Kök

وقت

Kur'an'da 13 yerde, 13 ayette geçer.

Kur'an'daki izi

10 sûreye yayılıyor; mushaf sırasında ilk kez 2:189'de.

FâtihaNâs
Mekkî · 11Medenî · 2
isim · 11fiil · 1sıfat · 1

Yoldaş kökler

Aynı ayetlerde bu kökle en sık birlikte geçenler. Bu bir istatistiktir, eş anlam iddiası değildir — farkı ders ortaya koyar.

Aldığı yüzler · 12

Aynı üç harf, bu kadar farklı kelime veriyor. Anlam ailesi burada görünür — sözlük anlamıdır, hüküm değildir.

ٱلوَقتِ2مَوَٰقِيتُ1مَّوقُوتٗا1مِيقَٰتُ1لِمِيقَٰتِنَا1لِّمِيقَٰتِنَا1لِوَقتِهَآ1لِمِيقَٰتِ1مِيقَٰتُهُم1مِيقَٰتِ1أُقِّتَت1مِيقَٰتٗا1

Geçtiği ayetler

  1. 2:189Sana hilâllerden soruyorlar. De ki: Onlar insanlar için de, hac için de vakit ölçüleridir. Bununla beraber iyilik, evlere arkalarından gelmeniz değildir. Fakat iyiliğe eren, kötülükten korunan kimsedir. Evlere kapılarından gelin, Allah'tan korkun ki, kurtuluşa eresinizمَوَٰقِيتُ
  2. 4:103O korkulu zamanda namazı kıldınız mı gerek ayakta, gerek otururken ve gerek yanlarınız üzerinde hep Allah'ı zikredin. Korkudan kurtulduğunuzda namazı tam erkanı ile kılın. Çünkü namaz müminlere belirli vakitlerde yazılı bir farzdırمَّوقُوتٗا
  3. 7:142Ve Musa'ya otuz geceye vaat verdik ve süreye bir on gece daha ekledik ve böylece Rabbinin mikatı (tayin ettiği vakit) tam kırk gece oldu. Musa, kardeşi Harun'a şöyle dedi: Kavmim içinde benim yerime geç, ıslaha çalış ve bozguncuların yolundan gitmeمِيقَٰتُ
  4. 7:143Ne zaman ki, Musa, mikatımıza geldi, Rabbi ona kelâmıyla ihsanda bulundu. "Ey Rabbim, göster bana kendini de bakayım sana". dedi. Rabbi ona buyurdu ki; "Beni katiyyen göremezsin ve lâkin dağa bak, eğer o yerinde durabilirse, sonra sen de beni göreceksin". Daha sonra Rabbi dağa tecelli edince onu yerle bir ediverdi, Musa da baygın düştü. Ayılıp kendine gelince, "Sen sübhansın", "tevbe ettim, sana döndüm ve ben inananların ilkiyim," dediلِمِيقَٰتِنَا
  5. 7:155Bir de Musa, mîkatımız için (tayin ettiğimiz vakitte tevbe için) kavminden yetmiş erkek seçti. Ne zaman ki, bunları o sarsıntı yakaladı, işte o zaman Musa: "Rabbim! dedi, dileseydin bunları da, beni de daha önce helâk ederdin. Şimdi bizi, içimizdekio beyinsizlerin yaptıkları yüzünden helâk mi edeceksin? O iş de senin imtihanından başka bir şey değildi. Sen bu imtihanla dilediğini sapıklıkta bırakır, dilediğini de hidayete erdirirsin. Bizim velimiz sensin. Artık bizi bağışla, merhamet et, sen bağışlayanların en hayırlısısınلِّمِيقَٰتِنَا
  6. 7:187Sana, ne zaman kopacak diye kıyamet vaktini soruyorlar. De ki; onun bilgisi yalnızca Rabbimin katındadır. Onu tam vaktinde koparacak olan O'ndan başkası değildir. Onun ağırlığına göklerde ve yerde dayanacak bir kimse yoktur. O size ansızın gelecektir. Sanki sen onu çok iyi biliyormuşsun gibi sana soruyorlar. De ki, onun bilgisi Allah katındadır. Fakat insanların çoğu bunu bilmezlerلِوَقتِهَآ
  7. 15:38Allah katında bilinen vaktin gününe kadarٱلوَقتِ
  8. 26:38Böylece, sihirbazlar belli bir günün tayin edilen vaktinde bir araya getirildiلِمِيقَٰتِ
  9. 38:81Allah: "Haydi belirli bir vakte kadar mühlet verilenlerdensin" buyurduٱلوَقتِ
  10. 44:40Şüphesiz ki hakkı batıldan ayırd etme günü onların hepsinin bir araya toplanacağı gündürمِيقَٰتُهُم
  11. 56:50Belli bir günün belli vaktinde mutlaka toplanacaklardırمِيقَٰتِ
  12. 77:11Elçiler, tayin edilen vakitlerine erdirildikleri zamanأُقِّتَت
  13. 78:17Kuşkusuz o hüküm günü kararlaştırılmış bir vakit olmuşturمِيقَٰتٗا

Kök ve kelime çözümlemesi Quranic Arabic Corpus'tan (GNU GPL). NÛR burada anlam yorumu yapmaz.