Kök
كيف
Kur'an'da 83 yerde, 83 ayette geçer.
Önerilen okuma
Kur'an içi çıkarımKısaca
Elinde kurumuş bir kemik düşün. Biri soruyor: Bu tekrar nasıl canlanır? Kur’an’daki kayfa tam bu “nasıl”ı sorar. Mesela göğün nasıl kurulduğu ya da kuşların nasıl toplandığı. Sonra geçmişte işlerin nasıl sona erdiğine bak der. En sonda da sizin hükmünüz nasıl oluyor diye aklı yoklar.
Türkçedeki izi
- keyif
- Aynı kökten gelir; Türkçede neşe anlamına kaymıştır.
- keyfiyet
- Aynı kökten; eski dilde “nasıl oluş, nitelik” demektir.
Tanıdık kelimelerle kıyas
bu kökileدري()
dry bilip bilmemeyi söyler. kayfa bir şeyi bilmekten çok, onun nasıl olduğuna odaklanır. Kısacası dry bilgi var mı yok mu der, kayfa işin yolunu sorar.
bu kökileعقب(akıbet, akabinde, takip)
Eqb sonucu, sonu ad olarak söyler. kayfa o sonucun hangi biçimde ortaya çıktığını gösterir. Kısacası Eqb sonuçtur, kayfa sonucun nasılına ışık tutar.
bu kökileنظر(nazar, nazır, manzara)
nZr bakmak ve incelemektir. kayfa bu bakışta neye bakacağını söyler: nasıl olduğuna. Kısacası nZr bak, kayfa nasılına bak der.
Müfessir diliyle
Bir işin oluş hey’etini, düzenini ve mevcut durumunu sorgulayan yahut ifşa eden istifham edatı.
Kayfa, fiilin ‘ne suretle’ gerçekleştiğini hedef alır: yaratma ve diriltmenin tarzını isteme/gösterme (2:259; 2:260; 29:20; 50:6; 88:17-18) ve tarihî neticenin mahiyetini teşhir (6:11; 27:51; 28:40). Hükmün usulünü sorgulayıp aklî zemini açığa çıkarır (10:35; 37:154), imkânsızlık/ayıplama taşır (2:28; 3:86; 5:43; 6:81). Ayrıca uyarı ve cezanın niteliğini bildirir (13:32; 54:16; 67:17-18).
Somuttan soyuta
Önce somut-sensörik tasarıma yönelir: kemiklerin kaldırılışı ve kuşların toplanışı (2:259-260), göğün bina edilişi (50:6; 71:15; 88:17-18). Oradan tarihî-moral neticenin biçimine (6:11; 27:51) ve nihayet zihnî yargının işleyişine uzanır (10:35; 37:154).
Kardeş köklerden farkı
دريile farkı
دري bilip-bilmeme bilgisini konu eder (42:52; 45:32), كيف ise bilginin kendisini değil, olayın/fiilin tarzını hedefler (29:20; 50:6; 88:17).
عقبile farkı
عقب nihai netice/akıbet adıdır; كيف bu neticenin ‘hangi surette’ tecelli ettiğini sorar/gösterir: كيف كانت عاقبة... (6:11; 27:51; 28:40).
نظرile farkı
نظر bakma/inceleme fiilidir; كيف ise bu bakışın hedef parametresini, yani ‘tarz ve hey’et’i belirler: انْظُرُوا كَيْفَ... (6:11; 29:20; 50:6; 5:75).
Anlam alanları · 5
Yaratış ve diriltmenin işleyişi
Fiilin gerçekleşme usulünü isteme ya da gösterme: yaratmanın ve diriltmenin ‘ne şekilde’ vuku bulduğu.
Tarihî neticenin sureti
Geçmiş toplulukların uğradığı nihai neticenin mahiyetini teşhir eden kullanım.
İtiraz ve imkânsızlık (istifham-ı inkârî)
Aklen/ahlâken zemini olmayan tutuma itiraz; ‘hangi şartla bu mümkün?’ sorgusu.
Uyarı ve cezanın niteliği
İlâhî yakalayış ve uyarının ‘nasıl’lığını bildiren/tehdit eden söylem.
Beyan ve temsilin yolu
Misal ve açıklamanın kurulma biçimine dikkat çeken kullanım.
Güven: Güçlü · incelenen 60 ayetin 37'i açıklandı (%62) · toplam 83 ayetten dengeli örnek
Çok sayıdaki ve farklı bağlamlardaki örnekler kökün ‘tarz/hey’et’ eksenli anlamını tutarlı biçimde gösteriyor.
Açık soru: Bazı yerlerde ‘hal’ (mevcut durum) ile ‘usul’ (işleyiş) arasındaki vurgu geçişkendir; bağlamı ayırmak gerekir.
Bu okuma Arapça metinden ve kökün geçtiği ayetlerden çıkarıldı; meal yalnızca yardımcı olarak kullanıldı. Ayete dayanmayan iddialar otomatik silindi. Ayetlere tıklayıp kendin tart.
Yoldaş kökler
Aynı ayetlerde bu kökle en sık birlikte geçenler. Bu bir istatistiktir, eş anlam iddiası değildir — farkı ders ortaya koyar.
Aldığı yüzler · 3
Aynı üç harf, bu kadar farklı kelime veriyor. Anlam ailesi burada görünür — sözlük anlamıdır, hüküm değildir.
Geçtiği ayetler · ilk 30
- 2:28Allah'ı nasıl inkâr edersiniz ki, ölü idiniz sizleri diriltti. Sonra sizleri yine öldürecek, sonra yine diriltecek, sonra da döndürülüp ona götürüleceksinizكَيفَ
- 2:259Yahut o kimse gibisini (görmedin mi) ki, bir şehre uğramıştı, altı üstüne gelmiş, ıpıssız yatıyordu. "Bunu bu ölümünden sonra Allah, nerden diriltecek?" dedi. Bunun üzerine Allah onu yüz sene öldürdü, sonra diriltti, "Ne kadar kaldın?" diye sordu. Oda: "Bir gün, yahut bir günden eksik kaldım." dedi. Allah buyurdu ki: "Hayır, yüz sene kaldın, öyle iken bak yiyeceğine, içeceğine henüz bozulmamış, hele eşeğine bak, hem bunlar, seni insanlara karşı kudretimizin bir işareti kılalım diyedir. Hele o kemiklere bak, onları nasıl birbirinin üzerine kaldırıyoruz? Sonra onlara nasıl et giydiriyoruz?" Böylece gerçek ona açıkça belli olunca: "Şimdi biliyorum ki, Allah her şeye kadirdir." dediكَيفَ
- 2:260Bir zamanlar İbrahim de: "Ey Rabbim! Ölüleri nasıl dirilttiğini bana göster!" demişti. Allah: "İnanmadın mı ki?" buyurdu. İbrahim: "İnandım, fakat kalbim iyice yatışsın diye istiyorum." dedi. Allah buyurdu ki: "Öyle ise kuşlardan dördünü tut da onları kendine çevir, iyice tanıdıktan sonra (kesip) her dağın başına onlardan birer parça dağıt, sonra da onları çağır, koşa koşa sana gelecekler ve bil ki, Allah gerçekten çok güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidirكَيفَ
- 3:6Sizi, rahimlerde dilediği gibi şekillendiren O'dur. Kendisinden başka tanrı olmayan, şan, şeref ve hikmet sahibi olan O'durكَيفَ
- 3:25O geleceğinde hiç şüphe olmayan günde kendilerini bir araya topladığımız ve hiç kimseye haksızlık edilmeden herkese ne kazandıysa tamamen ödendiği vakit halleri nasıl olacaktırفَكَيفَ
- 3:86İnandıktan, Peygamber'in hak olduğuna şehadet ettikten ve kendilerine açık deliller geldikten sonra, inkâra sapan bir milleti Allah nasıl doğru yola eriştirir? Allah zalimler güruhunu doğru yola iletmezكَيفَ
- 3:101Size Allah'ın âyetleri okunup dururken ve Allah'ın elçisi de aranızda iken nasıl inkâra saparsınız? Kim Allah'a sımsıkı bağlanırsa, kesinlikle doğru yola iletilmiştirوَكَيفَ
- 3:137Muhakkak ki sizden önce birçok olaylar, şeriatler gelip geçmiştir. Yeryüzünde gezin, dolaşın da yalancıların sonunun nasıl olduğunu bir görünكَيفَ
- 4:21Birbirinizle kaynaşıp başbaşa kalmışken ve onlar sizden kuvvetli bir teminat almışken verdiğinizi nasıl geri alabilirsinizوَكَيفَ
- 4:41Her ümmetten bir şahit getirdiğimiz ve seni de onların üzerine bir şahit yaptığımız zaman bakalım kâfirlerin hali ne olacakفَكَيفَ
- 4:50Bak nasıl da Allah'a yalan uyduruyorlar. Apaçık bir günah olarak bu yeterكَيفَ
- 4:62Ya nasıl, elleriyle yaptıkları yüzünden başlarına bir felaket gelince, hemen sana geldiler de: "Biz sadece iyilik etmek ve arayı bulmak istedik." diye Allah'a yemin ediyorlarفَكَيفَ
- 5:31Derken Allah bir karga gönderdi, ona kardeşinin cesedini nasıl gömeceğini göstermek için toprağı eşeliyordu. "Yazıklar olsun bana, şu karga kadar olup da kardeşimin cesedini gömmekten âciz miyim ben?" dedi ve pişman olanlardan olduكَيفَ
- 5:43İçinde Allah'ın hükmü bulunan Tevrat yanlarında dururken seni nasıl hakem yapıyorlar da ondan sonra da dönüveriyorlar? Onlar inanıcı değillerdirوَكَيفَ
- 5:64Yahudiler, "Allah'ın eli çok sıkıdır" dediler. Söyledikleri söz sebebiyle onların elleri bağlansın ve lanete uğrasınlar! Aksine Allah'ın elleri açıktır, dilediği gibi verir. Andolsun, Rabbinden sana indirilen, onların çoğunun azgınlığını ve küfrünü azdırıyor. Biz, onların aralarına tâ kıyamete kadar düşmanlık ve kin atmışızdır. Ne zaman savaş için bir ateş yakmışlarsa, Allah onu söndürmüştür. Onlar yeryüzünde bozğunculuğa koşarlar. Şüphesiz Allah bozguncuları sevmezكَيفَ
- 5:75Meryem'in oğlu Mesih (İsa), sadece bir peygamberdir. Ondan önce de peygamberler gelip geçmiştir. Anası da dosdoğru bir kadındır. Her ikisi de yemek yerlerdi. Bak onlara âyetleri nasıl açıklıyoruz. Sonra yine bak nasıl yüz çeviriyorlarكَيفَ
- 6:11De ki: "Yeryüzünde dolaşın da yalanlayanların sonu nasıl olmuş, görünكَيفَ
- 6:24Bak, vicdanlarına karşı nasıl yalan söylediler! O uydurdukları putlar da kendilerinden kaybolup gittiكَيفَ
- 6:46De ki: "Söyleyin bakalım, eğer Allah kulaklarınızı ve gözlerinizi alır da kalblerinize mühür vurursa, Allah'tan başka onları size getirecek tanrı kimdir?". Dikkat et, âyetlerimizi nasıl türlü türlü açıklıyoruz, sonra da onlar yüz çeviriyorlarكَيفَ
- 6:65De ki: "O'nun üstünüzden ve ayaklarınızın altından azab göndermeye, yahut sizi fırkalara ayırıp kiminizin kiminize hıncını tattırmaya gücü yeter". Bak, âyetlerimizi nasıl inceden inceye açıklıyoruz ki, onlar iyice anlasınlarكَيفَ
- 6:81Hakkında hiçbir delil indirmediği halde, siz Allah'a ortak koşmaktan korkmuyorsunuz da, ben sizin ortak koştuklarınızdan nasıl korkarım?" Eğer bilirseniz söyleyin, bu iki topluluktan hangisi güven içinde olmaya daha layıktırوَكَيفَ
- 7:84Ve üzerlerine bir (azab) yağmuru yağdırdık. Bak ki günahkârların sonu nasıl olduكَيفَ
- 7:86Tehdit ederek, inananları Allah yolundan alıkoyarak ve o yolun eğriliğini arayarak öyle her yolun başında oturmayın. Düşünün ki siz az idiniz de O sizi çoğalttı. Bakın ki bozguncuların sonu nasıl olmuşturكَيفَ
- 7:93(Şu'ayb) onlardan öteye döndü de: "Ey kavmim! dedi, ben size Rabbimin gönderdiği gerçekleri duyurdum ve size öğüt verdim, artık kâfir bir kavme nasıl acırımفَكَيفَ
- 7:103Sonra onların arkasından Musa'yı mucizelerimizle Firavun'a ve topluluğuna gönderdik. Tuttular o mucizeleri inkâr ettiler. Ettiler de bak, o bozguncuların âkıbetleri nasıl olduكَيفَ
- 7:129Kavmi de dediler ki: "Sen bize gelmeden önce de eziyet gördük, sen geldikten sonra da." Musa dedi ki: "Umulur ki, Rabbiniz düşmanlarınızı helak edip de sizi yeryüzünde halife kılacaktır ve sizin nasıl işler yaptığınıza bakacaktırكَيفَ
- 9:7O müşriklerin Allah katında ve Resulü katında herhangi bir ahdi nasıl olabilir? Ancak Mescidi Haram yanında antlaşma yaptıklarınız var ki, bunlar size karşı doğru durdukça siz de onlara doğru olun. Allah (hainlikten) sakınanları elbette severكَيفَ
- 9:8Onlarla nasıl sözleşme olabilir ki, sizin aleyhinize ellerine bir fırsat geçse, hakkınızda ne bir antlaşma gözetirler, ne de bir yemin. Dil ucuyla sizi hoşnud etmeye çalışırlar, fakat kalbleri o kadarına da razı olmaz. Zaten onların çoğu fasıktırlarكَيفَ
- 10:14Sonra onların ardından sizi yeryüzüne halifeler yaptık ki, bakalım nasıl ameller işleyeceksinizكَيفَ
- 10:35De ki, "Ortak koştuklarınızdan doğru yolu gösterecek olan var mıdır?" Deki, "Allah, hak olan doğru yola hidayet eder. O halde doğru yola hidayet eden mi kendisine uyulmaya daha layıktır, yoksa kendisine yol gösterilmeyince onu bulamayan mı daha layıktır. O halde ne oluyorsunuz? Nasıl hükmediyorsunuzكَيفَ
Bu kök 83 ayette geçiyor; ilk 30 tanesi gösteriliyor.
Kök ve kelime çözümlemesi Quranic Arabic Corpus'tan (GNU GPL). NÛR burada anlam yorumu yapmaz.