Kök
عزز
Kur'an'da 119 yerde, 116 ayette geçer.
Önerilen okuma
Kur'an içi çıkarımKısaca
Bir şehirde, kimsenin sözünü kesemediği ve kimsenin dokunamadığı birini düşün. Kur’an’daki Aziz, böyle aşılmaz üstünlük ve dokunulmaz ağırlık demek. Allah için bu, yardımının ve yakalayışının engellenememesidir; insanlarda ise bazen meşru saygınlık, bazen de öğüde kapalı bir kibir olarak görünür.
Türkçedeki izi
- aziz
- Saygın, dokunulmaz kişi demek; kökün ana anlamını taşır.
- izzet
- Onur ve ağırlık anlamı; üstün sayılmayı anlatır.
- Azize
- Kız ismi; saygın ve değerli anlamından gelir.
Tanıdık kelimelerle kıyas
bu kökileحكم(hüküm, hakim, hükümet)
Hüküm karar vermektir. İzzet ise o kararın önüne kimsenin geçememesidir. Kısacası hüküm karar, izzet onun aşılmaz uygulanışı.
bu kökileقوي(kuvvet, kavi)
Kuvvet kapasitedir, güçtür. İzzet başkasının aşamayacağı üstün konumdur. Kısacası kuvvet güç, izzet aşılmaz üstünlüktür.
bu kökileعسر(zorluk)
Zorluk yaşanan sıkıntıdır. İzzet ise aşılamazlık sebebiyle çetinlik ya da dokunulmaz statüdür. Kısacası zorluk durum, izzet aşılmazlık.
Müfessir diliyle
Başkalarının aşamayacağı sarsılmaz üstünlük ve dokunulmaz ağırlık; galebe ve erişilmezlik durumu.
Kur’an’da kök, bütünüyle Allah’a ait olan ve O’nun dilediğine verdiği, geçersiz kılınamayan üstün konumu gösterir (3:26; 10:65; 35:10). Allah için “Azîz” oluş, yardımının ve yakalamasının engellenemez oluşunu belirtir (9:40; 33:25; 54:42; 22:74). İnsan düzleminde ise bazen meşru toplumsal ağırlık/destek (11:91; 18:34), bazen de günaha sürükleyen katı bir başkaldırı ve kendini aşılmaz görme şeklinde görünür (2:206; 38:2); ayrıca “çetin/zor” nüansı da taşır (14:20; 9:128; 41:41).
Somuttan soyuta
Somut düzeyde “takviye etmek, üstün gelmek”ten başlar: “faʿazzaznā” (destekleyip güçlendirdik, 36:14), “ʿazzanī fī’l-khiṭāb” (sözde beni bastırdı, 38:23). Buradan, dokunulmaz statü ve yenilmez hâkimiyet anlamına yükselir (10:65; 2:209; 54:42).
Kardeş köklerden farkı
حكمile farkı
Hkm hüküm ve ölçülü yönetimi; ʿzz ise o hükmün karşı konulmaz biçimde geçerli kılınmasını ifade eder. Birlikte gelişlerinde, karar (Hkm) ile o kararın aşılmaz icrası (ʿzz) ayrışır.
قويile farkı
qwy güç-kapasiteyi bildirir; ʿzz ise başkasınca aşılamayan üstün konum ve yenilmezliği. Yan yana geldiklerinde kapasite ile dokunulmaz üstünlük ayrı katmanları oluşturur.
عسرile farkı
ʿusr (Esr) maruz kalınan zorluk/çekişmedir; ʿzz ise bir şeyin aşılamazlığı sebebiyle ‘çetin’ oluşu veya erişilmez statüsüdür. ‘Biʿazīz’ kullanımı “zor” nüansını, ‘ʿizzah’ ise statü nüansını taşır.
Anlam alanları · 5
İlahi karşı konulmazlık
Allah’ın iradesi ve tasarrufu engellenemez; yardım ve yakalaması aşılmazdır.
İzzetin kaynağı ve verilmesi
İzzet bütünüyle Allah’a aittir; dilediğine tahsis eder ve ondan beklenir.
Toplumsal ağırlık ve destek
Kişinin dokunulmaz sayılması, nüfuz ve arka-dayanakla görünür; unvan ve hitaplarda yansır.
Olumsuz kibir ve inat
Kişiyi öğüde kapalı kılan, günaha sürükleyen katı bir üstünlük idraki.
Çetin/dokunulmaz ve tahkim
Bir işin ‘zor/çetin’ oluşu ve bir şeyin saldırıya kapalı, takviye edilmiş hâli.
Biçimlerin kullanımı
- عَزِيز
- Aşılamaz üstünlük ve dokunulmaz ağırlık sahibi; Allah için yenilmez tasarruf, kitap/kişi için saldırıya kapalı yahut itibarlı.
- عِزَّة
- İzzet; aşılmaz statü, saygın ağırlık; bağlama göre meşru itibar yahut kibirli direnç.
- أَعَزّ
- Daha üstün/daha itibarlı; destek ve nüfuzca daha ağır basan.
- عَزَّ
- Üstün gelmek, bastırmak; muhatabı söz/işte alt etmek.
Güven: Güçlü · incelenen 62 ayetin 23'i açıklandı (%37) · toplam 116 ayetten dengeli örnek
Kök çok sayıda ve çeşitli bağlamlarda geçmekte; nazâir ortak çekirdeğe tutarlı biçimde işaret ediyor.
Açık soru: ‘biʿazīz’ kalıbındaki “zor/çetin” nüansını, ‘izzet’teki statü anlamıyla karıştırmadan bağlama göre ayırmak gerekir.
Bu okuma Arapça metinden ve kökün geçtiği ayetlerden çıkarıldı; meal yalnızca yardımcı olarak kullanıldı. Ayete dayanmayan iddialar otomatik silindi. Ayetlere tıklayıp kendin tart.
Yoldaş kökler
Aynı ayetlerde bu kökle en sık birlikte geçenler. Bu bir istatistiktir, eş anlam iddiası değildir — farkı ders ortaya koyar.
Aldığı yüzler · 23
Aynı üç harf, bu kadar farklı kelime veriyor. Anlam ailesi burada görünür — sözlük anlamıdır, hüküm değildir.
Geçtiği ayetler · ilk 30
- 2:129Ey bizim Rabbimiz, bir de onlara içlerinden öyle bir peygamber gönder ki, onlara senin âyetlerini tilavet eylesin, kendilerine kitabı ve hikmeti öğretsin, içlerini ve dışlarını tertemiz yapıp onları pâk eylesin. Hiç şüphesiz Azîz sensin, hikmet sahibi Sensinٱلعَزِيزُ
- 2:206Ona: "Allah'tan kork!" dendiği zaman da kendisini onuru (gururu) günah işlemeye sevkeder. Cehennem de onun hakkından gelir. O ne kötü bir yataktırٱلعِزَّةُ
- 2:209Size bunca deliller geldikten sonra yine kayarsanız, iyi bilin ki, Allah çok güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidirعَزِيزٌ
- 2:220Dünya ve ahiret hakkında (düşünürsünüz.) Sana bir de yetimlerden soruyorlar. De ki: Onlar hakkında yapacağınız bir ıslah, işlerine karışmamaktan daha hayırlıdır. Eğer onlara karışırsanız, onlar sizin kardeşlerinizdir. Allah, bozguncuyla ıslah ediciyi bilir, birbirinden ayırd eder. Eğer Allah dileseydi, sizi zora koşardı. Şüphesiz ki Allah çok güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidirعَزِيزٌ
- 2:228Boşanan kadınlar, kendi kendilerine üç adet süresi beklerler ve Allah'ın rahimlerinde yarattığını gizlemeleri, kendilerine helâl olmaz. Eğer Allah'a ve ahiret gününe inanıyorlarsa gizlemezler. Kocaları da, barışmak istedikleri takdirde o süre içersinde onları geri almaya daha layıktırlar. O kadınların, üzerlerindeki meşru hak gibi, kendilerinin de hakları vardır. Yalnız erkekler için, onların üzerinde bir derece vardır. Allah çok güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidirعَزِيزٌ
- 2:240İçinizden hanımlarını geride bırakarak vefat edecek olanlar, eşleri için senesine kadar evlerinden çıkarılmaksızın kendilerine yetecek bir malı vasiyet ederler. Bununla birlikte eğer kendileri çıkarlarsa, kendi haklarında yaptıkları meşru bir hareketten dolayı size bir sorumluluk yoktur. Allah çok güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidirعَزِيزٌ
- 2:260Bir zamanlar İbrahim de: "Ey Rabbim! Ölüleri nasıl dirilttiğini bana göster!" demişti. Allah: "İnanmadın mı ki?" buyurdu. İbrahim: "İnandım, fakat kalbim iyice yatışsın diye istiyorum." dedi. Allah buyurdu ki: "Öyle ise kuşlardan dördünü tut da onları kendine çevir, iyice tanıdıktan sonra (kesip) her dağın başına onlardan birer parça dağıt, sonra da onları çağır, koşa koşa sana gelecekler ve bil ki, Allah gerçekten çok güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidirعَزِيزٌ
- 3:4O, sana kendisinden öncekileri tasdik edip doğrulayan bu kitabı hak ile indirdi. Daha önce insanlara hidayet olarak Tevrat'ı ve İncil'i de yine O indirmişti.. Evet bu Furkan'ı da O indirdi. Gerçek şu ki, Allah'ın âyetlerini inkâr edenler için çetin bir azap vardır. Allah çok güçlüdür, intikamını alırعَزِيزٞ
- 3:6Sizi, rahimlerde dilediği gibi şekillendiren O'dur. Kendisinden başka tanrı olmayan, şan, şeref ve hikmet sahibi olan O'durٱلعَزِيزُ
- 3:18Allah şehadet eyledi şu gerçeğe ki, başka tanrı yok, ancak O vardır. Bütün melekler ve ilim uluları da dosdoğru olarak buna şahittir ki, başka tanrı yok, ancak O aziz, O hakîm vardırٱلعَزِيزُ
- 3:26De ki: "Ey mülkün sahibi Allah'ım! Sen mülkü dilediğine verirsin, dilediğinden de onu çeker alırsın, dilediğini aziz edersin, dilediğini zelil edersin. Hayır Senin elindedir. Muhakkak ki, Sen her şeye kâdirsinوَتُعِزُّ
- 3:62İşte (İsa hakkında söylenen) gerçek kıssa budur. Allah'tan başka hiçbir tanrı yoktur. Muhakkak ki Allah çok güçlüdür ve hikmet sahibidirٱلعَزِيزُ
- 3:126Allah, bunu size sırf bir müjde olsun ve kalpleriniz bununla yatışsın diye yaptı. Yardım, yalnız daima galip ve hikmet sahibi olan Allah katındandırٱلعَزِيزِ
- 4:56Şüphesiz ki âyetlerimizi inkâr eden kâfirleri biz yarın bir ateşe atacağız. Derileri piştikçe azabı duysunlar diye, kendilerine başka deriler vereceğiz. Çünkü, Allah gerçekten çok güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidirعَزِيزًا
- 4:139Onlar, müminleri bırakıp kâfirleri dost ediniyorlar. Onların yanında izzet ve şeref mi arıyorlar? Halbuki bütün izzet ve şeref Allah'a aittirٱلعِزَّةَ
- 4:158Fakat Allah onu kendisine yükseltmiştir. Allah, aziz (daima üstün)dir, hikmet sahibidirعَزِيزًا
- 4:165Peygamberleri müjdeciler ve azab habercileri olarak gönderdik ki, peygamberlerden sonra insanların Allah'a karşı bir bahaneleri olmasın. Allah mutlak üstündür, yegane hikmet sahibidirعَزِيزًا
- 5:38Hırsızlık eden erkek ve kadının, yaptıklarına karşılık Allah'dan bir ceza olarak ellerini kesin. Allah daima üstündür, hikmet sahibidirعَزِيزٌ
- 5:54Ey iman edenler! Sizden kim dininden dönerse, bilsin ki Allah yakında öyle bir toplum getirir ki, Allah onları sever, onlar da Allah'ı severler; müminlere karşı yumuşak, kâfirlere karşı da onurlu ve şiddetlidirler; Allah yolunda mücahede eder, hiçbirkınayıcının kınamasından da korkmazlar. Bu, Allah'ın bir lütfudur, onu dilediğine verir. Allah, geniş ihsan sahibidir, her şeyi çok iyi bilendirأَعِزَّةٍ
- 5:95Ey iman edenler, ihramlı iken av hayvanı öldürmeyin. İçinizden kim kasten onu öldürürse, yaptığı işin vebalini tatması için, öldürdüğü hayvanın dengi ona cezadır ki, Kâbe'ye ulaşacak bir kurban olmak üzere buna yine içinizden iki adaletli kişi hükmeder; yahut (ceza olmak üzere) bir keffarettir ki, ya o nisbette fakirleri doyurmak, yahut onun dengi oruç tutmaktır. Allah geçmişi affetmiştir. Fakat kim de bu suçu tekrarlarsa, Allah ondan intikamını alır. Allah damia gâliptir, intikam sahibidirعَزِيزٞ
- 5:118Eğer onlara azab edersen, onlar senin kullarındır, eğer onları bağışlarsan, şüphesiz sen daima üstünsün, hikmet sahibisinٱلعَزِيزُ
- 6:96Karanlığı yarıp tanyerini ağartan O'dur. Geceyi, dinlenmek için; Güneş'i, Ay'ı (vakitlerinizi) hesaplamak için yaratmıştır. İşte bu, her şeye galip gelen ve her şeyi bilen Allah'ın takdiridirٱلعَزِيزِ
- 8:10Bunu da Allah size sırf bir müjde olsun ve bununla kalbleriniz yatışsın diye yapmıştı. Yoksa zafer ancak Allah katındandır. Gerçekten Allah mutlak galiptir ve hikmet sahibidirعَزِيزٌ
- 8:49O sırada münafıklar ve kalblerinde hastalık bulunanlar, (müslümanlar hakkında) "şu adamları dinleri aldattı" diyorlardı. Oysa her kim Allah'a tevekkül ederse bilsin ki, Allah galiptir, güçlüdür ve hikmet sahibidirعَزِيزٌ
- 8:63Müminlerin kalplerini birbirlerine O ısındırdı. Yoksa yeryüzünde ne varsa sen hepsini harcasaydın yine de onların kalblerini (böylesine) ısındıramazdın. Lâkin Allah, kalplerini kaynaştırdı. Muhakkak ki, O azizdir, hakimdirعَزِيزٌ
- 8:67Hiçbir peygamberin, yeryüzünde ağır basmadıkça (kesin zafere ulaşıp üstün gelmedikçe) esirleri olması layık değildir. Siz dünya malını istersiniz, oysa Allah ahireti kazanmanızı murad eder. Allah azizdir, hakimdirعَزِيزٌ
- 9:40Eğer siz ona (Peygamber'e) yardım etmezseniz, Allah ona yardım eder. Hani o kâfirler, onu Mekke'den çıkardıkları vakit sadece iki kişiden biri iken, ikisi de mağarada bulundukları sırada arkadaşına "Üzülme, çünkü Allah bizimledir." diyordu. Allah onun kalbine sükûnet ve kuvvet indirmişti ve onu görmediğiniz bir orduyla desteklemişti. Kâfirlerin sözünü alçaltmıştı. Yüce olan Allah'ın kelimesidir. Ve Allah güçlüdür, hikmet sahibidirعَزِيزٌ
- 9:71Erkek ve kadın bütün müminler birbirlerinin dostları ve velileridirler. İyiliği emrederler, kötülükten vazgeçirirler, namazı kılarlar, zekâtı verirler, Allah'a ve Resulüne itaat ederler. İşte bunları Allah rahmetiyle yarlığayacaktır. Çünkü Allah azîzdir, hakîmdirعَزِيزٌ
- 9:128Andolsun size içinizden öyle bir peygamber geldi ki, gayet izzetli ve şereflidir. Sıkıntıya düşmeniz ona çok ağır gelir üstünüze titrer, müminlere gayet merhametli ve şefkatlidirعَزِيزٌ
- 10:65Habibim, onların lafları seni üzmesin. Çünkü şan ve şeref bütünüyle Allah'ındır. O her şeyi işitiyor, hepsini görüyorٱلعِزَّةَ
Bu kök 116 ayette geçiyor; ilk 30 tanesi gösteriliyor.
Kök ve kelime çözümlemesi Quranic Arabic Corpus'tan (GNU GPL). NÛR burada anlam yorumu yapmaz.