine helâl kılınan temiz şeyleri haram kıldık. Onlardan kâfir olanlara can yakıcı bir azap hazırladıkوَأَكلِهِم
- 5:3Leş, kan, domuz eti, Allah'tan başkasının adı anılarak kesilen; boğulmuş, vurulmuş, yukardan düşmüş, boynuzlanmış, canavar yırtmış olup da canlı iken kesmedikleriniz; dikili taşlar (putlar) üzerine boğazlanan hayvanlar ve fal oklarıyla kısmet (şans) aramanız size haram kılındı. Bunların hepsi doğru yoldan çıkmaktır. Bugün kâfirler, dininize karşı ümitsizliğe düşmüşlerdir. Onlardan korkmayın, benden korkun. Bugün dininizi kemale erdirdim, size nimetimi tamamladım. Size din olarak İslâmı beğendim. Kim açlıktan daralır, günaha istekle yönelmeden bunlardan yemek zorunda kalırsa, ona günah yoktur. Çünkü Allah bağışlayan, merhamet edendirأَكَلَ
- 5:4Sana, kendilerine neyin helal kılındığını soruyorlar. De ki: "Size iyi ve temiz şeyler helal kılındı." Allah'ın size öğrettiğinden öğreterek yetiştirdiğiniz avcı hayvanların sizin için tuttuklarını yiyin ve üzerine Allah'ın adını anın (besmele çekin), Allah'tan korkun. Muhakkak Allah, hesabı çabuk görendirفَكُلُواْ
- 5:42Onlar, yalana çok kulak verirler ve çok haram yerler. Eğer sana gelirlerse, ister aralarında hükmet, ister onlardan yüz çevir. Eğer onlardan yüz çevirirsen, sana hiçbir zarar veremezler. Eğer aralarında hükmedersen adaletle hükmet. Şüphesiz Allah, adaletli davrananları severأَكَّـٰلُونَ
- 5:62Onlardan çoğunu, günah işlemede, düşmanlıkta ve haram yemede yarış ederken görürsün. Bu yaptıkları şeyler ne kötüdürوَأَكلِهِمُ
- 5:63Gerçek dindarların ve din bilginlerinin, onları günah olan bir söz söylemekten ve haram yemekten men etmeleri gerekmez miydi? Yaptıkları şey ne kötüdürوَأَكلِهِمُ
- 5:66Eğer onlar, Tevrat'ı, İncil'i ve kendilerine indirileni gereğince uygulasalardı, hem üstlerindeki, hem de ayaklarının altındaki (nimetlerden bol bol) yerlerdi. Onların arasında ılımlı bir grup da vardı. Böyle olmakla beraber onların çoğunun yaptıkları ne kadar kötüdürلَأَكَلُواْ
- 5:75Meryem'in oğlu Mesih (İsa), sadece bir peygamberdir. Ondan önce de peygamberler gelip geçmiştir. Anası da dosdoğru bir kadındır. Her ikisi de yemek yerlerdi. Bak onlara âyetleri nasıl açıklıyoruz. Sonra yine bak nasıl yüz çeviriyorlarيَأكُلَانِ
- 5:88Allah'ın size verdiği rızıklardan helal ve temiz olarak yeyin ve inandığınız Allah'tan korkunوَكُلُواْ
- 5:113Havâriler: "İstiyoruz ki ondan yiyelim, kalblerimiz iyice yatışsın, senin bize doğru söylediğini bilelim ve bunu bizzat görenlerden olalım" dedilerنَّأكُلَ
- 6:118Eğer Allah'ın âyetlerine iman ediyorsanız, Allah'ın adı anılarak kesilen hayvanlardan yiyinفَكُلُواْ
Bu kök 101 ayette geçiyor; ilk 30 tanesi gösteriliyor.
Kök ve kelime çözümlemesi Quranic Arabic Corpus'tan (GNU GPL). NÛR burada anlam yorumu yapmaz.