Kök
موت
Kur'an'da 165 yerde, 142 ayette geçer.
Önerilen okuma
Kur'an içi çıkarımKısaca
Mesela yağmur almamış, çatlamış bir tarla ya da yol kenarında bir leş düşün. Kur'an bu kökle, yaşayan düzenin sönüp kaldığı son durağı anlatır. Yani insan için canın alınmasıdır; bu sona ulaştırma ve vaktinin yazılı oluşu da dahildir.
Tanıdık kelimelerle kıyas
bu kökileبعث(Baas)
Ölüm sona erdirir. ba's yani yeniden kaldırma, bu sondan sonra çıkarır ve yürütür. Kısacası ölüm bitiş, ba's sonrası başlatma.
bu kökileحيي(hayat, ihya)
Hayat vermek başlatır ve sürdürür. Ölüm ise bu akışı keser. Kısacası hayat verir ve yürütür, ölüm bitirir.
bu kökileنشر(neşir, neşretmek)
Ölüm kapatır. Neşir, bu kapanıştan sonra topluca çıkarma işidir. Kısacası ölüm bitiş, neşir dışarı çıkarma.
Müfessir diliyle
Canlı faaliyetin kesilip varlığın atıl kaldığı son durak; bu sona ulaştırma ve bu akıbetin belirlenmişliği.
Lafız, hem olay/hal (موت)، hem fiil (مات، أمات)، hem de niteleme (ميت، ميتة) olarak gelir; özne çoğu yerde Allah’tır (أمات)، insan için ise gerçekleşen nihai kesinti anlatılır (3:145, 32:11). Aynı kök, kurumuş toprak (2:164, 30:24) ve leş (2:173) gibi somut cansızlıklar için de kullanılır; böylece ortak asıl, yaşayan düzenin sönmesi olarak görünür.
Somuttan soyuta
Önce somut: kurumuş yer ve leş (2:164, 2:173), sonra insanın canının alınması ve kaçınılmaz son (21:35, 62:8), nihayet mecazî/ahlakî kapanma ve ahiret safhaları (6:122, 44:56).
Kardeş köklerden farkı
بعثile farkı
موت sonlandırmayı ve cansız hâli bildirir; بعث bu sondan sonra yeniden kaldırma/çıkarma ve sevketmeyi ifade eder; iki eylem ardışık verilir.
حييile farkı
حيي canlılığı verme/sürdürme iken، موت onu geri çekme/sona erdirme işidir; karşıt çift olarak zikredilir.
نشرile farkı
نشر, sondan sonra topluca çıkarma-yayma (nüşûr) safhasını anlatır; موت ve حياة’dan ayrıca sayılır.
Anlam alanları · 5
Canın alınması (insan/hayvan)
Kişinin canının alınması, ecelin gelmesi; fail çoğunlukla Allah’tır, melek bu işte vekildir.
Toprağın sönmesi (kurak, verimsiz hâl)
Su gelmeden önce yerin hareketsiz, ürünsüz oluşu; sonrasında canlanma karşıt sahne olarak verilir.
Leş (fiilen cansız hayvan gövdesi)
Kendiliğinden ölmüş hayvanın eti/gövdesi için özel isimleşmiş kullanım.
Kaçınılmazlık ve korku
Bu sona kaçış yoktur; insana ansızın ulaşır, ondan sakınma-korku sahnelenir.
Mecaz ve ahiret safhaları
Dünyevî duyarsızlık/karanlık için mecazî cansızlık ve “ilk/tek” son ile ebedî safhanın ayrımı.
Biçimlerin kullanımı
- مَوْت
- Canlı düzenin sönmesi olarak olay/hal; tadılan, korkulan, hükme bağlanan son.
- مَاتَ
- Öznenin bu sona ulaşması; intransitif gerçekleşme ve yazgı bildirimi.
- أَمَاتَ
- Bir varlığı bu sona ulaştırmak; faili Allah olarak bildirilen fiil.
- مَيِّت
- Cansız olan yahut bu sona yazgılı bulunan; kişi/yer için niteleme.
- مَيْتَة
- Kendiliğinden ölen hayvanın gövdesi (leş).
- مَمَات
- Bu sona erişin safhası/akıbetin adı.
Güven: Güçlü · incelenen 63 ayetin 22'i açıklandı (%35) · toplam 143 ayetten dengeli örnek
Kök farklı bağlamlarda çok sayıda ayette yer alır ve hepsinde canlılığın sönmesi ortak noktasıdır.
Açık soru: مَيِّت ile مَيْت nüansı (fiilen cansızlık mı, kaçınılmaz akıbet mi) bazı yerlerde tam ayrışmayabilir.
Bu okuma Arapça metinden ve kökün geçtiği ayetlerden çıkarıldı; meal yalnızca yardımcı olarak kullanıldı. Ayete dayanmayan iddialar otomatik silindi. Ayetlere tıklayıp kendin tart.
Yoldaş kökler
Aynı ayetlerde bu kökle en sık birlikte geçenler. Bu bir istatistiktir, eş anlam iddiası değildir — farkı ders ortaya koyar.
Aldığı yüzler · 68
Aynı üç harf, bu kadar farklı kelime veriyor. Anlam ailesi burada görünür — sözlük anlamıdır, hüküm değildir.
Geçtiği ayetler · ilk 30
- 2:19Yahut (onların durumu), gökten boşanan, içinde karanlıklar, gök gürlemesi ve şimşek(ler) bulunan bir yağmur(a tutulmuşun hali) gibidir. Yıldırımlardan ölmek korkusuyla parmaklarını kulaklarına tıkarlar. Oysa Allah, inkârcıları tamamen kuşatmıştırٱلمَوتِ
- 2:28Allah'ı nasıl inkâr edersiniz ki, ölü idiniz sizleri diriltti. Sonra sizleri yine öldürecek, sonra yine diriltecek, sonra da döndürülüp ona götürüleceksinizأَموَٰتٗا
- 2:56Sonra şükredesiniz diye sizi ölümünüzün ardından yeniden diriltmiştikمَوتِكُم
- 2:73İşte bundan dolayı, o sığırın bir parçası ile o ölüye vurun, dedik. Allah ölüleri işte böyle diriltir ve size âyetlerini gösterir, belki aklınızı başınıza toplarsınızٱلمَوتَىٰ
- 2:94De ki; Allah yanında ahiret yurdu (cennet) başkalarının değil de yalnızca sizin ise, eğer iddianızda da sadık iseniz haydi hemen ölümü temenni ediniz, ölmeyi cana minnet bilinizٱلمَوتَ
- 2:132Bu dini İbrahim, kendi oğullarına vasiyyet etti, Yakub da öyle yaptı: "Ey oğullarım! Muhakkak ki, bu dini size Allah seçti, başka dinlerden uzak durun, yalnızca müslüman olarak can verin!" dediتَمُوتُنَّ
- 2:133Yoksa siz de olaya şahit mi oldunuz; Yakub'a ölüm hali gelip çattığı zaman, oğullarına; "Benden sonra neye ibadet edeceksiniz?" dediği zaman, oğulları; "Senin Allah'ına ve ataların İbrahim, İsmail ve İshak'ın Allah'ına, tek olan o Allah'a ibadet edeceğiz. Biz ancak O'na boyun eğen müslümanlarız." dedilerٱلمَوتُ
- 2:154Allah yolunda öldürülenlere "ölüler" demeyin. Hayır, onlar diridirler. Fakat siz sezemezsinizأَموَٰتُ
- 2:161Ama âyetlerimizi inkar etmiş ve kâfir olarak can vermiş olanlara gelince, işte Allah'ın laneti, meleklerin laneti ve insanların laneti hep onların üzerine olsunوَمَاتُواْ
- 2:164Şüphesiz göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelişinde, insanlara yarar şeylerle denizde akıp giden gemide, Allah'ın yukarıdan bir su indirip de onunla yeri ölümünden sonra diriltmesinde, diriltip de üzerinde deprenen hayvanları yaymasında, rüzgarları değiştirmesinde, gök ile yer arasında emre hazır olan bulutta şüphesiz akıllı olan bir topluluk için elbette Allah'ın birliğine deliller vardırمَوتِهَا
- 2:173O, size yalnız şunları haram kıldı: Ölü hayvan, kan, domuz eti, bir de Allah'tan başkası adına kesilen hayvanlar. Sonra kim bunlardan yemeye mecbur kalırsa, başkasının hakkına tecavüz etmemek ve zaruret ölçüsünü geçmemek şartıyla ona da bir günah yükletilmez. Çünkü Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhametlidirٱلمَيتَةَ
- 2:180Birinize ölüm geldiği vakit, bir hayır (bir mal) bırakacaksa, babası, anası ve en yakın akrabası için meşru bir surette vasiyet etmek, Allah'tan korkan kimseler üzerine yerine getirilmesi vacib bir hak olarak size farz kılındıٱلمَوتُ
- 2:217Ey Muhammed! Sana haram aydan ve o ayda savaşmaktan soruyorlar. De ki: O ayda savaşmak, büyük bir günahtır. Bununla beraber Allah yolundan alıkoymak, O'nu inkar etmek, insanları, Mescidi Haram'dan menetmek ve halkını oradan çıkarmak, Allah yanında daha büyük bir günahtır ve fitne, öldürmekten daha büyük bir vebaldir. Onlar, güçleri yeterse, sizi dininizden döndürmek için sizinle savaşmaktan hiçbir zaman geri durmazlar. Sizden de her kim, dininden döner ve kâfir olarak can verirse artık onların bütün amelleri, dünyada ve ahirette boşa gitmiştir. İşte onlar, cehennemliklerdir. Onlar orada ebedi olarak kalacaklardırفَيَمُت
- 2:243Görmedin mi o kimseleri ki kendileri binlerce kişi iken ölüm korkusuyla yurtlarından çıktılar. Allah da kendilerine "ölün!" dedi, sonra da onlara bir hayat verdi. Şüphesiz ki Allah, insanlara karşı bir lütuf sahibidir. Fakat insanların pek çokları şükretmezlerٱلمَوتِ
- 2:258Allah, kendisine hükümdarlık verdi diye, Rabbi hakkında İbrahim'le tartışanı görmedin mi? Hani İbrahim, ona: "Benim Rabbim odur ki, hem diriltir, hem öldürür." dediği zaman: "Ben de diriltir ve öldürürüm." demişti. İbrahim: "Allah güneşi doğudan getiriyor, haydi sen onu batıdan getir!" deyince o inkâr eden herif şaşırıp kaldı. Öyle ya, Allah zalimler topluluğunu doğru yola iletmezوَيُمِيتُ
- 2:259Yahut o kimse gibisini (görmedin mi) ki, bir şehre uğramıştı, altı üstüne gelmiş, ıpıssız yatıyordu. "Bunu bu ölümünden sonra Allah, nerden diriltecek?" dedi. Bunun üzerine Allah onu yüz sene öldürdü, sonra diriltti, "Ne kadar kaldın?" diye sordu. Oda: "Bir gün, yahut bir günden eksik kaldım." dedi. Allah buyurdu ki: "Hayır, yüz sene kaldın, öyle iken bak yiyeceğine, içeceğine henüz bozulmamış, hele eşeğine bak, hem bunlar, seni insanlara karşı kudretimizin bir işareti kılalım diyedir. Hele o kemiklere bak, onları nasıl birbirinin üzerine kaldırıyoruz? Sonra onlara nasıl et giydiriyoruz?" Böylece gerçek ona açıkça belli olunca: "Şimdi biliyorum ki, Allah her şeye kadirdir." dediمَوتِهَا
- 2:260Bir zamanlar İbrahim de: "Ey Rabbim! Ölüleri nasıl dirilttiğini bana göster!" demişti. Allah: "İnanmadın mı ki?" buyurdu. İbrahim: "İnandım, fakat kalbim iyice yatışsın diye istiyorum." dedi. Allah buyurdu ki: "Öyle ise kuşlardan dördünü tut da onları kendine çevir, iyice tanıdıktan sonra (kesip) her dağın başına onlardan birer parça dağıt, sonra da onları çağır, koşa koşa sana gelecekler ve bil ki, Allah gerçekten çok güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidirٱلمَوتَىٰ
- 3:27Geceyi gündüzün içine sokarsın, gündüzü gecenin içine sokarsın; ölüden diri çıkarırsın, diriden ölü çıkarırsın. Dilediğine de hesapsız rızık verirsinٱلمَيِّتِ
- 3:49Allah onu İsrailoğullarına (şöyle diyecek) bir peygamber olarak gönderir: "Şüphesiz ki ben size Rabbinizden bir âyet (mucize, belge) getirdim: Size, kuş biçiminde çamurdan birşey yaparım da içine üflerim, Allah'ın izniyle o, kuş olur; anadan doğma körü ve alacalıyı iyileştiririm ve Allah'ın izniyle ölüleri diriltirim. Evlerinizde ne yiyor ve neleri biriktiriyorsanız size haber veririmٱلمَوتَىٰ
- 3:91Muhakkak ki inkâr edenler ve kâfir oldukları halde de ölenler, yeryüzü dolusu altın fidye verseler bile hiç birisinden asla kabul edilmeyecektir. İşte dayanılmaz azab onlar içindir. Onların hiçbir yardımcıları da yokturوَمَاتُواْ
- 3:102Ey iman edenler! Allah'tan, O'na yaraşır şekilde korkun ve ancak müslümanlar olarak can verinتَمُوتُنَّ
- 3:119İşte siz öyle kimselersiniz ki, onları seversiniz, halbuki onlar sizi sevmezler, siz kitap(lar)ın hepsine inanırsınız, onlarsa sizinle buluştukları zaman "inandık" derler. Başbaşa kaldıkları zaman da kinlerinden dolayı parmaklarının uçlarını ısırırlar. De ki: "kininizle geberin!". Şüphesiz ki Allah göğüslerin (gönüllerin) özünü bilirمُوتُواْ
- 3:143Andolsun ki siz ölümle karşılaşmadan önce onu arzuluyordunuz. İşte onu gördünüz, ama bakıp duruyorsunuzٱلمَوتَ
- 3:144Muhammed, ancak bir peygamberdir. Ondan önce de peygamberler gelip geçmiştir. Şimdi o ölür veya öldürülürse gerisin geriye (eski dininize) mi döneceksiniz? Kim (böyle) geri dönerse, Allah'a hiçbir şekilde zarar veremez. Allah şükredenleri mükafatlandıracaktırمَّاتَ
- 3:145Allah'ın izni olmadıkça hiçbir kimseye ölmek yoktur. (Ölüm) belirli bir süreye göre yazılmıştır. Kim dünya menfaatini dilerse, kendisine ondan veririz. Kim de ahiret sevabını isterse ona da ondan veririz. Biz şükredenleri mükafatlandıracağızتَمُوتَ
- 3:156Ey iman edenler! Sizler inkâr edenler ve yeryüzünde sefere veya savaşa çıkan kardeşleri için: "Eğer bizim yanımızda olsalardı ölmezlerdi ve öldürülmezlerdi." diyenler gibi olmayın. Allah bunu, onların kalplerine bir hasret (yarası) olarak koydu. Allah, diriltir ve öldürür. Allah yaptıklarınızı görmektedirمَاتُواْ
- 3:157Eğer Allah yolunda öldürülür veya ölürseniz, Allah'ın bağışlaması ve rahmeti, (sizin için) onların topladıkları (dünyalıkları)ndan daha hayırlıdırمُتُّم
- 3:158Andolsun, ölseniz de, öldürülseniz de Allah'ın huzurunda toplanacaksınızمُّتُّم
- 3:168Kendileri oturup kaldıkları halde kardeşleri için: "Eğer bize uysalardı öldürülmezlerdi" dediler. Onlara de ki: "Eğer iddianızda doğru iseniz, kendinizden ölümü uzaklaştırınızٱلمَوتَ
- 3:169Allah yolunda öldürülenleri sakın ölüler sanma. Bilakis onlar diridirler, Rab'leri katında rızıklanmaktadırlarأَموَٰتَا
Bu kök 142 ayette geçiyor; ilk 30 tanesi gösteriliyor.
Kök ve kelime çözümlemesi Quranic Arabic Corpus'tan (GNU GPL). NÛR burada anlam yorumu yapmaz.