Kök
بعث
Kur'an'da 67 yerde, 64 ayette geçer.
Önerilen okuma
Kur'an içi çıkarımKısaca
Düşün: Gece uyudun, biri seni sarsıp kaldırdı. Bu kök, uyku ve ölüm gibi durgun hallerden kaldırıp huzura çıkarmayı anlatır. Sonra topluma döner: içlerinden elçi seçip göreve başlatma, şahit ve önder atama, bazen de toplulukları seferber edip üzerlerine güç salma.
Tanıdık kelimelerle kıyas
bu kökileموت(mevt, meyyit)
mwt sönüş ve bekleyişi anlatır. ba's biten hâlden kaldırıp huzura çıkarır ve harekete geçirir. Kısacası mwt bitiş, ba's kalkış.
bu kökileرسل(resul, risale)
rsl iletinin gönderilişine odaklanır. ba's içlerinden birini çıkarıp göreve başlatmayı ve seferber etmeyi anlatır. Kısacası rsl gönderme, ba's ortaya çıkarıp yürütme.
bu kökileحيي(hayat, ihya)
Hyy yaşatmayı anlatır. ba's uyku ve ölümden kaldırıp huzura çıkarma ve göreve başlatmadır. Kısacası Hyy yaşatır, ba's kaldırıp yürütür.
Müfessir diliyle
Durgunluğu kesip kişiyi/şeyi ortaya çıkarıp belirli bir maksat için harekete, vazifeye veya yola sevk etmek.
Kök, uyku ve ölüm gibi atıl hâllerden kaldırmayı anlatır; gece sonunda kalkış (6:60), ölümden sonra topluca kaldırılış (2:56; 22:7; 36:52) böyledir. Aynı kök, toplumsal alanda birini içlerinden seçip vazifelendirmeyi de ifade eder: elçi, şahit, önder kılma ve hüküm için ortaya çıkarma (2:129; 3:164; 16:36; 16:84; 16:89; 5:12; 28:59). Ayrıca bir topluluğun üzerine kudret unsurları salınması veya kişilerin sefere sürülmesi anlamında seferber etmeyi gösterir (6:65; 7:167; 17:5; 26:36; 18:19).
Somuttan soyuta
Önce bedensel-konkret kaldırma: uykudan uyandırma ve ölümden sonra kalkış (6:60; 2:259), ardından toplumsal-soyut alan: elçi/önder tayini ve düşmanların seferber edilmesi (2:247; 62:2; 17:5).
Kardeş köklerden farkı
موتile farkı
mwt, sönüş/sona eriş hâlini bildirir; baʿth bu hâlin ardından kişiyi/şeyi yeniden ortaya çıkarıp harekete geçirir (ölümden sonra kalkış, toplama ve huzura çıkarma).
رسلile farkı
rsl, iletinin ulaştırılması ve gönderim fiiline odaklanır; baʿth ise kişiyi ‘içlerinden’ çıkarıp göreve başlatma ve seferber etme tonunu taşır.
حييile farkı
Hyy, canlılık vermek/yaşatmak fiilidir; baʿth ise uyku/ölüm sonrası ya da gizlenmiş hâlden kalkış ve faal hâle geçişi vurgular.
Anlam alanları · 4
Ölüm/uyku/bekleyişten kaldırma
Atıl hâlin bitirilip kalkış ve huzura çıkarılış; bireysel uyanma ve topluca mahşere çıkarılma.
Risalet için içlerinden birini ortaya çıkarma
Bir topluma aralarından birini seçip ayet okuyan, öğreten, arındıran bir elçi kılma.
Şahitlik, önderlik ve hüküm için görevlendirme
Şahitleri huzura çıkarma, reis ve hakem atama, siyasal/ictimaî vazifelendirme.
Seferber etme ve yola çıkarma
Birey veya grupları bir işe sürme; bazen azap unsurlarını üzerlerine salma, bazen pratik bir göreve çıkarma.
Biçimlerin kullanımı
- بَعَثَ
- Kaldırmak/ortaya çıkarmak; ölüm/uyku sonrası kalkışı sağlamak; birini vazifelendirip seferber etmek.
- مَّبْعُوثُون
- Kaldırılıp huzura getirilecek olanlar; özellikle ölümden sonra ortaya çıkarılacaklar.
- بَعْث
- Ortaya çıkarma/kaldırma eylemi; özellikle yeniden kaldırılış günü.
- ٱنبِعَاث
- Kendiliğinden seferber olup ortaya çıkma; topluca harekete geçiş.
- ٱنبَعَثَ
- İleri atılmak, yola koyulmak; içten gelen bir çıkışla harekete geçmek.
Güven: Güçlü · incelenen 60 ayetin 39'i açıklandı (%65) · toplam 64 ayetten dengeli örnek
Ayetler hem biyolojik hem toplumsal bağlamlarda tutarlı biçimde ‘kaldırma ve seferber etme’ ekseninde birleşiyor.
Açık soru: Risalet bağlamında baʿth ile rsl arasındaki nüans bağlama göre değişir; bazı yerlerde örtüşme mümkündür.
Bu okuma Arapça metinden ve kökün geçtiği ayetlerden çıkarıldı; meal yalnızca yardımcı olarak kullanıldı. Ayete dayanmayan iddialar otomatik silindi. Ayetlere tıklayıp kendin tart.
Yoldaş kökler
Aynı ayetlerde bu kökle en sık birlikte geçenler. Bu bir istatistiktir, eş anlam iddiası değildir — farkı ders ortaya koyar.
Aldığı yüzler · 35
Aynı üç harf, bu kadar farklı kelime veriyor. Anlam ailesi burada görünür — sözlük anlamıdır, hüküm değildir.
Geçtiği ayetler · ilk 30
- 2:56Sonra şükredesiniz diye sizi ölümünüzün ardından yeniden diriltmiştikبَعَثنَٰكُم
- 2:129Ey bizim Rabbimiz, bir de onlara içlerinden öyle bir peygamber gönder ki, onlara senin âyetlerini tilavet eylesin, kendilerine kitabı ve hikmeti öğretsin, içlerini ve dışlarını tertemiz yapıp onları pâk eylesin. Hiç şüphesiz Azîz sensin, hikmet sahibi Sensinوَٱبعَث
- 2:213İnsanlar tek bir ümmetti. Ayrılmaları üzerine Allah, rahmetinin müjdecileri ve azabının habercileri olmak üzere peygamberler gönderdi ve beraberlerinde hak ile ilgili kitap indirdi ki, insanların, aralarında ihtilaf ettikleri şeyler hakkında hakem olsun. Bunda da sırf o kitap verilenler, kendilerine bunca deliller geldikten sonra tuttular, aralarındaki hırs ve kıskançlık yüzünden anlaşmazlığa düştüler. Bunun üzerine Allah kendi izniyle, iman edenleri, onların hakkında anlaşmazlığa düştükleri hakka, ulaştırdı. Allah, dilediğini doğru yola iletirفَبَعَثَ
- 2:246Baksana, İsrail oğullarının Musa'dan sonra ileri gelenlerine! Hani onlar, bir peygamberlerine: "Bize bir kumandan gönder de Allah yolunda savaşalım..." dediler. O da: "Size savaş farz kılınırsa, acaba yapmamazlık eder misiniz?" dedi. Onlar: "Bize ne oldu da yurtlarımızdan çıkarıldığımız ve çocuklarımızdan ayrıldığımız halde Allah yolunda savaşmayalım?" dediler. Bunun üzerine savaş kendilerine farz kılınınca da onlardan pek azı hariç, yüz çevirdiler. Ama Allah, o zalimleri bilirٱبعَث
- 2:247Peygamberleri onlara: "Allah, size hükümdar olmak üzere Talût'u gönderdi." demişti. Onlar: "Ona bizim üzerimize hükümdar olmak nereden geldi? Oysa hükümdarlığa biz ondan daha lâyıkız, ona maldan bir genişlik, bir bolluk da verilmemiştir." dediler. Peygamberleri de "Onu sizin başınıza Allah seçmiş ve ona bilgi ve vücut bakımından bir güç, bir genişlik vermiştir." dedi. Hem Allah, mülkünü dilediğine verir. Allah'ın rahmeti geniştir, o her şeyi bilirبَعَثَ
- 2:259Yahut o kimse gibisini (görmedin mi) ki, bir şehre uğramıştı, altı üstüne gelmiş, ıpıssız yatıyordu. "Bunu bu ölümünden sonra Allah, nerden diriltecek?" dedi. Bunun üzerine Allah onu yüz sene öldürdü, sonra diriltti, "Ne kadar kaldın?" diye sordu. Oda: "Bir gün, yahut bir günden eksik kaldım." dedi. Allah buyurdu ki: "Hayır, yüz sene kaldın, öyle iken bak yiyeceğine, içeceğine henüz bozulmamış, hele eşeğine bak, hem bunlar, seni insanlara karşı kudretimizin bir işareti kılalım diyedir. Hele o kemiklere bak, onları nasıl birbirinin üzerine kaldırıyoruz? Sonra onlara nasıl et giydiriyoruz?" Böylece gerçek ona açıkça belli olunca: "Şimdi biliyorum ki, Allah her şeye kadirdir." dediبَعَثَهُ
- 3:164Andolsun ki Allah, müminlere kendilerinden, onlara kendi âyetlerini okuyan, onları arındıran ve onlara kitab ve hikmeti öğreten bir Peygamber göndermekle büyük bir lütufta bulunmuştur. Oysa onlar, daha önce apaçık bir sapıklık içindeydilerبَعَثَ
- 4:35Eğer karıkoca arasının açılmasından endişeye düşerseniz bir hakem erkeğin tarafından, bir hakem de kadının ailesinden kendilerine gönderin. Bu arabulucu hakemler gerçekten barıştırmak isterlerse, Allah karıkoca arasındaki dargınlık yerine geçim verir. Şüphesiz ki Allah hakkıyla bilendir, her şeyin aslından haberdardırفَٱبعَثُواْ
- 5:12Allah, İsrailoğularından söz almıştı. İçlerinden on iki müfettiş göndermiştik... Allah şöyle demişti: " Ben, muhakkak sizinle beraberim. Namazı dosdoğru kıldığınız, zekatı verdiğiniz, peygamberlerime iman ettiğiniz ve onlara yardımda bulunduğunuz, (mallarınızı) Allah yolunda güzelce sarfettiğiniz takdirde, günahlarınızı mutlaka örter ve sizi altından ırmaklar akan cennetlere korum. Fakat sizden her kim de, bundan sonra küfrederse, dosdoğru yoldan sapmış olurوَبَعَثنَا
- 5:31Derken Allah bir karga gönderdi, ona kardeşinin cesedini nasıl gömeceğini göstermek için toprağı eşeliyordu. "Yazıklar olsun bana, şu karga kadar olup da kardeşimin cesedini gömmekten âciz miyim ben?" dedi ve pişman olanlardan olduفَبَعَثَ
- 6:29Dediler ki: " Dünya hayatımızdan başka bir hayat yoktur, biz diriltilecek değilizبِمَبعُوثِينَ
- 6:36Daveti ancak dinleyenler kabul ederler. Ölülere gelince, Allah onları diriltir, sonra O'na döndürülürlerيَبعَثُهُمُ
- 6:60Sizi geceleyin ölü gibi uyutan, gündüzün ne yaptıklarınızı bilen, sonra ölüm ânı gelinceye kadar gündüzleri sizi uyandırıp kaldıran O'dur. Sonunda da dönüşünüz ancak O'nadır. Sonra bütün yaptıklarınızı size O haber verecektirيَبعَثُكُم
- 6:65De ki: "O'nun üstünüzden ve ayaklarınızın altından azab göndermeye, yahut sizi fırkalara ayırıp kiminizin kiminize hıncını tattırmaya gücü yeter". Bak, âyetlerimizi nasıl inceden inceye açıklıyoruz ki, onlar iyice anlasınlarيَبعَثَ
- 7:14(İblis) dedi: (Bari) bana (insanların) tekrar diriltilecekleri güne kadar süre verيُبعَثُونَ
- 7:103Sonra onların arkasından Musa'yı mucizelerimizle Firavun'a ve topluluğuna gönderdik. Tuttular o mucizeleri inkâr ettiler. Ettiler de bak, o bozguncuların âkıbetleri nasıl olduبَعَثنَا
- 7:167O Vakit Rabbin işte şu ahdi ilan edip bildirdi ki: Kıyamet gününe kadar onlara en kötü muameleyi yapacak olan kimseleri başlarına gönderecektir. Muhakkak ki, Rabbin hızla cezalandırandır ve yine muhakkak ki O, çok affedici, çok merhametlidirلَيَبعَثَنَّ
- 9:46Eğer sizinle beraber cihada çıkmak isteselerdi, elbette onunla ilgili olarak bir takım hazırlıklar yaparlardı. Fakat Allah davranmalarını istemedi de onları yoldan alıkoydu ve (kendilerine): "oturun oturanlarla beraber" denildiٱنبِعَاثَهُم
- 10:74Sonra onun arkasından birçok peygamberleri kavimlerine gönderdik. Onlara açık mucizelerle geldiler. Fakat onlar bir defa yalan dediklerine sonuna kadar bir türlü inanmadılar. İşte biz, haddi aşanların kalblerini böyle mühürlerizبَعَثنَا
- 10:75Sonra bunların arkasından Musa ile Harun'u âyetlerimizle Firavun'a ve cemaatine gönderdik. İman etmeyi kibirlerine yediremediler ve günahkâr bir kavim oldularبَعَثنَا
- 11:7O, öyle bir Allah'dır ki, hanginizin daha güzel amel işleyeceğini imtihan etmek için gökleri ve yeri altı günde yarattı. Arşı da su üstündeydi. Onlara "öldükten sonra tekrar dirileceksiniz" dersen, o kâfirler de kesinlikle sana: " Bu apaçık bir sihirden başka birşey değildir." diyeceklerمَّبعُوثُونَ
- 15:36İblis: "Rabbim! Öyle ise insanların kabirlerinden kaldırılacakları güne (kıyamete) kadar bana mühlet ver" dediيُبعَثُونَ
- 16:21O putlar, hep ölüdürler, diri değildirler ve insanların öldükten sonra ne zaman dirileceklerini de bilmezlerيُبعَثُونَ
- 16:36Andolsun ki biz her ümmete, "Allah'a ibadet edin ve putlara tapmaktan sakının." diye bir peygamber gönderdik. Allah, bu ümmetlerden bir kısmına hidayet etti, bir kısmına da sapıklık hak olmuştur. Şimdi yer yüzünde bir gezip dolaşın da bakın ki, peygamberleri yalanlayanların sonunun ne olduğunu bir görünبَعَثنَا
- 16:38Kâfirler, "Allah ölen kimseyi diriltmez." diye en kuvvetli yeminleriyle Allah'a yemin ettiler. Hayır, bu ölüleri diriltmek, Allah'ın kendisine karşı bir vaadidir. Ancak insanların çoğu bunu bilmezlerيَبعَثُ
- 16:84Her ümmetten bir şahid getireceğimiz gün, artık kâfirlere ne izin verilecek, ne de onlardan özür dilemeleri istenecektirنَبعَثُ
- 16:89Biz o gün, her ümmet içinde, kendilerinden kendi üzerlerine bir şahit göndereceğiz. Seni de onların üzerine şahit getireceğiz. Bu kitabı da, her şeyi açıklayan ve müslümanlara doğruyu gösteren bir rehber, bir rahmet kaynağı ve bir müjdeleyici olarak indirdikنَبعَثُ
- 17:5Birincisinin zamanı gelince, üzerinize güçlü kuvvetli kullarımızı gönderdik. Onlar, evlerin aralarına girip araştırdılar. Bu yerine getirilmesi gereken bir vaad idiبَعَثنَا
- 17:15Kim doğru yola gelirse sırf kendi iyiliği için gelir. Kim de saparsa ancak kendi aleyhine sapar. Hiçbir günahkar başkasının günah yükünü çekmez. Biz bir Peygamber göndermedikçe, hiç kimseye azab edecek değilizنَبعَثَ
- 17:49Bir de onlar dediler ki: "Biz, bir kemik yığını olduğumuz ve ufalanıp toz olduğumuz vakit mi, gerçekten biz mi, yeni bir yaratılışla diriltileceğizلَمَبعُوثُونَ
Bu kök 64 ayette geçiyor; ilk 30 tanesi gösteriliyor.
Kök ve kelime çözümlemesi Quranic Arabic Corpus'tan (GNU GPL). NÛR burada anlam yorumu yapmaz.