Kök

نعم

Kur'an'da 140 yerde, 128 ayette geçer.

Önerilen okuma

Kur'an içi çıkarım

Kısaca

Bir çadırın gölgesinde oturduğunu düşün: deriler, yünler, süt. Bunlar hayatı kolaylaştıran bağışlar; sonra kalpler yumuşar, kavga diner, saldırı eli çekilir ve doğru yol gösterilir. Bu tanınır ve şükredilirse, insanı sürekli sevinç yurduna götürür.

Türkçedeki izi

nimet
Günlük dilde rızık ve iyilik için kullanılır.
Naim
Erkek adı; kökteki sevinç ve huzur anlamıyla bağlantılı.

Tanıdık kelimelerle kıyas

  • bu kökileالو(âlâ, ulvi)

    Nîmet alanda oluşan esenliktir. Âlâ dışarıdan görülen üstün işaretleri ve sayılabilir delilleri anlatır. Kısacası nîmet his, âlâ işarettir.

    • 55:13Burada sayarak sorar: hangi nimetleri yalanlıyorsunuz. Gözle görülen delillere çağırır.
    • 5:11Burada saldırı eli çekiliyor. Oluşan güven ve esenlik anlatılır.
  • bu kökileفضل(fazla, fazilet)

    Fazl verilen artı paydır. Nîmet esenliğin kendisidir. Kısacası fazl fazla, nîmet huzurdur.

    • 3:174Lütuf ve nimet birlikte anılır; artı pay vurgusu var.
    • 14:34Saymakla bitmeyen rızıkların oluşturduğu esenlik anlatılır.
  • bu kökileترف(lüks, şatafat)

    Teref şımartan, taşkın refahtır ve yozlaştırır. Nîmet meşru esenliktir, nankörlük onu bozar. Kısacası teref şımarıklık, nîmet dengedir.

    • 11:116Refahın peşine düşüp bozulmayı anlatır.
    • 16:83Nîmet bilinir ama inkâr edilir; bozulma böyle başlar.

Müfessir diliyle

Dışarıdan bağışla verilen, zararı savıp yaşamı rahat ve dengeli kılan esenlik ve bolluk hâli.

Bu kök, koruyup kurtaran ve hâli iyileştiren bağışları kapsar (3:103; 5:11; 14:6; 37:57; 68:49). Geçim veren ve düzeni tamamlayan ihsanları da içine alır (14:34; 16:53; 5:6; 5:110). Bu hâl tanınıp inkâr edilebilir veya yerli-yersiz değiştirilmek istenebilir (16:83; 2:211), ve kalıcı sevinç yurduna uzanan bir ufuk gösterir (5:65; 10:9; 83:22).

Somuttan soyuta

Önce duyulur-dokunulur kolaylıklar ve geçim vasıtaları belirir: davarlar, derilerinden evler, yünlerinden eşyalar (16:5; 16:80; 22:28). Oradan toplumsal kurtarılış ve hidayetle genişler (3:103; 1:7), nihayette ebedî sevinç diyarına varır (5:65; 83:22).

Kardeş köklerden farkı

  • الوile farkı

    Ālâ’ dıştan görülen kudret nişânelerini ve sayılabilir delilleri öne çıkarır (7:69; 55:13), نعم ise alıcıda oluşan esenlik ve refah hâlini vurgular (5:11; 14:34).

  • فضلile farkı

    Faḍl, ölçüyü aşan artı payı ve fazlalığı belirtir (2:268; 2:105); نعم ise esenlikli hâlin bizzat kendisini ve onun bağışını anlatır; ikisi yan yana gelebilir (3:174; 49:8).

  • ترفile farkı

    Taraf, şımartan taşkın refah ve ona eşlik eden yozlaşmayı anlatır (11:116; 56:45); نعم ise meşru ihsan ve esenlik olup nankörlükle bozulabilir ama özü itibarıyla hayırdır (16:83; 39:49).

Anlam alanları · 5

  1. Bağışlanan esenlik ve kurtarış

    Düşmanlıktan kardeşliğe, tecavüzden korunmaya ve ateşten kurtarılışa uzanan ilahî ihsan.

  2. Geçim ve düzen sağlayan ihsanlar

    Saymakla bitmeyen rızıklar, aile-evlat, helâl-tayyib rızık ve dinî düzenin tamamlanması.

  3. Övgü formülü (niʿm)

    Bir şeyin kusursuz uygunluğunu ve yerindeliğini tebcîl eden kalıp.

  4. Davarlar (al-anʿâm): hayatı kolaylaştıran yaratıklar

    Isınma, yiyecek, barınak ve ibadette kurban vesilesi; ayrıca şuursuz tüketime benzetme.

  5. Kalıcı sevinç diyarı (naʿîm)

    Âhiretteki huzur ve hoşluk yurdu; akan ırmaklar ve görülen sevinç.

Biçimlerin kullanımı

نِعْمَة
Bağışla gelen esenlik, kurtarış ve yarar; tanınır, anılır, tamamlanır veya inkâr edilir.
أَنْعَمَ
Birine esenlikli hâl sağlamak; zararı uzaklaştırıp durumunu iyileştirmek.
نَعِيم
Sürüp giden hoş ve huzurlu hâl; özellikle âhiretteki sevinç yurdu.
نَّعَم
Davar; geçimi kolaylaştıran hayvanlar ve şuursuz tüketime benzetme.
نِعْمَ
Övgü fiili; bir şeyin üstün uygunluğunu “ne güzeldir” diye belirtme.
نَّاعِمَة
Rahat ve aydın çehre; esenlik içinde parlayan yüz.

Güven: Güçlü · incelenen 64 ayetin 42'i açıklandı (%66) · toplam 128 ayetten dengeli örnek

Biçimler ve kullanım alanları çok sayıda ayette tutarlı biçimde dağılmıştır.

Açık soru: Davar adıyla esenlik anlam alanı arasındaki iç bağ, sadece kullanım işlevlerinden okunabiliyor; etimolojik gerekçe metne eklenmemelidir.

Bu okuma Arapça metinden ve kökün geçtiği ayetlerden çıkarıldı; meal yalnızca yardımcı olarak kullanıldı. Ayete dayanmayan iddialar otomatik silindi. Ayetlere tıklayıp kendin tart.

Kur'an'daki izi

61 sûreye yayılıyor; mushaf sırasında ilk kez 1:7'de.

FâtihaNâs
Mekkî · 86Medenî · 42
isim · 104fiil · 36

Yoldaş kökler

Aynı ayetlerde bu kökle en sık birlikte geçenler. Bu bir istatistiktir, eş anlam iddiası değildir — farkı ders ortaya koyar.

Aldığı yüzler · 64

Aynı üç harf, bu kadar farklı kelime veriyor. Anlam ailesi burada görünür — sözlük anlamıdır, hüküm değildir.

ٱلأَنعَٰمِ11ٱلنَّعِيمِ10نِعمَتَ8نِعمَةَ7أَنعَمَ5فَنِعمَ5أَنعَمتَ4وَٱلأَنعَٰمِ4وَنِعمَ4نِعمَتَهُ4نِعمَ4نِعمَتِيَ3أَنعَمتُ3نِعمَتِي3أَنعَمنَا3نَعِيمٖ3بِنِعمَةٖ2كَٱلأَنعَٰمِ2نِّعمَةٖ2ٱلأَنعَٰمُ2أَنعَٰمٗا2نِعمَةٞ2نِعمَتَكَ2بِنِعمَتِ2نِعمَةٗ2بِنِعمَةِ2وَلِأَنعَٰمِكُم2فَنِعِمَّا1بِنِعمَتِهِٓ1نِعِمَّا1ٱلنَّعَمِ1أَنعَٰمٞ1وَأَنعَٰمٌ1وَأَنعَٰمٞ1نِّعمَةً1أَنعَمَهَا1نَعِيمٞ1وَٱلأَنعَٰمُ1نَعمَآءَ1وَٱلأَنعَٰمَ1

Geçtiği ayetler · ilk 30

  1. 1:7O kendilerine nimet verdiğin mutlu kimselerin yoluna; o gazaba uğramışların ve o sapmışların yoluna değilأَنعَمتَ
  2. 2:40Ey İsrailoğulları, size verdiğim nimetimi hatırlayın, bana verdiğiniz sözü tutun ki, ben de size verdiğim sözü tutayım ve sadece benden korkunنِعمَتِيَ
  3. 2:47Ey İsrailoğulları! Size verdiğim nimeti ve vaktiyle sizi âlemlere üstün kıldığımı hatırlayınنِعمَتِيَ
  4. 2:122Ey İsrailoğulları! Sizlere ihsan ettiğim nimetimi ve sizi vaktiyle âlemdeki ümmetlere üstün tuttuğumu hatırlayınنِعمَتِيَ
  5. 2:150Her nereden yola çıkarsan yüzünü Mescidi Haram'a doğru çevir, ve her nerede olsanız yüzünüzü ona doğru çevirin ki insanlar için aleyhinizde bir delil olmasın. Ancak içlerinden haksızlık edenler başka. Siz de onlardan korkmayın, benden korkun. Hem üzerinizdeki nimetimi tamamlayayım, hem gerek ki doğru yolu bulasınızنِعمَتِي
  6. 2:211İsrailoğullarına sor: Biz onlara ne kadar açık âyetler vermiştik. Fakat Allah'ın nimetini her kim kendisine geldikten sonra değiştirirse, şüphe yok ki, Allah'ın azabı çok şiddetlidirنِعمَةَ
  7. 2:231Kadınları boşadığınız zaman iddetlerini bitirdiklerinde, artık kendilerini ya iyilikle tutun veya güzellikle salın. Yoksa haklarına tecavüz için zararlarına olarak onları tutmayın. Her kim bunu yaparsa nefsine zulmetmiş olur. Sakın Allah'ın âyetlerini alay konusu edinmeyin, Allah'ın üzerinizdeki nimetini, size kendisiyle öğüt vermek üzere indirdiği kitap ve hikmeti hatırlayıp, düşünün. Hem Allah'tan korkun ve bilin ki Allah her şeyi bilirنِعمَتَ
  8. 2:271Sadakaları açıkça verirseniz o, ne iyi olur; yok eğer onları gizler de fakirlere öyle verirseniz bu sizin için daha hayırlıdır ve günahlarınızın birçoğunun bağışlanmasına sebep olur. Bilin ki, Allah, her ne yaparsanız hepsinden haberdardırفَنِعِمَّا
  9. 3:14İnsanlara kadınlar, oğullar, yüklerle altın ve gümüş yığınları, salma atlar, davarlar, ekinler kabilinden aşırı sevgiyle bağlanılan şeyler çok süslü gösterilmiştir. Halbuki bunlar dünya hayatının geçici faydalarını sağlayan şeylerdir. Oysa varılacakyerin (ebedî hayatın) bütün güzellikleri Allah katındadırوَٱلأَنعَٰمِ
  10. 3:103Hep birlikte Allah'ın ipine (kitabına, dinine) sımsıkı sarılın. Parçalanıp ayrılmayın. Allah'ın üzerinizdeki nimetini düşünün. Hani siz birbirinize düşmanlar idiniz de, O, kalplerinizi birleştirmişti. İşte O'nun (bu) nimeti sayesinde kardeşler olmuştunuz. Yine siz, bir ateş çukurunun tam kenarında iken oradan da sizi O kurtarmıştı. İşte Allah size âyetlerini böyle apaçık bildiriyor ki, doğru yola eresinizنِعمَتَ
  11. 3:136İşte onların mükafatı (ödülleri) Rableri tarafından bağışlanma ve altından ırmaklar akan, ebedî kalacakları cennetlerdir. Çalışanların mükafatı ne güzeldirوَنِعمَ
  12. 3:171Onlar, Allah'ın nimetini, keremini ve Allah'ın, müminlerin ecrini zayi etmeyeceğini müjdelerlerبِنِعمَةٖ
  13. 3:173İnsanlar onlara: "Düşmanlarınız size karşı ordu topladı, onlardan korkun." dediklerinde, bu, onların imanını artırdı ve şöyle dediler: "Allah bize yeter. O ne güzel vekildirوَنِعمَ
  14. 3:174Bunun üzerine kendilerine hiç bir kötülük dokunmadan Allah'ın nimeti ve lütfuyla geri döndüler ve Allah'ın rızasına uydular. Allah büyük lütuf sahibidirبِنِعمَةٖ
  15. 4:58Allah size, emanetleri ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emrediyor. Allah, bununla size ne güzel öğüt veriyor. Şüphesiz ki Allah her şeyi hakkıyla işiten, hakkıyla görendirنِعِمَّا
  16. 4:69Kim Allah'a ve Peygambere itaat ederse işte onlar, Allah'ın kendilerine nimet verdiği peygamberlerle, sıddıklarla, şehidlerle, iyilerle birliktedir. Bunlar ne güzel arkadaştırأَنعَمَ
  17. 4:72Şüphesiz içinizden bir kısmı vardır ki, pek ağır davranır. Eğer başınıza bir musibet gelirse: "Allah bana lutfetti de onlarla beraber bulunmadım." derأَنعَمَ
  18. 4:119Allah o şeytana lanet etti. Ve o da: "Elbette senin kullarından belirli bir pay alacağım, onları mutlaka saptıracağım, onları boş kuruntulara sokacağım, ve onlara emredeceğim de hayvanların kulaklarını yaracaklar, onlara emredeceğim de Allah'ın yaratışını değiştirecekler" dedi. Kim Allah'ı bırakıp da şeytanı dost edinirse, şüphesiz o, apaçık bir ziyana uğramış olurٱلأَنعَٰمِ
  19. 5:1Ey iman edenler! Sözleşmeleri yerine getirin. İhramlı iken avlanmayı helal saymamanız şartıyla, çeşitli hayvanlar size helal kılındı. Ancak haram oldukları size okunacak olanlar müstesna. Şüphesiz Allah dilediği hükmü verirٱلأَنعَٰمِ
  20. 5:3Leş, kan, domuz eti, Allah'tan başkasının adı anılarak kesilen; boğulmuş, vurulmuş, yukardan düşmüş, boynuzlanmış, canavar yırtmış olup da canlı iken kesmedikleriniz; dikili taşlar (putlar) üzerine boğazlanan hayvanlar ve fal oklarıyla kısmet (şans) aramanız size haram kılındı. Bunların hepsi doğru yoldan çıkmaktır. Bugün kâfirler, dininize karşı ümitsizliğe düşmüşlerdir. Onlardan korkmayın, benden korkun. Bugün dininizi kemale erdirdim, size nimetimi tamamladım. Size din olarak İslâmı beğendim. Kim açlıktan daralır, günaha istekle yönelmeden bunlardan yemek zorunda kalırsa, ona günah yoktur. Çünkü Allah bağışlayan, merhamet edendirنِعمَتِي
  21. 5:6Ey iman edenler! Namaz kılmaya kalktığınız zaman, yüzlerinizi ve dirseklere kadar ellerinizi yıkayın. Başlarınızı meshedin, iki topuğa kadar da ayaklarınızı yıkayın. Eğer cünüp iseniz temizlenin. Hasta iseniz, yahut yolculukta iseniz, yahut biriniz abdest bozmaktan gelmişse yahut kadınlara dokunmuşsanız, su da bulamamışsanız, temiz bir toprağa teyemmüm edin. Bunun için de yüzlerinizi ve ellerinizi o toprakla meshedin. Allah size bir güçlük çıkarmak istemiyor, fakat sizi temizlemek ve şükredesiniz diye de üzerinizdeki nimetini tamamlamak istiyorنِعمَتَهُ
  22. 5:7Allah'ın, üzerinizdeki nimetini ve "İşittik, itaat ettik" dediğinizde sizden aldığı ve kendisiyle sizi bağladığı ahdini hatırlayın. Allah'tan korkun, çünkü Allah göğüslerin özünü çok iyi bilirنِعمَةَ
  23. 5:11Ey iman edenler! Allah'ın size olan nimetini hatırlayın. Hani bir topluluk size el uzatmaya (tecavüze) yeltenmişti de, O (Allah) onların ellerini sizden çekmişti. Allah'tan korkun. Müminler yalnız Allah'a dayansınlarنِعمَتَ
  24. 5:20Musa kavmine şöyle demişti: "Ey kavmim! Allah'ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın. O, içinizden peygamberler çıkardı. Sizi hükümdarlar yaptı. Ve âlemlerde hiçbir kimseye vermediğini size verdiنِعمَةَ
  25. 5:23Allah'tan korkan ve Allah'ın kendilerine nimet verdiği iki adam şöyle dedi: "Onların üzerlerine kapıdan girin. Oradan girerseniz muhakkak galip gelirsiniz. Eğer layıkıyla inanıyorsanız yalnız Allah'a dayanınأَنعَمَ
  26. 5:65Eğer kitap ehli iman etmiş ve layıkıyla korunmuş olsalardı, onların kötülüklerini örter, nimeti bol olan cennetlere koyardıkٱلنَّعِيمِ
  27. 5:95Ey iman edenler, ihramlı iken av hayvanı öldürmeyin. İçinizden kim kasten onu öldürürse, yaptığı işin vebalini tatması için, öldürdüğü hayvanın dengi ona cezadır ki, Kâbe'ye ulaşacak bir kurban olmak üzere buna yine içinizden iki adaletli kişi hükmeder; yahut (ceza olmak üzere) bir keffarettir ki, ya o nisbette fakirleri doyurmak, yahut onun dengi oruç tutmaktır. Allah geçmişi affetmiştir. Fakat kim de bu suçu tekrarlarsa, Allah ondan intikamını alır. Allah damia gâliptir, intikam sahibidirٱلنَّعَمِ
  28. 5:110Allah şöyle diyecektir: "Ey Meryemoğlu İsa! Sana ve annene olan nimetimi hatırla! Hani seni Rûhu'lKudüs (Cebrâil) ile desteklemiştim. Beşikteyken ve kemâle ermişken insanlarla konuşuyordun. Sana yazıyı, hikmeti, Tevrat'ı ve İncil'i öğretmiştim. İznimle çamurdan kuş şeklinde bir şey yapmış ve ona üflemiştin, o da iznimle kuş olmuştu. Anadan doğma kör olanı ve alaca hastalığına yakalanmış kimseyi iznimle iyileştirmiştin. Ölüleri iznimle (hayata) çıkarmıştın. İsrailoğulları'na âyetlerle geldiğin ve onlardan inkâr edenlerin: "Bu ancak apaçık bir sihirdir" dedikleri zaman seni, onlardan korumuştumنِعمَتِي
  29. 6:136Allah'ın yarattığı ekin ve hayvanlardan Allah'a bir hisse ayırmakta ve kendilerince: "Bu, Allah'a ait; şu da ortaklarımıza ait" demektedirler. Ortakları için olan hisse Allah'a ulaşmamakta, fakat Allah'a ayrılan hisse ortaklarına ulaşmaktadır. Verdikleri hüküm ne kötüdürوَٱلأَنعَٰمِ
  30. 6:138Zanlarınca dediler ki: "Bunlar dokunulmaz hayvanlar ve ekinlerdir. Bunları bizim dilediğimizden başkası yiyemez. Bunlar da sırtına binilmesi yasaklanmış hayvanlar." Bir kısım hayvanları da üzerlerine Allah'ın adını anmadan boğazlarlar. Bütün bunları Allah'a iftira ederek yaparlar. Allah onları iftiralarıyla cezalandıracaktırأَنعَٰمٞ

Bu kök 128 ayette geçiyor; ilk 30 tanesi gösteriliyor.

Kök ve kelime çözümlemesi Quranic Arabic Corpus'tan (GNU GPL). NÛR burada anlam yorumu yapmaz.