Kök

جمع

Kur'an'da 129 yerde, 123 ayette geçer.

Önerilen okuma

Kur'an içi çıkarım

Kısaca

Sahneyi düşün: İki ordu karşı karşıya geliyor. Herkes tek yerde, tek amaçta toplanıyor. Kur’an’da “cem”, dağınık olanı tek bir bütün yapmak demek; kitleyi, gücü, kararı birleştirmek. En sonunda da herkes ilahî huzurda eksiksiz bir topluluk olarak bir araya getirilir.

Türkçedeki izi

cami
İnsanların toplandığı yer; kökün “bir araya getirme” anlamını taşır.
cemaat
Bir amaçla toplanmış topluluk demek; doğrudan bu köktendir.
cümle
Kelimelerin bir araya getirilmiş hâli; toplama fikri sürer.

Tanıdık kelimelerle kıyas

  • bu kökileحشر(mahşer)

    Haşr, kalabalığı sevk etmek ve sürmek demek. Cem, parçaları tek bütün yapmak ve işi tamamlamak. Kısacası Haşr hareket, Cem sonuçtur.

    • 6:22Burada haşr var: herkes mahşerde bir araya sürülüyor.
    • 77:38Burada cem var: “Sizi ve öncekileri bir araya topladık” diyerek sonuç bildiriliyor.
  • bu kökileبرز(bariz)

    Bariz, görünmek ve ortaya çıkmak demek. Cem, ortaya çıkanları tek merkezde birleştirmektir. Kısacası Bariz görünürlük, Cem bütünleşmedir.

    • 14:21Burada ortaya çıkma önde: herkes görünür hâle geliyor.
    • 3:25Burada cem var: hüküm için eksiksiz toplama anlatılır.
  • bu kökileصور(sûr, suret)

    Sûr, kıyameti başlatan işaret. Cem, o işaretten sonra dağınık olanın toplanması. Kısacası Sûr başlangıç, Cem toplanmış hâlidir.

    • 27:87Burada sûra üfürülür; kıyametin işareti verilir.
    • 36:53Burada cem var: tek çığlıktan sonra hepsi toplanmış olarak gelir.

Müfessir diliyle

Dağınık unsurları tek odakta bir bütün haline getirmek; eksiksiz bir küme ve huzur hâli oluşturmak.

Kıyamet sahnelerinde insanlar ilahî huzur için bir bütün hâlinde birleştirilir (3:9; 4:87; 11:103; 56:50). Gündelikte ise güç/insan seferberliği (3:173; 26:61), nesnelerin birikimi (10:58; 43:32) ve ortak kararı tek bir plana bağlama (10:71; 12:102) anlamları görünür. İsim jam‘, hem somut kitleyi hem de nihai buluşma gününü adlandırır (3:155; 42:7).

Somuttan soyuta

Önce gözle görülen birleşmeler: iki denizin kavşağı (18:60-61), iki ordunun karşılaşması (26:61), kemiklerin yeniden birleştirilmesi (75:3). Buradan soyuta: insanların eksiksiz bir topluluk olarak ilahî huzurda bir araya getirilmesi ve hüküm (3:25; 64:9).

Kardeş köklerden farkı

  • حشرile farkı

    حشر, kalabalığı sevk ve sürme boyutuna vurgu yapar; جمع ise parçaları bir bütün kılma ve tamamlanmış bir küme elde etmeyi ifade eder. جمع mal/imtihan ve ortak karar üzerinde de kullanılır (10:58; 10:71), حشر böyle kullanılmaz.

  • برزile farkı

    برز, ortaya çıkma/ifşa olma demektir; جمع ise ortaya çıkmış unsurları tek bir bütünlükte buluşturma vurgusunu taşır. 14:21’de ظهور (برز) herkesin görünür oluşunu, “جميعًا” ise kapsamın eksiksizliğini anlatır.

  • صورile farkı

    الصّور, ilahî borunun üflenmesi yani kıyamet işaretidir; bu işaretin ardından جمع gerçekleşir: dağınıklar bir bütün hâline getirilir (18:99).

Anlam alanları · 5

  1. Ahirette ilahî huzur için bütünleme

    Dağınık insanlık, hükmün icrası için eksiksiz bir küme olarak huzura alınır.

  2. Somut kitle ve seferberlik

    İki ordunun karşılaşması, kitlelerin bir araya gelmesi ve plan gücünün toplanması.

  3. Biriktirme ve istif

    Dünyevî değerlerin/vasıtaların elde edilip bir araya yığılması.

  4. Kapsamın eksiksizliği (جميع/أجمعين)

    Bir nesnenin/yetkinin tamamen bir elde oluşu veya bir topluluğun tamamını kapsama.

  5. Kararı bir etme, mutabakat

    Dağılan niyet ve planları tek kararda konsolide etmek.

Biçimlerin kullanımı

جَمَعَ
Dağınık parçaları birleştirmek; kitle/kuvvet seferber etmek; yeniden bir araya getirmek.
جَمْع
Birleşmiş kitle/assembly; birleşme eylemi; nihai buluşma günü (yawm al-jam‘).
جَمِيع
Bütünüyle, tamamıyla; kapsamın eksiksizliğini vurgulayan zarf/sıfat.
أَجْمَعِين
Topluluğun tamamı olarak, istisnasız topluca.
جَامِع
Birleştirip bütünleyen; insanlar için nihai buluşmayı gerçekleştiren (3:9; 4:140).
مَجْمَع
Buluşma/kavuşma yeri; akışların/kolların birleştiği nokta (18:60-61).

Güven: Güçlü · incelenen 65 ayetin 32'i açıklandı (%49) · toplam 123 ayetten dengeli örnek

Kök onlarca ayette farklı bağlamlarda tutarlı biçimde “dağınığı bir bütün hâline getirme” ekseninde kullanılmıştır.

Açık soru: جميع bazen yalnızca kapsam vurgusu yapan bir zarf/sıfat olarak gelir; her kullanımda fiilî bir birleştirme eylemi kast edilmeyebilir (2:29; 4:139).

Bu okuma Arapça metinden ve kökün geçtiği ayetlerden çıkarıldı; meal yalnızca yardımcı olarak kullanıldı. Ayete dayanmayan iddialar otomatik silindi. Ayetlere tıklayıp kendin tart.

Kur'an'daki izi

45 sûreye yayılıyor; mushaf sırasında ilk kez 2:29'de.

FâtihaNâs
Mekkî · 83Medenî · 40
isim · 100fiil · 28özel isim · 1

Yoldaş kökler

Aynı ayetlerde bu kökle en sık birlikte geçenler. Bu bir istatistiktir, eş anlam iddiası değildir — farkı ders ortaya koyar.

Aldığı yüzler · 44

Aynı üç harf, bu kadar farklı kelime veriyor. Anlam ailesi burada görünür — sözlük anlamıdır, hüküm değildir.

جَمِيعٗا36أَجمَعِينَ23جَمِيعًا12ٱلجَمعَانِ4يَجمَعُونَ3يَجمَعُ3أَجمَعُونَ3جَمِيعٞ3جَامِعُ2لَيَجمَعَنَّكُم2مَجمَعَ2جَمعٗا2ٱلجَمعِ2يَجمَعُكُم2جَمَعنَٰهُم1جَمَعُواْ1تَجمَعُواْ1لَجَمَعَهُم1جَمعُكُم1فَأَجمِعُوٓاْ1مَّجمُوعٞ1وَأَجمَعُوٓاْ1أَجمَعُوٓاْ1ٱجتَمَعَتِ1فَجَمَعنَٰهُم1فَجَمَعَ1فَأَجمِعُواْ1جَمِيعَا1ٱجتَمَعُواْ1جَامِعٖ1فَجُمِعَ1مُّجتَمِعُونَ1لَجَمِيعٌ1جَمعِهِم1ٱلجَمعُ1لَمَجمُوعُونَ1ٱلجُمُعَةِ1وَجَمَعَ1نَّجمَعَ1وَجُمِعَ1

Geçtiği ayetler · ilk 30

  1. 2:29O ki, yeryüzünde ne varsa hepsini sizin için yarattı. Sonra göğe yöneldi, onları yedi gök olarak düzenledi. O, her şeyi bilirجَمِيعٗا
  2. 2:38Onlara dedik ki: "Hepiniz oradan inin. Size benim tarafımdan bir hidayet rehberi geldiğinde, kim o hidayetçimin izinde giderse, onlar için hiçbir korku yoktur, onlar mahzun da olmayacaklardırجَمِيعٗا
  3. 2:148Ümmetlerden her birinin bir yönü vardır, o ona yönelir, haydin, hep hayırlara koşun, yarışın. Her nerede olsanız Allah sizi toplar, bir araya getirir. Şüphesiz ki Allah her şeye kâdirdirجَمِيعًا
  4. 2:161Ama âyetlerimizi inkar etmiş ve kâfir olarak can vermiş olanlara gelince, işte Allah'ın laneti, meleklerin laneti ve insanların laneti hep onların üzerine olsunأَجمَعِينَ
  5. 2:165İnsanlardan kimi de Allah'tan başka şeyleri O'na eş tutuyorlar da onları, Allah'ı sever gibi seviyorlar. Oysa iman edenlerin Allah sevgisi daha kuvvetlidir. O zulmedenler, azabı görecekleri zaman bütün kuvvetin Allah'a ait olduğunu ve Allah'ın azabının gerçekten çok şiddetli bulunduğunu keşke anlasalardıجَمِيعٗا
  6. 3:9Ey Rabbimiz! Muhakkak ki, Sen, geleceğinde hiç şüphe olmayan bir günde bütün insanları bir araya toplayacaksın. Muhakkak ki Allah, hiç sözünden caymazجَامِعُ
  7. 3:25O geleceğinde hiç şüphe olmayan günde kendilerini bir araya topladığımız ve hiç kimseye haksızlık edilmeden herkese ne kazandıysa tamamen ödendiği vakit halleri nasıl olacaktırجَمَعنَٰهُم
  8. 3:87İşte onların cezaları, Allah'ın, meleklerin, insanların hepsinin laneti onların üzerlerindedirأَجمَعِينَ
  9. 3:103Hep birlikte Allah'ın ipine (kitabına, dinine) sımsıkı sarılın. Parçalanıp ayrılmayın. Allah'ın üzerinizdeki nimetini düşünün. Hani siz birbirinize düşmanlar idiniz de, O, kalplerinizi birleştirmişti. İşte O'nun (bu) nimeti sayesinde kardeşler olmuştunuz. Yine siz, bir ateş çukurunun tam kenarında iken oradan da sizi O kurtarmıştı. İşte Allah size âyetlerini böyle apaçık bildiriyor ki, doğru yola eresinizجَمِيعٗا
  10. 3:155İki toplumun karşılaştığı gün, içinizden yüz çevirip gidenler var ya, şeytan onların kazandıkları bazı şeylerden dolayı ayaklarını kaydırmak istedi. Ama yine de Allah onları affetti. Kuşkusuz Allah çok bağışlayandır, halim(çok yumuşak)dirٱلجَمعَانِ
  11. 3:157Eğer Allah yolunda öldürülür veya ölürseniz, Allah'ın bağışlaması ve rahmeti, (sizin için) onların topladıkları (dünyalıkları)ndan daha hayırlıdırيَجمَعُونَ
  12. 3:166İki topluluğun karşılaştığı günde başınıza gelen musibet de Allah'ın izniyledir. Bu da müminleri belirlemesi ve hem de münafıklık yapanları ayırt etmesi içindir. Ve onlara: "Geliniz, Allah yolunda savaşınız veya (hiç olmazsa) savunmaya geçiniz." denilmişti. Onlar ise: "Biz savaşmasını (veya savaş olacağını) bilseydik arkanızdan gelirdik." demişlerdi. Onlar, o gün, imandan çok küfre yakındılar. kalblerinde olmayanı ağızlarıyla söylüyorlardı. Allah neyi gizlediklerini daha iyi bilendirٱلجَمعَانِ
  13. 3:173İnsanlar onlara: "Düşmanlarınız size karşı ordu topladı, onlardan korkun." dediklerinde, bu, onların imanını artırdı ve şöyle dediler: "Allah bize yeter. O ne güzel vekildirجَمَعُواْ
  14. 4:23Size şunları nikahlamak haram kılındı: Anneleriniz, kızlarınız, kız kardeşleriniz, halalarınız, teyzeleriniz, erkek ve kız kardeşlerinizin kızları, sizi emziren süt anneleriniz, süt kızkardeşleriniz ve karılarınızın anneleri, ve kendileri ile zifafa girdiğiniz kadınlarınızdan olan ve evlerinizde bulunan üvey kızlarınız. Eğer üvey kızlarınızın anneleri ile zifafa girmemişseniz onlarla evlenmenizde size bir günah yoktur. Sulbünüzden gelen (öz) oğullarınızın hanımları ile evlenmeniz ve iki kız kardeşi birlikte nikahlamanız da haramdır. Ancak cahiliyyet devrinde geçen geçmiştir. Şüphesiz ki Allah gafur (çok bağışlayıcı) ve çok merhamet edicidirتَجمَعُواْ
  15. 4:71Ey iman edenler! Düşmana karşı her türlü savunma tedbirinizi alınız. Onlara karşı ya küçük birlikler halinde hareket ediniz veya topyekün seferber olunuzجَمِيعٗا
  16. 4:87Kendinden başka ilâh olmayan Allah, sizi kıyamet gününde mutlaka biraraya toplayacaktır. Bunda asla şüphe yoktur. Allah'tan daha doğru sözlü kim olabilirلَيَجمَعَنَّكُم
  17. 4:139Onlar, müminleri bırakıp kâfirleri dost ediniyorlar. Onların yanında izzet ve şeref mi arıyorlar? Halbuki bütün izzet ve şeref Allah'a aittirجَمِيعٗا
  18. 4:140Allah size Kitab (Kur'an)da: "Allah'ın âyetlerinin inkâr edildiğini ve onlarla alay edildiğini işittiğiniz zaman, başka bir söze geçmedikleri müddetçe, o kâfirlerle oturmayın. Aksi halde siz de onlar gibi olursunuz" diye hüküm indirdi. Muhakkak ki Allah, münafıkların ve kâfirlerin hepsini cehennemde toplayacaktırجَامِعُ
  19. 4:172Hiçbir zaman Mesih de Allah'ın bir kulu olmaktan çekinmez, Allah'a yakın melekler de. Kim O'na kulluk etmekten çekinir ve büyüklük taslarsa bilsin ki O, onların hepsini huzuruna toplayacaktırجَمِيعٗا
  20. 5:17Muhakkak ki, "Allah, ancak Meryemoğlu İsa Mesih'tir" diyenler kâfir olmuşlardır. (Onlara) de ki: " Allah, Meryemoğlu İsa Mesih'i, anasını ve bütün yeryüzündekileri helak etmek istese O'na kim engel olabilir? " Göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin mülkiyeti sadece Allah'a aittir. O, dilediğini yaratır. Allah, her şeye kadirdirجَمِيعٗا
  21. 5:32Bunun içindir ki, İsrâiloğulları'na: "Kim, bir cana kıymayan veya yeryüzünde bozgunculuk çıkarmayan bir nefsi öldürürse, bütün insanları öldürmüş gibi olur. Kim de bir nefsin yaşamasına sebep olursa, bütün insanları yaşatmış gibi olur" hükmünü yazdık (farz kıldık). Şüphesiz ki onlara peygamberlerimiz açık delillerle geldiler. Yine de bundan sonra onların birçoğu yeryüzünde aşırı gitmektedirlerجَمِيعٗا
  22. 5:36Bütün yeryüzündekiler ve bir o kadarı daha inkâr edenlerin olsa, bunlar kıyamet gününün azabından kurtulmak için hepsini fidye olarak verseler yine onlardan kabul edilmez. Onlar için can yakıcı bir azap vardırجَمِيعٗا
  23. 5:48Sana da (ey Muhammed) geçmiş kitapları tasdik eden ve onları kollayıp koruyan Kitab (Kur'ân)ı hak ile indirdik. Onların aralarında Allah'ın indirdiği ile hükmet. Onların arzu ve heveslerine uyarak, sana gelen haktan sapma. Biz, herbiriniz için bir şeriat ve yol belirledik. Eğer Allah dileseydi sizi tek bir ümmet yapardı, fakat size verdiklerinde sizi denemek istedi. Öyleyse iyiliklere koşun. Hepinizin dönüşü Allah'adır. O, ihtilafa düştüğünüz şeyleri size haber verirجَمِيعٗا
  24. 5:105Ey inananlar, kendinize dikkat edin. Siz doğru yolda olduğunuz takdirde doğru yoldan sapanlar size zarar veremezler. Hepinizin dönüşü Allah'adır. Yaptıklarınızı size O haber verecektirجَمِيعٗا
  25. 5:109Allah, Resulleri topladığı gün: " Size ne cevap verildi? "der. "Bizim bilgimiz yok" derler, "gizlileri bilen yalnız sensin, senيَجمَعُ
  26. 6:12De ki: "Göklerde ve yerde olanlar kimindir?" "Allah'ındır" de. O, rahmet etmeyi kendi nefsine yazmıştır. Sizi, varlığında asla şüphe olmayan kıyamet gününde toplayacaktır. Ama kendilerini zarara sokanlar inanmazlarلَيَجمَعَنَّكُم
  27. 6:22O gün hepsini mahşere toplayacağız. Sonra Allah'a ortak koşanlara: " Hani nerede o Allah'a ortak saydığınız ortaklarınız?" diyeceğizجَمِيعٗا
  28. 6:35Eğer onların yüz çevirmesi sana ağır geldiyse, haydi gücün yetiyorsa yerin içine (inebileceğin) bir delik, ya da göğe (çıkabileceğin) bir merdiven ara ki onlara bir mucize getiresin! Allah dileseydi, elbette onları hidayet üzerinde toplardı. O halde cahillerden olmaلَجَمَعَهُم
  29. 6:128(Allah), onların hepsini topladığı gün, cinlere: "Ey cin topluluğu! İnsanların çoğunu yoldan çıkardınız" der. İnsanlardan cinlerin dostu olanlar da şöyle derler: "Rabbimiz! Biz birbirimizden faydalandık. Nihayet bize tayin ettiğin vademize ulaştık". Allah da: "Sizin durağınız cehennemdir. Orada, Allah'ın dilemesi müstesna, ebedi olarak kalacaksınız" der. Şüphesiz Rabbin hikmet sahibidir, her şeyi bilendirجَمِيعٗا
  30. 6:149De ki: "En kesin ve üstün delil, Allah'ındır. Allah isteseydi, elbette hepinizi doğru yola iletirdiأَجمَعِينَ

Bu kök 123 ayette geçiyor; ilk 30 tanesi gösteriliyor.

Kök ve kelime çözümlemesi Quranic Arabic Corpus'tan (GNU GPL). NÛR burada anlam yorumu yapmaz.