Kök

شرب

Kur'an'da 39 yerde, 34 ayette geçer.

Kur'an'daki izi

22 sûreye yayılıyor; mushaf sırasında ilk kez 2:60'de.

FâtihaNâs
Mekkî · 25Medenî · 9
isim · 23fiil · 16

Yoldaş kökler

Aynı ayetlerde bu kökle en sık birlikte geçenler. Bu bir istatistiktir, eş anlam iddiası değildir — farkı ders ortaya koyar.

Aldığı yüzler · 25

Aynı üç harf, bu kadar farklı kelime veriyor. Anlam ailesi burada görünür — sözlük anlamıdır, hüküm değildir.

وَٱشرَبُواْ6شَرَابٞ4لِّلشَّـٰرِبِينَ3مَّشرَبَهُم2تَشرَبُونَ2فَشَٰرِبُونَ2يَشرَبُ2وَأُشرِبُواْ1شَرِبَ1فَشَرِبُواْ1وَشَرَابِكَ1ٱلشَّرَابُ1وَٱشرَبِي1وَيَشرَبُ1شِربٞ1شِربُ1شَرَابُهُ1وَمَشَارِبُ1وَشَرَابٞ1وَشَرَابٖ1شِربٖ1شُربَ1يَشرَبُونَ1شَرَابٗا1شَرَابًا1

Geçtiği ayetler · ilk 30

  1. 2:60Hani bir zamanlar Musa, kavmi için su istemişti, biz de "asanla taşa vur!" demiştik, bunun üzerine o taştan on iki pınar fışkırmıştı. Her kısım insan kendi su alacağı yeri bildi. Allah'ın rızkından yiyin ve için de bozgunculuk ve saldırganlık yaparak yeryüzünü fesada vermeyinمَّشرَبَهُم
  2. 2:93Bir zamanlar size, "verdiğimiz kitaba kuvvetle sarılın ve onu dinleyin." diye Tûr'u tepenize kaldırıp mîsakınızı aldık. (O yahudiler): "Duyduk, dinledik, isyan ettik." dediler, kâfirlikleri yüzünden o danayı yüreklerinde besleyip büyüttüler. De ki, " Eğer siz mümin kimseler iseniz, bu imanınız size ne çirkin şeyler emrediyorوَأُشرِبُواْ
  3. 2:187Oruç gecesi kadınlarınıza yaklaşmanız, size helâl kılındı. Onlar, sizin için bir örtü, siz de onlar için bir örtü durumundasınız. Allah, nefsinize güvenemeyeceğinizi bildiği için müracaatınızı kabul buyurdu ve sizi bağışladı. Şimdi onlara yaklaşın ve Allah'ın sizler için yazdığını isteyin. Ta fecrin beyaz ipliği siyah iplikden size seçilinceye kadar yiyin, için. Sonra da ertesi geceye kadar orucu tam tutun. Bununla beraber siz mescitlerde îtikaf halinde iken onlara yaklaşmayın. Bunlar, Allah'ınsınırlarıdır, sakın onlara yaklaşmayın. Allah, âyetlerini insanlara böyle açıklıyor ki sakınıp korunsunlarوَٱشرَبُواْ
  4. 2:249Talut, ordu ile hareket edince dedi ki: "Allah sizi mutlaka bir nehirle imtihan edecek. Kim ondan içerse, benden değildir. Kim de onu tatmazsa, işte o bendendir. Ancak eliyle bir avuç alan başka (bu kadarına ruhsat vardır)." Derken içlerinden pek azı hariç, hepsi de varır varmaz ondan içtiler. Talut ve beraberindeki iman eden kimseler nehri geçtiklerinde. "Bizim bugün, Calut ile ordusuna karşı duracak gücümüz yok." dediler. Allah'a kavuşacaklarına inanıp, bilenler ise şu cevabı verdiler: "Nice az topluluklar, Allah'ın izniyle nice çok topluluklara galip gelmişlerdir. Allah, sabırlılarla beraberdirشَرِبَ
  5. 2:259Yahut o kimse gibisini (görmedin mi) ki, bir şehre uğramıştı, altı üstüne gelmiş, ıpıssız yatıyordu. "Bunu bu ölümünden sonra Allah, nerden diriltecek?" dedi. Bunun üzerine Allah onu yüz sene öldürdü, sonra diriltti, "Ne kadar kaldın?" diye sordu. Oda: "Bir gün, yahut bir günden eksik kaldım." dedi. Allah buyurdu ki: "Hayır, yüz sene kaldın, öyle iken bak yiyeceğine, içeceğine henüz bozulmamış, hele eşeğine bak, hem bunlar, seni insanlara karşı kudretimizin bir işareti kılalım diyedir. Hele o kemiklere bak, onları nasıl birbirinin üzerine kaldırıyoruz? Sonra onlara nasıl et giydiriyoruz?" Böylece gerçek ona açıkça belli olunca: "Şimdi biliyorum ki, Allah her şeye kadirdir." dediوَشَرَابِكَ
  6. 6:70Dinlerini bir oyun ve bir eğlence edinen ve kendilerini dünya hayatının aldattığı kimseleri bırak! Ve hiçbir kimsenin kazandığı şey yüzünden kendisini helake atmamasını, kendisi için Allah'tan başka hiç bir dost ve hiçbir şefaatçi bulunmadığını Kur'ân ile hatırlat. O, azaptan kurtulmak için bütün varını feda etse, kendisinden alınmaz. Onlar kazandıkları şey yüzünden helake uğratılmışlardır. Onlar için, inkâr ettiklerinden dolayı kaynar bir içecek ve can yakıcı bir azab vardırشَرَابٞ
  7. 7:31Ey Âdemoğulları! Her mescide gidişinizde güzel giysilerinizi giyin ve yiyin, için, fakat israf etmeyin, Çünkü Allah israf edenleri sevmezوَٱشرَبُواْ
  8. 7:160Biz onları oniki kabileye, o kadar ümmete ayırdık. Ve kavmi kendisinden su istediği zaman Musa'ya, elindeki asâ ile taşa vur, diye vahyettik, vurunca hemen o taştan oniki pınar akmaya başladı. Halkın her biri su alacağı yeri iyice öğrendi. Bulutu da üzerlerine gönderdik, gölgeledik. Onlara kudret helvası ve bıldırcın indirdik. Size rızık olarak ihsan ettiğimiz nimetlerin temizinden yiyiniz, dedik. Onlar zulmü bize yapmadılar, lakin kendi kendilerine zulmediyorlardıمَّشرَبَهُم
  9. 10:4Dönüşünüz hep O'nadır. Allah'ın vaadi haktır. Herşeyi ilk baştan yaratan O'dur. Sonra iman edip salih amel işleyenleri hak ettikleri ölçüde mükâfatlandırmak için geri döndürecek olan yine O'dur. Kâfirlere de inkâr ettikleri için kaynar sudan bir içki ve acıklı bir azap vardırشَرَابٞ
  10. 16:10Sizin için gökten su indiren O'dur. İçecek su ondandır; hayvanlarınızı otlattığınız bitkiler de o su ile yetişirشَرَابٞ
  11. 16:66Gerçekten süt veren hayvanlarda da size bir ibret vardır. Size işkembelerindeki yem artıklarıyla kandan meydana gelen, içenlere içimi kolay halis bir süt içirmekteyizلِّلشَّـٰرِبِينَ
  12. 16:69Sonra meyvaların hepsinden ye de, Rabbinin (sana) kolay kıldığı yollara gir, diye ilham etti. Onların karınlarından renkleri çeşitli bir bal çıkar ki, onda insanlar için şifâ vardır. Şüphesiz ki bunda düşünen bir millet için, büyük bir ibret vardırشَرَابٞ
  13. 18:29Ve de ki: O hak Rabbimizdendir. Artık dileyen iman etsin, dileyen inkâr etsin. Çünkü biz zalimler için öyle bir ateş hazırlamışız ki, duvarları, çepeçevre onları içine alacaktır. Eğer feryad edip yardım isteseler, erimiş maden gibi yüzleri haşlayan bir su ile cevap verilir. O ne kötü bir içecek ve ne kötü bir dayanma yeriٱلشَّرَابُ
  14. 19:26Ye, iç, gözün aydın olsun. Eğer insanlardan birini görürsen, ben Rahmân (olan Allah)a bir oruç (susmak) adadım. Onun için bugün hiçbir kimseyle konuşmayacağım" deوَٱشرَبِي
  15. 23:33Onun kavminden, kâfir olup ahirete ulaşmayı yalanlayan ve dünya hayatında kendilerine refah verdiğimiz kodaman güruh dedi ki: "Bu dediler, sadece sizin gibi bir insandır; sizin yediğinizden yer, sizin içtiğinizden içerوَيَشرَبُ
  16. 26:155Salih "İşte (mucize) bu dişi devedir; su içme hakkı (bir gün) onundur, belli bir günün içme hakkı da sizin" dediشِربٞ
  17. 35:12Hem iki deniz eşit olmuyor. Şu tatlı, hararet keser, içerken (boğazdan) kayar; şu da tuzlu, yakar kavurur. Bununla beraber her birinden taze bir et yersiniz ve bir ziynet çıkarır, giyinirsiniz. Allah'ın lütfundan nasib arayasınız diye suyu yara yara giden gemileri de görürsün. Gerek ki şükredeceksinizشَرَابُهُ
  18. 36:73Onlarda daha birçok menfaatleri ve türlü içecekleri de var. Hâlâ şükretmeyecekler miوَمَشَارِبُ
  19. 37:46İçenlere lezzet veren, pınardan doldurulmuş bembeyaz bir kadehle onların etrafında dolaşılırلِّلشَّـٰرِبِينَ
  20. 38:42(Biz ona): "Ayağını yere vur! İşte sana yıkanılacak ve içilecek soğuk bir su" dedikوَشَرَابٞ
  21. 38:51İçlerine kurularak orada birçok yemişle, bambaşka bir içki isteyeceklerdirوَشَرَابٖ
  22. 47:15Kötülükten sakınanlara vaad edilen cennetin durumu şöyledir: Orada bozulmayan temiz sudan ırmaklar, tadı değişmeyen sütten ırmaklar, içenlere lezzet veren şaraptan ırmaklar ve süzme baldan ırmaklar vardır. Onlar için cennette her çeşit meyve ve Rablerinden bir bağışlanma vardır. Bunların durumu, ateşte ebedî olarak kalacak olan ve bağırsaklarını parçalayacak kaynar su içirilen kimsenin durumu gibi olur muلِّلشَّـٰرِبِينَ
  23. 52:19(Onlara): "Yaptıklarınıza karşılık afiyetle yeyin, için" (denilir)وَٱشرَبُواْ
  24. 54:28Onlara suyun aralarında paylaştırılacağını haber ver; her içene düşen miktar, hazır kılınmıştırشِربٖ
  25. 56:54Üstüne de kaynar su içeceksinizفَشَٰرِبُونَ
  26. 56:55Susuzluk illetine tutulmuş develerin içişi gibi içeceksinizفَشَٰرِبُونَ
  27. 56:68İçtiğiniz suya baktınız mıتَشرَبُونَ
  28. 69:24Geçmiş günlerde yaptığınız işlerden ötürü afiyetle yeyin, için." (denir)وَٱشرَبُواْ
  29. 76:5Kuşkusuz iyiler de karışımı kâfûr olan dolgun bir kadehten içerlerيَشرَبُونَ
  30. 76:6Bir kaynak ki ondan Allah'ın kulları içerler, güzel yollar açarak akıtırlar onuيَشرَبُ

Bu kök 34 ayette geçiyor; ilk 30 tanesi gösteriliyor.

Kök ve kelime çözümlemesi Quranic Arabic Corpus'tan (GNU GPL). NÛR burada anlam yorumu yapmaz.